Virginia Woolf – Mrs. Dalloway

Mrs. Dalloway Kitap Kapağı Mrs. Dalloway
Virginia Woolf
Kırmızı Kedi Yayınevi
208

Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Londra. Sıcak bir yaz günü Clarissa Dalloway o akşam vereceği büyük partiye hazırlanmaktadır. Aynı gün Hindistan'dan beklenmedik bir ziyaretçi gelir: İlk aşkı Peter Walsh. Onun bu apansız gelişi uzak bir geçmişin anılarını, eski arkadaşlıkları ve Clarissa'nın gençliğinde yaptığı tercihleri canlandırır zihninde. Bütün yaşamı, ilişkileri ve sıradan, tekdüze evliliğine götüren olaylar bir bir geçer gözlerinin önünden.

Clarissa çevresinde sürüp giden hayata ve o hayatın içindeki sayısız insana odaklanırken, yazar da çeşitli karakterler arasında gidip gelir ve onların yaşadıklarını Mrs. Dalloway'in akıp giden gününün içine yerleştirir. Virginia Woolf, 'Clarissa Dalloway'in hayatında bir gün' ü, en yetkin temsilcisi olduğu bilinçakışı tekniğiyle anlattığı bu romanında, erkekle kadın ve iki kadın arasındaki ilişkilere de bir pencere açıyor; karakterlerin her birinin iç dünyasına okuru da dahil ediyor; geçmişe ait benzersiz ama acı veren imgeleri bugünün imgelerine katıyor, toplumun dayattıklarının altında boğulan arzuları incelikle işliyor. Hayatı ve dış dünyayı her bir karakterinin gözünden ve zihninden muhteşem bir çözümlemeyle sunarken, zamanının ruhunu da başarıyla yansıtıyor.

Mrs. Dalloway, Türkiye'de ilk yayımlanışından 35 yıl sonra İlknur Özdemir'in çevirisiyle yeniden okurlarıyla buluşuyor.

Virginia Woolf – Orlando

Orlando Kitap Kapağı Orlando
Virginia Woolf
Kırmızı Kedi Yayınevi
260

Virginia Woolf'un, yakın arkadaşı, karizmatik, biseksüel yazar Vita Sackville-West için yazdığı Orlando, eğlenceli, fantastik bir 'sahte biyografi'. Canı istediğinde bukalemun gibi biçim, daha doğrusu cinsiyet ve kimlik değiştiren tarihi bir karakterdir Orlando. Erkek olarak başladığı hayatını kadın olarak sürdürür, on altıncı yüzyılda soylu bir aileye doğar, birkaç yüzyılı hızla yaşar, bir gecede cinsiyet değiştirir, yirminci yüzyılın ilk yarısına bir kadın yazar kimliğiyle ulaşır. Delikanlılığında Kraliçe'nin sevgilisi olur, İngiltere Kralı tarafından İstanbul'a büyükelçi olarak gönderilir; Çingenelerin arasında da yaşar, saraylarda da; edebiyat sevdalısı, melankolik bir şairdir; çeşitli kimliklerde çıkar karşımıza Orlando ve değişken ruh halleriyle, yaptıklarıyla hep şaşırtır. Viktorya Dönemi değerlerini eleştiren ve cinsiyet, özgüven, hakikat, kimlik, kişinin toplumdaki yeri, edebiyat gibi konulara şiirsel bir üslupla dokunan Woolf'un kendi deyişiyle Orlando, yazarlık yaşamında tasasız bir tatil; kafaları karıştırıyor, ne yana döneceği belli olmuyor ve bu yüzden de keyifli.

"Kuşkusuz Woolf'un en yoğun eseri, çağımızın da en olağandışı romanlarından biri."
-Jorge Luis Borges-

Nihat Genç – Arkası Karanlık Ağaçlar

Arkası Karanlık Ağaçlar Kitap Kapağı Arkası Karanlık Ağaçlar
Nihat Genç
Kırmızı Kedi Yayınevi
200

"Şu, bu?tu?n hayata kuvvet veren. Tu?m ormanı kucaklayan, şu arkası karanlık ağaçların yanına, usulca girebilsem. Şu zırva du?nyadan kurtulup, karanlıklara gömu?lu? köyu?n ardındaki ormanların içine... Kuşlar geliyor, 'o du?nyanın en gu?zel ağbisi, işte bak okuttu seni, öğretti sana, soylu bir mesleğin oldu, sakın ağlama!' Başka bir serinliği var ağaçların, çiğ damlaları başka, kurumuş kuş tu?yleri başka, yabancısı olmadığım bir yer. Geniş bir du?zlu?k saklıyor içinde. Orada simsiyah gözlu? yorgun atlar olmalı, çok çalışmışlar, koşmuşlar, kardeşlerini, ailesini utandırmamış, aç koymamış.

Yol uzuyor, meşhur laf, hayat devam ediyor diyor birileri. Arkası karanlık ağaçlarla aramda bir perde, bir cam. O kadar sildim ki bu camı... Bir gu?n ben bile farketmeden, dalgınlıkla kırıverip gidebilmek için; çocukluğumdan beri gölgesi sırtına yerleşmiş arkası karanlık bu ağaçların yanı başına..."

Nihat Genç – İhtiyar Kemancı

İhtiyar Kemancı Kitap Kapağı İhtiyar Kemancı
Nihat Genç
Kırmızı Kedi Yayınevi
222

"İnanılır gibi değil, inat etti, kalabalığın tanıdığı tek bir şarkı çalmadı. Tek bir neşeli parça da çalmadı.

Oysa mu?şteri toplayabilmek için pekâlâ gu?nu?n modası şarkılar çalmalıydı. Artık kırılacak, çıtırdayacak izlenimi veren, kurumuş ve tozlanmış kemanının kokusu, yuvarlak köşeleri, yıllarca kitap arasında saklanmış, yaprakları yapışmış bir çiçek gibi. Bazen, nesli tu?kenmiş şık mantolu, yaşlı, ruj su?rmu?ş ihtiyar kadınlar önu?nde durur, hıçkırarak ağlardı. Kendisi ağlamaz. O soğuk, paslı demir gibi yaşlı yu?zlere, kelebek simi işliyor gibi, çok ciddi! Ama, geç vakit toplanıp giderken, kurumuş göz pınarlarının u?stu?nde parlayan tuz parçaları göru?rdu?m. Çok dalgalanmış deniz gibi. Ölu?msu?zlu?k istiyorsak o tuzdan biriktirmeliyiz."

Soner Yalçın – Saklı Seçilmişler

Saklı Seçilmişler Kitap Kapağı Saklı Seçilmişler
Soner Yalçın
Kırmızı Kedi Yayınevi
504

Siz onları değil; onlar sizi seçti

Bir film düşün.

İlk sahne sıradan bir olayla başlar.

Film ilerledikçe gelişmelere inanamazsın.

Dehşete kapılırsın.

Film biter. Etkisinden kurtulamazsın.

Korkarsın.

Bu kitabın yazım sürecinde ben bunları yaşadım.

İlk sahne:

Altı yıl önceydi.

Medyaya her cümlesi yalan olan bir haber sızdırıldı.

Peşine düştüm..

Bir Soner Yalçın Araştırması

Aleksandr Puşkin – Dubrovski

Dubrovski Kitap Kapağı Dubrovski
Aleksandr Puşkin
Kırmızı Kedi Yayınevi
148

Rus edebiyatının kurucularından ve en büyük isimlerinden biri olarak görülen Aleksandr Puşkin, 1837 yılında bir düello sonucu vakitsiz ölünce, yapıtları yarıda kalmıştı: Haksızlık karşısında isyan eden ama aşk karşısında boyun eğen romantik kahramanıyla Dubrovski de son döneminde yazdığı, ölümünden sonra basılan bu yapıtlardan biriydi.Puşkin, Çarlık Rusyası'ndaki büyük çiftlik sahiplerinin kaprisli ve hırslı ilişkilerini, toprağa bağlı köylülerin birer mal gibi alınıp satılabildiği koşullarını ve malikâne sahiplerini tedirgin eden köylü ayaklanmalarını ele alır. Ayaklanmanın önderliğini, soylu ve subay olmasına rağmen adalet için insanlarıyla birlikte Robin Hood'vari bir "zenginden alıp yoksula verme" düzeneği kuran Dubrovski'ye vermesiyle yazar, dönemine göre ilerici yanını da göstermiştir.

"Çetenin lideri zekâsı, cesareti ve soyluluğuyla ün yaptı. Onunla ilgili mucizeler anlatılıyordu; Dubrovski adı bütün dillerdeydi, herkes cesur canilere öncülük edenin ondan başkası olamayacağına inanıyordu."

Samuel Beckett – Mercier İle Camier

Mercier İle Camier Kitap Kapağı Mercier İle Camier
Samuel Beckett
Kırmızı Kedi Yayınevi
144

Beckett’in en anlaşılır, en erişilir, hatta en eğlenceli eserlerinden biri, denir. Yazarın ilk Fransızca uzun düzyazı denemesidir, denir. 1946’da yazıldı ama son anda vazgeçti de ancak 1970’te basılabildi, denir. İngilizceye de yine kendisi çevirdi, denir. Didi ile Gogo’nun ruh ikizleridir desek yanlış olmaz, da denir.

Aşktan da Üstün 50 Film

Aşktan da Üstün 50 Film Kitap Kapağı Aşktan da Üstün 50 Film
Kolektif
Kırmızı Kedi Yayınevi
170

İçinde bulunduğumuz sinema atmosferi, iyisi kötüsü ile birçok tuzağı, tuzaklardan kaçış yolunu, kurtuluş ve mahvoluş alanlarını barındırıyor. Arka Pencere, yaşadığınız bu bina içinde sizin kurtuluşa ya da mahvoluşa kaçış noktanız olabilir. Oradan ihtiyacınız olan her türlü mühimmatı gizlice evinize taşıyabilirsiniz. Komşularınızı ve gizli kalmaya mahkum cinayetlerini izleyebilir, türlü türlü iyiliğin, hinliğin ve icraatın peşinde koşabilirsiniz. Yeter ki işinizi 'aşktan da üstün' bir duyguyla yapıp, sonunda aşkın her şeyi sarıp sarmaladığını fark edin... Kanımca, kötü eleştiri iyi eleştiriyi kovar. Dolayısıyla iyi eleştirinin ve sinema aşkının gövermesi için bu seçkiyi önemli bulduğumu belirtmem gerek. Seçkinin ileride yayımlanacak öteki yazılarla daha da gelişip büyüyeceğini, bize başka arka pencereler sunacağını umuyorum.
Derviş Zaim

Sinema hakkında yazmak ile sinema yapmak aras?ndaki ayrım bizim için çok önemli değil. İşin gerçeği, bugün filmler hakkında konuşmaktan en çok zevk aldığımız insanlar sinema yazarları. Bir grup sinema yazarının yaklaşık bir yıl önce bağımsız olarak kurdukları Arka Pencere'yi düzenli olarak takip ediyoruz, Hitchcock'un film adlarından oluşturdukları kendilerine özgü bir yazı evrenleri var. Bağımsız olduklarını da özellikle vurgulamak gerek.
Yağmur Taylan, Durul Taylan

Yazarlardan demek istemiyorum, sinemaseverler için sinemaseverlerden bir toplama, arkadaşlarınızla "Oğlum süper filmdi!" diye göz atacağınız bir başucu kitabı, sevgilinize hava atacağınız koleksiyonu az çok düzenleyecek yardımcı kitap. Ya da "Cennet Sineması"nın sonu gibi bir kitap diyelim kısaca da, gözlerimiz dolsun...
İnan Temelkuran

Glenn Meade – Son Tanık

Son Tanık Kitap Kapağı Son Tanık
Glenn Meade
Kırmızı Kedi Yayınevi
436

Yugoslavya parçalanmakta, dünyanın Nazilerden sonra verdiği bütün sözlere rağmen Avrupa'nın göbeğinde bir başka soykırım yaşanmaktadır. Koalisyon kuvvetleri, Saraybosna'nın eteklerinde bulunan Omarska Kampı'ndaki katliamdan sağ kurtulmayı başarmış, ancak yaşadığı derin travma yüzünden konuşmaktan bile aciz küçük bir kız bulur. New York'lu bir hukukçu olan Carla Lane'in, yıllar önce Yugoslavya'da yaşanan "etnik temizlik"le ilgili pek az bilgisi vardır. Genç kadın, hamiledir ve müzisyen kocasıyla ideal bir hayat sürmektedir. Ancak kocasının gizemli bir suikastta öldürülmesiyle, Carla'nın zihnini bir süredir meşgul eden garip görüntüler şiddetlenir. Bunların izini süren genç kadın, çocukluğunda ağır bir psikolojik tedavi gördüğünü ve psikiyatristinin ona annesinin günlüğünü vermesiyle, ailesinin 20 yıl önce Bosna'daki bir ölüm kampında, büyük bir vahşetin kurbanları olduğunu öğrenir. Carla'yı zorlu bir sınav beklemektedir. Gerçek kimliklerini saklamak ve kurdukları suç imparatorluğunu muhafaza etmek adına kanlı geçmişlerinden geriye kalan son tanığı da susturmaya kararlı olan suçluları bulmalıdır.

Glenn Meade – Buz Kapanı

Buz Kapanı Kitap Kapağı Buz Kapanı
Glenn Meade
Kırmızı Kedi Yayınevi
384

Hayatını yoksul müvekkillerine adamış avukat Jennifer March, gençliğinin bittiği günün anısıyla yaşamak zorundadır: Bir yatırım bankasında yönetici olan babası, İsviçre'ye yaptığı bir seyahatte kaybolur; aynı günlerde, evlerine yapılan bir saldırıda annesi vahşice öldürülür, erkek kardeşi yaralanır ve kendisine de tecavüze kalkışılır. Yıllar sonra kardeşi, müvekkilleri ve tek dostu, polis memuru Mark Ryan'dan ibaret basit hayatı bir anda, yeniden altüst olur; Alpler'in sırtındaki bir buzul yarığında bulunan bir ceset, Jennifer March'ı yeniden geçmişe döndürür. Babasının asıl kimliğini ve neden ortadan kaybolduğunu öğrenme ümidiyle Avrupa'ya doğru yola çıkan Jennifer, kuşkulu karakterlerin ördüğü, sürekli değişen bir örümcek ağında yaşanan yüksek tempolu bir kovalamacada çırpınan bir kurban haline gelecektir.

Glenn Meade – Kar Kurdu

Kar Kurdu Kitap Kapağı Kar Kurdu
Glenn Meade
Kırmızı Kedi Yayınevi

Ocak 1953.

Soğuk Savaş’ın en gergin dönemi. Başkan Eisenhower, Stalin’in akli dengesinin bozulduğuna ilişkin ürkütücü bir istihbarat alır. Daha da kötüsü, SSCB’nin Üçüncü Dünya Savaşı’nı başlatabilecek nükleer bomba programının tamamlanmakta olduğunu öğrenir. Bu haber Eisenhower’ın başkanlık yemin töreninden yalnızca birkaç saat sonra, hiçbir Amerikan başkanının cüret edemeyeceği bir karar almasına neden olacaktır: Stalin’e suikast!

Dünyadaki güç dengesini değiştirecek

“Kar Kurdu” Operasyonu’na onay verilmiştir artık. KGB’nin aldığı istihbaratla açığa çıkan bu operasyon Moskova’da bir insan avına dönüşür. Fakat avın ve avcının kim olduğu belli değildir.

“Gerilimli bir aksiyon ve soluksuz okutan müthiş bir heyecan duygusu, ilginç ve düşündürücü bir doruğa ulaşıyor.”

-The Sunday Times-

Glenn Meade – Sakkara’nın Kumları

Sakkara'nın Kumları Kitap Kapağı Sakkara'nın Kumları
Glenn Meade
Kırmızı Kedi Yayınevi
572

Kasım 1943. İkinci Dünya Savaşı’nın bütün hızıyla sürdüğü günler. Adolf Hitler, görülmemiş cüretkârlıkta bir görev verir adamlarına: Müttefiklerin Avrupa’yı istilası konulu gizli bir konferans için Kahire’ye gidecek olan Amerikan Başkanı Franklin D. Roosevelt ile İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in öldürülmesi; çünkü böyle bir istila gerçekleşirse Almanya bir anda yenilgiye uğrayacaktır.

Hitler’in verdiği bu tehlikeli görevi yerine getirebilecek tek bir kişi vardır: Binbaşı Johann Halder,  Almanların gizli istihbarat örgütü Abwehr’in en parlak, en gözü pek adamlarından biri. Yanında uzmanlardan oluşan bir ekip ve genç ve güzel Mısırbilimci Rachel Stern’le birlikte yola çıkan Halder, Kahire’ye giderken amansız bir çölde zamana karşı yarışmak zorundadır. Ya verilen görevi başarıyla yerine getirecek ya da hem kendi hayatını kaybedecek hem de oğlu ölebilecektir.

Bu planı öğrenen Amerikan gizli istihbarat örgütü en iyi elemanlarından biri olan Yarbay Harry Weaver’ı, Halder’i ve ekibini avlayıp yok etmekle görevlendirir. Ancak hem Weaver hem de Halder ve Rachel Stern için söz konusu olan sadece savaşın dengesi ve Müttefik liderlerin hayatları değildir, ölüme kadar giden çılgınca bir yarışta sınanan aşk ve arkadaşlıktır da.

Ala Sivas – İtalyan Sinemasına Bakış

İtalyan Sinemasına Bakış Kitap Kapağı İtalyan Sinemasına Bakış
Ala Sivas
Kırmızı Kedi Yayınevi
184

İtalyan sinemasının dünya sinema tarihine en büyük armağanlarından biri olan usta yönetmen Federico Fellini, "Sinemamız için izlenmesi gereken tek yol filmler yapmak, daha iyi filmler yapmak" sözleriyle gelecek nesillere ışık tutmaktaydı. Bugün Fellini'siz, Pasolini'siz, De Sica'sız ve daha pek çok ustanın yokluğunda yola devam eden İtalyan sineması, 60'lı yılların 'mucizevî filmler'ini geride bırakmış olsa da değişen endüstriyel dinamikleri, anlatısı ve yeni yönetmenleriyle adından söz ettirmektedir.
İlk yıllardan günümüze dek İtalyan sinemasının tarihsel adımlarına ulusal tarih, siyasi değişimler ve ekonomik dinamiklerin penceresinden bakan İtalyan Sinemasına Bakış, ilk İtalyan filmi Roma'nın Fethi'nden son yılların uluslararası başarıları Gomorra ve Il Divo'yu da kapsayan bir kronolojiyi okuma imkânı sağlıyor. Kitapta sessiz filmlerden Yeni Gerçekçilik'in öncülerine, mucizevî ekonomik yükselişten İtalyan usulü güldürünün acıtan gülümsemelerine, televizyonun esaretinde yok olmaya yüz tutan sinema dilinden 80'li yılların bireysel arayışlarına, 90'lı yılların Yeni-Yeni Gerçekçilik tartışmalarından 2000'lerin auteur'lerine bir ülke sinemasının panoraması ele aldığı gibi Amerikan sinemasının hâkimiyetindeki pazarda gerek yeni prodüktörlerin gerekse yeni kuşak yönetmenlerin adımlarıyla istikrar sağlama yolundaki çabaları takip ediliyor.

Sara Raasch – Ateş Gibi Buz

Ateş Gibi Buz Kitap Kapağı Ateş Gibi Buz
Kül Gibi Kar Serisi 2. Kitap
Sara Raasch
Kırmızı Kedi Yayınevi
464

Tekrar kurulan bir KRALLIK. Esrarengiz bir BÜYÜ. Dünyanın bir ucuna yapılan YOLCULUK. Meira Hem Kraliçe Hem de Bir Savaşçı Olabilecek  mi?

“Hem olay örgüsü hem anlatımı olağanüstü. Hararetle tavsiye ediyoruz.”

-School Library Journal-

“Yeni bir toplum, etkileyici bir serüven ve bir aşk; hepsi büyük bir fantastik destanda birleşmiş.”

-Ala Booklist-

Jose Saramago – Filin Yolculuğu

Filin Yolculuğu Kitap Kapağı Filin Yolculuğu
Jose Saramago
Kırmızı Kedi Yayınevi
200

Kıta Avrupası'nın en batısından, Lizbon'dan Viyana'ya doğru yola çıkan bir fil ile bakıcısı yoksul Subhro'nun ve bu tuhaf yolculuğun hikâyesidir Filin Yolculuğu. 16. yüzyılda, Portekiz kralı III. João, kuzeni Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Maximilian'a hediye olarak gönderir fil Süleyman'ı. Süleyman ile Subhro, yanlarında kendilerine eşlik eden Portekiz kralının korumaları ve yardımcı ırgatlarla zorlu yolculuklarına başlarlar. Portekiz'i, İtalya'yı, Alpler'i geçerken hayatlarında ilk kez bir Hintliyle karşılaşan, ilk kez bir fil gören köylüleri ve kasabalıları şaşırtır ve etkilerler. Yolculuğun ikinci bölümünde bizzat İmparator Maximilian ve karısı Maria tarafından karşılanır ve Viyana'ya onlarla birlikte giderler. José Saramago'nun bu en eğlenceli romanında, fil terbiyecisi Subhro'nun erdemi, pasifist felsefesi ve yaşama bakışındaki doğallık ve Süleyman'ın emir kabul etmeyen doğası, yolculuğun ritmini belirlerken, insanların ruhlarında değişimlere yol açar. Hinduizm, mistisizm ve Hıristiyanlık hikâyeleriyle, mucizelerle renklenen romanda Süleyman ve Subhro'nun dokunduğu insanlar, kilisenin söz verdiği türden bir mucizeyle karşılaşmazlar ama bu yabancılar onların ruhlarında derin izler bırakır. Saramago her zamanki ince mizahıyla, muhteşem metaforlarıyla ve insana dair gözlemleriyle olağanüstü bir yolculuğu anlatıyor.