P’u Sung-Ling – Konuk Kaplan

Konuk Kaplan Kitap Kapağı Konuk Kaplan
P'u Sung-Ling
Kırmızı Kedi Yayınevi
96

“Düşlerin ya da daha yerinde bir deyişle, kâbuslara özgü dehliz ve labirentlerin krallığı: Yaşama geri dönen ölüler, aniden kaplana dönüşen yabancı bir ziyaretçi, aslında yeşil suratlı bir şeytanın üzerindeki kürkten başka bir şey olmayan çok güzel bir genç kız. P’u Sung-ling’in öykülerinden oluşan bu kitaba, onlar kadar şaşırtıcı ve umutsuz iki öykü daha ekledik. Yazarı büyük bir olasılıkla Cao Xueqin olan Kırmızı Köşk Düşleri XVIII. yüzyılda yazılmıştır. ‘Pao-Yu’nun düşü’, Lewis Carroll’ın Alice Harikalar Diyarında adlı yapıtında Alice ile Kırmızı Kralın birbirlerini düşledikleri bölümün ön anlatımıdır. Başlığı erotik bir eğretileme olan ‘Ay ve Rüzgâr Aynası’ ise belki de yazın sanatında tek başına duyulan cinsel hazzın onurlu ve kederli biçimde işlendiği tek anlatıdır.” -Jorge Luis Borges-

Samed Behrengi – Tarhun

Tarhun Kitap Kapağı Tarhun
Samed Behrengi
Kırmızı Kedi Yayınevi
68

Güzel Tarhun, bir tüccarın yedi kızından biri ve en küçükleridir. Altı ablası yemek yemeyi ve güzel giyinmeyi severler, günlerini boş şeylerle uğraşarak, yararlı hiçbir şey yapmayarak geçirirler. Altısı da evlidir, ama onların eşleri de tembeldir, günde sadece iki-üç saat çalışır, kalan zamanlarını evde eğlenerek, dinlenerek geçirirler. Tarhun ablalarına hiç benzemez. Hatta çevresinde olup bitenle de pek ilgilenmez. Bir gün babaları büyük bir kutlama yapmak ister; bütün ablaları ondan değerli şeyler isterler ama Tarhun öyle bir şey ister ki, babası ne kadar arasa da onun istediğini bulamaz. Sonunda kendisine hiç ummadığı biri yardım eder ve böylece serüven başlar.

Doris Lessing – Anılar

Anılar Kitap Kapağı Anılar
Doris Lessing
Kırmızı Kedi Yayınevi
852

Nobel ödüllü yazar Doris Lessing'in (1919-2013) iki ciltlik otobiyografisinin ilk cildi Tenimin Altında, yazarın İran'daki bir İngiliz ailesinin kızı olarak doğumu, Güney Rodezya'ya gidişi ve oradaki hayatını konu alarak yaşamının 1949'a kadar olan kısmını kapsıyor. Lessing bu kitapta bir birey olarak bilincinin, bir kadın olarak cinselliğinin ve modern insan olarak siyasi kimliğinin gelişimine ağırlık verirken, bir yandan da 20. yüzyıldaki dünya savaşlarının sıradan insanların üzerinde sebep olduğu onulmaz yıkım ve sömürge topraklarındaki ırkçılığa dair kendi hatıralarından kesitler sunuyor. Otobiyografinin ikinci cildi Gölgede Yürümek ise yazarın savaş sonrası İngilteresi'ne kucağında oğlu Peter ve elinde ilk romanı Türkü Söylüyor Otlar'ın taslağıyla gelişiyle başlıyor. Lessing bu kitapta komünizmin 1950'lerin entelektüel yaşantısını hâkimiyeti altına alışını ve sonraları kendi neslinin öteki entelektüellerinin çoğu gibi radikal jargon ve siyasetten hayal kırıklığına uğrayarak bu ideolojiyi nasıl ardında bıraktığını anlatıyor. Bunların yanı sıra Lessing genç, yalnız bir anne ve bohem bir yazar olarak tecrübelerine, arkadaşlarına, sevgililerine, siyasal aktiviteleri ve tiyatrodaki deneyimlerine dair hayatından çarpıcı kesitler sunuyor. Doris Lessing'in bu iki ciltlik otobiyografisi, okuyucuya bir yazara ve onun yazın sürecinin derinliklerine temas etme fırsatı vererek, bunun yanı sıra Soğuk Savaş döneminin siyasal, sanatsal ve toplumsal yaşantısına dair eşsiz bir portre çiziyor.

Doris Lessing – Büyükanneler

Büyükanneler Kitap Kapağı Büyükanneler
Doris Lessing
Kırmızı Kedi Yayınevi
344

Çağımızın en önemli ve üretken yazarlarından Nobel ödüllü. Doris Lessing, bu kitaptaki dört kısa romanda, farklı edebiyat türlerinin en yetkin örneklerini sunuyor. Çeşitli insanlık hallerini olağanüstü bir duyarlılıkla betimleyen Lessing, aşkın ve sadakatin, yaşanılan ve hayal edilen hayatların arasındaki sınırı sorguluyor:

-İkinci Dünya Savaşı'nda saf aşkın peşine düşen bir asker…
-Farklı sınıflar ve farklı ten renkleri arasında yasak bir aşk yaşayan genç bir kız…
-Birbirlerinin oğullarına âşık olan iki kadın…
-Kadim bir uygarlığın neden çöktüğünü araştıran bir bilge…

Toplumsal yaşamın adaletsizliklerine direnen capcanlı karakterleri aracılığıyla sevginin yaratıcı ve bazen de yıkıcı gücünü betimleyen Lessing, dört kısa romanı birleştiren sivri ve ironik diliyle, anlatım gücünü bir kez daha kanıtlıyor.

"Olağanüstü bir içgörüye ve şaşırtıcı bir yeteneğe sahip olan yazarın, çok daha önce Nobel ödülünü almış olması gerektiğini kanıtlayan bir başka kitap."
-Chicago Tribune-

"Lessing bundan daha iyi yazmamıştı…"
-New York Times Book Review-

Büyükanneler, 2013 yılında başrollerini Robin Wright ve Naomi Watts'ın paylaştığı "Yasak Aşk" adıyla sinemaya uyarlanmıştır.

Herman Melville – Katip Bartleby

Katip Bartleby Kitap Kapağı Katip Bartleby
Herman Melville
Kırmızı Kedi Yayınevi
80

"Yapmamayı tercih ederim."

On dokuzuncu yüzyıl ortalarında, Wall Street'teki bir hukuk bürosunda çalışan az rastlanır kişilikteki bir kâtibin ağzından çıkan ve onun hayat felsefesini dile getiren bu ünlü cümle, o günden beri tekrarlanıp duruyor.

Kâtip Bartleby, kendisine verilen görevleri yapmamayı tercih ettiğini söyleyerek çalışmanın sınırlarını pasif direnişle çizen bir öncü. İşini son derece kusursuz yapsa da günün birinde 'çalışmamayı tercih eden' Bartleby, hukuk bürosunun sahibi avukatın ağzından anlatılıyor. Kâtibinin inadıyla başa çıkamayan avukat, kapitalizmin kalesinde, devasa binaların duvarlarına bakan masasında, sadece çalışmayı değil yaşamayı da durduran, hiçbir işe yaramayan bu adamdan kurtulmak ister, sonunda akıl ve mantık dışı bir çözüme yönelir. Bartleby'nin hikâyesi, bireyin toplum kurallarına karşı tavrını yansıttığı kadar özgür irade ve determinizm konularına da bir pencere açıyor. Kendini dünyadan soyutlayan, özgürlüğünden taviz vermeyen Bartleby canının istemediği hiçbir şeyi yapmazken kâtibinin çalışmaması karşısında ona hem acıyan hem de öfkelenen avukatın bu direnişe gerekli tepkiyi göstermemesi şaşırtıcı ve düşündürücü.

Kafka'dan Albert Camus'ye kadar önemli yazarlara esin kaynağı olan Kâtip Bartleby, absürd edebiyatın öncülerinden ve Amerikan edebiyatının kült yapıtlarından.

"Bartleby, paravanın arkasında oturduğu yerden son derece yumuşak, ama kararlı bir sesle, 'Yapmamayı tercih ederim,' dediğinde yaşadığım şaşkınlığı, yo, dehşeti bir düşünün."

William Faulkner – Dilek Ağacı

Dilek Ağacı Kitap Kapağı Dilek Ağacı
William Faulkner
Kırmızı Kedi Yayınevi
72

Dilek Ağacı, dünyanın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen, Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi William Faulkner'ın bilinen tek çocuk kitabıdır. Faulkner, Dilek Ağacı'nda birbirinden ilginç kişilerden oluşan bir grubun, efsanevi bir ağacın çevresinde gerçekleşen sürükleyici serüvenini kaleme almıştır.

Düşsel anlatımıyla her sayfasında küçükler kadar büyükleri de şaşırtacak olan bu eşsiz kitap, ilk baskısında yer alan çizimleriyle bir kez daha hayat buluyor.

Pedro Antonio De Alarcon – Ölümün Dostu

Ölümün Dostu Kitap Kapağı Ölümün Dostu
Pedro Antonio De Alarcon
Kırmızı Kedi Yayınevi
128

"'Uzun Boylu Kadın' imgesinin Alarcón'un zihnini meşgul ettiği kuşku götürmez, aynı kadın, 'Ölümün Dostu'nda, soylu kılınmış ve şeytansı karakterinden arındırılmış bir biçim alır. Bu anlatı, ilk yarısına kadar, bir dizi başıbozuk doğaçlamadan oluşmuş gibi görünme tehlikesi taşır; öykü ilerledikçe, Dante'vari sonuna dek, yapıtın ilk sayfalarından itibaren her şeyin, iradi biçimde önceden tasarlandığını görürüz. Bu seçkide yer alan öykülerden çocukluğumda haberdar olmuştum; geçen zaman, o günlerde duyduğum esaslı dehşeti yok etmedi. Yaşım yüzyılla birlikte ilerliyor, şimdilerde, çocuk yaşımdaki sıcak kabulü gösteremesem de, aynı gönül borcu ve benzer bir heyecanla onları tekrar okuyorum."
-Jorge Luis Borges-

Virginia Woolf – Mrs. Dalloway

Mrs. Dalloway Kitap Kapağı Mrs. Dalloway
Virginia Woolf
Kırmızı Kedi Yayınevi
208

Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda Londra. Sıcak bir yaz günü Clarissa Dalloway o akşam vereceği büyük partiye hazırlanmaktadır. Aynı gün Hindistan'dan beklenmedik bir ziyaretçi gelir: İlk aşkı Peter Walsh. Onun bu apansız gelişi uzak bir geçmişin anılarını, eski arkadaşlıkları ve Clarissa'nın gençliğinde yaptığı tercihleri canlandırır zihninde. Bütün yaşamı, ilişkileri ve sıradan, tekdüze evliliğine götüren olaylar bir bir geçer gözlerinin önünden.

Clarissa çevresinde sürüp giden hayata ve o hayatın içindeki sayısız insana odaklanırken, yazar da çeşitli karakterler arasında gidip gelir ve onların yaşadıklarını Mrs. Dalloway'in akıp giden gününün içine yerleştirir. Virginia Woolf, 'Clarissa Dalloway'in hayatında bir gün' ü, en yetkin temsilcisi olduğu bilinçakışı tekniğiyle anlattığı bu romanında, erkekle kadın ve iki kadın arasındaki ilişkilere de bir pencere açıyor; karakterlerin her birinin iç dünyasına okuru da dahil ediyor; geçmişe ait benzersiz ama acı veren imgeleri bugünün imgelerine katıyor, toplumun dayattıklarının altında boğulan arzuları incelikle işliyor. Hayatı ve dış dünyayı her bir karakterinin gözünden ve zihninden muhteşem bir çözümlemeyle sunarken, zamanının ruhunu da başarıyla yansıtıyor.

Mrs. Dalloway, Türkiye'de ilk yayımlanışından 35 yıl sonra İlknur Özdemir'in çevirisiyle yeniden okurlarıyla buluşuyor.

Virginia Woolf – Orlando

Orlando Kitap Kapağı Orlando
Virginia Woolf
Kırmızı Kedi Yayınevi
260

Virginia Woolf'un, yakın arkadaşı, karizmatik, biseksüel yazar Vita Sackville-West için yazdığı Orlando, eğlenceli, fantastik bir 'sahte biyografi'. Canı istediğinde bukalemun gibi biçim, daha doğrusu cinsiyet ve kimlik değiştiren tarihi bir karakterdir Orlando. Erkek olarak başladığı hayatını kadın olarak sürdürür, on altıncı yüzyılda soylu bir aileye doğar, birkaç yüzyılı hızla yaşar, bir gecede cinsiyet değiştirir, yirminci yüzyılın ilk yarısına bir kadın yazar kimliğiyle ulaşır. Delikanlılığında Kraliçe'nin sevgilisi olur, İngiltere Kralı tarafından İstanbul'a büyükelçi olarak gönderilir; Çingenelerin arasında da yaşar, saraylarda da; edebiyat sevdalısı, melankolik bir şairdir; çeşitli kimliklerde çıkar karşımıza Orlando ve değişken ruh halleriyle, yaptıklarıyla hep şaşırtır. Viktorya Dönemi değerlerini eleştiren ve cinsiyet, özgüven, hakikat, kimlik, kişinin toplumdaki yeri, edebiyat gibi konulara şiirsel bir üslupla dokunan Woolf'un kendi deyişiyle Orlando, yazarlık yaşamında tasasız bir tatil; kafaları karıştırıyor, ne yana döneceği belli olmuyor ve bu yüzden de keyifli.

"Kuşkusuz Woolf'un en yoğun eseri, çağımızın da en olağandışı romanlarından biri."
-Jorge Luis Borges-

Nihat Genç – Arkası Karanlık Ağaçlar

Arkası Karanlık Ağaçlar Kitap Kapağı Arkası Karanlık Ağaçlar
Nihat Genç
Kırmızı Kedi Yayınevi
200

"Şu, bu?tu?n hayata kuvvet veren. Tu?m ormanı kucaklayan, şu arkası karanlık ağaçların yanına, usulca girebilsem. Şu zırva du?nyadan kurtulup, karanlıklara gömu?lu? köyu?n ardındaki ormanların içine... Kuşlar geliyor, 'o du?nyanın en gu?zel ağbisi, işte bak okuttu seni, öğretti sana, soylu bir mesleğin oldu, sakın ağlama!' Başka bir serinliği var ağaçların, çiğ damlaları başka, kurumuş kuş tu?yleri başka, yabancısı olmadığım bir yer. Geniş bir du?zlu?k saklıyor içinde. Orada simsiyah gözlu? yorgun atlar olmalı, çok çalışmışlar, koşmuşlar, kardeşlerini, ailesini utandırmamış, aç koymamış.

Yol uzuyor, meşhur laf, hayat devam ediyor diyor birileri. Arkası karanlık ağaçlarla aramda bir perde, bir cam. O kadar sildim ki bu camı... Bir gu?n ben bile farketmeden, dalgınlıkla kırıverip gidebilmek için; çocukluğumdan beri gölgesi sırtına yerleşmiş arkası karanlık bu ağaçların yanı başına..."

Nihat Genç – İhtiyar Kemancı

İhtiyar Kemancı Kitap Kapağı İhtiyar Kemancı
Nihat Genç
Kırmızı Kedi Yayınevi
222

"İnanılır gibi değil, inat etti, kalabalığın tanıdığı tek bir şarkı çalmadı. Tek bir neşeli parça da çalmadı.

Oysa mu?şteri toplayabilmek için pekâlâ gu?nu?n modası şarkılar çalmalıydı. Artık kırılacak, çıtırdayacak izlenimi veren, kurumuş ve tozlanmış kemanının kokusu, yuvarlak köşeleri, yıllarca kitap arasında saklanmış, yaprakları yapışmış bir çiçek gibi. Bazen, nesli tu?kenmiş şık mantolu, yaşlı, ruj su?rmu?ş ihtiyar kadınlar önu?nde durur, hıçkırarak ağlardı. Kendisi ağlamaz. O soğuk, paslı demir gibi yaşlı yu?zlere, kelebek simi işliyor gibi, çok ciddi! Ama, geç vakit toplanıp giderken, kurumuş göz pınarlarının u?stu?nde parlayan tuz parçaları göru?rdu?m. Çok dalgalanmış deniz gibi. Ölu?msu?zlu?k istiyorsak o tuzdan biriktirmeliyiz."

Soner Yalçın – Saklı Seçilmişler

Saklı Seçilmişler Kitap Kapağı Saklı Seçilmişler
Soner Yalçın
Kırmızı Kedi Yayınevi
504

Siz onları değil; onlar sizi seçti

Bir film düşün.

İlk sahne sıradan bir olayla başlar.

Film ilerledikçe gelişmelere inanamazsın.

Dehşete kapılırsın.

Film biter. Etkisinden kurtulamazsın.

Korkarsın.

Bu kitabın yazım sürecinde ben bunları yaşadım.

İlk sahne:

Altı yıl önceydi.

Medyaya her cümlesi yalan olan bir haber sızdırıldı.

Peşine düştüm..

Bir Soner Yalçın Araştırması

Aleksandr Puşkin – Dubrovski

Dubrovski Kitap Kapağı Dubrovski
Aleksandr Puşkin
Kırmızı Kedi Yayınevi
148

Rus edebiyatının kurucularından ve en büyük isimlerinden biri olarak görülen Aleksandr Puşkin, 1837 yılında bir düello sonucu vakitsiz ölünce, yapıtları yarıda kalmıştı: Haksızlık karşısında isyan eden ama aşk karşısında boyun eğen romantik kahramanıyla Dubrovski de son döneminde yazdığı, ölümünden sonra basılan bu yapıtlardan biriydi.Puşkin, Çarlık Rusyası'ndaki büyük çiftlik sahiplerinin kaprisli ve hırslı ilişkilerini, toprağa bağlı köylülerin birer mal gibi alınıp satılabildiği koşullarını ve malikâne sahiplerini tedirgin eden köylü ayaklanmalarını ele alır. Ayaklanmanın önderliğini, soylu ve subay olmasına rağmen adalet için insanlarıyla birlikte Robin Hood'vari bir "zenginden alıp yoksula verme" düzeneği kuran Dubrovski'ye vermesiyle yazar, dönemine göre ilerici yanını da göstermiştir.

"Çetenin lideri zekâsı, cesareti ve soyluluğuyla ün yaptı. Onunla ilgili mucizeler anlatılıyordu; Dubrovski adı bütün dillerdeydi, herkes cesur canilere öncülük edenin ondan başkası olamayacağına inanıyordu."

Samuel Beckett – Mercier İle Camier

Mercier İle Camier Kitap Kapağı Mercier İle Camier
Samuel Beckett
Kırmızı Kedi Yayınevi
144

Beckett’in en anlaşılır, en erişilir, hatta en eğlenceli eserlerinden biri, denir. Yazarın ilk Fransızca uzun düzyazı denemesidir, denir. 1946’da yazıldı ama son anda vazgeçti de ancak 1970’te basılabildi, denir. İngilizceye de yine kendisi çevirdi, denir. Didi ile Gogo’nun ruh ikizleridir desek yanlış olmaz, da denir.

Aşktan da Üstün 50 Film

Aşktan da Üstün 50 Film Kitap Kapağı Aşktan da Üstün 50 Film
Kolektif
Kırmızı Kedi Yayınevi
170

İçinde bulunduğumuz sinema atmosferi, iyisi kötüsü ile birçok tuzağı, tuzaklardan kaçış yolunu, kurtuluş ve mahvoluş alanlarını barındırıyor. Arka Pencere, yaşadığınız bu bina içinde sizin kurtuluşa ya da mahvoluşa kaçış noktanız olabilir. Oradan ihtiyacınız olan her türlü mühimmatı gizlice evinize taşıyabilirsiniz. Komşularınızı ve gizli kalmaya mahkum cinayetlerini izleyebilir, türlü türlü iyiliğin, hinliğin ve icraatın peşinde koşabilirsiniz. Yeter ki işinizi 'aşktan da üstün' bir duyguyla yapıp, sonunda aşkın her şeyi sarıp sarmaladığını fark edin... Kanımca, kötü eleştiri iyi eleştiriyi kovar. Dolayısıyla iyi eleştirinin ve sinema aşkının gövermesi için bu seçkiyi önemli bulduğumu belirtmem gerek. Seçkinin ileride yayımlanacak öteki yazılarla daha da gelişip büyüyeceğini, bize başka arka pencereler sunacağını umuyorum.
Derviş Zaim

Sinema hakkında yazmak ile sinema yapmak aras?ndaki ayrım bizim için çok önemli değil. İşin gerçeği, bugün filmler hakkında konuşmaktan en çok zevk aldığımız insanlar sinema yazarları. Bir grup sinema yazarının yaklaşık bir yıl önce bağımsız olarak kurdukları Arka Pencere'yi düzenli olarak takip ediyoruz, Hitchcock'un film adlarından oluşturdukları kendilerine özgü bir yazı evrenleri var. Bağımsız olduklarını da özellikle vurgulamak gerek.
Yağmur Taylan, Durul Taylan

Yazarlardan demek istemiyorum, sinemaseverler için sinemaseverlerden bir toplama, arkadaşlarınızla "Oğlum süper filmdi!" diye göz atacağınız bir başucu kitabı, sevgilinize hava atacağınız koleksiyonu az çok düzenleyecek yardımcı kitap. Ya da "Cennet Sineması"nın sonu gibi bir kitap diyelim kısaca da, gözlerimiz dolsun...
İnan Temelkuran