Tarif Khalidi – Müslüman Hazreti İsa
Dini / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Müslüman Hazreti İsa Yazar: Tarif Khalidi Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 223 Arap-İslam edebiyatından derlenmiş, Hz. İsa’yı konu alan yüzlerce vecize ve kıssa… Ahlaki metinler, dinî eserler, edebi eserler, sufiliğe ya da İslam tasavvufuna dair metinler, hikmet antolojileri ile evliya ve peygamber tarihçelerinden oluşan bu geniş metin için Tarif Halidi “Müslüman İncil” ifadesini kullanıyor. Müslümanlar, Hicri 2./Miladi 8. ile Hicri 12./Miladi 18. yüzyıllar arasında Hz. İsa imgesiyle Kuran ve hadisler dışında bu metinler aracılığıyla karşılaşıyorlardı. “Müslüman İncil,” bir bütün halinde, İslamiyet ile Hz. İsa arasındaki gönül bağının hikâyesidir; bir dünya dininin, bir başka dünya dininin peygamberini nasıl benimsediğini, onu kendi kimliğinin bir unsuru olarak nasıl kabul ettiğini gösteren eşsiz bir belgedir. Profesör Hâlidi kitabın giriş bölümünde vecizelerle kıssaların tarihi ve edebî çerçevesini sunuyor. Sonraki bölümde ise “Müslüman İncil” yer alıyor. Târif Hâlidi bu bölümü okurlara sunarken; vecizeleri tarih sırasına göre kaynakçaları ile veriyor ve her biri için bir yorum sunuyor. Beyrut Amerikan Üniversitesi İslam ve Arap Araştırmaları Kürsüsü profesörü Tarif Halidi, 1996-2000 yılları arasında Cambridge Üniversitesi Ortadoğu ve İslam Araştırmaları Merkezi müdürlüğünü yaptı. Arabic Historical Thought in the Classical Period (Klasik Çağda Arap Düşünce Tarihi, Cambridge University Press, 1994) ve Classical Arab Islam (Klasik Arap İslam’ı, Darwin Press,…

Suraiya Faroqhi – Osmanlı İmparatorluğu ve Etrafındaki Dünya
Tarih / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Osmanlı İmparatorluğu ve Etrafındaki Dünya Yazar: Suraiya Faroqhi Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 380 Avrupalı sefirler, tacirler, gezginler Osmanlı diyarında nasıl karşılandıklarını yazıya dökmeyi 15. ve 16. yüzyıllardan itibaren iş edindiler. Osmanlı vakanüvisleri de imparatorluk sınırları dışındaki dünyayı yok saymamışlardı. Seferler, fetihler… hepsi de savaşla bağlantılı bu karşı karşıya gelişler, dış dünya ile bir ilişki kurma biçimiydi. Ama öte yandan yabancı tacirlerin ihraç edebileceği ve edemeyeceği mallara ilişkin çok sayıda padişah fermanı, İmparatorluk toprakları dışından gelip Mekke’ye gidecek hacılara verilmiş geçiş izinleri gibi belgeler, ileri gelen Osmanlı görevlilerinin İmparatorluk sınırları dışında kalan yerlerde meydana gelen gelişmelerle yakından ilgilenmek zorunda olduğunu gösteriyor. İslam hukukunda ve Osmanlı resmi yazılarında, dünyayı, Darülislam (İslam yurdu) ve Darülharb’ten (savaş yurdu) oluşan bir yer olarak tarif etmek âdettendi, ama bunların arasında bir ‘demir perde’ yoktu. Fiili bir savaş hali olmadığı zamanlar, Hindistan, Gürcistan ve çeşitli Hıristiyan Avrupa ülkelerinden gelen yabancı tacirler fazla güçlük çıkartılmadan kabul edilirlerdi. Uzun sürelerden beri İstanbul, İzmir ve Halep’te ikamet eden Venediklilere, Fransızlara veya İngilizlere rastlamak mümkündü. Kültürel açıdan değer verilen pek çok eşya Osmanlı diyarı ile batılı komşuları arasında gidip geliyordu. Bu kitabın başlıca amaçlarından biri, sınırların aslında ne kadar geçirgen olduğunu göstermek. Osmanlı tarihçisi Suraiya Faroqhi, bugüne değin…

Stefanos Yerasimos – Bir Allame-i Cihan 2. Cilt (1942-2005)
Biyografi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Bir Allame-i Cihan 2. Cilt (1942-2005) Yazar: Stefanos Yerasimos Yayıncı: Kitap Yayınevi   Cemil Koçak Otuzlu ve Kırklı Yıllarda Türkiye’de Yahudiler Aykut Köksal Ayasofya – Osmanlı Mimarlığı İlişkisi ve Mimarlık Tarihi Yazıcılığının Bakışı Benjamine Lelouch Osmanlı Sultanı’nın İktidarı ve Adaleti Herkül Millas Türk Edebiyatında Yunan/Rum imajı: Sait Faik Derin Öncel İstanbul’u Çalışmak ve Stefanos Yerasimos Şevket Pamuk Konstantinopolis’ten İstanbul’a İşçi Ücretleri, 1100-1800 Ersu Pekin,Âşık Çelebi’nin musannifleri, hanendeleri, sazendeleri Brigitte Pitarakis Bizans’ta Öğrenciler Stéphane de Tapia Türkiye’deki Tramvaylar, Metrolar ve Hızlı Trenler Şirin Tekeli İstanbullu “Büyük Rum” için birkaç sevgi sözcüğü Lale Uluç Zulkadirli Şiraz Valilerinin Son Döneminden Resimli bir Yusuf ve Züleyha Nüshası Nicolas Vatin Barbaros Biraderlerin Kökenlerine ilişkin Notlar Gilles Veinstein İstanbul’da İlk Daimi Sefaretlerin Açılması Marianna Yerasimos Evliya Çelebi Yunanistan’da  

Stefanos Yerasimos – Bir Allame-i Cihan 1. Cilt (1942-2005)
Biyografi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Bir Allame-i Cihan 1. Cilt (1942-2005) Yazar: Stefanos Yerasimos Yayıncı: Kitap Yayınevi   Ayda Arel Prygos’tan Burgaz’a: Osmanlı dünyasında sivil amaçlı kuleler I: Erken dönem ve öncüller Tülay Artan Bâbıâli’nin Alay Köşkü yakınlarındaki oluşumu ve Süleymaniye’de bir sadrazam sarayı gezisi Jean-Louis Bacqué Grammont 16. ve 17. yüzyılların Üsküdar’ına Bakış Evangelia Balta Mikra Asia yani Anatoli adlı Karamanlıca Gazete Natalie Clayer Keçi Sütünden Biraya: Osmanlı Sonrası Arnavutluk’ta Sosyal Dönüşümler ve Beslenme Étienne Copeaux Refahyol dönemi (1996-1997) karikatürleri üzerine bir çalışma Edhem Eldem Ölümüne Kopya; Osmanlı Mezar Taşı Geleneğinde Metin Aktarımı Füsun Ertuğ Kapadokya’da Bir Köyün Tarihine ve Tarımsal Geçmişine Dair Notlar Suraiya Faroqhi 18. yüzyıl Sonlarında İstanbul’da Hıristiyan ve Yahudi Esnaf Frédérick Hitzel Sultan’ın Mekke Kervanı Fikret Karakaya Bestekârlık Meşki  

Ronaldo Munck – Marks @2000
Felsefe / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Marks @2000: Geç Marksist Perspektifler Yazar: Ronaldo Munck Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 208 Bir kaç yıl önce “Marksizm yüzyılı”nın sona erdiğini ilan etmek pek olağan hale gelmişti. Artık olsa olsa, sivri akıllı bir antikacı Marx`ın fikirleriyle ilgilenebilirdi. Buna rağmen, bir zamanlar durmadan Marksist metafiziği köteklemesiyle tanınan Jacques Derrida, şimdi cesur ve kesin bir dille “Marx`sız bir yarın düşünülemez” diyor. İşte bu nedenle, elinizde tuttuğunuz kitap 2000 yılının Marx’ını keşfe çıkmıştır. İçinde yaşadığımız bu fırtınalı, hatta kaotik, küreselleşmiş, postmodern çağa ait çelişkilerin ne anlama geldiğini çıkarsamayı amaçladığımdan, bu kitabı Marx`ı günümüze getiren bir “yaşayan Marx” çabası olarak niteliyorum. Ronaldo Munck. Liverpool Üniversitesi Siyaset Sosyolojisi Profesörü. Ekoloji, kültür, feminizm, kalkınma ve milliyetçilik kapsamındaki ana konular çerçevesinde düşünce dolu, eleştirel ve kışkırtıcı bir marksizm araştırması. Ernesto Laclau, Essex Üniversitesi Siyaset Teorisi Profesörü. Marx resmi komünizmin enkazı altından çıkarılabilir mi? Munck ileriye bakarak, onu kültürel, feminist ve ekolojik perspektiflerle imgesel bir yeni senteze kavuşturuyor. Robin Cohen, Warwick Üniversitesi Sosyoloji Profesörü. Çok iyi temellendirilmiş kışkırtıcı bir kitap. Yenilenmiş bir marksizmin sistemli ve kapsamlı savunusunu yapıyor. Bob Jessop, Lancester Üniversitesi Sosyoloji Profesörü Munck, marksizmi eleştirmekten kaçınmıyor. Ama niyeti hiç bir şekilde Marx’tan ve marksizmden vazgeçmek değil.David Walker, Yayıncı, Marksizm Araştırmaları

Phyllis Pray Bober – Antikçağ ve Ortaçağda Sanat, Kültür ve Mutfak
Yemek / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Antikçağ ve Ortaçağda Sanat, Kültür ve Mutfak Yazar: Phyllis Pray Bober Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 500 Bu kitap arkeoloji ve sanat tarihinin merceğinden mutfak kültürüne bakıyor ve bize tarihöncesinde Çatalhöyük’te, Mısır, Mezopotamya, Yunan ve Roma uygarlıklarında ve Ortaçağ Avrupa’sında neler yenilip içildiğini, yemeklerin nasıl hazırlanıp sunulduğunu anlatıyor. Şu bizim Çatalhöyük’te MÖ 5850’de taş veya ağaçtan özenle oyulmuş kaplar ya da kille sıvanmış örme sepetler kullanılıyor, ateşte kızdırılmış taşlar bu kaplara daldırılarak yemek pişiriliyormuş. Antik Mısır’da MÖ 3000’de köleler ya da işçilerin arpa ya da gernikten yapılan ekmek, soğan, pırasa, sarımsak ve baklagiller ile biradan oluşan bir beslenme düzenleri varmış. Bir mezardan çıkarılan ölü yemeği ise Mısır soylularının ne yediği hakkında bir fikir veriyor: öğütülmüş arpayla pişirilmiş lapa, ateşte kızarmış bütün bıldırcın, iki pişmiş böbrek, bir pişmiş balık, sığır kaburgası, gernikten yapılmış üçgen biçimli somun ekmek, birkaç pasta, haşlanmış meyve ve büyük olasılıkla incir. Mezopotamya mutfağında ekmek pişirmek için üzerinde hayvanlardan doğurgan çıplaklara kadar her türlü figürün bulunduğu kalıplar kullanılıyormuş. Sözcük dağarcıklarında da 18-20 peynir çeşidine rastlanıyormuş… Sıra Antik Yunan’a geldiyse 4. yüzyıldan bir şiir aktarmakla yetinelim: Palamut güzün Ülker takımyıldızı inişteyken yakalanır Nasıl istersen öyle pişir onu. Onu bunu katmaya gerek yok. Ne kadar çabalasan rezil edemezsin…

Peter L. Berger & Samuel P. Huntington – Bir Küre Binbir Küreselleşme
Ekonomi / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Bir Küre Binbir Küreselleşme: Çağdaş Dünyada Kültürel Çeşitlilik Yazar: Peter L. Berger & Samuel P. Huntington Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 395 Küreselleşme bazıları için yeni bir bakış ve demokratikleşme çağını açacak sihirli bir sözcük. Bazıları içinse Amerika’nın ekonomik ve siyasal egemenliğinde türdeşleşmiş bir dünyayı akla getiriyor. Bu kitap kendini küreselleşme sürecinin yol açtığı kültürel boyutla sınırlıyor. Gelişen bir küresel kültür gerçekten var ve bu kültür gerek kökeni, gerek içeriği açısından ABD ağırlıkl. Yükselen küresel kültür hem elit, hem de popüler araçlarla yayılıyor. İş ve siyaset dünyası liderlerinin kültürü, aydınların kültürü ve popüler kültür hızla değişiyor. İnançlar, değerler, yaşam tarzları dönüşüyor. Dünyanın her köşesini etkliyen bir kültürel deprem tablosuyla karşı karşıyayız. Bu depreme gösterilen tepkiler de farklı. Bazı insanlar hiç kaygılanmadan olayı kabul ediyor. Bazıları ise militan bir tutumla küreselleşmeyi reddetmeye çalışıyor ve bunu kah din, kah milliyetçilik bayrağı altında yapıyor. Küreselleşmeye karşı tavır almanın küresel ekonomiden dışlanma sonucunu vereceğini gören bazı ülkeler küresel ekonomiye katılmayı ama küresel kültüre direnmeyi bağdaştırmaya çalışıyor. Bu başarılması zorlu bir denge gösterisi.

Murat Kocaaslan – IV. Mehmet Saltanatında Topkapı Sarayı Haremi
Tarih / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: IV Mehmet Saltanatında Topkapı Sarayı Haremi: İktidar,Sınırlar ve Mimari Yazar: Murat Kocaaslan Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 303 17. yüzyılda Fransız seyyah J. B. Tavernier, Topkapı Sarayını tasvir ederken, hareme ilişkin bilgi vermesinin mümkün olmadığını, zira hareme girmenin neredeyse imkânsız olduğunu söyler. Tavernier’in, fazla görünmediklerini söylediği hareme mensup kadınların etkinlikleri, perde arkasından da olsa hiç küçümsenemeyecek ölçüdeydi ve her biri birer başrol oyuncusuydu. 17. yüzyılda gelişen olayların ve şartların tanıdığı olanaklar ölçüsünde konumları yükselen valide sultanlar her alanda etkinliklerini artırdı. Artık “saray” ve özellikle “harem” siyaset oyununun sahnelendiği yerdi. Bu oyunda sultan başrolden düşmüş, yerini başkaları almıştı. 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Topkapı Sarayı Haremi ön plana çıkmaya başladı. Özellikle valide sultanların artan siyasi gücünün yanında darüssaade ağalarının siyasi güce kavuşmaları da bunda önemli bir rol oynadı. Ancak Harem’in asıl etkin bir rol oynamaya başlaması, 17. yüzyılın başında şehzadelerin sancaklara gönderilmeyip yerine haremde yaşamaya başlamasıyla oldu. Bu yeni durumla birlikte Osmanlı hanedanı içinde süregelen iktidar oyununun sahnelendiği yer harem oldu. Yazar Murat Kocaaslan, Topkapı Sarayı haremini ele aldığı bu çalışmasında, Osmanlı hanedanı üyelerinin yaşadığı haremin mimari örgütlenmesini ve kadınların mimariye olası etkilerini, özellikle IV. Mehmed’in saltanat dönemi çerçevesinde tartışıyor. Bununla birlikte haremdeki mimari örgütlenmenin beraberinde getirdiği “bilinçli” veya…

Ken Robinson – Yaratıcılık: Aklın Sınırlarını Aşmak
Eğitim / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Yaratıcılık: Aklın Sınırlarını Aşmak Yazar: Ken Robinson Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 240 Tarihte hiçbir zaman olmadığı kadar hızla devinen bir ekonomik ve teknolojik değişimler çağında yaşıyoruz. Yaratıcı, yenilikçi ve esnek insanlara her toplumun ihtiyacı var. Ama böyle insanlar çoğu kez bulunamıyor. Bu neden böyle? Esas sorun ne? Bununla ilgili olarak ne yapılabilir? Yaratıcılık, Aklın Sınırlarını Aşmak konuyla ilgili çç hayati sorunun yanıtını veriyor; 1) Yaratıcılığı desteklemek neden çok önemli ve başarısız olmanın bedeli ne? 2) Çocukların kafası yaratıcı fikirlerle kaynadığı halde büyürken onlara ne oluyor? 3) Yaratıcılık nasıl desteklenebilir, herkes yaratıcı mıdır, yaratıcılık geliştirilebilir mi, öyleyse nasıl? Dr. Ken Robinson bu kitapta günümüzdeki eğitim kurumlarının öğrencilerin yaratıcı potansiyellerini yok ettiğini ileri sürüyor ve bunu tersine çevirebilmek 21.yüzyılda yaşamın dayattığı olağanüstü koşullarla baş edebilmek için nasıl bir eğitim verilmesi gerektiğini tartışıyor.

Joseph de Tournefort – Tournefort Seyahatnamesi
Tarih / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Tournefort Seyahatnamesi Yazar: Joseph de Tournefort Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 596 Fransa krallık bahçelerinin, başka bir deyişle günümüzdeki Doğa Tarihi Müzesi’nin bitkibilimcisi Joseph Piton de Tournefort, bu kurumun düzenlediği araştırma gezilerinin öncüsüdür. XIV. Louis ve bakanı Pontchartrain’in buyruğuyla yeni bitkiler bulmak göreviyle 1700’de Levant’a gönderilen J. P. De Tournefort, yalnızca bitkibilimcilik görevini yapmakla yetinmemiş, doğmakta olan Aydınlanma Çağının Doğu insanları ve toplumlarına yönelik yeni bakışını da biçimlendirmiştir. Anlatısının birinci cildi, Ege adalarının hemen hemen eksiksiz bir incelemesini kapsar. Otuz beş ada ve adacığı ziyaret eder ve başka adaları da yerinde derlediği bilgilerle betimler. Tournefort bu adalara günümüzün bir turisti gibi bakmaz, bunun yerine rüzgarların ve korsanların kemirdiği bir toplumu, salgın hastalıkları, batıl inançları, günlük yaşamları ve acımasız yöneticileri ile ilk kez açık seçik gözler önüne serer. Tournefort ikinci ciltte önce uzun uzun İstanbul’u anlatır. Sonra da Anadolu’ya boydan boya aşarak bizi 18. yüzyılın hemen başlarındaki Tokat, Trabzon, Kars, Ağrı, Amasya, Ankara, Erzurum, Bursa ve İzmir ile yüzlerce Osmanlı kasabasına götürür. Tournefort kendini Osmanlı topraklarıyla da sınırlamaz, Tiflis ve Erivan’a (Revan) kadar gider ve ona tamamen yabancı bir dünyayı yorumlamaya çalışır. Gezileri sırasında İran’ı Batıya bağlayan ve Anadolu boyunca uzayıp giden büyük kervan yollarını kullanır, ilk bakışta birbirine…

Jeremy Black – Top, Tüfek, Süngü
Tarih / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Top, Tüfek, Süngü: Yeniçağdaş Savaş Sanatı (1453-1815) Yazar: Jeremy Black Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 288 Top, Tüfek ve Süngü’de birbirinden ilginç makale ve öykü var. Bu öykülerden birinde Avrupa’daki eski savaş adabıyla karşılaşıyoruz. 11 Mayıs 1745 günü saat 11.00 sularında İngiliz piyadelerinden oluşan büyük bir askerikol, Fransa-Belçika sınırı yakınlarındaki Fontenoy köyünde mevzilenmiş Fransız hattına doğru ilerliyor. Hasımlar birbirlerine iyice yaklaşınca, bir İngiliz subayı öne çıkıp iddiaya göre büyük bir içtenlikle Fransızları ilk ateşi açmaya davet ediyor. Top Tüfek ve Süngü 16. Yüzyıldan 19. Yüzyıl başlarındaki Napolyon savaşlarına kadar uzanan süreçte Avrupa’yı baştan başa kasıp kavuran kara ve deniz savaşlarını ve günümüz Avrupa devletlerinin savaş mekanizmalarının gelişimini ele alıyor.

Dimitri Gutas – Yunanca Düşünce Arapça Kültür
Bilim / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Yunanca Düşünce Arapça Kültür: Bağdat'ta Yunanca-Arapça Çeviri Hareketi ve Erken Abbasi Toplumu Yazar: Dimitri Gutas Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 240 Halife el-Mehdi, Aristoteles’in Topika’sının Arapça’ya çevrilmesini emretmişti. Nasturi patiği I. Timotheos, İS 782 civarında kitabı Süryanice’den çevirdi. Yunanca’sına danışmayı da ihmal etmedi. Mehdi iyi bir öğrenciydi; kitabı dikkatle okudu ve açık bir münazarada İslam’ı savundu. Tartıştığı Hıristiyan, Patrik I. Timotheos’tan başkası değildi. Timotheos, anılarında halifenin kendisiyle tanrıbilim tartışmasına girmesine ilk başta şaşırdığını; fakat daha sonra Mehdi’nin Hıristiyanlığa yönelttiği Bütün itirazlarını üstesinden geldiğini -gayet kibarca- anlatır. Aristoteles’in Topika’sı o dönemde sadece biriydi. Yunanca-Arapça çeviri hareketi Arap Abbasi hanedanının iktidara gelmesi ve ardından Bağdat’ın kuruluşuyla birlikte (İS 762) başladı. İki yüzyılda astroloji, simya, fizik, matematik, tıp ve felsefe gibi çeşitli konuları kapsayan dindışı bilimsel ve felsefi Yunanca eserlerin neredeyse tamamı Arapça’ya çevrildi. İnsanlık tarihinde yeni bir çağ başlatan bu hareket Perikles Atina’sı, İtalyan Rönesansı veya 16.-17. yüzyıl bilimsel devrimiyle aynı kategoride yer alır ve insanlık tarihi için çök önemlidir.

Cihan Yüksel Muslu – Osmanlılar ve Memluklar
Tarih / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Osmanlılar ve Memluklar: İslam Dünyasında İmparatorluk Diplomasisi ve Rekabet Yazar: Cihan Yüksel Muslu Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 332 Osmanlı hükümdarı I. Bayezid 1393’te Memluk elçisi Emir Hüsâmeddîn Hasan el-Kuckûnî’yi kabul etti. Bayezid, Memluk Sultanı Berkuk’un yolladığı armağanları sunan elçiye kendisinin Berkuk’un “memluk”u, yani kölesi olduğunu belirtti. Osmanlı tarihinde “Yıldırım” olarak da bilinen Bayezid, Balkanlar ve Anadolu’daki topraklarını hızla genişletmesine karşın, 1250’lerden beri kadim İslam topraklarına egemen olmuş ve “İslamın ve Müslümanların Sultanı” unvanını taşıyan Memluk hükümdarının dengi değildi ve kendisi de bunu bu ifadeyle kabul ediyordu. Bayezid’den dört kuşak sonra ise Osmanlı Sultanı II. Bayezid bir başka Memluk elçisini kabul etti. 1485’teki bu kabul merasimi, 1393’tekinden çok farklıydı. Osmanlı divanından biri, Memluk elçisi Emir Canibeg’e “Siz [Memluklar], Kâfir oğulları, kimsiniz ki Haremeyn’e [Mekke ve Medine’ye] hükmedesiniz? O topraklar, sultanoğlu sultan olduğu [için] bizim sultanımıza daha uygundur” dedi. Bayezid’in Memluk elçisine tek bir kelime bile etmemesi bu sözlerden çok daha fazlasını anlatıyordu. Anlaşıldığı üzere, Memluk sultanının hizmetinde olduğunu belirten I. Bayezid’den bu yana Osmanlı ve Memluk hükümdarları arasındaki güç dengesi neredeyse bütünüyle değişmişti. Osmanlıların güçlerini önceleri Memlukların yanına, sonra da giderek karşısına yerleştirmeleriyle meydana gelen bu kayma, kendini en açık şekliyle diplomatik görüşmelerde belli etmişti. 1360’lardan 1512’ye değin…

Charles King – Pera Palas’ta Gece Yarısı
Araştırma - İnceleme / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Pera Palas'ta Gece Yarısı: Modern İstanbul'un Doğuşu Yazar: Charles King Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 406 “Efsanevi ajanların cirit attığı, caz müziğinin sürgündeki Beyaz Rusların, Avrupa’nın en hızlı gece kulüplerinden Maksim’in damga vurduğu ihtişamlı kentten bahsediyoruz… Agatha Christie’nin usul usul kitabını yazdığı, Ernest Hemingway’in ağır ağır vermutunu yudumladığı, Lev Troçki’nin ada vapurunda kuşkuyla etrafına baktığı bir şehirden… Yazarın deyişiyle ‘İstanbul’un dünyayı taklit ettiği değil, bizzat ürettiği,’ dünya sahnesinde bir yıldız gibi parladığı günlerden…” -Yenal Bilici, Hürriyet Gazetesi- “İstanbul 1918’den 1920’lerin sonuna uzanan dönemde yaşlanmış bir imparatorluğun başkentinden modern, canlı bir dünya kentine dönüşüyor. Charles King’in Pera Palas’ta Gece Yarısı kitabı bu renkli değişim öyküsünü, kendi deyişiyle ‘İstanbul’un caz ve sürgün dönemini’ anlatıyor. -Pınar Ersoy, Milliyet Gazetesi- “Charles King’in yıllarını verdiği ve Ayşen Anadol’un maharetle Türkçeleştirdiği Pera Palas’ta Gece Yarısı, bir şehrin, bir semtin, bir otelin, bir uluslararası ilişkiler mekânına dönüşmesini anlatıyor.” -Kaya Genç, Sabah Gazetesi- Bazı tarih kitaplarını satır dahi atlamadan okursunuz; kendilerini okuturlar, bunda romanvari üslup son derece etkilidir. Charles King, Pera Palas’ta Gece Yarısı’nda işte böyle bir yoldan ilerliyor. Kitap, bir yandan da zamana yayılan titiz bir araştırmanın ürünü. Yazar, kendisinden önceki çalışmaları, hatta not ve eski yazıları hiç üşenmeden bulmuş, belgeleri sorup soruşturmuş. Tüm malzemeyi…

Carter V. Findley – Dünya Tarihinde Türkler
Tarih / 10 Haziran 2017

Kitap Adı: Dünya Tarihinde Türkler Yazar: Carter V. Findley Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 344 Türkler dilleriyle, kültür ve tarihlerindeki bazı ortak unsurlarla tanımlanabilen, bunun dışındaysa insanı şaşırtacak kadar farklı özellikler gösteren bir halklar grubudur. Uygarlık açısından, zaman içinde derin dönüşümler geçirmişlerdir. Herhangi bir dönemde, şu ya da bu yabancı grubun onları pek de uygar görmediği olmuştur. Böyle algılanmaları, tarihsel olarak göçebe bir yaşam sürdürmelerinden kaynaklanır. Bir anlamda, Türkler Avrasya boyunca göçerken uygarlıklar arasında da göçmüşler, ama bu süreçte kimliklerini korumuşlardır. Ayrıca, çok uzun dönemler boyunca belirli bir uygarlığı benimseyip o uygarlığın gelişmesine katkıda bulunabileceklerini de göstermişlerdir. İki bin yıl boyunca Avrasya’ da yayılmalarının tarihi, bugünkü uygarlıklar çatışması tartışmalarından çok önce başlamış olsa da, büyük ve farklılık gösteren bir grup halkın zaman ve mekânda kimliğini ortaya koyması, dönüştürmesi ve yansıtması sürecine yararlı bir ışık tutabilir. Tarihçi Carter Vaughn Findley mecaz olarak Türk halılarını kullanarak Türk halklarının ortaya çıkışını, kurdukları ilk devletleri, Müslümanlığı kabul ederek ilk büyük dönüşümlerini gerçekleştirmelerini, Selçuklu, Moğol, Timur, Safevi, Mugal ve Osmanlı imparatorluklarını anlatıyor. Sonra modernlikle karşılaşıyor Türk halkları ve ikinci büyük dönüşümlerini geçiriyorlar. Yirmi birinci yüzyılda ise Türk halklarının dünyası, Türkiye Cumhuriyeti, Sovyet sonrası beş Türki cumhuriyet, Avrasya boyunca görülen toplumlar ve dünyanın dört bir köşesine…