Maksim Gorki – Ana

Ana Kitap Kapağı Ana
Maksim Gorki
Can Yayınları
432

Maksim Gorki’nin önemini ve değerini hiç yitirmeyen Ana adlı devrimci romanı, toplumcu gerçekçi edebiyat türünün en önemli başyapıtlarından biri. Ana, proletaryanın çara ve kapitalistlere karşı, sonunda Ekim Devrimi’ne varan mücadelesini, kendi halinde bir annenin ateşli bir eylemciye dönüşmesi bağlamında anlatır. Roman iki gerçek olayın ekseninde kurgulanır: 1902’de Sormovo’daki 1 Mayıs gösterisi ve bu gösteriye katılanların yargılanması. Gorki, hikâyeyi olayların eylemci kahramanları yerine, bir annenin bakış açısından anlatmayı seçmiştir. Bunun nedeni de işçi sınıfına daha kolay mesaj verme yaklaşımıdır. Gorki, herkesin eylemci olabileceğini ve devrime katkıda bulunabileceğini göstererek işçi sınıfı insanlarının ürkekliğini kırmayı, onları yüreklendirmeyi amaçlamıştır. Ayrıca burjuva sınıfının sağladığı olanaklara sırt çevirerek mücadeleye katılan başka kadınlar da romanda önemli rol oynar. Böylece devrimci mücadelenin, sadece erkeklerin değil kadınların da omuzlarında yükseldiğini Gorki’nin usta üslubundan okuruz.

Maksim Gorki – Bozkırda

Bozkırda Kitap Kapağı Bozkırda
Maksim Gorki
Evrensel Basım Yayın
384

Maksim Gorkiy-Seçme Eserler dizisinde yer alan kitapların en önemli özelliği, yazıldığı dilden, Rusçadan özenle çevrilmiş olmasıdır. Tam metin çevrilen kitapların dilinin doğallığı da dikkatinizi çekecek. Gorkiy'in öykülerinde yıkılmakta olan bir sınıfın dünyası ile dünyaya egemen olacak emekçi sınıfın dünyasının kesişme ve çatışmasının yansımalarını göreceksiniz.

Maksim Gorki – Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi

Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi Kitap Kapağı Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi
Maksim Gorki
Say Yayınları
192

Sosyalist gerçekçi edebiyatın öncüsü olan Maksim Gorki, Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi'nde kendilerini "eşsiz" olarak gören küçük burjuvaların ikiyüzlülüğünü, bencilliğini, omurgasızlığını anlatıyor ve aydın sorumluluğunu yerine getirmeyen düşünce, sanat ve edebiyat insanlarına olan müthiş tepkisini dile getiriyor. Bilginin, eğitimin ve bilincin insanlaşmak için yaşamsal önemi olduğunu vurgulayarak, "Biz yaşamın arka avlusundan gelmiş olan yoksullar, en ön sıraya geçebilmek için öğrenmek, durmadan öğrenmek zorundayız," düşüncesi doğrultusunda insanlığı uyarıyor.

Küçük Burjuva İdeolojisinin Eleştirisi, insanın o görkemli insanlaşma serüveninin damıtılmış düşüncelerini yansıtan müthiş bir kapitalizm eleştirisidir.
-Öner Yağcı-

Maksim Gorki – Yol Arkadaşım

Yol Arkadaşım Kitap Kapağı Yol Arkadaşım
Maksim Gorki
Araf Yayıncılık
128

Gorki, 1899-1900 yıllarında Çehov'la ve Tolstoy'la tanıstı. Bu dev yazarlar, basından beri Gorki'nin yetenegiyle ilgilenmekte, halkın arasından çıkan bu genç yazara büyük deger vermekteydiler. 1902'de Akademi onur üyeligine seçilen Gorki'nin üyeligi II. Nikolay'ın buyruguyla geçersiz sayılmıs, bunun üzerine Korolenko'nun yanı sıra Çehov da akademi üyeliginden istifa etmislerdi. Yine bu yıllarda Moskova Sanat Tiyatrosu Gorki'nin ilk oyunlarını, "Dipte"yi (1902) ve "Küçük Burjuvalar"ı (1901) oynuyordu. Oyunlar Çarlık düzenine karsı büyük gösteriler yapılmasına yol açtı. "Küçük Burjuvalar"daki Nil tipiyle, tarihin yeni kahramanı, Rus isçi-savasçı karakteri, sanatsal bir kisilik kazanmaktaydı.

Maksim Gorki – Benim Üniversitelerim

Benim Üniversitelerim Kitap Kapağı Benim Üniversitelerim
Maksim Gorki
Oda Yayınları
172

Gorki, okuma aşkıyla yanıp tutuşan on altı yaşında yersiz yurtsuz bir delikanlıyken, üniversiteler kenti Kazan'a gelmiş ve yaşam üniversitesinin çetin sınavlarından geçerek kendi kendini yetiştirmişti.Yaşamının acı ve yoksulluk içinde geçen bu döneminde, ilk kez halkçı-ihtilâlci gizli siyasal örgütlere katılmış, Volga boylarındaki köylerde, halk arasında devrimci propaganda ve ajitasyonda bulunmuştu. İşte Gorki, ilerde gerçekçi bir yazar olmasında önemli bir rol oynayacak olan zengin deneyim ve renkli serüvenlerle dolu bu delikanlılık dönemini 'Benim Üniversitelerim'de bütün ayrıntılarıyla dile getirir.

Maksim Gorki – Foma

Foma Kitap Kapağı Foma
Maksim Gorki
Oda Yayınları
360

"Foma Gordeyev", Gorki'nin ilk ve en vurucu romanıdır. Kokuşmuş bir toplum düzenini şiddetle suçlayan bu eser için, aşk ve adalete susamış cömert yürekli bir insanın acı çığlığı denebilir.Anlatılan olaylar, XIX. yüzyılın sonunda Volga yöresinde ve o zamanki Rusya'nın ticaret merkezi Nijni-Novgorod'da, kapitalizmin yaygınlaştığı ve zengin tüccar sınıfının o güne kadar eşi görülmedik bir yırtıcılıkla ve her türlü vasıtayı mubah sayarak ülkede egemenliklerini kurmaya çalıştıkları bir dönemde geçer.Foma Gordeyev, hem servetinden, hem toplumsal çevresinden tiksinen, kötü bir dünyaya duyduğu kin ve insanlara beslediği sınırsız sevgi uğruna düşmeyi göze alabilen kimseyi temsil eder. Gorki, bu ilk romanında tam anlamıyla siyasi bir eser yazmak istemişse de, bu sınırlı amacın içinde kapalı kalamamış, insani bakımından eşsiz bir roman çıkarmıştır ortaya.

Maksim Gorki – Soytarı

Soytarı Kitap Kapağı Soytarı
Maksim Gorki
Mavi Yelken Yayıncılık

her zamanki gibi şık giyinmişti. Üzerinde siyah bir redingot, aynı renkte bir pantolon, başında parlak bir silindir şapka, ayağında ise güzel fotinler vardı. Ancak efendice giyinmiş soytarıların, sokakta çocuk gibi hareketedebileceğini düşündüm. Genelde bana öyle gelir ki, herkese yabancı olan ve dil bilmeyen bu adam, ancak soytarı olduğu için şehrin ve panayırın kalabalığı içinde kendini bu kadar serbest hissediyordu!.. Yaya kaldırımlarında kimseye yol vermeyek ve ancak kadınlara rastladıkça kenara çekilerek, önemli bir şahsiyet edasıyla yürüyordu. Kalabalığın arasında yürürken biri dirseğiyle veya omuzuyla kendisine dokunsa, sessizce ve biraz da tiksinerek, eldiveni ile, dokunulan yeri temizlediğini gördüm. Ciddi Ruslar ve başkaları kaygısızca itişip kakışırlar, hatta birbirinin üzerine bile çıkarlar, birbirlerinden af dilemezler, şapka ve kasketlerini nazik bir jestle çıkarmazlar... Ciddi insanların yürüyüşlerinde kör, mukadder birşeyler var. Bunların hepsi de, gidip gelen şu insanların acele ettiğini, kimsenin birbirine yol vermeye vakti olmadığını açıkça görüyorlar. Soytarı ise savaş meydanındaki tok bir karga edasıyla, kaygısızca dolaşıyordu... Bana öyle geliyor ki, o, nezaketiyle, yolu üzerindeki herkesi şaşırtmak ve mahvetmek istiyordu. Bu, yada onun başka bir hali, bende hoşa gitmeye bir etki bırakıyordu.