David Eddings – Büyücüler Kraliçesi

Büyücüler Kraliçesi Kitap Kapağı Büyücüler Kraliçesi
Belgariad Serisi 2. Kitap
David Eddings
Metis Yayıncılık
312

"Bir gün, Tanrı Aldur bir çocuk kalbi büyüklüğünde, küre şeklinde bir taş aldı ve bir ruh haline getirene kadar elinde evirip çevirdi. İnsanların Aldur Taşı dedikleri bu canlı mücevherin gücü çok büyüktü ve Aldur onunla mucizeler yarattı." Aldur'un kardeşi Tanrı Torak, binyıllar boyunca Taş'ı eline geçirmek için yapmadığını bırakmadı. Onu engellemek için çalışan iki kişi, Aldur'un müridi Büyücü Belgariath ve kızı Büyücü Polgara idi. Belgariad, Torak'ın Aldur Taşı'nı ele geçirip dünyaya hakim olmak için verdiği son mücadelenin hikayesidir. Büyücüler Kraliçesi'nde, Garion'un, yol arkadaşları İpek, Barak, Pol Teyze ve Büyücü Belgariath ile birlikte, kendindeki büyü gücünü tanımasının, intikamın sandığı kadar kolay ve mutluluk veren bir şey olmadığını öğrenmesinin, Batı dünyasının en büyük şövalyesi Mandorallen ile tanışmasının ve doğduğundan beri içinde olan sesin yol göstericiliğiyle, bir kraliçeye ve bir tanrıya kafa tutmasının hikayesi anlatılıyor.

David Eddings – Büyülü Şato

Büyülü Şato Kitap Kapağı Büyülü Şato
Belgariad Serisi 4. Kitap
David Eddings
Metis Yayıncılık
328

"Bir gün, Tanrı Aldur bir çocuk kalbi büyüklüğünde, küre şeklinde bir taş aldı ve yaşayan bir ruh haline getirene kadar elinde evirip çevirdi. İnsanların Aldur Taşı dedikleri bu canlı mücevherlerin gücü çok büyüktü ve Aldur onunla mucizeler yarattı."

Aldur'un kardeşi Tanrı Torak, binyıllar boyunca Taş'ı eline geçirmek için yapmadığını bırakmadı. Onu engellemek için çalışan iki kişi, Aldur'un müridi Büyücü Belgarath ve kızı Büyücü Polgara idi. Belgariad, Torak'ın Aldur Taşı'nı ele geçirip dünyaya hakim olmak için verdiği son mücadelenin hikayesidir.

Büyülü Şato'da, Ctuchik'in elinden Taş'ı almayı başaran Garion, Polgara ve Belgarath'ın Batı'ya, Riva adasına dönüşlerinin, Garion'ın sonunda soyunun mirasına kavuşarak "Belgarion" olmasının ve Batı ordularının Tolnedra İmparatorluğunun Çiçeği, Borune Hanedanının Mücevheri, İmparatorluk Prensesi ve Batı'nın Hükümdarı Ce'Nedra yönetiminde Torak'ın ordularına karşı büyük bir savaşa girişmesinin öyküsü anlatılıyor.

David Eddings – Efsuncunun Son Oyunu

Efsuncunun Son Oyunu Kitap Kapağı Efsuncunun Son Oyunu
Belgariad Serisi 5. Kitap
David Eddings
Metis Yayıncılık
324

'Bir gün, Tanrı Aldur bir çocuk kalbi büyüklüğünde, küre şeklinde bir taş aldı ve yaşayan bir ruh haline getirene kadar elinde evirip çevirdi. İnsanların Aldur Taşı dedikleri bu canlı mücevherin gücü çok büyüktü ve Aldur onunla mucizeler yarattı."

Aldur'un kardeşi Tanrı Torak, binyıllar boyunca Taşı'ı eline geçirmek için yapmadığını bırakmadı. Onu engellemek için iki kişi, Aldur'un müridi Büyücü Belgarath ve kızı Büyücü Polgara idi. Belgariad, Torak'ın Aldur Taşı'nı ele geçirip dünyaya hakim olmak için verdiği son mücadelenin hikayesidir.

Efsuncunun Son Oyunu'nda, bir yandan Riva Kraliçesi Ce'Nedra'nın ordusunun Angarak odularına karşı verdiği ümitsiz savaşın, bir yandan da Garion'un Aldur Taşı ile birlikte, Torka ile nihai karşılaşmasına doğru yolculuğunun hikayesi anlatılıyor. İki Kehanet en sonunda karşı karşıya geliyorlar ve dünyanın kaderi yeniden çiziliyor.

David Eddings – Kehanetin Oyuncağı

Kehanetin Oyuncağı Kitap Kapağı Kehanetin Oyuncağı
Belgariad Serisi 1. Kitap
David Eddings
Metis Yayıncılık
256

"Bir gün, Tanrı Aldır bir çocuk kalbi büyüklüğünde, küre şeklinde bir taş aldı ve yaşayan bir ruh haline getirene kadar elinde evirip çevirdi. İnsanların Aldur Taşı dedikleri bu canlı mücevherlerin gücü çok büyüktü ve Aldur onunla mucizeler yarattı" Aldur'un kardeşi Tanrı Torak, binyıllar boyunca Taş'ı eline geçirmek için yapmadığını bırakmadı. Onu engellemek için çalışan iki kişi, Aldur'un müridi Büyücü Belgarath ve kızı Büyücü Polgara idi. Belgariad, Torak'ın Aldur Taşı'nı ele geçirip dünyaya hakim olmak için verdiği son mücadelenin hikayesidir. Kehanetin Oyuncağı'nda, küçük bir çiftlikte büyüyen Garion'un, Pol Teyzesi, ihtiyar masalcı 'Bay Kurt', Çerek savaşçısı Barak ve casus, hırsız ve akrobat ipek ile birlikte, Torak'ın müridi Zedar tarafından çalınan Taş'ın pesine düşmesinin hikayesi anlatılır. Garion bu arayış boyunca, dünyanın sandığı gibi düzenli, mantık kurallarına göre işleyen bir yer olmadığını, büyünün gücünü ve en yakınındaki insanların bile aslında onun sandığı kişeler olmadıklarını öğrenecektir.

David Eddings – Sihirbazın Tuzağı

Sihirbazın Tuzağı Kitap Kapağı Sihirbazın Tuzağı
Belgariad Serisi 3. Kitap
David Eddings
Metis Yayıncılık
280

Bir gün, Tanrı Aldur bir çocuk kalbi büyüklüğünde, küre şeklinde bir taş aldı ve yaşayan bir ruh haline getirene kadar elinde evirip çevirdi. İnsanların aldur Taşı dedikleri bu canlı mücevherin gücü çok büyüktü ve Aldur onunla mucizeler yarattı.

Aldur'un kardeşi Tanrı Torak, binyıllar boyunca Taş'ı eline geçirmek için yapmadığını bırakmadı. Onu engellemek için çalışan iki kişi, Aldur'un müridi Büyücü Belgarath ve kızı Büyücü Polgara idi. Belgariad, Torak'ın Aldur Taşı'nı ele geçirip dünyaya hakim olmak için verdiği son mücadelenin hikayesidir.

Sihirbazın Tuzağı'nda, Garion'un Tanrı Aldur ve Tanrı Ul ile tanışmasının, ölümün duvarının ötesine geçerek bir taya hayat vermesinin, Belgarath önderliğinde Cthol Murgos'a yapılan tehlike dolu yolculuğun, Kehanetin öngördüğü herkesin en nihayet bir araya gelmesinin ve sonunda da Taş'ın Sihirbaz Ctuchik'in elinden alınmasının öyküsü anlatılıyor.

Samuel Delany – Triton

Triton Kitap Kapağı Triton
Samuel Delany
Metis Yayıncılık
400

Le Guin'in Mülksüzler'ine Cevap:
İkircikli Bir Heterotopya
Ütopyalılar teselli verir: asla gerçek yerlerde geçmemelerine rağmen, yine de bazı şeyleri gözler önüne serme olanağına sahip oldukları fantastik, sorunsuz bir bölge vardır; devasa caddeleri, enfes bitkilerle dolu bahçeleriyle şehirleri, oraya giden yol hayali bile olsa kolay bir hayatın yaşandığı kırları anlatırlar. Heterotopyalılar ise rahatsız edicidir, belki de buna bir isim vermeyi imkânsızlaştırdıkları ve yaygın isimleri kördüğüm haline getirdikleri veya paramparça ettikleri için; daha baştan söz dizimini -yalnızca cümle kurarken kullandığımız söz dizimini değil, aynı zamanda kelimelerin ve şeylerin (birbirlerine yakın ve aynı zamanda da karşıt) "bir arada durmalarını" sağlayan daha az belirgin bir söz dizimini de- yok ettikleri için. Bu nedenle ütopyalar fabl ve söylemlerin oluşmasına imkân sağlar: dilin en belirgin özelliklerine uygun biçimde akarlar ve temel fabula'nın bir parçasıdırlar; heteropyalar ise... konuşmayı kuruturlar, sözcükleri yollarında durdururlar, dil bilgisinin tüm olanaklarına daha kaynağında karşı çıkarlar; mitlerimizi yıkar ve cümlelerimizin şiirselliğini zararlı etkilerden korurlar.
Michel Foucault, Şeylerin Düzeni

Sema Kaygusuz – Yüzünde Bir Yer

Yüzünde Bir Yer Kitap Kapağı Yüzünde Bir Yer
Sema Kaygusuz
Metis Yayıncılık
160

"Gözüm!"

Bir keresinde babaannen böyle diyerek okşamıştı seni, halk dilinden türeyen bu epeski sevgi sözcüğüyle. Kendi görüp göremeyeceği her şeyi bir tek sen göresin diye mi üçüncü gözü kıldı seni? Kendinden verdiği bu göz, bakışın, algının, ışığın ve tanıklığın çok ötesinde gizil bir mirassa eğer, ne zaman fotoğraf makineni bir dürbün gibi ona buna doğrultup yakın-uzak ayarı yapsan, bil ki bir mil batırıp içine akıtıyorsun onu. Devraldığın gözü imha ediyorsun. Çünkü daha bakarken değiştiriyorsun şeyleri. Çerçeveye aldığın nesne her neyse, onu dünyadan koparıp kendi betimine buluyor, hayat sabitlediğin anlardan ibaretmiş gibi, evrenin zamandan münezzeh sıfatını önce insan yüzlerinde göreceğin yerde kendi yapıtında deniyorsun.

Hiç olmazsa bir kerecik "gözüm" diyerek sevsen beni, alnında bir yere koysan billur cismimi, bir sürü çerçeveler bulsak seninle, yağmalamadan muhafaza etsek şeyleri, itham ve iltifat etmeden sonsuzluğunu bulsak saliselerin; alelade ya da özel, kaba ya da zarif bütün nitelikleri düzlesek, baktığımız yerde göremediğimiz bir şey de olduğunu itiraf edip sussak birlikte, bu ağzı sıkılıkla hiç övünmesek, ne güzel olurdu. Yeter ki iste sana feda olsun gözüm.

Sema Kaygusuz – Yere Düşen Dualar

Yere Düşen Dualar Kitap Kapağı Yere Düşen Dualar
Sema Kaygusuz
Metis Yayıncılık
304

Yere Düşen Dualar ilk kez yayımlandığı 2006'dan günümüze, birçok okur ve eleştirmen tarafından "masalsı, destansı, mistik, alegorik ve çok katmanlı bir roman" olarak değerlendirilmiş, beğeniyle karşılanmıştır. Anlatmayı da anlattığı kadar önemseyen, zengin bir hayal gücünün ürünü olan bu romanı nitelikli edebiyattan zevk alan okurlarımıza özellikle tavsiye ederiz.

Ursula K. Le Guin – Balıkçıl Gözü

Balıkçıl Gözü Kitap Kapağı Balıkçıl Gözü
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
160

"Bana öyle geliyor ki erkeklerin zayıf ve tehlikeli oldukları nokta, kibirleri. Kadının bir merkezi vardır, bir merkezdir kadın. Ama erkekler öyle değil, onlar erişmektir, uzanmaktır. O yüzden uzanırlar ve bir şeyler koparırlar, bunları etraflarına istif ederler ve 'ben buyum, ben şuyum, bu benim, şu da benim, benim ben olduğumu size kanıtlayacağım', derler. Ve bunu kanıtlayayım derken de bir çuval inciri berbat ederler."

Ursula K. Le Guin – Dünyanın Doğum Günü

Dünyanın Doğum Günü Kitap Kapağı Dünyanın Doğum Günü
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
400

"Önce farklılığı kurmak -yabancılığı oturtmak- sonra da ateşli bir insani duygu kıvılcımının sıçrayıp bu farkı kapatmasını sağlamak: Hayal gücünün bu akrobasisi beni her şeyden çok büyüleyip tatmin ediyor."
Ursula K. Le Guin, romanlarından bildiğimiz dünyalarda yeni yolculuklara çıkarıyor bizi. Ağırlıklı olarak cinsiyet meselelerinin, aşkın, cinselliğin, yabancılaşmanın işlendiği bu hikayelerde Ekumen'e ait dünyalara, Gethen, Karhide, Seggri, O ve Werel gezegenlerine dönüyoruz. Son ve neredeyse bir roman kadar uzun "Kaybolan Cennetler" adlı hikayesinde ise Le Guin, yeni bir gezegene ulaşmak için nesiller boyu süren bir yolculuğu anlatıyor.

Ursula K. Le Guin – Dünyaya Orman Denir

Dünyaya Orman Denir Kitap Kapağı Dünyaya Orman Denir
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
136

Ağaçlarla kardeş gibi yaşayan ve düşleri en az bizim gündelik yaşamımız kadar gerçek olan bir ırk, kendini "gerçekçi" Arz'lılara karşı nasıl savunabilir? "Yazmak çoğunlukla zor ama keyifli bir iştir benim için; bu öyküyü yazması kolaydı ama pek keyifli değildi. Bana hiç çenek bırakmadı. Ülserli bir patronun sekreterine mektuph yazdırması gibi yazdırdı kendini bana. Ben orman ve düş üzerine yazmak istiyordum; yani belirli bir ekolojiyi içeriden bir bakışla betimlemek, biraz da Hadfield'in ve Dement'in uyku düşlerinin işlevleri ve düşün yararları üzerine görüşleriyle oynamak istiyordum. Ama patron ekolojik dengenin tahrif edilmesinden ve eduygusal dengenin reddedilmesinden bahsetmek istiyordu. Ahlâk dersi veren öyküleri pek sevmek, çoğunlukla iyilik duygusundan yoksun olurlar.Umarım bu öyküöyle değildir. Medem bir kere ahlâk dersi vermek zorunda kaldım, şunu söyleyebilirim bir tek. Don Davidson olmak Raj Lyubov olmaktan daha da acı vericidir."

Ursula K. Le Guin – Güçler

Güçler Kitap Kapağı Güçler
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
352

Marifetler ve Sesler'in ardından Ursula K. Le Guin'in Batı Sahili Yıllıkları dizisinin üçüncü kitabı Güçler. Köleliğin olduğu yerde adalet olabilir mi? Güven ve sadakatin ihanetle, itaatin zulümle sonuçlandığı bir yerde sevgi yaşayabilir mi? Kitaplardan korkulan bir yerde bilgi barınabilir, yeni fikirler yeşerebilir mi? Yasaklar ve engellerle dolu bir yerde insan "kendisi" olabilir mi? Henüz olmamış olayları "hatırlama" ve muazzam hafızası sayesinde bir kere okuduğunu asla unutmama "gücü"ne sahip olan Gavir'in öyküsü Güçler; kendisine ulaşmak, kendisi olabilmek için diyarlar aşan bir çocuğun öyküsü.

Ursula K. Le Guin – Marifetler

Marifetler Kitap Kapağı Marifetler
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
192

Eğer savaşmazsan ele geçirilirsin, soyun sona erer. Marifetler bu işe yarar, verdiği güçler sayesinde.. insan arazisini koruyabilir, soyunu temiz tutabilir. Eğer kendini koruyamazsan, marifetini kaybedersin. Başka soylar bize baskın çıkar, sıradan insanlar..

Ovalıların hiç de tekin bulmadıkları dağlarda yaşayabilmek için herkesin bir marifetinin olması gerek. Elbette her marifetin bir bedeli var. Bedel ödendikçe bu böyle sürer gider. Marifetler babadan oğula, anadan kıza geçer. Ta ki birileri çıkıp bu töreyi kabullenmemeyi göze alana kadar.

Hükmedemeyeceğinden korktuğu marifetini kullanmamak için gözlerini mühürleten Orrec ile marifetini "kötüye" kullanmayı reddeden özgür ruhlu Gry.. Babalarının oğlu, annelerinin kızı değil de kendi başlarına olmayı isteyen çocukların hikâyesini anlatıyor Le Guin bu kez.

Ursula K. Le Guin – Rocannon’un Dünyası

Rocannon'un Dünyası Kitap Kapağı Rocannon'un Dünyası
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
138

"Fian, uçbenimle! Halkınız gibi zihninle konuşamam, ama havada giden sözcüklerin hepsi de boş değildir. "Ben Rocanon. Ben Rocannon. Yanıt verin!" Uzun süre alıcısının sessizliğini dinledi,sonra bir kez daha geminin frekansını denedi: "Ben Rocannon... "Ne denli alçak sesle konuştuğunu, neredeyse fısıldadığını farkendince durdu ve bağlantıyı kesti. Hepsi ölmüştü, ondördü de, beraberindekiler ve dostları. Hepsi gemideydiler, çünkü onları oraya kendisi çağırmıştı.

Ursula K. Le Guin – Sesler

Sesler Kitap Kapağı Sesler
Ursula K. Le Guin
Metis Yayıncılık
240

Şiddet, hoşgörüsüzlük ve yazılı söze tam bir düşmanlık karşısında sürdürülmeye çalışılan günlük hayat, hiç bitmeyecekmiş gibi duran bir işgal... Ama onları yok etmenin tek yolu bilgilerini yok etmektir ve bilgiyi koruyanlar vardır.
Ursula K. Le Guin'in devamlı okuyucuları daha önce yayımladığımız Marifetler'de tanıştıkları karakterleri de fark edecekler Sesler'de. Sırada ise Güçler var.