Jack Vance – En Son Kale
Bilimkurgu / 18 Kasım 2017

Kitap Adı: En Son Kale Yazar: Jack Vance Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 100 Uzaya yayılan insanlığın küçük bir bölümü, artık unutulmaya yüz tutmuş olan Dünya’ya geri dönüp seçkinci, aristokratik bir düzen kurarlar. Çok az sayıda soylu, onlara besin sağlayan “Köylü”ler, teknik işlerini gören “Mek”ler, süs eşyası gibi kullandıkları zarif ve kırılgan “Feyn”ler ve ulaşım işlerinde kullanılan “Kuş”lar. Kalelerinde güven içinde yaşayan soylular dışındaki tüm bu “sınıf”lar, başka gezegenlerden getirilmiş ve genetik olarak değiştirilmiş, insan olmayan yaratıklardır. Ama günün birinde, tüm aletlerin, makinelerin bakımını ve onarımını yapan “Mek”ler ayaklanmaya karar verirler. Hayatları boyunca bir tek alete bile ellerini sürmemiş olan, bunu bir tür aşağılanma olarak gören soylular ne yapacaklardır şimdi?

Murathan Mungan – Kadınlığın 21 Hikayesi
Hikaye / 10 Kasım 2017

Kitap Adı: Kadınlığın 21 Hikayesi: (Murthan Mungan'ın Seçtikleriyle) Yazar: Murathan Mungan Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 280 Kadınların çocukluklarından yaşlılıklarına ömürleri boyunca içinde yer aldıkları çeşitli durumları gösteren öyküler bunlar; yaşam boyu verdikleri var olma savaşı; anne, eş, kız çocuğu, sevgili, metres olarak sürekli kendilerini bir erkek üzerinden tarif etmenin ağır, uzun yolu; bu uğurda onları çoğu kez karşı karşıya getiren ilişkilerin eşitsiz aritmetiği? Durumların bir aradalıklarından, öykülerin art arda dizilişlerinden bir üst cümle kurmak istedim. Dönüp tek tek hikayeleri, durumları yeniden gözden geçirmemizi sağlayacak olan bir üst cümle? Edebiyatın asıl gücünün burada saklı olduğunu düşünüyorum. Akıp gideni durup görmemizi sağlayacak olan bir atmosfer yaratmak, bir dünya kurmak. Öğrenmiş gözlerle bize hayatı yeniden iade etmek. Yazdıklarım bir yana okuduklarımı okurla paylaşma isteğim de bu yüzden… Yazarlar Roald Dahl – Margaret Atwood – Flannery O’Connor – Judith Hermann – Jean Rhys – Katherine Mansfield – Dorothy Parker – Tama Janowitz – Doris Dörrie – Hanif Kureishi – Charles Bukowski – I. Bachmann – Italo Calvino – V. S. Pritchett – Marta Lynch – Vasco Pratolini – G. G. Marquez – D. Lessing – Alice Walker – Jhumpa Lahiri – Elsa Morante

Brian W. Aldiss – Yıldız Gemisi
Bilimkurgu / 12 Ekim 2017

Kitap Adı: Yıldız Gemisi Yazar: Brian W. Aldiss Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 240 Bütün evreniniz bir uzay gemisinden ibaret olsa ve evreni bu gemiden ibaret sansanız, düzen bozulmaya başlayınca nereye bakardınız? Geminin dışında bir şey olduğunu bilmiyorsunuz ki! Bir gemi, bir yolculuk demektir, ama nereden başlayan ve nereyi hedefleyen bir yolculuk? Ayrıca bir geminin içinde olduğunuzu unuttuğunuz nesiller boyunca hedefiniz değişmiş de olabilir. O zaman ikinci bir yolculuğa, geminin içinde bir yolculuğa çıkmanız şart olur.

Cyril M. Kornbluth – Teşkilat
Bilimkurgu / 30 Eylül 2017

Kitap Adı: Teşkilat Yazar: Cyril M. Kornbluth Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 180 ABD’de kurulu düzenin iflasından sonra iktidarı iki güç paylaştı: Doğu’da Teşkilat, Batı’da ise Çete. Al Capone’un torunları ABD’yi politikacılardan daha iyi yönetemezler mi sizce?

Immanuel Wallerstein – Tarihsel Kapitalizm
Siyasi / 15 Ağustos 2017

Kitap Adı: Tarihsel Kapitalizm Yazar: Immanuel Wallerstein Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 94 Tarihsel kapitalizm daha ilk bakışta, bazı savunucularının öne sürdüğü gibi ‘doğal’ bir sistem olmak şöyle dursun, açıkça saçma bir sistemdir. Daha fazla sermaye üretmek için sermaye üretilmektedir. Kapitalistler ayak değirmeninde daha da hızlı koşmak için gitgide daha hızlı koşan beyaz fareye benziyor. Bu süreç içinde bazı insanlar iyi yaşıyor, ama diğerler yoksul yaşıyor. Peki, iyi yaşayanlar ne kadar ve nereye kadar iyi yaşayacak? Hepimiz bu tarihsel sistemin moda ettiği haklılığı kendinden menkul ilerleme ideolojisiyle öylesine dolmuşuz ki bu sistemin çok sayıdaki olumsuzluklarını kabul etmekte zorlanıyoruz. Marx gibi kararlı bir suçlayıcısı bile tarihsel kapitalizmin oynadığı ilerici role büyük ağırlık vermiştir. ‘ İlerici ‘ sözü tarihsel olarak daha sonra gelen anlamında kullanılmadığı sürece ben buan inanmıyorum… O zaman böyle bir sistem neden ve nasıl ortaya çıktı? – Immanuel Wallerstein

Brigitte Aubert – Dr. March’ın Dört Oğlu
Polisiye / 14 Ağustos 2017

Kitap Adı: Dr. March'ın Dört Oğlu Yazar: Brigitte Aubert Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 163 Katilin Günlüğü İlk seferinde… Hayır, önce size merhaba diyeyim. Merhaba sevgili dostlar. Sevgili yeni dostlar. Merhaba sevgili gizli günlüğüm. Hayatımı ve aileminkini anlatmaya karar vermiş olan sevgili gizli benliğim, merhaba! Ama asıl sözünü etmek istediğim “o”. İlk seferinde, yaşım… kesin yaşımı söylemeye gerek yok, diyelim ki çocuktum. Sevimli, ufak bir çocuk. O da küçük bir kız çocuğu idi. Elbise giymişti, kırmızı akrilik bir elbise, parlak kırmızı. Akriliğin bayağı iyi yandığını biliyordum, bir meşale gibi. Elbisesini yaktığımda bağırdı, sonra da yandı. Yanmasını sonuna kadar izledim. Her yanı şişmişti ve gözleri dışarı fırlamıştı. Hala çok iyi hatırlıyorum, oysa çocuktum. Her zaman iyi bir belleğim olmuştur. Onun yandığını görmekten hoşlanmıştım. Öleceğini biliyordum. Bu hoşuma gidiyordu. Bu hoşuma gidiyor. Ölümü tattırmak. Ölü ilk seferdi. Sonra annem geldi ve beni kollarının arasına aldı….

Bilge Karasu – Lağımlaranası Ya Da Beyoğlu
Roman / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Lağımlaranası Ya Da Beyoğlu Yazar: Bilge Karasu Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 228 Bilge Karasu . Bütün Yapıtları 1014 Temmuz 1995’te yitirdiğimiz Bilge Karasu, ölümünden sonra yayımlanabileceğini düşündüğü metinler Füsun Akatlı’ya teslim etti. Okunacak, taranacak, ayıklanacak, bazen yeniden inşa edilecek bir bavul ve irici bir seyahat çantası dolusu “yazılı kâğıt”… Akatlı’nın iki buçuk yıllık titiz çalışmasının sonucunda iki kitap çıktı ortaya: Lağımlaranası ya da Beyoğlu’nda “anlatı” ya da “kurmaca” genel kategorisi içerisinde yer alması uygun olacak metinler toplandı; Karasu’nun yazdığı bir radyo oyunu ile iki opera librettosu da bu yapıta eklendi. Diğeri, Öteki Metinler’se denemeler, metinler, notlar, günlüklerden oluşuyor ve ortak paydaları “öteki” kavramı üzerine temellenmeleri. Füsun Akatlı şunları söylüyor: Tek kaygım; o titizlikte, o kılı kırk yarıcılıkta, o rafinelikte bir yazarı (ve bir insanı), kendisinin içine sinecek bir kılıkta okur karşısına çıkarabilmek oldu… Gerek karşılıklı konuşmalaramızda, gerek mektuplaşmalarımızda metinlerle ilgili olarak belirttiği kaygıları dikkate aldım. Bilge Karasu’nun yazar kimliğine ve ‘yazı’sına olan aşinalığımın ve bağlılığımın yanı sıra; onun tamamlayıp son biçimini verecek vakti kalmadığını gayet iyi bilerek, bütün yazı, not, müsvedde hatta karalamalarını bana emanet etmesinden güç aldım. “Bu iki kitapla birlikte, dilimizin bu seçkin ustası ve tümyaşamını yazıya, yazına,dile, düşüne adımış bu çok özel insan, 65…

Bilge Karasu – Gece
Roman / 19 Temmuz 2017

Kitap Adı: Gece Yazar: Bilge Karasu Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 232 Gece’de anlatılan tek tek, bölük pörçük durumların, konumların, gerçek yaşamla somut ilişkisi, sürekli seziliyor satır aralarında. Okurun yakın geçmişte tanığı olduğu birçok toplumsal, tarihsel, kültürel deneyden yankılar ve metinde sözgelişi. Alışılmış tarihsel mantığın işleyişi bile sorguya çekiliyor. Ama bütün bu gerçek durumlardan soyut bir çıkarım olan yaşantı, insan umutlarıyla korkularının bütünleyici imgeleriyle dile getiriliyor. -Akşit Göktürk-

Yves Berger & John Berger – Uçuşan Etekler
Edebiyat / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Uçuşan Etekler: Bir Ağıt Yazar: Yves Berger & John Berger Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 44 John Berger’ın kaybettiği eşi Beverly Berger’ın ardından, oğlu Yves Berger’le birlikte yazdığı bir ağıt: Uçuşan Etekler. Çizimlerle desteklenen; bu dünyadan “geçmişten geleceğe mesajlar taşıyan bir koşucu gibi geçen” bir kadına yazılmış; sevgiliye, dosta, yoldaşa, çalışma arkadaşına, akıl hocasına duyulan özlemin anlatıldığı bir mektup…

Yıldırım Türker – Gözaltında Kayıp Onu Unutma
Siyasi / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Gözaltında Kayıp Onu Unutma Yazar: Yıldırım Türker Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 80 “İnsanların devlet eliyle toplu olarak kayıp edilmelerinin ilk örneği, 7 Aralık 1941 tarihinde Nazi Generali Wilhelm Keitel’in emriyle başlatılan operasyon. Binlerce direnişçi, Nazi işgali altındaki Avrupa’ya gözdağı vermek, her türden direnişi sindirmek amacıyla gece yarılarında toplanıp kayıp edildiler. Operasyonun adı ‘Gece ve Sis’ti. Gece ve Sis, faşizmin şiirinde, geceleyin kayıp et ve belirsizliğin sisiyle sarmala anlamına geliyordu. Daha sonra 1960’larda Guatemala ve Brezilya’da binlerce insan kayıp edildi. 1973 darbesinden sonra Şili’de yüzlerce insan kayıp edildi. Pinochet, Arjantin generallerine el verdi. 1976 darbesinden sanra Arjantin’de binlerce muhalif kayıp edildi. Sivil yönetime geçildikten sonra kimi itirafçı generallerden, kayıp edilen insanların büyük bir kısmının iğnelerle uyuşturulup uçaklardan okyanusa atıldıklarını öğrendik. İnsanları kayıp etmenin kirli tarihi şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nde yazılıyor. 1980’den bu yana her yıl, her gün daha fazla insan kayıp ediliyor. Geceye tenezzül etmeyen adamlar çoğunluk gündüz vakti insanları arabalarına tıkıştırıp götürüyor. Sise güvenleri sonsuz nasılsa. Hayatımızın üstüne kapanmış bu sis, kaç on yılın sisi. Hiçbir zaman Arjantin kadar sivil olamayacağımızı, dolayısıyla hiçbir mahkemede terlemeyeceklerini, kullandıkları yöntemleri ele vermek zorunda kalmayacaklarını düşünüyorlar besbelli. Ve kayıplar listesi gün günden kabarıyor. Her geçen ay daha çok insan kayıp ediliyor. Ve…

Yaprak Zihnioğlu – Kadınsız İnkılap
Tarih / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Kadınsız İnkılap: Nezihe Muhiddin, Kadınlar Halk Fırkası, Kadın Birliği Yazar: Yaprak Zihnioğlu Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 336 Nezihe Muhiddin kimdi? Hangi sosyal ve entelektüel ortamda yetişti? Kadınlar için neler düşündü? Neler yaptı? Otuzlu yaşlarını sürerken, yani daha çok şeyler yapabilecekken neden ve nasıl kadın hareketinden koparıldı? Nasıly unutturuldu? Türkiye’nin yakın geçmişine ışık tutan bu bilmecenin, Yeni Kadın Hareketi’nin ilk günlerden itibaren içinde yer almış, oluşumuna katkıda bulunmuş, feminizm tartışmalarını yakından izleyen bir kadın tarihçinin kaleminden, dönemin eski Türkçe belgelerine dayalı öyküsünü okumak, özellikle genç kadınlara çok şey öğretecektir. “Zihinoğlu, tek parti dönemi yöneticileriyle Nezihe Muhiddin arasındaki çatışmanın, özünde, kadın kimliği etrafında döndüğünü, Muhiddin’in, Cumhuriyetçi erkeklerin kadınları ‘gayri meşur çocuk’, hatta düpedü ‘çocuk kadın’ olarak görmek istemelerini kabullenemediğini söylüyor. Nezihe Muhiddin’in mücadelesini bilmenin, biz kadınlar için taşıdığı hayati önemi Fatmagül Berktay’ın şu sözleri çok iyi ifade ediyor: ‘Geçmişte yaşananlar, çekilen acılar ve harcanan çabalar belleklerden silinip gidiyor ve bizler hep ‘çocuk kalmaya’ mahküm oluyoruz. İşte bunun içindir ki kadınların kendilerini ‘tarihe yazmaya’, geçmişi araştırmaya, başka kuşakların mücadeleleriyle bağlar kurmaya ve kendilerinden esirgenmiş olan bilgi ve eğitime sahip çıkmaya ihtiyaçları var.’ ” – Şirin Tekeli-

Wayne C. Booth – Kurmacanın Retoriği
Edebiyat / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Kurmacanın Retoriği Yazar: Wayne C. Booth Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 544 Edebiyat eleştirisi alanında devrim yaratan ve kısa zamanda klasikleşen Kurmacanın Retoriği’nde Wayne Booth, her şeyden önce bir edebiyat eserinin gücünü ve etkisini nelere borçlu olduğunu ele alıyor. Bir hikâye ya da romanı “iyi” kılan genel kural ve niteliklerden bahsedilebilir mi? Booth bu tür genellemelerin kurmaca gibi ele avuca sığmaz bir yazın türünü kısıtlayacağı ve kısırlaştıracağı görüşünde. Sözgelimi çoğu edebiyat eleştirmeninin metinde yazar müdahalesini ve yönlendirmesini kınadığını belirten Booth, bu “kuralı” açıkça ihlal eden pek çok başarılı esere dikkat çekiyor. Dahası, diyor Booth, bir anlatı yazarın yönlendirmesinden ne kadar azade olabilir ki? Neticede yazarın her seçimi bir nevi yönlendirme değil midir? Ve bu bağlamda, her anlatı bir tür retorik değil midir? İşin en güzel yanı, Booth kurmacaya ilişkin bu kapsamlı incelemesini soyut kavramlarla değil, Homeros’tan Boccaccio ve Shakespeare’e, Laurence Sterne’den Jane Austen ve Henry James’e, Proust’tan Joyce ve Beckett’a pek çok yazarın eserlerinden örneklerle sunarak okuru keyifli ve ilginç bir edebiyat yolculuğuna çıkarıyor.

Walter Benjamin – Moskova Günlüğü
Günlük / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Moskova Günlüğü Yazar: Walter Benjamin Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 192 Walter Benjamin 1926 yılı sonunda, kısa bir tatil aşkı yaşamış olduğu Bolşevik aktris ve eğitimci Asja Lacis’in bir ruhsal rahatsızlık geçirdiği haberi üzerine, yaklaşık iki ay kalacağı Moskova’ya gitti. Sovyet kültürel politikasında Stalinizasyonun başladığı bir dönemdi bu; herşey yeniden yapılanıyordu, “kamusal yaşamın gerilimleri öylesine büyüktü ki, özel yaşam tamamen tıkanmış” görünüyordu. Rusça bilmeyen Benjamin, dönemin tartışmalarına ancak ünlü tiyatro eleştirmeni Berhard Reich ve Asja Lacis aracılığıyla girebiliyordu. Moskova’da Benjamin’in “Partisiz ve mesleksiz” bir serbest yazar olarak konumuna şüpheyle bakılıyordu; Reich, Lacis’in sevgisine ulaşabilmesinde karşısına güçlü bir rakip olarak çıkmıştı, üstelik Moskova buz gibiydi ve kaldırımlarda yürümek bile bir ıstıraptı… Moskova Günlüğü, Benjamin’in hayatının bu zor döneminde tuttuğu notlardan oluşuyor. Bireysel bağımsızlığını kaybetmek pahasına Komünist Parti’ye katılıp sağlam bir çerçeve kazanmakla dışarlıklı bir solcu olmanın marjinalliğine sığınmak arasında sıkışıp kalışını, dönemin Moskova’sındaki kültürel ve siyasal olayları algılayışını anlatmanın yanı sıra sokakları, müzeleri ve günlük hayatıyla yazarın Moskova’yı algılayışını içten, edebi anlatımıyla aktaran bu günlük, hem hüzünlü bir anlatı, hem de siyasi bir değerlendirme kitabı olarak okunabilir.

Wadad M. Cortas – O Sevdiğim Dünya
Anlatı / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: O Sevdiğim Dünya Yazar: Wadad M. Cortas Yayıncı: Metis Yayınları Sayfa Sayısı: 240 “Bu benim hikâyem, bir Arap kadınının hikâyesi. Kayıp bir dünyanın hikâyesi.” Böyle başlıyor Cortas’ın anlatısı ve bizi yirminci yüzyılın en çalkantılı zamanlarında dünyanın en çalkantılı bölgelerinden birinde yaşamış idealist ve barışsever bir eğitimcinin; eşitlik ve özgürlük için mücadele eden, kadın haklarını sonuna dek savunan, sanatın her türünü sevip destekleyen, dil-din-ırk ayrımı yapmadan tüm insanlığı kucaklayan bir hümanistin yaşamöyküsüyle baş başa bırakıyor. Samimi bir tevazu ve sadelikle kaleme alınmış bu hatırat sadece Cortas’ın kendi yaşamını değil Arap dünyasının yakın tarihini de kapsıyor elbette: Birinci Dünya Savaşı’nın ardından nihayet Osmanlı egemenliğinden kurtulup bağımsızlıklarına kavuşmayı uman Arap ülkelerinin Batı’nın sömürgeci zihniyeti ve eylemleri karşısında uğradığı hayal kırıklığı, İkinci Dünya Savaşı’nın Ortadoğu üzerindeki etkileri, İsrail’in bir devlet olarak ortaya çıkması sırasında ve sonrasında dökülen kan, evlerinden edilen Filistinlilerin çektiği acılar ve buna duyarsız kalan dünya kamuoyu, aynı topraklardan yaşayan insanların süreğen çatışmasının getirdiği maddi ve manevi yıkım… Cortas’ın hikâyesinden görüyoruz ki bütün bu acıların ortasında insanlığa ve geleceğe olan umudunu yitirmeyen, halkların barış içinde bir arada yaşayabileceğine inanan, bu amaç uğruna canla başla mücadele eden insanlar da vardı. Ve yine bu hikâyeden görüyoruz ki hepimizin sevdiği bu dünya ancak…

Ursula K. Le Guin – Yerdeniz
Fantastik / 9 Haziran 2017

Kitap Adı: Yerdeniz: 6 Kitap Tek Cilt Yazar: Ursula K. Le Guin Yayıncı: Metis Yayınları Le Guin’in Yerdeniz kitapları Yerdeniz Büyücüsü, Atuan Mezarları, En Uzak Sahil, Tehanu, Yerdeniz Öyküleri ve Öteki Rüzgâr Metis Edebiyat koleksiyonunun en sevilen kitaplarından oldu, yıllar içinde birer kült kitap haline geldiler. Metis’in 30. kuruluş yıldönümünde bu altı kitabı tek ciltte toplayarak, sert kapaklı bir özel basım yaptık.