Henri Loevenbruck – Dişi Kurt ile Çocuk

Dişi Kurt ile Çocuk Kitap Kapağı Dişi Kurt ile Çocuk
Moira Üçlemesi 1. Kitap
Henri Loevenbruck
Yapı Kredi Yayınları
351

Yapı Kredi Yayınları, okulların kapandığı şu günlerde, çocuklar için kaçırılmayacak bir kitap yayımlıyor. Fransız yazar Henri Lœvenbruck’in kaleme aldığı Dişi Kurt ile Çocuk, fantastik edebiyat tutkunlarının ellerinden düşürmeyecekleri bir eser. Fransız fantastik romanının “çok satanlar”ından Dişi Kurt ile Çocuk, Jack London’ın Beyaz Diş’i ile Yüzüklerin Efendisi arasında kendine bir yer ediniyor. Lœvenbruck kitabında iki yalnız kahramanın birbiriyle kesişen öykülerini akıcı bir dille anlatıyor

Henri Loevenbruck – Dişi Kurdun Gecesi

Dişi Kurdun Gecesi Kitap Kapağı Dişi Kurdun Gecesi
Moira Üçlemesi 3. Kitap
Henri Loevenbruck
Yapı Kredi Yayınları
152

Henri Lœvenbruck’un Fransa’da olay yaratan fantastik üçlemesi La Moïra’nın son kitabı Dişi Kurdun Gecesi’yle bir efsane daha sonlanıyor. Samildanach… Saîman’ın son çocuğu.Gaelia’da yeni bir çağın başlamasını sağlamak zorunda. Çünkü Gaelia can çekişmekte. Adanın dört bir yanı savaş halinde. Avcılar da kurtların peşine düşmüş! Nefret ateşi coşmuş, din fanatikleri ve iktidara susamışlarca körükleniyor; büyüyse yavaş yavaş yitiyor. Gaelia can çekişmekte, zaman daralıyor. İnsanların avlamaya çalıştıkları beyaz kurdu bulmak, Moïra’nın ve üç kehanetin anlamını çözmek, her şeyden önemlisi yarının dünyasını hazırlamak gerek.

Henri Loevenbruck – Kurtların Savaşı

Kurtların Savaşı Kitap Kapağı Kurtların Savaşı
Moira Üçlemesi 2. Kitap
Henri Loevenbruck
Yapı Kredi Yayınları
371

Bir yandan Beyaz Diş’i, öte yandan da Yüzüklerin Efendisi’ni anımsatan Moïra üçlemesi Kurt’la Çocuk’un ardından Kurtların Savaşı’yla sürüyor. Fransız fantastik edebiyatının çoksatarlarından biri olan Moïra üçlemesinin bu ikinci kitabı yine hiç beklenmedik olaylarla, farklı farklı dünyalarla, sıra dışı kişilerle dopdolu. Ozanlar, savaşçılar, oyuncular, büyücüler, kurtlar, siyasetçiler, din adamları, çıkar çatışmaları, savaşlar, ölümler, aşklar, öçler, olağanüstü bir düşün, bir destanın tüm öğeleri akın ediyor sayfalara.

Amin Maalouf – Adriana Mater

Adriana Mater Kitap Kapağı Adriana Mater
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
100

Amin Maalouf'dan yeni bir kitap... Maalouf'un Uzaktan Aşk'tan sonraki ikinci librettosu Adriana Mater. Maalouf bu operayı Opéra de Paris'nin isteği üzerine kaleme almış.

Adriana Mater, yer ve zaman belirtilmemiş ama 20. yüzyıl sonlarında Balkanlar'ın durumunu çağrıştıran, iç savaşın yaşandığı bir ülkede geçiyor. Genç bir kadın olan Adriana tecavüze uğrar ve hamile kalır, ama çocuğunu aldırmayı kabul etmez: "Onun çocuğu değil bu Refka, benim çocuğum ve bana benzeyecek" diye cevap verir kız kardeşine. Bu varlık iki kanı birlikte taşıyacaktır: Kurbanınki ve celladınki. Oğlu Yonas büyüdüğünde, bir gün, şehri terk etmiş olan doğurucusunun şehre geri geldiğini öğrenir ve onu öldürmeye yemin eder. "O adam ölmeyi hak ediyordu, ama sen, oğlum, öldürmeyi hak etmiyordun" diye cevap verir Adriana, Yonas'a.

Amin Maalouf, bize sık sık Ortadoğu'yu ya da Balkanları anımsatan bir coğrafyada, savaşın yaşandığı bir ülkede, düşmanlığın ve yabancılığın eşiğinde, tükenmekte olan bir dünyanın eğretilemesini sunuyor. Maalouf'un Uzaktan Aşk'tan sonra ikinci librettosu olan Adriana Mater (Ana Adriana), bir yandan insanoğlunun unutulmaz trajedilerine ışık tutarken, öte yandan insanoğlunun bilmeyen soru(n)larını ortaya koyuyor: Kıyam çağında yaşama tutunabilir miyiz? Her ne olursa olsun bağışlamak, cesaret midir yoksa korkaklık mı?

Amin Maalouf – Afrikalı Leo

Afrikalı Leo Kitap Kapağı Afrikalı Leo
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
344

'Afrikalı Leo', gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bir yaşamöyküsü: "Bir berberin sünnet ettiği, bir Papanın vaftiz ettiği" Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez-Zeyyati alias/namı diğer Giovanni Leone de Medici'nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo'nun özyaşamöyküsü -yazmış olsaydı yazacağı gibi...Amin Maalouf, bu ilk romanında -daha sonra Semerkant (YKY, 1993) ve Tanios Kayas'ı (YKY, 1995) romanlarında da yapacağı gibi- tarihle/tarihten olağanüstü bir halı dokuyor. Bir uçan halı...

Amin Maalouf – Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri

Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri Kitap Kapağı Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
266

"Bu kitap çok basit bir fikirden yola çıkyor: Haçlı Seferleri'nin tarihini 'öteki cephe'de, yani Arapların tarafında görüldüğü, yaşandığı ve hikâye edildiği biçimde anlatmak. Kitabın hemen hemen tüm içeriği, o çağın Arap tarihçilerinin ve vakanüvislerinin tanıklıklarına dayanıyor."

Lübnan asıllı Amin Maalouf 1983 tarihli bu ilk yapıtında, on birinci yüzyılın sonundan on üçüncü yüzyılın başına kadar devam eden, ancak etkileri ve söylemi günümüze dek uzanan Haçlı Seferleri'ni egemen tarih anlayışının yerine "öteki"nin gözünden anlatıyor.

Tarih en büyük anlatıdır.
(Arka Kapak)

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir okur kitlesine sahip olan Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf'un büyük ses getiren kitabı "Arapların Gözünden Haçlı Seferleri" YKY tarafından yayımlandı.

Amin Maalouf – Çivisi Çıkmış Dünya

Çivisi Çıkmış Dünya: Uygarlıklarımız Tükendiğinde Kitap Kapağı Çivisi Çıkmış Dünya: Uygarlıklarımız Tükendiğinde
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
216

Türk okurunun daha çok tarihsel romanlarıyla tanıdığı Maalouf, bu kez "medeniyetler çatışması" adı altında kuramsallaşıp yasallaşan ve dünyadaki bütün kültürler ve halklar için felakete yol açacak politikaları eleştiriyor.
Yazar, yaşamın devamlılığının olmazsa olmazı olarak gördüğü hoşgörü çığlığını yeniden duymaya davet ediyor insanlığı...
Çivisi Çıkmış Dünya bir yandan küresel ısınma, enerji kaynakları ve doğal felaketlerle, bir yandan da yanlış ve çıkarcı politikaların doğurduğu ekonomik ve siyasal krizlerle mücadele eden insanlık için bir yol haritası... Kitabın satır aralarında Amerikan politikaları, Avrupa Birliği, 20. yüzyıl Arap siyasi tarihi ve Türkiye'den bahsediliyor.
Maalouf'un bu eseri, her şeye rağmen birbirimize saygı duymayı ve birlikte yaşamayı başarmak isteyenler için bir tür pusula.

Amin Maalouf – Doğu’dan Uzakta

Doğu'dan Uzakta Kitap Kapağı Doğu'dan Uzakta
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
460

Geçmiş... bıraktığın yerde mi hâlâ?

Amin Maalouf'tan unutulmayacak bir "eve dönüş" romanı Amin Maalouf'un merakla beklenen yeni romanı Doğu'dan Uzakta, kaderin ve tarihin acımasızlığında terk ettikleri yurtlarına dönen bir grup arkadaşın hikâyesini anlatıyor.

Doğu'dan Uzakta, bir yüzleşmenin romanı: Gençliklerinin en güzel dönemlerini bir arada geçiren, ülkelerinde patlak veren iç savaştan sonra farklı yerlere dağılan ve yıllar sonra, eski arkadaşlarından birinin cenazesi için tekrar ülkelerine dönen bir grup arkadaş... Açıkça belirtilmese de Lübnan İç Savaşı'nın getirdiği yıkımlara ve Ortadoğu coğrafyasının kültürel, tarihsel ve toplumsal sorunlarına dair çok çarpıcı gözlemlere de yer veren Doğu'dan Uzakta'da Maalouf, yine en iyi bildiği şeyi yapıyor: Doğu'yu anlatıyor.

Tadımlık:
"Yenikler her zaman kendilerini masum kurbanlar olarak göstermek eğilimindedirler. Ama bu gerçeğe tam uymaz, hiç de masum değildirler. Yenildikleri için suçludurlar. Kendi halklarına, kendi medeniyetlerine karşı suçludurlar. Sadece yöneticilerden değil, benden, senden, hepimizden bahsediyorum. Bugün tarihin mağluplarıysak, hem kendi gözümüzde hem de tüm dünyanın gözünde aşağılanmış durumdaysak, bu sadece başkalarının değil, öncelikle bizim suçumuzdur."

Amin Maalouf – Işık Bahçeleri

Işık Bahçeleri Kitap Kapağı Işık Bahçeleri
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
244

Çağdaşımız Mani... Hoşgörü peygamberi Mani...
Amin Maalouf diğer romanlarında olduğu gibi yine bir karakterin yaşamı üzerinden dünyaya açılarak yapıtını kuruyor. Mani'nin inancı ve öyküsü Hıristiyanlık çağının şafağında, İsa'nın ölümünden iki yüz yıl sonra başlar. Bizim çağımızın da kahramanı olabilecek Mani, yaşam öyküsüyle, son nefesine kadar savunduğu inancının oluşturduğu kişisel tarihiyle, o dönemden yani II. yüzyıldan beri hala varolan politik sorunlara da işaret etmiş oluyor.

Mani'den bugüne, 'sanat ve coşku kaynağı olan kitaplarından, bağışlayıcı dininden, coşkulu arayışlarından, insan, doğa ve tanrısallık arasında uyum isteyen çağrısından geriye' çok az şey kalmış olsa da; bağnazlık ve iktidar hırsı yapıtını yok etmeye çalışsa da Amin Maalouf onun Aydınlıklar'a açılan inancını ele alıyor ve Mani'nin öyküsüyle bugüne 'ışık' tutuyor.

Amin Maalouf – Ölümcül Kimlikler

Ölümcül Kimlikler Kitap Kapağı Ölümcül Kimlikler
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
136

"Bana 'içimin derinliğinde' ne olduğu sorulduğunda, bunda herkesin 'içinin derinliğinde' ağır basan tek bir aidiyetin, bir bakıma 'kişinin derin gerçekliğinin', doğarken ebediyen belirlenen ve artık değişmeyecek olan 'öz'ünün varolduğu inanışı yatıyor; sanki geri kalanın, bütün geri kalanın -özgür insan olarak katettiği yolun, benimsediği inanışların, tercihlerin, kendine özel duygusallığının, yakınlıklarının, sonuçta yaşamının- hiçbir önemi yokmuş gibi."

Kimlik insanın zamanın içindeki incelişinde onu dünyaya bağlayan bir ayna.

Amin Maalouf, Ölümcül Kimlikler'de çok yönlü ve saydam bir sorgulamanın eşiğinde, aynadaki görüntünün tutulabileceğine işaret ediyor.

Ölümcül Kimlikler, dünyanın yeni zamanlarında insanlığın küllerinden kuracağı düzenin temeline konan bilge bir taş.

Amin Maalouf – Uzaktan Aşk

Uzaktan Aşk Kitap Kapağı Uzaktan Aşk
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
84

XII. yüzyılda, Akitanya'dayız... Soylu bir ozan, Jaufre Rudel, zevk ve eğlenceye doymuş, böylesi yaşam sürmekten bıkmış; uzak, arı ve sonsuz bir aşkı düşlüyor... Kusursuz, düşsel bir kadını anlatıyor dizelerinde. Ve günün birinde, denizler ötesinden gelen Gezgin, bu imgenin gerçekten yaşadığını haber veriyor ona. Çılgına dönen ozanın "Uzaktan Aşk"ını arayışı böyle başlıyor.

Daha önce birçok Avrupa ülkesinde gösterimi yapılan ve bu yıl ABD'de de gösterime girecek Uzaktan Aşk operasının liberttosunda, Maalouf, amacına ulaşmadan yitip giden bir sanatçı yaşamının eğertilmesini sunarken, yolculuk, sürgün, Tanrı, kimlik ve aidiyet izlekleri çevresinde biçimlenen ve yine Batı'dan Doğu'ya uzanan o dokunaklı aşk ve ölüm masallarından birini anlatıyor.

Thomas Bernhard – Bitik Adam

Bitik Adam Kitap Kapağı Bitik Adam
Thomas Bernhard
Yapı Kredi Yayınları
120

"Onu çeken, insanların mutsuzlukları içindeki halleriydi, insanların kendileri değildi, mutsuzluklarıydı ve insanın olduğu her yerde buna rastlıyordu, diye düşündüm, insankolikti o, çünkü mutsuzluk özlemi çekiyordu. İnsan mutsuzluktur, dedi hep, diye düşündüm, yalnızca budala olan bunu aksini savunur. Doğmak mutsuzluktur, dedi, yaşadığımız sürece de bu mutsuzluğu sürdürürüz, bir tek ölüm kesip atar bunu. Bu, hep mutsusuz demek değildir, mutsuzluk yoluyla mutlu olabiliriz, dedi, diye düşündüm."

Thomas Bernhard'ın son dönem romanlarından Bitik Adam, "dahi" Glenn Gould, Goldberg Varyasyonları, piyano başında gelen ölüm ve intihar ekseninde sürülen bir iz: "Bitik adam" Wertheimer"in mutsuzluk coğrafyasında, Bernhard anlatımı eşliğinde insanın koyu karanlıklarıyla yüzleşme çağrısı.

Thomas Bernhard, zaman ilişkin gerçekliklerin ötesinde bir saydamlık.

Thomas Bernhard – Don

Don Kitap Kapağı Don
Thomas Bernhard
Yapı Kredi Yayınları
280

Edebi öfkenin çocuksuz babalarından Thomas Bernhard'ın ilk romanı Don, ilk kez Türkçede, YKY'de... Don'da, Schwarzach'ta bir tıp öğrencisi, yanında staj yaptığı asistan tarafından Weng köyüne gönderilir. Görevi asistan Strauch'un erkek kardeşi ressam Strauch'u gözlemlemektir. Bu çukurlukta, coğrafyanın ışık-gölge arası gelgitlerinde, karanlığın hakikati ve hakikatin karanlığıyla yüzleşmek zorunda kalır. “Hayvan”, “hayvan leşi”, “ölüm”, “insanca”, “barbarca”, “et”, “ete kemiğe bürünmemiş olgular ve olasılıklar”la Weng bir şoktur.

Ressam Strauch'un fikir silsileleri, bir parçalanma ürününe dönüşme sürecinde deliliğin(?), çılgınlığın(?) katalizörü müdür? Strauch'un konuşmasında “düzen” aramak yersizdir, bütün üniformalılar onun asabını bozmaktadır, belki Bernhard'ın da(!) “Dünya ışığın aşama aşama kısılmasıdır” der ressam Strauch ve doğanın karanlığıyla insan cehennemi arasında kıyametin diliyle konuşur, onun için her şey “dehşet verici”dir.

“Bireyin buzul çağı parçalanışı” bir dehşet sahnesi oluştururken, Bernhard'ın persona'larıyla hakikat tiyatrosu ve korkaklık tiyatrosu arasında salınan giyotinin imtihanına soyunmak keskingörüşlülük isteyecek, “bilesiniz”.

Thomas Bernhard – Eski Ustalar

Eski Ustalar Kitap Kapağı Eski Ustalar
Thomas Bernhard
Yapı Kredi Yayınları
160

"İnsanlık devasa bir devlettir, ondan, eğer doğruyu söyleyecek olursak, her uyandığımızda midemiz bulanır. Her insan gibi ben de uyandığımda midemi bulandıran bir devlette yaşıyorum. Bizdeki öğretmenler insanlara devleti öğretirler ve devletin tüm korkunçluğunu ve ürkütücülüğünü ve devletin tüm yalancılığını, bir tek tüm bu korkunçluğun ve ürkütücülüğün ve yalancılığın devletin kendisi olduğunu öğretmezler."
"Ana babama en ufak bir saygı duymak zorunda değilim, onlar en ufak bir saygıyı hak etmiyorlar, dedi. Bana karşı iki suç işlediler, iki ağır suç, dedi, beni yaptılar ve bana baskı yaptılar, beni bana sormadan yaptılar ve beni yapıp dünyaya fırlattıktan sonra bana baskı yaptılar, beni yapma suçunu ve baskı altına alma suçunu işlediler. Ve beni ana babanın yapacağı en büyük dikkatsizlikle karanlık çocukluk deliğine ittiler."
Gazetelerin çıkarcı tutumları, rezil Viyana tuvaletleri, yaşam engelleyici öğretmenler, sanat katili sanat tarihçileri, politikacılardan daha yalancı ve insafsız sanatçılar, kitsch kafalı Heidegger...
Thomas Bernhard Eski Ustalar'ı karşı olmanın doruğundan bildiriyor.