Mustafa Akdağ – Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası
Tarih / 19 Ocak 2018

Kitap Adı: Türk Halkının Dirlik ve Düzenlik Kavgası: Celali İsyanları Yazar: Mustafa Akdağ Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 512 Cumhuriyet dönemi tarihçiliğimizin bir klasiği. Osmanlı tarihinin en parlak dönemi sayılan 16. yüzyılın ortalarında başlayıp 17. yüzyılın ilk çeyreğine kadar süren birbirine eklemlenmiş toplumsal karışıklıklar, devlet otoritesine güçlü başkaldırılar dizisinin nedenleri, özellikleri, sonuçları ilk kez bu çalışmada bütün kapsamıyla ortaya konmuştur. Osmanlı Devleti’nin temel coğrafi ve toplumsal dayanağı olan Anadolu’da ortaya çıkan bu olaylar dizisi sosyal ve iktisadi düzeni altüst etmiş, izleri günümüze kadar gelen ‘büyük kaçgun’ gibi bir olguyu yaratmış, devlet açısından da vergi gelirlerinin azalması, asâyişin bozulması, kentlere göçün artmasının yarattığı çok boyutlu sorunlar gibi sonuçlar doğurmuştur. Osmanlı tarihinin klasik bölümlenmesindeki ‘duraklama dönemi’ne girişin ana nedeni sayılabilecek ‘Celâlî İsyanları’ bu kitapla Türk tarih literatüründeki yerini almıştır.

Yaşar Kemal – Demirciler Çarşısı Cinayeti
Roman / 12 Ocak 2018

Kitap Adı: Demirciler Çarşısı Cinayeti Kitap Serisi: Akçasazın Ağaları Serisi 1. Kitap Yazar: Yaşar Kemal Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 584 Akçasazın Ağaları tarihte, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. Ağalar çökerken yanıbaşında yeni bir tarih yazılır, değişim kaçınılmazdır. Güçlüler dövüşürken doğa da ses verir. Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirini yok etmek için tüm hünerlerini, olanaklarını, güçlerini, bundan da öte akıllarını, nefretlerini ve kinlerini kullanan iki derebeyinin ayakları altında ezilen toprağın, toprağın insanlarının ve yeşerttiği doğanın büyük efsanesidir. Lanet, çıktığı bağrı vuracaktır. “Yaşar Kemal sadece Mitterrand’ın kalbindeki sevgili halk ozanı değil. Yaşar Kemal edebiyatın bir devi.” – Andre Clavel, Nouvelles Litteraires, (Fransa) “Demirciler Çarşısı Cinayeti birbirlerini yok etme amacıyla tüm hünerlerini kullanan iki karşıt grup arasında kalan ülkenin kaderi üzerine dev lanet okumayı konu ediyor.” – Alain Bosquet, (Fransa) ‘Eski rapsodilerin epik esinini, gücünü, doğa aşkının usta bir lirizmiyle iç içe sokarak, Yaşar Kemal, bize büyüleyici kişilikler çiziyor ve bizi kapıp götüren bu destandan ayrılmak çok güç oluyor.’ – Bulletin Critique du Livre Français,

Italo Calvino – Varolmayan Şövalye
Gençlik / 10 Ocak 2018

Kitap Adı: Varolmayan Şövalye Yazar: Italo Calvino Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 152 Varolmayan Şövalye’nin kahramanı Agilulfo, çok yiğit ve soylu bir şövalye olmakla beraber, bir tek kusuru vardır: varolmamaktadır. Daha doğrusu parlak, gösterişli bir zırhtan ibarettir, ama ne yazık ki zırhın içi boştur. Soğuk bir zırha bürünmüş, korkusuz, idealleri olan, ama bir boşluktan ve bir bilinç varlığından başka bir şey olmayan Agilulfo ile karşı karşıyayızdır. Onun karşı kahramanı ise bedensel varlığa sahip, ama akıldan yoksun Gurdulù’dur. Biri bedensel varlıktan, diğeri bilinçten yoksun bu iki kahraman aslında varolan ile varolmayanın çatışmasıdır. Çevremizdeki her insanın, kendimizin dahi yüzünde, Calvino’nun “atalarımız” dediği bu kahramanların izleri saklıdır… Varolmayan Şövalye, Italo Calvino’nun İkiye Bölünen Vikont ve Ağaca Tüneyen Baron’dan sonra Atalarımız üçlemesinin son halkası olarak yayımladığı kitaptır. Varolmayan Şövalye, ilk kez her yaştan okura hitap eden bu resimli baskısıyla da Türkçede…

İnan Çetin – Kureyş’in Kurtları
Hikaye / 10 Ocak 2018

Kitap Adı: Kureyş'in Kurtları Yazar: İnan Çetin Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 80 İnan Çetin, “harap kalpler”in hikâyelerini gerçek birer hazineye dönüştürüyor. “Ağaç yağmurun, kuş göğün, göç zorlukların anısını taşır, insan ise hikâyelerin.” Günümüz edebiyatının kendine özgü isimlerinden İnan Çetin, kara şehirlerde, rüzgârlı tepelerde, uğultulu ormanlarda dolaşıyor; ölüm-yaşam, hayal-gerçek, günah-masumiyet, insan-doğa karşıtlığının temel taşlarına dokunuyor: Mucizelerin efsanelerle harmanlandığı tuhaf coğrafyalarda anılarıyla yaşayan, doğanın ve tarihin işaretlerini kader gibi alınlarında taşıyan, şifasız hastalıklarla, açlık ve savaşla sınanmış “dilbaz” insanların akıl almaz öykülerini anlatıyor okuruna: Belki hakikatten uzaklaşıp korunmak, belki de hakikate erip atlasın ötesine uzanmak için…

Nermi Uygur – Felsefenin Çağrısı
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Felsefenin Çağrısı Yazar: Nermi Uygur Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 192 Nermi Uygur’un Tadı Damağımda ile başladığımız “Bütün Yapıtlarına Doğru” dizisinin ikinci kitabı, yinelenen bir davet: “Felsefenin Çağrısı”. “Bir Felsefe Sorusu Nedir?” “Felsefede Temellendirme”, “Felsefe mi, Metafizik mi?” “Bölük Pörçük Felsefe” ve “Felsefe – Dünü ve Yarını” başlıklı beş bölümde temel yapısıyla tüm felsefenin kuruluşunu ele alan Nermi Uygur,u “Felsefe Nedir!” sorusunu aydınlatıyor. Türkçenin bu büyük düşünüründen bir başyapıt daha.

Nermi Uygur – Güneşle
Felsefe / 9 Ocak 2018

Kitap Adı: Güneşle Yazar: Nermi Uygur Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 372 “Nermi Uygur, “günün yalnızca güneşli saatlerinde yazılmış” denemelerinden oluşan bu kitabında kuşkudan, evden, masadan, çingene palamutundan, çelik-çomaktan, yeradlarından, yokülkeden,Yunus Emre’den, Kant’tan, alıntıdan ve dipnottan “güneşle” sözediyor.

Orhan Pamuk – Benim Adım Kırmızı
Roman / 4 Ocak 2018

Kitap Adı: Benim Adım Kırmızı Yazar: Orhan Pamuk Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 552 Orhan Pamuk’un “En renkli ve iyimser romanım” dediği Benim Adım Kırmızı, yazarın dünyada şimdiye dek en çok satan romanı oldu; Fransa ve İtalya’da yılın kitabı seçildi, dünyada bir romana verilen en prestijli ödüllerin başında gelen Uluslararası IMPAC Dublin ödülünü kazandı. Eski resim sanatımız, Doğu ve Batı’nın dünyayı görme biçimleri, aşk ve ölüm hakkında unutulmaz bir tarihi roman olan bu çağdaş klasiği, ilk yayımlanışından 15 yıl sonra, yazarın sonsözü ve kapsamlı bir sanat-tarih kronolojisiyle birlikte sunuyoruz. Benim Adım Kırmızı, hem Orhan Pamuk’un en çok dile çevrilen ve en çok hayranlık duyulan eseri hem de modern edebiyat tarihimizin dünyada en çok okunan kitabı. Orhan Pamuk’un “en renkli ve en iyimser romanım” dediği Benim Adım Kırmızı, 1591 yılında İstanbul’da karlı dokuz kış gününde geçiyor. İki küçük oğlu birbirleriyle sürekli çatışan güzel Şeküre, dört yıldır savaştan dönmeyen kocasının yerine kendine yeni bir koca, sevgili aramaya başlayınca, o sırada babasının tek tek eve çağırdığı saray nakkaşlarını saklandığı yerden seyreder. Eve gelen usta nakkaşlar, babasının denetimi altında Osmanlı Padişahı’nın gizlice yaptırttığı bir kitap için Frenk etkisi taşıyan tehlikeli resimler yapmaktadırlar. Aralarından biri öldürülünce, Şeküre’ye âşık, teyzesinin oğlu Kara devreye girer. İstanbul’da…

Samih Rifat – Herakleitos
Felsefe / 28 Aralık 2017

Kitap Adı: Herakleitos: Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi Yazar: Samih Rifat Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 99 “Dilden dile, kitaptan kitaba, yorumcudan yorumcuya aktarıla aktarıla günümüze zar zor ulaşmış, bölük pörçük tümceler. Bir söylence-söylem. Ama ne yaman söylem ki kırıntılarıyla bile şaşkına çeviriyor insanı.” İki bin yaşındaki bir ustadan kalan “parçalar” düşünce dünyasını zenginleştirmeyi sürdürüyor. Diogenes Laertios, Maurice Blanchot ve Rene Char’ın metinleriyle desteklenen bu kitapta, çeviri notları ve Abidin Dino’nun desenleri de yer alıyor. Samih Rifat, “kapalı bir söz ustasıyla buluşma denemesi”ne okuru da ortak ediyor.

Jose Ortega Y Gasset – Sevgi Üstüne
Felsefe / 28 Aralık 2017

Kitap Adı: Sevgi Üstüne Yazar: Jose Ortega Y Gasset Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 140 Bu kitapta, sevginin çok katmanlı aralarına sızmakta, klasik sevgi kuramlarına gitmekte, sevginin manevra ve hilelerine doğru yol almakta serbetsiniz. Çünkü Gasset, içimize sızan otomatik alışkanlıkları, içimizdeki formüller yığınını, garip ve derin çukurları anlatıyor. Kadın ve Erkeği. “Ortega y Gasset, Nietzsche’den sonra belki de en büyük Avrupalı yazardır.” Albert Camus Camus haklı olabilir.

Hermann Hesse – Klingsor’un Son Yazı
Roman / 22 Aralık 2017

Kitap Adı: Klingsor'un Son Yazı Yazar: Hermann Hesse Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 70 Alman ekspresyonizminin edebiyat alanındaki dorukalrından bir olan Klingsor’un Son Yazı, bir ressamın hayatının son birkaç aynı anlatıyor. Bu kısa ama yoğun içerikli romanda, Klingsor’un gözünden görmek bir büyüye dönüşür; parlak, göz alıcı, çarpıcı ve saf renklerle dolu küçük bir palet; renklerle yazılmış bir senfoni; sözcüklerle renklendirlimiş bir tablolar dizisidir Klingsor’un Son Yazı.

Hermann Hesse – Narziss ve Goldmund
Roman / 22 Aralık 2017

Kitap Adı: Narziss ve Goldmund Yazar: Hermann Hesse Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 326 Çağımızın en çok okunan yazarlarından Hermann Hesse’nin ünlü romanı Narziss ve Goldmund, kişilikleri ve dünya görüşleri çok farklı iki insanın sıradışı dostluğunu gözler önüne sererken, yaşam, ölüm, sanat, us, aşk, tutku ve cinselliği irdeliyor. Bir yanda manastırın dışındaki dünyaya kapalı, yaşamın yalnızca entelektüel boyutunu önemseyen bilge Narziss, öte yanda manastırın sunduklarıyla yetinmeyen, dünyadaki her zevki tatmak isteyen sanatçı Goldmund; ikisi de kendi yolunda, “kendini gerçekleştirme” yolunda mükemmel’e ulaşmaya çabalasa da, mükemmel’e karşıt yönlerden yaklaşmayı başarabiliyorlar ancak. Karşıtlıkların iki insanı birbirinden koparmadığı, tersine, birbirlerini bütünlemelerini sağladığı bu roman, bundan tam 71 yıl önce yazılmış olmasına ve ortaçağda geçmesine karşın güncelliğini hep koruyacak, bugün olduğu gibi yarın da çağdaş dünyaya önemli mesajlar vermeye devam edecek.

Haldun Taner – Berlin Mektupları
Deneme / 20 Aralık 2017

Kitap Adı: Berlin Mektupları Yazar: Haldun Taner Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 152 Berlin Mektupları Haldun Taner’in 1935-1984 yılları boyunca öğrenci ve yazar olarak bulunduğu Almanya gözlemlerini içeriyor: Hitler’in yükselişi, siyasal mücadeleler, soğuk savaş yılları, füze rampaları, yeşiller hareketi, hava kirliliği, Türk işçiler sorunu, Alman Çeşmesi… Yirminci yüzyıl Almanyası tarihsel, toplumsal, siyasal, kültürel açıdan renkli bir üslupla gözler önüne seriliyor. Taner kitabın ilk baskısına yazdığı önsözde “Hikâyelerim çevrildikçe piyeslerim orda oynandıkça, kongre ya da konferans için çağrıldıkça, sık sık Almanya’ya gittim. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki kara günlerini, bunun içinden nasıl kurtulduklarını ilgi ile izledim. Gözlemlerimi, izlenimlerimi sık sık, ya gezi notlarımda, ya köşe yazılarımda anlattım.” diyor.

James Baldwin – Giovanni’nin Odası
Roman / 20 Aralık 2017

Kitap Adı: Giovanni'nin Odası Yazar: James Baldwin Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 178 Baldwin’in on yıl yaşadığı ve yaratıcılığını bulduğu Paris’te yazdığı Givanni’nin Odası, (1956) o günler için işlenmesi bir hayli cesaret isteyen bir konuyu, “eşcinsel aşk”ı ele alıyor: Amerikalı beyaz delikanlı David’in Paris’te İtalyan garson Giovanni ile yaşadığı eşcinsel ilişki, toplumsal değer yargılarının baskın çıkışıyla bu ilişkiden kaçıp ve evli bir erkek olarak “güvenli” bir hayat sürmek için eski sevgilisi Hella’ya sığınması ve bütün bu çabaların üçüne de trajik sonuçlar getiren sonuçsuzluğu… Yok olmaya mahkum bir aşk üçgenini anlatan, tutku, pişmanlık ve özlem dolu bu roman, yayımlanır yayımlanmaz eşcinsel edebiyatta bir dönüm noktası olmuştu. Etkisi bu kadarla kalmadı: Baldwin, “beyaz eşcinsel erkekleri yazan siyah bir yazar” olarak şimşekleri üstüne çekti. Ancak, Giovanni’nin Odası’na elli yıldır yaşayan bir başyapıt haline getiren asın niteliği, yazarın ırk, cinsellik ve bireysel özgürlük kavramlarını iç içe geçirmede gösterdiği büyük başarıdır.

Tomris Uyar – Dizboyu Papatyalar
Hikaye / 16 Aralık 2017

Kitap Adı: Dizboyu Papatyalar Yazar: Tomris Uyar Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 80 Hangi sınıftan gelirlerse gelsinler, yaşadıkları baskılara boyun eğmeyen bireylerle onların uyumlu sınıfdaşlarının kişilik ve değer çatışmalarını bulacağınız Dizboyu Papatyalar’da Tomris Uyar’ın yalın, süssüz anlatım biçimi ve kendine özgü kurgusu kendini hissettiriyor. İlk kez 1973 yılında yayımlanan Dizboyu Papatyalar, edebiyatımızın kalıcı yapıtları arasında. “Dili bilmesek bile anlıyoruz, çünkü Akdeniz’in ortak dili bu. ‘Dizboyu Papatyalar’ anlamına da gelebilir, ‘Daha yığınla çok var doğurulacak, yığınla çocuk bezi, don, erkek çorabı var yıkanacak’ anlamına da. ‘Seni seviyorum, hadi hoşça kal, bir gün o kıyı kahvesinde yanına çöküp dostça iki kadeh içebilme isteğim baskın geliyor,’ anlamına da…”

Wolfgang Borchert – Ama Fareler Uyurlar Gece
Hikaye / 15 Aralık 2017

Kitap Adı: Ama Fareler Uyurlar Gece Yazar: Wolfgang Borchert Yayıncı: Yapı Kredi Yayınları Sayfa Sayısı: 336 İkinci Dünya Savaşı yıllarında Nazi Almanyası’nda askere alınarak gönderildiği Rus Cephesi’nde ağır yaralanıp nasyonal sosyalizm karşıtı görüşlerinden dolayı tutuklanan, 1942 ve 1944’te iki kez çarptırıldığı ağır hapis cezalarında yakalandığı hastalıklar yüzünden yirmi altı yaşında hayatını kaybeden Wolfgang Borchert, Almanya’da İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan Yıkıntı Edebiyatı’nın önde gelen isimlerindendir. Ölümünden önceki iki yıla sığdırdığı yapıtıyla umudunu, vatanını, yaşama amaçlarını yitirenlerin sesi olmuştur. Yapıtı manifesto niteliğiyle okunması gereken, gerçeklikle düş gücünü, insanın yıkıcı dünyasıyla edebiyatın yırtıcı karakterini birleştirebilmiş bir dil aracılığıyla, savaşın karanlığına özgün bir bakış getirmiştir Wolfgang Borchert. Bugün, sesi hâlâ gür ve sarih biçimde duyulurken, savaş karşıtı feneri ışığını bütün keskinliğiyle koruyor. “…aramızda, ah kim çıkar aramızda, kim kurşunlarla delik deşik bir akciğer hırıltısına bir şiir düzebilir, kim bir idam mahkûmunun çığlığını şiire dökebilir, kim bilebilir o ölçüyü, bir ırza tecavüze uygun düşecek o ritmik ölçüyü, kim makinelilerin uluyuşunu duyuracak bir vezin bilebilir ve bir sözcük, içinde gökyüzünün artık yansımadığı, yanan köylerin bile yansımadığı, ölü bir at gözünün yeni susmuş çığlığını anlatabilecek bir sözcük bulabilir, hangi basımevinde yük vagonlarının pas kırmızısı, bu dünya yangını kırmızısı, ak insan tenindeki bu kurumaya başlamış kan…