Amin Maalouf – Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri

Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri Kitap Kapağı Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri
Amin Maalouf
Yapı Kredi Yayınları
266

"Bu kitap çok basit bir fikirden yola çıkyor: Haçlı Seferleri'nin tarihini 'öteki cephe'de, yani Arapların tarafında görüldüğü, yaşandığı ve hikâye edildiği biçimde anlatmak. Kitabın hemen hemen tüm içeriği, o çağın Arap tarihçilerinin ve vakanüvislerinin tanıklıklarına dayanıyor."

Lübnan asıllı Amin Maalouf 1983 tarihli bu ilk yapıtında, on birinci yüzyılın sonundan on üçüncü yüzyılın başına kadar devam eden, ancak etkileri ve söylemi günümüze dek uzanan Haçlı Seferleri'ni egemen tarih anlayışının yerine "öteki"nin gözünden anlatıyor.

Tarih en büyük anlatıdır.
(Arka Kapak)

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük bir okur kitlesine sahip olan Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf'un büyük ses getiren kitabı "Arapların Gözünden Haçlı Seferleri" YKY tarafından yayımlandı.

Giray Fidan – Çin’den Görünen Osmanlı

Çin'den Görünen Osmanlı: Çinli Düşünür Kang You Weil'in Türk Seyahatnamesi Kitap Kapağı Çin'den Görünen Osmanlı: Çinli Düşünür Kang You Weil'in Türk Seyahatnamesi
Giray Fidan
Yeditepe Yayınevi
129

Kang You Wei, Afyon ve Çin - Japon savaşları yenilgilerinin ardından Çin'de hayata geçirilmeye çalışılan reformların en önemli öncülerindendir. Bir reformcu, düşünür ve devlet adamı olarak Çin'in yakınçağının şüphesiz en önemli şahsiyetlerindendir.

Başarıya ulaşamayan reform hareketinin ertesinde ülkesinden kaçmak zorunda kalan Kang You Wei uzun zaman sürgünde bir ülkeden diğerine seyahat etmiştir. Çin için bir modernleşme örneği olduğuna inandığı Osmanlı İmparatorluğu'na tam da Çin'de gerçekleşmesinin hayalini kurduğu Meşrutiyet'in ilan edildiği günlerde gelmiştir. Kang, kendi bakış açısıyla Osmanlı İstanbul'unu ve Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili izlenimlerini bu seyahatnâmede ayrıntılarıyla anlatmıştır.

Kang, Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde yaşanan en büyük değişimlerden biri olan II. Meşrutiyet'in tanığı olarak bu döneme ilişkin eşsiz bir bakış açısı sunmaktadır.

Pyotr Andreyeviç Tolstoy – Tolstoy’un Gizli Raporlarında Osmanlı İmparatorluğu

Tolstoy'un Gizli Raporlarında Osmanlı İmparatorluğu Kitap Kapağı Tolstoy'un Gizli Raporlarında Osmanlı İmparatorluğu
Pyotr Andreyeviç Tolstoy
Yeditepe Yayınevi
228

II. Mustafa, bütün işlerini vezirine bırakmıştır, ne ordu, ne din, ne de saray işleri ile ilgileniyor. Ancak sarayın içinde, eğlencesinden geri kalmıyor ve çeşitli hanımlar bulundurarak onlarla eğleniyor. Avlanmayı çok seviyor, çeşitli av merasimlerine büyük harcamalar yapılıyor. Hazine bu harcamalardan zor duruma düşmüştür.
"Türk halkının durumu şu şekildedir: Onlar mağrur, gururlu, şöhreti seven bir halktır."
"Tüm Türk vezirler devlet idaresinden ziyade kendi zenginliklerini düşünüyorlar..."
"... Şu anda devlet halktan gelen gelirle giderleri karşılayamaz duruma gelmiş ve her sene hazinenin borcu bir önceki seneye nazaran daha da artmaktadır."
"Fransız elçi inanılmaz çabalar sarfetmektedir. Ancak İngiltere ve Hollanda elçileri boş durmamaktadırlar. Onların ne kadar para harcadıklarını ve hediyeler verdiklerini ise bir tek Allah bilmektedir."

Tolstoy, tuttuğu notlarda Sultan II. Mustafa döneminde Osmanlı İmparatorluğu'nun dâhili durumu hakkında ayrıntılı bir resim çizmekte, XVIII. yüzyılın başlarında ne Türk ne de Avrupa kaynaklarında bu kadar geniş bir şekilde anlatılmayan birçok önemli mesele hakkında değerli bilgiler vermektedir. Kayıtlar özellikle ağır vergi yükü, gayrimüslim halkla olan ilişkiler, devlet mekanizmasının yapısı, üst düzey bazı memurların kişisel özellikleri, saraydaki yolsuzluk, ordunun özellikle de donanmanın durumu, Türkiye'nin Avrupa ülkeleriyle ilişkileri, Rus-Türk ilişkilerini zorlaştırmaya çalışan Avrupa elçilerinin Türkiye'deki faaliyetleri konularını ihtiva etmekte

Reşad Ekrem Koçu – Kızlarağasının Piçi

Kızlarağasının Piçi Kitap Kapağı Kızlarağasının Piçi
Reşad Ekrem Koçu
Doğan Kitap
72

Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü…

Kızlarağası Sünbül Ağa'nın Sultan İbrahim'e sunduğu Gürcü dilberi Zafire'nin oğlu Osman'ın başına neler geldi? Haremin civarındaki ağaçlar neden kesildi? Abaza Mehmed Paşa ne yaptı da IV. Murad'ın bile taklit ettiği bir "moda ikonu" oldu? Saray baltacılarından Deli Hüseyin'in, İran elçisinin hediyesi "katı yay"la başlayan Osmanlı tarzı "başarı öyküsü". İstanbul gümrüklerinin kadın mültezimi Ester Kira'nın hazineye verdiği kalp akçeler nelere yol açtı? Gemici mahallesi Kasımpaşa fetihle başlayan tarihi boyunca neler gördü? Bütün bu meraklı soruların cevapları Reşad Ekrem Koçu'nun renkli kaleminden Kızlarağası'nın Piçi'nde.

"Uzun yıllar öncesine dönüyorum ve Murat Reis'in Oğlu'nu okumaya başlıyorum. Büyük bir hayranlıkla okuduğum bu roman uçsuz bucaksız denizlerden geçip giderek bana Osmanlı tarihini sevdiriyor. Yazarı Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı tarihini 'bugünde yaşatan' mucizevi, görkemli bir yazar! Reşad Ekrem'in eşsiz eseriyle dostluğum artık hep sürecek, herhalde ölünceye kadar…"
-Selim İleri-

"20. yüzyılın başında şehrin hüzünle yaraladığı ve şehrin hüzünlü ama tamamlanmamış bir imgesini yaratan o özel ruhlardan biridir Reşad Ekrem Koçu."

-Orhan Pamuk -

Reşad Ekrem Koçu – Yeniçeriler

Yeniçeriler Kitap Kapağı Yeniçeriler
Reşad Ekrem Koçu
Doğan Kitap
400

Reşad Ekrem, Yeniçeri Ocağı'nı, kuruluşundan "şehir eşkıyası"na dönüp kaldırılışına kadar, bütün tarihi içinde ele alıyor. Reşad Ekrem'in dilinde tarih gerçek hayattan daha canlı, daha güzel, daha büyülü… Osman Gazi'den Sultan Vahideddin'e yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu'na hükmeden anlı şanlı padişahlar… Savaş meydanlarında, sefer yollarında, sarayda, kılıçla, zehirle, cellat eliyle biten saltanat hikâyeleri…

Reşad Ekrem Koçu Osmanlı Padişahları'nda tüm ihtişamları ve zaaflarıyla Osmanlı sultanlarını ete kemiğe büründürürken kısa bir imparatorluk tarihini de renkli üslubuyla okurlara sunuyor.

"Uzun yıllar öncesine dönüyorum ve Murat Reis'in Oğlu'nu okumaya başlıyorum. Büyük bir hayranlıkla okuduğum bu roman uçsuz bucaksız denizlerden geçip giderek bana Osmanlı tarihini sevdiriyor. Yazarı Reşad Ekrem Koçu, Osmanlı tarihini 'bugünde yaşatan' mucizevi, görkemli bir yazar! Reşad Ekrem'in eşsiz eseriyle dostluğum artık hep sürecek, herhalde ölünceye kadar…"
-Selim İleri-

"20. yüzyılın başında şehrin hüzünle yaraladığı ve şehrin hüzünlü ama tamamlanmamış bir imgesini yaratan o özel ruhlardan biridir Reşad Ekrem Koçu"
-Orhan Pamuk-

Allan Nevins & Henry Steele Commager – ABD Tarihi

ABD Tarihi Kitap Kapağı ABD Tarihi
Allan Nevins & Henry Steele Commager
Doğu Batı Yayınları
453

ABD Tarihi
ABD tarih son iki yüzyılda dünya tarihine damgasını vurmuştur. Kıtanın gerçek sahibi Kızılderililer'in yerinden edilişinden itibaren dünya hakimiyetine uzanan bir imparatorluğun ilginç hikayesi... Yankeeler... Kızılderililer... Zenciler.... Köleler.... İşçiler.....
Dünyadaki uygarlıkların binlerce yıldan bu yana ürettiği bilgiyi ve teknolojiyi sanki başka bir gezegene ayak basan dünyalılar gib büyük bir açgözlükük, ihtiras ve şiddetle bu topraklarda uygulamaya koyuldular.
Bu göçmenler, çoğunlukla kendi ülkelerinden dışlanmış, hor görülmüş, sürülmüş ya da ezilmiş kişilerdi.
İşte bu roman tadında okuyacağınız bu kitabın, arşiv çalışmalarının önemini her fırsatta vurgulayan değerli tarihçimiz Halil İNALCIK tarafından çevrilmiş olması da kültür uygarlık problematiği bakımından ayrıca anlamlıdır.

Eric Berkowitz – Seks ve Ceza

Seks ve Ceza: Arzuyu Yargılamanın Dört Bin Yıllık Tarihi Kitap Kapağı Seks ve Ceza: Arzuyu Yargılamanın Dört Bin Yıllık Tarihi
Eric Berkowitz
Kolektif Kitap
428

Yatak odasından mahkeme salonuna - seks hukukunun hayret verici tarihi...

Kraliyet metresleri, eşcinsel at arabası yarışçıları, ortaçağ travestileri, cadılar, keçi seviciler, rahibe fahişeler ve Londralı kiralık oğlanlar gibi aykırı oyuncuların renklendirdiği seks tarihinde bir çağ ve toplumda hoşgörülen davranışlar bir ötekinde en ağır şekilde cezalandırıldı. Ancak seks dürtüsü antik çağlardan beri kendini dizginlemeye çalışan her türlü girişime karşı koydu. Seks ve Ceza, dört bin yıllık cinsellik, din ve mülkiyet üçgeninin açılarının çok da değişmediğini gösteriyor bizlere.

"Elbette tecavüz, zina, ensest ve seks hukuku alanına giren diğer tüm meseleler insanlığın varoluşundan beri vuku bulmuştur. Değişen tek şey, insanların birbirlerinin bedenlerini kontrol etmek için kullandıkları yöntemler ve bu yöntemleri kullanma gerekçeleridir."

Eric Berkowitz Antik Mezopotamya'da zina yapan bir kadının kazığa oturtulmasından başlayıp 1895'te Oscar Wilde'ın "büyük ahlaksızlık" suçuyla hapis cezası aldığı döneme kadarki seks hukukunun uzun tarihini gözler önüne seriyor.

Seks ve Ceza, mahkeme tutanaklarıyla tarihi belgelerde yer alan gerçek insanların hayatlarından yola çıkarak insanlık tarihine ayna tutarken, insan ruhunun karanlık taraflarını ortaya çıkarıyor. Berkowitz zaman zaman tüyler ürperten, zaman zaman hayal gücünü zorlayan bir yolculuğa davet ediyor okurları.

"Seks ve Ceza, seks ve günah üzerine dudak uçuklatan bilgilerle dolu."
Guardian

"Ustalıkla yazılmış aydınlatıcı bir yapıt."
Literary Review

Murat Bardakçı – Osmanlı’da Seks

Osmanlı'da Seks Kitap Kapağı Osmanlı'da Seks
Murat Bardakçı
İnkılap Kitabevi
304

Bu kitap, kütüphanelerin tozlu raflanndaki elyazmalarının sararmış sayfalarında yüzlerce seneden beri gizli kalmış ve unutulmuş yazıları günışığına çıkartıyor: Osmanlı cinsellik metinlerini...

'Muzır' yahut 'müstehcen' gibi kavramların olmadığı, cinsellik konusunda hemen herşeyin serbestçe yazıldığı bir dönemin örnekleri bunlar... Hepsi Türkçe ve hepsi de ilk defa yayınlanıyor.

Cinsel sağlıktan bahseden ve aşk tekniklerini anlatan 'bahnameler, Nasreddin Hoca öykülerinin cinsellik temeline dayalı ilk versiyonları, 17. asır İstanbul hamamlannda olup bitenler, Osmanlı eşcinsel edebiyatı, cinselliği konu alan şarkı güfteleri ve eski İstanbul'un artık pek bilinmeyen özel hayatı... Hepsi, bu kitapta birarada.

Yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan ve dedelerimizin, büyük dedelerimizin, hattâ nesiller önceki atalarımızın okuyup zevk almış oldukları bu metinler Hintliler'in 'Kama Sutra'sı düzeyinde bilimsel, Araplar'ın 'Kokulu Bahçe'si kadar renklidir ve en önemlisi, bizim öykümüzdür.

M. İ. Artamonov – Hazar Tarihi

Hazar Tarihi Kitap Kapağı Hazar Tarihi
M. İ. Artamonov
Selenge Yayınları
500

 

  • M. İ. Artamonov ve Eseri
  • Önsöz
  • Doğu Avrupa'daki Hun Kabileleri
  • Savirler
  • Utigur ve Kutrigurlar
  • Avarlar
  • Hazarlar'la İlgili İlk Bilgiler
  • Türkler Avrupa'da
  • Türk
  • Hazarlar Kafkas
  • Ötesi'nde
  • Büyük Bolgarya
  • Hazar Devleti'nin Teşekkülü ve İlk Dönemi
  • Kuzey Dağıstan'daki Hun Krallığı
  • Hazar
  • Bizans İttifakı
  • Araplar'la Savaş
  • Hazarlar'ın VII. Yüzyılın İkinci Yarısında Bizans ve Araplar'la Münasebetleri
  • Hazarlar'ın Mûsevîliği Kabûlü
  • Sarkel
  • Hazarya'da İç Savaş. Konstantinos Phylosophus'un Misyonerliği
  • Madyarlar ve Peçenekler
  • Hazarlar ve Alanlar
  • Hazarlar ve Ruslar
  • İtil Şehri
  • X. Yüzyılda Hazarya
  • Hazarlar'ın Doğulu Komşuları
  • Hazar Krallığı'nın Yıkılışı
  • Hazar Mirası
  • Sonuç
  • Kitapta Geçen Olayların Kronolojisi
  • Kısaltmalar
  • Kaynakça
  • Dizin
  • Summary - The History of the Khazars

 

Mustafa Armağan – Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı

Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı Kitap Kapağı Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı
Mustafa Armağan
Timaş Yayınları
326

Sultan II. Abdülhamid 33 yıl boyunca etrafı "kurtlar"la çevrili bir ülkeyi sağ salim sahile çıkarmanın mücadelesini verdi. Hasta Adam'ın mirasının paylaşılması konusu 1850'lerde gündeme gelmişti. 1878'de Rusya karşısındaki ağır yenilgimiz, emperyalizmin iştahını kabartmıştı ve Türkiye'de darbe üstüne darbe yapılıyordu. Önce Sultan Abdülaziz'e yapıldı darbe, sonra V. Mrad'a. Sanıldı ki, Osmanlı'nın kaderi pamuk ipliğine bağlı. Nitekim Sultan Abdülhamid tahta geçtiğinde İngiliz Dışişleri Bakanı, kendisini tehdit etmiş, 'Ayağını denk alsın, ona da öncekilere yaptığımızı yaparız' demişti.

Çöküş için gün sayılırken, bu 34 yaşındaki adam, 30 yılını adayacağı bir icraatın düğmesine basıyordu. Ülkeyi bir barış dönemine sokarken, kazanılan zamanda demiryolu ağından eğitim yatırımlarına kadar bir dolu projeye imza atıyordu. Kendisini feda etmişti ama 30 yılda yetiştirdiği nesil, Çanakkale'den Sina çölüne kadar emperyalizme karşı Akif'in deyişiyle 'kıta kapma' oyunu oynayacaktı.

"Kızıl Sultan" demişlerdi ona. Kendi açılarından haklıydılar. Çünkü Osmanlı'nın paylaşımını pahalıya getirmişti Avrupa'ya. Kansız olacağını sandıkları Osmanlı gövdesindeki ameliyat, 30 yıllık gecikme sayesinde Avrupa'nın kanlı bir iç savaşına dönüşmüş ve bir dünya meselesi haline gelmişti.

Osmanlı tarihini yeniden yazmaya koyulan Mustafa Armağan'ın titiz ve akıcı kaleminden Son Sultan'ın Kurtlarla Dansı... Kitabı okuyunca dansın bugün de devam ettiğini fark edeceksiniz...

Hamit Bozarslan – Ortadoğu: Bir Şiddet Tarihi

Ortadoğu: Bir Şiddet Tarihi Kitap Kapağı Ortadoğu: Bir Şiddet Tarihi
Hamit Bozarslan
İletişim Yayınları
390

İkinci İntifada, 11 Eylül, Lübnan İç Savaşı, Irak, Afganistan ve Pakistan'da intihar saldırıları... 1906-1908 arasında Tahran ve İstanbul'daki rejim değişikliklerinin yol açtığı kanlı olaylar... 1920'lerde kurulan manda rejimlerine karşı yükselen isyan dalgaları ve baskı rejimleri... 1948'de Filistin'in paylaşılmasıyla başlayan protestolar, askerî darbeler, yıkılan rejimlerden çok daha baskıcı yönetimlerin tırmandırdığı gerilim… 1979'daki İran Devrimi, Mekke'deki İslamcı ayaklanma, Camp David Anlaşmaları ve Afganistan'ın işgalinin sebep olduğu olaylar...

1990'larda Mısır ve Cezayir'deki cihad yanlısı silahlı mücadeleler ve El-Kaide...
Bozarslan'ın çalışması, Ortadoğu'daki şiddetin kronolojisinde üç ana dönemi öne çıkarıyor: 1906-1979 arasında Osmanlı İmparatorluğu'ndan İran'a uzanan devrimci hareketler, 1948'de Filistin'in bölünmesiyle 1950-1970 arasının otoriter rejimleri, 1966'da Seyyid Kutb'un idamıyla başlayan ve günümüze kadar gelen İslamcı muhalefetler.

"Ortadoğu'da şiddet hakkında çalışmak, mayınlı araziye girmeyi kabullenmek anlamına gelir" diyen Bozarslan, Ortadoğu'nun bu şiddet geleneğini orada yaşayanların kaderi olarak gösteren kültüralist eğilimden uzak durarak bu zorlu arazide başarıyla ilerliyor.

Ortadoğu: Bir Şiddet Tarihi önce baskıcı rejimin, ardından bu rejime karşı isyanın ve nihayet isyanın bastırılmasının aracı olan şiddeti, dinamikleri ve kökenleriyle; insanları silahlı mücadeleye ya da kendilerini feda etmeye iten sosyo-ekonomik nedenleriyle birlikte çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Cahit Kayra – Sevr Dosyası

Sevr Dosyası Kitap Kapağı Sevr Dosyası
Cahit Kayra
Tarihçi Kitabevi
360

Altı yüz yıllık Osmanlı İmparatorluğu Sevr'de sona ermişti. Bu Antlaşma etrafında yaşanan olaylarda iki güç savaşmıştır:

Yabancıların ve onlarla işbirliği yapan yerli, bilinçsiz aymazların ve din yobazlarının temsil ettiği bencillik ve açgözlülük ile Mustafa Kemal'in ve arkadaşlarının temsil ettiği özveri ve erdem…

Bu kitapta bu iki gücün geçmişteki boğuşmasını anlatmaya çalıştım. Sevr Antlaşması olayından çıkarılacak ciddi dersler vardır. Çünkü şimdi Sevr'i yaşama döndürmek isteyenlerle buna karşı çıkan, Türkiye Cumhuriyeti'ne kanat gerenlerin savaşımını bir kez daha yaşıyoruz. Bu çalışmanın amacı, Türk okuruna Sevr olayını anımsatmaktır. Yeni kuşaklar Sevr Antlaşması'nı ve o çirkin anlayışla savaşma gereğini unutmamalıdır".
-Cahit Kayra-

Yayınevimiz, Cahit Kayra'nın günümüz olaylarına da ışık tutacak analizleriyle yakın tarihimizin en önemli antlaşmalarından biri olan Sevr Antlaşması'nı konu ettiği bu değerli eserini yeni harita ekleriyle birlikte okurlarına sunuyor.

Cahit kayra, 1917'de doğdu. Mülkiye'yi bitirdi. Devlet hizmetinde 30 yıl bürokrat olarak bulundu. İkinci Dünya Savaşı'nda Türkiye'de başvurulan Varlık Vergisi uygulamasında en genç müfettiş olarak çalıştı. Politikaya girdi, milletvekili oldu. Emekliliğinden sonra araştırma ve öykü kitapları yazdı.

Ali Rıza Seyfi – Büyük Osmanlı Denizcileri Kemal Reis ve Baba Oruç

Büyük Osmanlı Denizcileri Kemal Reis ve Baba Oruç Kitap Kapağı Büyük Osmanlı Denizcileri Kemal Reis ve Baba Oruç
Ali Rıza Seyfi
Çamlıca Basım Yayın
104

Kahraman delikanlı adeta birkaç defa duraladı, bembeyaz bir çehre ve parlamış gözlerle kendisini zorlayanlara karşı fena fena bakarak:
Bırakınız beni, diyordu, gitmeyeceğim! Türk'ün mezarını, yoldaşlarımızın kanını İspanyol namertleri çiğneyecek. Ben ölmek istiyorum size ne? Şuraya bak, işte o aslan Mehmed Reis göğsüne vuran bir gülle ile şuraya düşmüştü. Evet, tam oraya, koştum o sıkıntılı vakitte sırtıma yüklendim, ölmez sanıyordum. Hâlbuki çoktan cennete uçmuş. Daha ileride benim mert kardeşim, yoldaşım Süleyman düşmüştü... Onu da ileriye gömdük. Toprağı daha kurumadı. Demir kalbi daha erimedi. Bırakın beni!...

Edward J. Erickson – Osmanlılar ve Ermeniler

Osmanlılar ve Ermeniler: Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi Kitap Kapağı Osmanlılar ve Ermeniler: Bir İsyan ve Karşı Harekâtın Tarihi
Edward J. Erickson
Timaş Yayınları
400

Osmanlılar ve Ermeniler cesur ve kışkırtıcı. Okur, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Ermenilerinin başına gelen felaket hakkında yazarın askerî-stratejik yorumuna katılabilir veya katılmayabilir, ama araştırmasının derinliğini ve tartışmasının ikna kabiliyetini görmezden gelmeye imkân yoktur. Elinizdeki kitap, 1915 yılında aslında neyin, hangi sebepten ötürü meydana geldiğinin kökenine inmek isteyenler için asli bir okumadır."
-Sean McMeekin, Koç Üniversitesi-

"Son dönem Osmanlı tarihinin tarafsız bir tahlilinden rencide olabilecek okurlar bu kitaptan kaçınmalı. Böyle bir analize kıymet veren veya gayrinizami harbe ciddi ilgi duyanlar ise, onu aydınlatıcı, öğretici ve okunabilir bulacaktır."
-Douglas Streusand, Marine Corps Üniversitesi, ABD-

"Alanında çığır açan bir eser ve 'Ermeni meselesini' Osmanlı askerî perspektifinden ele alan ilk örnek. Yazar tarafından etkileyici bir kesinlikle ateşlenen somut gerçekler propagandaya darbe üstüne darbe indiriyor. Edward Erickson'un kitabı söylemi temelli değiştiriyor ve tarihçi veya sıradan okur olsun, Birinci Dünya Savaşı esnasında ne olduğuna dair hakikati bilmek isteyen herkes bu kitabı okumalı."
-Jeremy Salt, Bilkent Üniversitesi-

Dünyanın önde gelen askerî tarihçilerden Edward J. Erickson Osmanlılar ve Ermeniler kitabında 1915'teki olayları ve akabinde yaşanan tehciri tüm detaylarıyla anlatıyor. Osmanlı İmparatorluğu'nda 1878'den 1915'e kadar görülen Ermeni isyanlarını ve bu isyanlara nasıl karşı koyulduğunu sistematik olarak ele alıyor. Birçok yerli yabancı arşiv belgesi, rapor ve kaynak eser kullanılarak hazırlanan bu çalışma, sunduğu farklı bakış açısıyla, 100. yılına girdiğimiz 1915 Ermeni olaylarının doğru bir şekilde anlaşılmasını sağlayacak en önemli kaynaklardan biri olarak literatürdeki yerini alacaktır.

Kemal H. Karpat – Osmanlı’dan Günümüze Asker ve Siyaset

Osmanlı'dan Günümüze Asker ve Siyaset Kitap Kapağı Osmanlı'dan Günümüze Asker ve Siyaset
Kemal H. Karpat
Timaş Yayınları
323

Askerler Türkiye'de siyasal yaşamın başaktörleridir. Askerlerin Türk siyasetindeki rollerinin geçmişi modern Türkiye'nin tarihinden çok daha eskidir. Birçok padişah ordunun baskısıyla tahttan indirilmiş veya tahta çıkarılmıştır. Bunun dışında toplumsal alanda da askeri zihniyet ataerkil bağlarla toplumun düşünce yapısına ve davranış şekline sirayet etmiştir.

Modern Türkiye'de de durum bundan çok farklı değildir. Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 90 senelik tarihinde birçok askeri müdahaleye sahne olmuş ve başta anayasası olmak üzere siyasal sistemi bu müdahaleler sonucunda şekillenmiştir.

Bugün Türkiye'nin siyasal gündemindeki en önemli mesele yine asker-siyaset ilişkisidir. Ülke gündemi akıl almaz derecede hareketli gibi gözükse de 20-30 senelik periyotlarla bakıldığında aynı tartışmaların halen devam ettiğini ve pek bir ilerleme kat edilemediğini görüyoruz. Gündelik tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar sorunun temellerine inmemizi engelliyor.

Kemal Karpat bu eserinde disiplinler arası bir çalışmaya imza atarak bu boşluğu doldurma adına önemli bir adım atıyor. 31 Mart olayından 80 darbesine, Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'na sürüklenişinden devşirme sistemine kadar asker-siyaset ilişkisini toplumsal kökenlerini gözler önüne sererek inceliyor.

Türk siyasetinde jakobenliğin kökenleri nelerdir?
31 Mart olayının arka planı tam olarak neydi?
İttihat ve Terakki'yi ortaya çıkaran dinamikler nelerdi?
Kuruluşundan itibaren CHP sürekli ordu yandaşı politikalar mı izledi?
İnönü bir diktatör müydü demokrat mıydı?
Çok partili siteme geçişte dış dinamikler nasıl rol oynadı?
Türk modernleşmesi neden tepeden inmeci bir yöntem izledi?
Modern Türkiye'nin oluşumunda Abdülhamit figürü neden bu kadar önemli?
Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı'na zorla mı sokuldu?
Türk toplumu neden askere kutsallık atfeder?