Engin Deniz Akarlı – Belgelerle Tanzimat
Tarih / 18 Ocak 2018

Kitap Adı: Belgelerle Tanzimat: Osmanlı Sadrazamlarından Âli ve Fuad Paşaların Siyasi Vasiyyetnâmeleri Yazar: Engin Deniz Akarlı Yayıncı: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi Sayfa Sayısı: 50 Osmanlı Sadrazamlarından Âli ve Fuad Paşaların Siyasi Vasiyyetnâmeleri, belgelerle gün yüzüne çıkıyor.

Samuel Noah Kramer – Sümerler
Tarih / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Sümerler Yazar: Samuel Noah Kramer Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 460 Sümerler önce Sümer sonra da Babil olarak bilinen topraklarda Samilerden önce yaşamış pragmatik ve yetenekli bir halktı. Bu topraklarda İÖ 5000-2000 arasında ilk kez insanlık tarihinin en gelişmiş uygarlığını kurmuşlardır. Bu kitap onlar hakkında bildiklerimizi derli toplu bir biçimde sunmaktadır. Profesör Kramer büyük bir coşkuyla Sümer uygarlığı tarihinin ana hatlarını çizip şehirlerini, dinlerini, edebiyatlarını, bilimsel başarılarını ve sosyal yapılarını betimlemekte; son olarak da Sümerlerden antik ve modern dünyaya kalan mirası sorgulamakta. “Sümer uygarlığı konusunda tartışmasız bir otorite olan Profesör Kramer büyük bir özen ve hakimiyetle yazıyor.” -Library Journal- “Çok az akademisyen böyle bir kitabı yazabilirdi ve Kramer de kesinlikle onlardan birisi… Bu kitabın en değerli yönlerinden biri ilk defa burada genel okuyucuya sunulan metinler ve fragmanlar. Uzman olmayan okurlar için rahat okunan bir giriş kitabı; uzmanlar içinse genel bir sentez sunmakta.” -American Journal of Archaeology-

Katip Çelebi – Tuhfetü’l Kibar Fi Esfari’l Bihar 1. Cilt
Tarih / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Tuhfetü'l Kibar Fi Esfari'l Bihar 1. Cilt Yazar: Katip Çelebi Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 186 Orhan Şaik Gökyay’ın çevirisi ile Katip Çelebi’nin 17 yüzyıl Osmanlı deniz savaşlarını anlattığı ”Tuhfetü’l-Kibar Fi Esfari’l-Bihar” isimli eseri, ”Deniz Savaşları Hakkında Büyüklere Armağan”’ ismiyle yayımlandı Bir zamanlar Akdeniz ile Karadeniz’i kendi gölleri haline getiren Osmanlı’nın 17 yüzyılda yavaş yavaş gerilediği, Venedik gemilerinin Çanakkale Boğazı’nı kapayarak Türk donanmasının denize açılmasına yol vermeyecek hale geldiği günlerde, eski günlerin göğüs kabartan hikayelerini anlatarak Türkler’e yeni bir iç gücü vermek amacıyla bu kitabı yazan Katip Çelebi, yer yer ayrıntılara da inerek onu zevkle, heyecanla, o günlerin özlemini ve gururunu duyarak, edebiyat ve üslup değeri olan bir yüksekliğe çıkarıyor Yalnız savaşları anlatmakla kalmayan, kazanılan zaferlerin yanında uğranılan bozgunların nedenlerini de göstererek bunlardan nasıl bir ders alınacağını gösteren KatipÇelebi, bir donanmanın kuruluşu, donanmadaki gemilerin çeşitleri, bunların donatılması, denize hangi mevsimde ve nasıl çıkılacağı, nerelerde barınılacağı, savaşların nasıl yapılacağı, bu işlerde nasıl bir yol izleneceği konusunda, ancak ”gün görmüş bir denizcinin” sahip alabileceği bilgileri veriyor

Katip Çelebi – Tuhfetü’l Kibar Fi Esfari’l Bihar 2. Cilt
Tarih / 17 Ocak 2018

Kitap Adı: Tuhfetü'l Kibar Fi Esfari'l Bihar 2. Cilt Yazar: Katip Çelebi Yayıncı: Kabalcı Yayınevi Sayfa Sayısı: 234 Orhan Şaik Gökyay’ın çevirisi ile Katip Çelebi’nin 17 yüzyıl Osmanlı deniz savaşlarını anlattığı ”Tuhfetü’l-Kibar Fi Esfari’l-Bihar” isimli eseri, ”Deniz Savaşları Hakkında Büyüklere Armağan”’ ismiyle yayımlandı Bir zamanlar Akdeniz ile Karadeniz’i kendi gölleri haline getiren Osmanlı’nın 17 yüzyılda yavaş yavaş gerilediği, Venedik gemilerinin Çanakkale Boğazı’nı kapayarak Türk donanmasının denize açılmasına yol vermeyecek hale geldiği günlerde, eski günlerin göğüs kabartan hikayelerini anlatarak Türkler’e yeni bir iç gücü vermek amacıyla bu kitabı yazan Katip Çelebi, yer yer ayrıntılara da inerek onu zevkle, heyecanla, o günlerin özlemini ve gururunu duyarak, edebiyat ve üslup değeri olan bir yüksekliğe çıkarıyor Yalnız savaşları anlatmakla kalmayan, kazanılan zaferlerin yanında uğranılan bozgunların nedenlerini de göstererek bunlardan nasıl bir ders alınacağını gösteren KatipÇelebi, bir donanmanın kuruluşu, donanmadaki gemilerin çeşitleri, bunların donatılması, denize hangi mevsimde ve nasıl çıkılacağı, nerelerde barınılacağı, savaşların nasıl yapılacağı, bu işlerde nasıl bir yol izleneceği konusunda, ancak ”gün görmüş bir denizcinin” sahip alabileceği bilgileri veriyor

İdris Bostan – Beylikten İmparatorluğa Osmanlı Denizciliği
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: Beylikten İmparatorluğa Osmanlı Denizciliği Yazar: İdris Bostan Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 384 Bir kara devleti olarak tarih sahnesine çıkan Osmanlılar kısa sürede denizle tanıştılar ve onu eski sahiplerinden yavaş ama emin adımlarla teslim aldılar. Karadeniz ve Akdeniz adlarıyla yeniden tanımladıkları iki büyük denize sahip ve hâkim oldular. Artık Osmanlı padişahları “sultân/hâk’nü’l-bahreyn” olarak anılıyordu. Akdeniz’de öylesine güçlülerdi ki, iki donanmayı birden sefere gönderebiliyorlardı. II. Bayezid devrinde Kızıldeniz’de baş gösteren ve mukaddes toprakları denizden tehdit eden Portekiz tehlikesi karşısında Memlûkler Osmanlı devletinden yardım istiyor, Osmanlı denizcileri açık denizlere yöneliyordu. Barbaros Hayreddin Paşa’nın Preveze’de Akdeniz hâkimiyetini kesinleştirdiği yıl, Mısır Beylerbeyi Hadım Süleyman Paşa donanmasıyla Süveyş’ten çıkıp Yemen’i fethederek Hindistan’a gidiyor ve Kanuni, bizzat çıktığı Boğdan seferinde Bender’i fethediyordu. 1538 tarihli Bender kitabesine göre artık o, “bahr-ı frenk ve mağrib ve Hind” denizlerinde “gemiler yürüten” bir sultandı. Doğu ve Uzakdoğu’nun ünlü baharat ticaret yolu Osmanlıların müdahalesi sayesinde Portekiz’in bütün çabalarına rağmen eski güzergâhını korumaya devam etti. Osmanlı donanması çoğu kez İspanya, Venedik, Fransa, Papalık, Ceneviz, Napoli ve Malta gibi denizlerde söz sahibi devletlerin oluşturduğu müttefik Haçlı donanmaları ile tek başına mücadele etti. Bu kitap, Osmanlı deniz politikaları, deniz teknolojisi ve ticaretini ele alan makalelerden oluşuyor. Makalelerin dayandığı Osmanlı belgelerinin çokluğu Osmanlı…

İrvin Cemil Schick – Avrupalı Esireler ve Müslüman Efendileri
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: Avrupalı Esireler ve Müslüman Efendileri: Türk İllerinde Esaret Anlatıları Yazar: İrvin Cemil Schick Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 404 Avrupa ve Amerika edebiyatlarında esaret anlatıları çok önemli yer tutar. O kadar ki, roman türünün öncüleri oldukları bile öne sürülmüştür. Nitekim Don Quijote’den Robinson Crusoe’ya erken dönem romanlarının birçoğunda yabancı bir ülkede tutsaklık motifine rastlanır. Yayınlandıkları dönemlerde çok popüler olan esaret anlatılarının bazısı gerçek anlamıyla bestseller düzeyine ulaşabilmiştir. Sadece Amerika’da Mağrip konulu 20 kadar esaret anlatısı yayınlanmış, bunlar neredeyse toplam 150 baskı yapmıştır. Bu başarının başlıca nedeni, anlatıların, üretildikleri toplumlarda birçok işlev birden görebilmesiydi: Din propagandası, savaş çığırtkanlığı, toplumsal eleştiri, toplumsal cinsiyetin inşası, erotizm ve dahası. Bu derlemede, Avrupalı kadınların Türk olarak nitelendirdikleri düşmanlar tarafından tutsak edilip, kurtulduktan sonra kaleme aldıkları ve 1683-1875 yılları arasında yayınlanmış olan 10 ayrı birinci şahıs esaret anlatısı yer almaktadır. Gerçi bu anlatıların çoğunun kurgusal olduğunu artık biliyoruz, ama yayınlandıkları devirde gerçek oldukları varsayılmış, Batı’nın Türkiye’ye ve daha genelde İslam dünyasına bakışını önemli şekillerde etkilemişlerdir. Ve etkilemeye devam etmektedirler. İkinci Körfez Savaşı’nda, 3 Mart 2003 tarihinde birliğiyle beraber pusuya düşürülen, yaralı olarak bir Irak hastahanesine kaldırılan ve orada dokuz gün bakım gördükten sonra büyük bir medya olayı haline getirilen bir askeri harekât sonucunda esaretten…

Francis Robinson – Cambridge Resimli İslam Ülkeleri Tarihi
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: Cambridge Resimli İslam Ülkeleri Tarihi Yazar: Francis Robinson Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 424 İslam dünyası 8. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar hem coğrafi yayılımı hem de yaratıcılığı açısından başat bir konum sergiliyordu. 7. yüzyıldaki Arap fetihleri, Haçlı Seferleri ve Osmanlı Türklerinin Avrupa’ya yaptıkları akınlar, Batı dünyasının İslam’ı bir çatışma ve savaş odağı olarak algılamasına neden oldu. Aslında İslam Batı için aynı zamanda bir aydınlanma kaynağıydı. Müslüman İspanya’nın bir parçası olan Toledo, ortaçağda Yunan felsefe ve biliminin, Arap ve İbrani katkılarıyla donatılarak Avrupa’nın geri kalan bölümüne iletildiği bir merkez haline gelmişti. Matematik, astronomi ve tıptaki bilimsel ilerlemeler İslam sayesinde Batı’ya ulaştı. Müslüman dünyası aynı zamanda uzakdoğu ile Avrupa arasındaki uluslararası ticaretin merkezi olmuştu. Sulama teknolojisi gibi tarımsal yeniliklerle, aralarında şeker ve pamuğun da bulunduğu çok sayıda değerli ürün Doğu kaynaklıydı. Baharat, boyalar, ipek gibi değerli kumaşlar Batı’ya Müslüman dünyasından geliyordu. Bugün Dünya nüfusunun beşte birini Müslümanlar oluşturuyor. Ama Batı dünyasında İslam’ın ne olduğu hakkında yaygın önyargılar hâlâ devam ediyor ve belki de artıyor. Francis Robinson ve arkadaşları bu kitapta işte bu ikilemi çözmeye çalışıyor. Batı dünyasının İslam’ı yekpare bir kültür biçiminde algılamasını eleştirerek Müslüman toplumların iktisadi temellerini, sosyal düzenlerini, bilgiye ve bilgi iletimine ilişkin yaklaşımlarını, bunların sanat ve mimarideki…

Murad Efendi – Türkiye Manzaraları
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: Türkiye Manzaraları Yazar: Murad Efendi Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 374 30 Mayıs 1836’da Viyana’da Franz von Werner adı verilen bir çocuk dünyaya geldi. Bu çocuk büyüdü, iyi bir eğitim aldı ve sonra da asker olmaya karar verdi. Kırım Savaşı’na katılmak üzereyken Galiçya’da birliğinden kaçarak Osmanlı Devleti’ne sığındı. Belki de iki erin kurşuna dizilmesine tepki göstermişti. Teğmen rütbesiyle Osmanlı ordusuna alındı, adı Murad Efendi oldu. Çoğunu Polonya milliyetçisi subayların oluşturduğu Gâvur Alayı diye anılan birliğe katıldı. Komutanı Mehmet Sadık Paşa, 1851’de Müslüman olmuş Polonyalı şair Michael Czaikowski’ydi. Ama dinini değiştirmedi. 1858 başlarında ordudan ayrıldı, Osmanlı hariciyesi bünyesinde çalıştı, Berlin Büyük Elçiliği makamına kadar yükseltildi. Edebiyat ve sanat dostu bir çevreye sahip olan Murad Efendi’nin 1869’da bir şiir kitabı, bunun ardından da 1871’de III. Selim adındaki trajedisi yayınlandı. 1877’de bütün Avrupa’nın gözünün Doğu meselesine çevrildiği sırada Türkische Skizzen (Türkiye Manzaraları) yayınlandı. Murad Efendi, 1877 yılının haziran ayında bir daha dönmemek üzere İstanbul’dan ayrıldı. 8 Eylül 1881 sabahı görev yerinin değiştirileceği ve Berlin büyükelçiliğine terfi edeceği haberini aldığında çok sevinmişti, ama 12 Eylül 1881 sabahı hizmetçisi, Murad Efendi’yi masasının üzerine başı düşmüş vaziyette cansız buldu, mumlar tamamen yanıp tükenmişti. Çok yönlü bir yazar olan Murad Efendi, kısa ömrüne rağmen edebiyatın…

Zafer Karademir – İmparatorluğun Açlıkla İmtihanı
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: İmparatorluğun Açlıkla İmtihanı: Osmanlı Toplumunda Kıtlıklar (1560-1660) Yazar: Zafer Karademir Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 373 Yeniçağda insanlar pek çok doğal ve beşeri afetle mücadele etmek zorunda kaldı. Özellikle Akdeniz ve çevresinde yaşanan seller, kuraklıklar ve aşırı soğuklar ile kitlesel savaşlar ülkelerin sosyal ve iktisadi bünyelerinde tamiri zor yaralar açtı. Üç kıtaya yayılan devasa büyüklüğüyle Osmanlı İmparatorluğu da böyle çetin dönemlerden geçti. İmparatorlukta ortaya çıkan ve 16. yüzyılın ikinci yarısı ile 17. yüzyılın ilk yarısını kapsayan ağır bunalımlar sonraki yüzyılların dokusunu etkileyecek derecede ciddi kayıplara neden oldu. Tüm bu gaileler arasında gerek imparatorluk yetkilileri gerekse tebaa sosyal yapının çözülmemesi ve ekonomik istikrarın bozulmaması için ellerinden gelen tüm imkânları kullanarak bu kriz süreçlerini en az hasarla atlatmaya çalıştılar. Neyse ki işlenmemiş büyük arazilerin varlığı, değişen iklimsel veriler ve imparatorluk idarecileriyle halkın ortak çabaları sayesinde, ekonomik ve sosyal bünye büyük sarsıntılar geçirmeden kriz dönemlerinden çıkılabildi. Bu çalışma adı geçen bir asırlık dönemde Osmanlı ülkesinde yaşanan darlık ve kıtlık buhranlarını, sebep ve sonuçlarıyla birlikte incelemeyi amaçlıyor. Kuraklık, sel, çekirge istilası gibi doğal; stokçuluk, kaçakçılık ve savaş gibi beşeri sebepler yüzünden ekonomik krizlere ve ardından açlığa sürüklenen ülkenin, bu şartlardan kurtulmak için yaptığı mücadeleler, merkezi ve yerel idarecilerin harcadığı çabalarla, vakıflar başta…

Özlem Kumrular – Muhteşem Süleyman
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: Muhteşem Süleyman Yazar: Özlem Kumrular Yayıncı: Timaş Yayınları Sayfa Sayısı: 328 Kanuni Sultan Süleyman dönemi Osmanlı İmparatorluğu’nun en iyi belgelendirilmiş dönemlerinden biridir. 1526 Mohaç Savaşı’nı takiben Avrupa arşivlerinde, özellikle Osmanlı tehlikesine maruz kalan Akdeniz bölgesinde Osmanlı’ya dair belgeler hızla artar. 16 ve 17. yüzyıllarda Türklerle ilgili haber toplama çılgınlığı vardır adeta. “Kaçın, Türkler geliyor!” Dönemin ruhunu esprili bir dille anlatır. İstihbarat belgeleri, elçi raporları, kilisenin basıp dağıttığı, karşı propaganda için kullanılan kitapçıklar, kronikler, casusların ve tüccarların verdiği yazılı ya da sözlü haberler; Osmanlı’nın savaş gücünü ince ayrıntılarla sunan zafernameler Batılıların tabiriyle “Muhteşem Süleyman” dönemine dair müthiş bilgiler sunar.   Söz konusu belgeler, resmî Osmanlı kaynaklarıyla yan yana getirildiğinde yapbozun parçaları tamamlanmış, resmin bütünü ortaya çıkmış olur. İşte bu kitap bunu yapıyor. Yerli ve yabancı on üç önemli ismin katkılarıyla Muhteşem Süleyman’ı her iki cepheden anlatıyor. Halil İnalcık /“Avrupa Devletler Denge Sistemi ve Osmanlı-Fransız İttifakı” İdris Bostan / “Kanuni ve Akdeniz Siyaseti” Feridun M. Emecen / “Mohaç Savaşı” Metin Kunt / “Sultan Süleyman ve Nikris” Emilio Sola / “Sultan Süleyman’ın Son Yılları” Özlem Kumrular “I. Ferdinand’ın Kanuni’yle İlk Yılları” Miguel Angel de Bunes Ibarra / “Venedik ve Bâbıâli”

Yahya Araz – 16. Yüzyıldan 19. Yüzyıl Başlarına Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: 16. Yüzyıldan 19. Yüzyıl Başlarına Osmanlı Toplumunda Çocuk Olmak Yazar: Yahya Araz Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 196 Çocuk emeği, çocuk evlilikleri gibi çocuklarla ilgili sorunlardan yoğun bir şekilde bahsedildiği modern Türkiye’de, bu sorunların tarihsel arka planına yönelik ilginin azlığı şaşırtıcıdır. Osmanlı toplumunda özellikle “modernleşme süreci” öncesinde çocukların yaşamına ilişkin çağdaş dönemde çok az şey üretilmiştir. Bu anlamda elinizdeki çalışma, ele aldığı dönem bağlamında Osmanlı toplumunda çocukların yaşamına, içinde büyüdükleri ve şekillendikleri toplumla ilişkilerine değinen ilk kitaptır. Kitap birkaç konuda Osmanlı çocukluk tarihi araştırmalarına katkılar sağladığını, en azından yapılacak yeni araştırmalar için sorular ürettiğini ummaktadır. Birincisi kitap, çocukların yaşamında ve onlarla ilgili algılarda 19. yüzyılın başlarına ya da “modernleşme süreci”ne kadar bir devamlılığın olduğu hususunda ısrar etmektedir. İkincisi Osmanlıların, 19. yüzyıldan önce de çocuklar üzerine düşündükleri, tartıştıkları ve yaşam döngüsünde çocukluğu yetişkinlikten tamamen ayrı, kendine özgü özellikleri olan bir dönem olarak tanımladıklarına yönelik vurgudur. Osmanlılar, hukuki ve toplumsal olarak çocukluğu ve çocukluktan yetişkinliğe geçişi ayrıntılı bir şekilde ele almışlardır. Üçüncüsü Osmanlı toplumunda çocukların, sahip oldukları sosyal ve ekonomik aidiyetlere bağlı olarak aynı zaman ve mekânda pekâlâ farklı bir çocukluğa sahip olabilecekleri düşüncesidir. Herhalde önemli oranda maddi imkânsızlıklardan dolayı çocukluklarını başka ailelerin himayesinde geçirmek zorunda kalan çocuklar bunun için…

Jona Lendering – Büyük İskender
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: Büyük İskender Yazar: Jona Lendering Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 448 Sonunu bildiğiniz, yine de elinizden bırakamadığınız romanlar ya da gümüş perdedeki yansımalarından gözünüzü ayıramadığınız filmler vardır. İşte elinizdeki Büyük İskender kitabı, gerçek bir tarih kitabı olmasına rağmen, Makedonya kralının bilinenden çok farklı bir portresini, adeta epik bir filmin rengârenk kareleri aracılığıyla çiziyor, roman tadında bir anlatı sunuyor. Yazarı Jona Lendering daha önce hiç denenmemiş biçimde, bir yandan geleneksel antikçağ Yunan anlatılarını didiklerken, diğer yandan Babil hükümdarlık kayıtlarını, İran kökenli belgeleri okurlarının gözleri önüne seriyor. Ayrıca ancak son yıllarda okunabilmiş sayısız kil tablet eşliğinde bizi İskender’in peşinden büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. Çarpıcı güzellikteki gizemli Uzakdoğu diyarlarına sürüklenirken, başka kültürlerin tuhaf gelenekleri olan halklarını, gözü pek ve merhametsiz savaşçılarını tanıma fırsatı buluyoruz. Lendering’in İskender’i, yalnızca aman vermeyen bir fatih ya da dillere destan bir kahraman değil; daha çok, farklı kültürler arasında bocalayıp kalmış, tebaasını oluşturan halkları bir çatı altında toplama arzusuyla dolu genç bir liderdir. Hep anlatıldığı gibi şeytan ya da tanrı olarak değil, sıradan bir insan olarak görürüz onu. Kitapta, İskender’in ezeli rakibi Pers hükümdarı III. Dareios’un portresi de, Yunan kökenli kaynaklarda yansıtıldığı gibi korkak bir hükümdar olarak değil, üstün vasıfları olan, kılı kırk yaran cesur bir komutan…

John H. Pryor – Akdeniz’de Coğrafya Teknoloji ve Savaş
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: Akdeniz'de Coğrafya Teknoloji ve Savaş: Araplar, Bizanslılar, Batılılar ve Türkler Yazar: John H. Pryor Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 250 18 Ekim 1184’te, Messina’ya gitmekte olan bir Ceneviz gemisiyle Akkâ’dan ayrılan Endülüslü gezgin İbni Cübeyr, “Buralarda rüzgârın esmesinde bambaşka bir sır var” diyerek geminin kaptanı “Cenovalı Rumi”nin ters rüzgârlardan kaçmak için yaptığı manevraları anlatır. Cübeyr’in bindiği Cenova tüccar gemisi herhalde 12. yüzyılın en büyük ve en gelişmiş teknelerinden biriydi, yine de yolculuk boyunca başlarına gelmeyen kalmamıştı. O dönemin teknolojisiyle Akdeniz’de yol almak zor işti, kaptanların suları ve rüzgârları avuçlarının içi gibi bilmeleri gerekiyordu. Deniz ulaşımı kas gücüne ve rüzgâra dayanıyordu. Ne var ki Akdeniz, bütün zorluklarına rağmen, çevresindeki uygarlıkları hem birleştiren, hem de ayıran bir güçtü. Tarihçi John H. Pryor bu çalışmasında eskiçağdan 16. yüzyıla kadar neredeyse değişmeden kalan ve uygarlıklar arasında iktisadi ve stratejik sınırları oluşturan Akdeniz rotalarını ve bu uygarlıkların deniz aracılığıyla kurdukları ilişkileri inceliyor. 649-1571 arasındaki dönemi inceleyen bir deniz tarihi bu. Aziz Basileos’un dediği gibi, Tanrı’nın insanlığa armağanı olan Akdeniz’i, yelkenli ve kürekli gemileri, rotaları ve deniz savaşlarını anlatıyor. Ayasofya’nın mermerlerine kazınmış kadırga çizimini de buluyorsunuz kitapta, korsanları da. Bizans, Cenova, Venedik, Abbasi, Fatimi gemileri kol geziyor mavi sularda. Derken Selçuklular iniyor denizlere, sonra…

Hakan Özoğlu – Cumhuriyetin Kuruluşunda İktidar Kavgası
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: Cumhuriyetin Kuruluşunda İktidar Kavgası: 150'likler, Takrir-i Sükûn ve İzmir Suikastı Yazar: Hakan Özoğlu Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 246 Mustafa Kemal, 1923’te kurulan yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin başına geçtiğinde laik ve modernleşmeci bir milli Türk kimliği inşası sürecini başlatmıştı. Ancak bu süreç bir iktidar mücadelesini de içeriyordu. Yeni rejim muhalefeti nasıl susturacak, vizyonunu nasıl pekiştirecekti? Kısa, ama olaylı bir dönemi inceleyen Cumhuriyetin Kuruluşunda İktidar Kavgası, bu çok önemli yıllarda yeni rejimin muhalefetle başa çıkmak için başvurduğu başlıca üç siyasi ve hukuki manevraya odaklanıyor ve iktidar mücadelesinin yeni devletin biçimlenmesine nasıl katkıda bulunduğunu inceliyor. Dr. Özoğlu çalışmasına, I. Dünya Savaşı’nda kaybeden tarafta yer alan Osmanlı İmparatorluğu’nun kaderini beklediği 1918 yılıyla başlıyor.

Giovanni Ricci – Türk Saplantısı
Tarih / 15 Ocak 2018

Kitap Adı: Türk Saplantısı: Yeniçağ Avrupa'sında Korku, Nefret ve Sevgi Yazar: Giovanni Ricci Yayıncı: Kitap Yayınevi Sayfa Sayısı: 232 Batı Avrupa kültürü içinde “Türkler”, birkaç yüzyıl boyunca toplumun bütün düzeylerinde başlıca tutku, yazı ve sohbet konularından biri oldu. Eskiden “Türkler” sözünün bugünkünden daha geniş bir anlamı vardı. Bu söz dar anlamda yalnızca Osmanlı sultanının tebaasını değil, neredeyse bütün Müslümanları kapsiyordu. 0 kadar ki, çeşitli Avrupa dillerinde “Türlzleşmek” deyimi aslında Müslüman olmak, lslam dinine geçmek anlamma geliyordu. Gene de, imparatorluldarının büyük gücü nederıiyle daha çok Osmanlı Türkleri düşünülüyordu. İtalyaxı Rönesans’ının büyük isimlerinden Niccolö Machiavelli, 1521’de, aylakların kahvelerde, “gelmek üzere olan Türk”ten, “bu dönemde Haçlı Seferi düzenlemenin yerinde olup olmayacağı”ndan ve “benzeri saçmalıklar”dan söz ederek vakit geçirdiklerini belirtiyordu. Demek ki, Machiavelli gibi dahi kişilerin alay ettikleri bir saplantı söz konusuydu. Kitapta bu saplantı tipik sayabileceğimiz bir dizi olay aracılığıyla irdeleniyor ve incelenen belgeler sayesinde şaşırtıcı yaşam öyküleri ortaya çıkıyor: Hıristiyanlarla yaşayan Magripli kadınlara ve Türklerle yaşayan Hıristiyan kadınlara rastlıyoruz; Türklerin elinde tutsak olmaktan kurtulmalık vererek kurtulan Hıristiyanların yurtlarına dönüşlerinde düzenlenen törenlere ve kürek mahkumu Türklerin sokaldardan dramatik bir şekilde geçirilişlerine tanık oluyoruz; Tunus’ta İslam inancinı benimseyen ve önemli kişiler haline gelen bazı Ferraralı denizcilerin yaşamlarını inceliyor, savaş haberlerini ve Haçlı Seferi düşlerini…