Georges Duby & Michelle Perrot – Kadınların Tarihi 2

Kadınların Tarihi 2: Ortaçağ'ın Sessizliği Kitap Kapağı Kadınların Tarihi 2: Ortaçağ'ın Sessizliği
Georges Duby & Michelle Perrot
İş Bankası Kültür Yayınları
531
Bir Erken Ortaçağ evinde bir beşiğin bıraktığı bulanık izlerden Havva'nın düşüşüyle ilgili antik bir illüstrasyona kadar uzanan binlerce kaynaktan yararlanan bu ikinci cilt, geçmişin kadınları konusunda yeni bakış açıları sunuyor. Birkaç ülkeden on iki ünlü tarihçi Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden İtalyan Rönesansı'nın başlangıcına kadar olan sürede eril zihindeki kadın imgesini, kadınların sosyal koşullarını ve gündelik yaşantılarını inceliyor.

Georges Duby & Michelle Perrot – Kadınların Tarihi 1

Kadınların Tarihi 1: Ana Tanrıçalardan Hıristiyan Azizelere Kitap Kapağı Kadınların Tarihi 1: Ana Tanrıçalardan Hıristiyan Azizelere
Georges Duby & Michelle Perrot
İş Bankası Kültür Yayınları
547

Yetmiş beş saygın tarihçinin kaleminden çıkan beş ciltlik bu dizi, Antikçağ'dan günümüze kadar uzanan büyüleyici, panoramik bir vakayiname..
Birinci cilt kadınları, eski çağ tarihinin köşelerinden aydınlığa çıkarıyor. İki bin küsur yıllık Yunan ve Roma tarihine yeni bir ışık tutarken kuzey Denizi'nden Akdeniz'e, Cebelitarık'tan İndus kıyısına kadar uzanan bir manzarayı kapsıyor. Yazarlar kadın temsillerinin bu çağda nasıl evrildiğini aydınlatmak için mezar taşlarını, taban planlarını, vazo resimlerini ve edebi eserleri kapsayan geniş bir kaynak yelpazesinden yararlanıyorlar. Erkeklerin zihinlerine yolculuk yapıyor, kadınların ve cinsiyetler arası ilişkilerin özgün bir tarihini gün ışığına çıkarıyorlar.

75 Yılda Tebaa’dan Yurttaş’a Doğru

75 Yılda Tebaa'dan Yurttaş'a Doğru Kitap Kapağı 75 Yılda Tebaa'dan Yurttaş'a Doğru
Kolektif
İş Bankası Kültür Yayınları
255

Zaman zaman dramatik kopuşların yaşandığı, Batı'daki birkaç yüzyıllık toplumsal gelişmenin ülkemizde onyıllara sığdırılmaya çalışıldığı son yüz yılın toplumsal-siyasal tarihini; Türkiye insanının kulluktan tebaalığa, oradan da yurttaşlığa doğru bir yürüyüşü olarak özetlemek mümkün.Bu yürüyüşün neresindeyiz? Sonuna yaklaştık mı, yoksa kuyruğunu kovalayan kedi gibi, durduğumuz yerde mi dönüyoruz?Bu kitaptaki yazılar "zor zanaat" olan yurttaşlığa doğru 75 yılda katedilen yolu, bu yolda önümüze çıkan tarihsel, toplumsal, ideolojik engelleri; ayrıca birey olarak yurttaşlık yolunda "ev ödevimizi" yapıp yapmadığımızı ve kimlik arayışımızı sorguluyor.75 Yılda Tebaa'dan Yurttaş'a Doğru kitabında on dokuz bilim insanının konuyu değişik bakışlardan, çeşitli boyutlarıyla inceleyen yirmi bir yazısı yer alıyor. Bu niteliğiyle kitap, sadece yürünen yolun değil, çeşitli renkleriyle fikirlerin ve güncel tartışmaların da bir bilançosu.

Minna Rozen – İstanbul Yahudi Cemaati’nin Tarihi

İstanbul Yahudi Cemaati'nin Tarihi (1453-1566) Kitap Kapağı İstanbul Yahudi Cemaati'nin Tarihi (1453-1566)
Minna Rozen
İş Bankası Kültür Yayınları
529

Minna Rozen İstanbul Yahudi Cemaati'nin Tarihi'nde, Konstantinopolis'in Rumca konuşan Romaniot Yahudi cemaatinin, İber Yahudilerinin gelişiyle uğradığı dönüşümü gözler önüne seriyor. İspanya ve Portekiz'den kovulan İber Yahudilerinin İstanbul'a sığınmasıyla, etnik açıdan çeşitlilik gösteren, yerinden edilmenin travma ve izlerini taşıyan bir Osmanlı topluluğu haline gelen İstanbul Yahudi cemaatinin çok katmanlı tarihiyle karşı karşıya kalıyoruz.

Bu cemaatin kültürel ve toplumsal değerleri üzerindeki Osmanlı etkilerinin de izini süren Rozen'le birlikte, Osmanlı tarafından fethedilmiş İstanbul semalarında hayali bir kuşun kanatlarında bir yolculuğa çıkıyoruz adeta. 14. yüzyıl sonunda nüfusu günbegün azalan, adeta can çekişmekte olan Konstantinopolis'in de İstanbul'a; başka deyişle, emperyal bir güç olarak sahneye çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentine dönüşümünü Yahudi cemaatinin tarihiyle birlikte adım adım izlediğimiz bir yolculuk bu.

Jay Winter & Geoffrey Parker & Mary R. Habeck – 1. Dünya Savaşı ve 20. Yüzyıl

1. Dünya Savaşı ve 20. Yüzyıl Kitap Kapağı 1. Dünya Savaşı ve 20. Yüzyıl
Jay Winter & Geoffrey Parker & Mary R. Habeck
İş Bankası Kültür Yayınları
368

Üzerinden neredeyse bir yüzyıl geçmesine karşın, I. Dünya Savaşı'nın nedenleri, niteliği ve mirası bugün hâlâ hararetli tartışmalara konu oluyor. Tarihteki bu ilk topyekûn savaşa dair kültürel referanslar bugüne dek gücünden hiçbir şey yitirmedi. 1914 yılında fitili ateşlenen büyük ideolojik ve ulusal çatışmalar, savaşan devletlerde muazzam bir değişimi harekete geçirmişti. Etkileri 20. yüzyıla yayılan ve damgasını vuran bir değişimdi bu. Almanya'nın kıtanın hâkimiyetini ele geçirmesinin önüne geçmek için savaştan başka yol yok muydu? İtilaf Devletleri'nin pek yardım etmemesi sonucunda Rusya'nın 1917'de yenilmesi ve bu yenilginin Bolşevik Devrimi'nin önünü açması mı daha kötüydü? Yoksa olasıbir Alman zaferi mi? Askerler teknolojik savaşın yeni gerçekliği karşısında nasıl tepki vermişti? Savaş sürüncemede kalırken, Almanya'daki sosyalistler nasıl bir saikle pasifizme yöneldiler? Savaşın sömürgecilik, 1920'lerin diplomasisi, savaşla ilgili ulusal mitosların yükselişe geçmesi üzerindeki etkileri nelerdi?

Bu kitaba katkıda bulunan yazarlar askeri tarih, uluslararası tarih ve kültür tarihini bir araya getiren çok geniş bir literatürden yararlanarak, 20. yüzyılın bütününü kavrayışımız açısından genel bir çerçeve sağlayan bir I. Dünya Savaşı analizi sunuyorlar.

Jay Winter I. Dünya Savaşı ve 20. yüzyıl üzerindeki etkisi konusunda uzmanlaşmıştır. Yazar ve ortak yazar olarak imza attığı onu aşkın kitap arasında, Antoine Prost'la birlikte kaleme aldığı ve 2011'de Blois Tarih Festivali'nda yılın en iyi kitabı ödülünü kazanan René Cassin et les droits de l'homme da vardır.

James C. Davis – İnsanın Hikayesi

İnsanın Hikayesi: Taş Devrinden Bugüne Tarihimiz Kitap Kapağı İnsanın Hikayesi: Taş Devrinden Bugüne Tarihimiz
James C. Davis
İş Bankası Kültür Yayınları
478

İnsanın Hikâyesi, uzun ve ayrıntılı bir hikâyeyi kısa, özlü ve kolay anlaşılır biçimde, yirmi birinci yüzyıl okuru için yeni baştan anlatan bir yapıt.

Okul yıllarımızdan sıkıcı bir olaylar yığını olarak aklımızda kalan uzun insanlık tarihi, bu kitapta bir solukta okunabilen meraklı bir öyküye dönüşüyor.

Atalarımızın mağaralardan bozkırlara, göçerlikten yerleşikliğe, merkezi imparatorluklardan ulus devletlere uzanan tarihi efsanelerle, insan hikâyeleriyle yoğrulmuş olarak akıp gidiyor…

Büyük bir hikâyeyi öğrenmek, hatırlamak ya da unutulup gitmiş eksik parçalarını tamamlamak isteyenler için bir başucu kitabı…

Jack Goody – Tarih Hırsızlığı

Tarih Hırsızlığı Kitap Kapağı Tarih Hırsızlığı
Jack Goody
İş Bankası Kültür Yayınları
420

Tarih Hırsızlığı, tarihyazımı aracılığıyla tarihin Batı tarafından ele geçirilişini anlatıyor. Bu "hırsızlık", geçmişin çoğu zaman Batı Avrupa ölçeğinde yaşanmış süreçlere göre kavramsallaştırılıp sunulmasını, ardından da dünyanın geri kalanına dayatılmasını ifade ediyor.

Bazı tarihçilere göre Rönesans'tan, bazılarına göre ise ancak 19. yüzyıldan itibaren küresel ölçekte üstünlüğü ele geçiren Batı'nın bu öne geçişinin nedenlerinin araştırılması 19. ve 20. Yüzyıl tarihyazımının tercihli konularından biri oldu. Jack Goody bu tarihyazımını, Marx, Weber, Norbert Elias, Fernand Braudel, Moses Finley ve Perry Anderson gibi kuramcılar ve tarihçiler üzerinden inceleyip eleştirel bir bakış geliştirirken, "Batı niye üstün geldi? Doğu niye geri kaldı?" sorusunu hem Avrupa-merkezci perspektifi, hem de dayandırıldığı olgusal zemindeki hatalar bakımından çok ciddi bir eleştiriye tabi tutuyor. Demokrasi, kapitalizm, bireycilik ve aşk gibi kurumların bulunuşunu sadece Batı'ya mal etmenin, diğer kültürlere yönelik bir hırsızlık olduğunu vurgulayan Goody, farklı kültürleri bir arada incelemeye olanak verecek ve modası geçmiş basit Batı/Doğu karşıtlaştırmalarının yerini alacak yeni bir karşılaştırmalı yöntem öneriyor.

İhsan Güneş – Birinci TBMM’nin Düşünce Yapısı (1920-1923)

Birinci TBMM'nin Düşünce Yapısı (1920-1923) Kitap Kapağı Birinci TBMM'nin Düşünce Yapısı (1920-1923)
İhsan Güneş
İş Bankası Kültür Yayınları
555

23 Nisan 1920'de toplanan meclis kuşkusuz bir ihtilal, bir devrim meclisidir. Toplanma nedenleri ve oluşum biçimi bunu yansıtmaktadır. Ancak, bu meclisin kurumsal bağlamda üyelerinin tümünce benimsenmiş bir ideolojisinden söz etmek zordur. Fakat, meclis tartışmaları yakından incelendiğinde milletvekillerinin büyük çoğunluğunun bir arayış içinde olduğu görülür. İşte bu arayış içinde bulunan Birinci TBMM'de bir grup milletvekilinin savunduğu çağdaş düşünce akımlarını ve kendi ülkelerinin içinde bulunduğu somut koşulları içeren bir ideolojinin de varlığı dikkatimizi çeker.

Ian Westwell – 1. Dünya Savaşı

1. Dünya Savaşı: Resimli Harp Tarihi Kitap Kapağı 1. Dünya Savaşı: Resimli Harp Tarihi
Ian Westwell
İş Bankası Kültür Yayınları
256

Tarihin en korkunç savaşlarından birinin, belirleyici çarpışmaları ve önemli antlaşmaların analiziyle birlikte çarpıcı ve detaylı anlatımı

Çatışmaya yol açan siyasi ve ekonomik faktörler, savaşın önemli dönüm noktaları ve yeni teknolojilerin etkisi üzerine uzman yorumları içeren, okunmaya değer bir harp tarihi örneği.

Çeşitli askeri stratejilerin başarı ve başarısızlığının analiziyle birlikte, karada ve denizde meydana gelen Marne Muharebesi, Çanakkale Seferi, Jutland Muharebesi gibi önemli çarpışmalarla ilgili açıklamaları tamamlayan renkli haritalar ve savaş planları.

General Douglas Haig ve General Aleksey Brusilov'dan Paul Hindenburg ve Erich Ludendorff'a kadar savaşın gidişatını belirleyen komutanlarla David Lloyd George, II. Wilhelm, Woodrow Wilson ve Georges Clemenceau gibi siyasi liderler.

Dretnotlardan U
boat'lara ağır sahra topçusundan ilk tanklara I. Dünya Savaşı'nın çeşitli silahları ve her silah hakkında teknik bilgiler.

Batı'da "Büyük Savaş", bizde de "Harb
i Umumi" adıyla anılan I. Dünya Savaşı, ilk gerçek küresel çatışmaydı. Savaştaki insan kayıpları o güne kadar görülmemiş bir düzeydeydi: Dört yıl süren savaşta 8 milyon asker ve 6 milyondan fazla sivil hayatını kaybederken, 21 milyon asker de yaralanmıştı.

Elinizdeki kitap, İtilaf devletleriyle (Britanya İmparatorluğu, Fransa, Rusya, Sırbistan, İtalya, Romanya, Japonya, ABD) İttifak devletlerini (Almanya, Avusturya
Macaristan, Osmanlı İmparatorlukları ve Bulgaristan) karşı karşıya getiren bu savaşın hemen öncesinde Avrupa'daki durumu özetledikten sonra, yıl yıl farklı cephelerdeki durumu ve en önemli muharebeleri anlatıyor. Savaşa yön veren taktiklerin, siper savaşlarının, denizdeki çatışmaların yanı sıra, kullanılan temel silahlar hakkında teknik bilgilere, önemli komutanların biyografilerine ve akıllarda iz bırakan olaylara da yer veriyor. Marne Muharebesi'nden Çanakkale Seferi'ne, Jutland Muharebesi'nden Filistin Cephesi'ne, çeşitli savaş alanlarında, fotoğraflar ve haritalar eşliğinde çıkılan tarih yolculuğunun sonunda da, Wilson İlkeleri'nden Milletler Cemiyeti'ne uzanan süreç özetleniyor.

I. Dünya Savaşı'nın acımasız tarihi ve geniş kapsamı, beş yüzü aşkın fotoğraf, savaş planı ve haritayla birlikte bütün ayrıntılarıyla aktarılıyor. Kitap kolay okunur üslubu sayesinde yalnızca konunun uzmanlarına değil, geniş bir okur kitlesine hitap ediyor.

Gürkan Ergin – Anadolu’da Roma Hakimiyeti

Anadolu'da Roma Hakimiyeti: Direniş ve Düzen Kitap Kapağı Anadolu'da Roma Hakimiyeti: Direniş ve Düzen
Gürkan Ergin
İş Bankası Kültür Yayınları
647

Roma, Anadolu’ya resmen ayak bastığı MÖ 129’dan itibaren farklı kesimlerin katıldığı çok çeşitli isyan ve huzursuzluklarla baş etmek zorunda kalmıştır: bir ütopyanın peşinden gidenler, bir gecede 80.000 Romalıyı katleden şehirler, korsanlar, haydutlar, araba yarışı takımlarının taraftarları, din adına öldürenler, bir sahte imparatorun ardına takılanlar…

Elinizdeki kitap yaklaşık 700 senelik Roma hâkimiyeti süresince meydana gelmiş bu olayları sebep ve sonuçlarıyla incelemenin yanında, Roma’nın Anadolu’da düzen ve sadakati sağlamaya yönelik uygulamalarını ortaya koymak amacını taşımaktadır. Benzer çalışmalardan farklı olarak, ele aldığı uzun zaman dilimi ve geniş coğrafya vasıtasıyla okuyucuya kapsamlı bir bakış açısı sunmak da yine bu kitabın hedefleri arasındadır. Okuyucu Roma İmparatorluğu’nun hem acımasız yönü ve idari başarılarına, hem de Anadolu’nun fatihiyle mücadelesi ve kader ortaklığına şahit olacaktır.

Geoffrey Parker – Cambridge Savaş Tarihi

Cambridge Savaş Tarihi Kitap Kapağı Cambridge Savaş Tarihi
Geoffrey Parker
İş Bankası Kültür Yayınları
546

Amerika Birleşik Devletleri'nin öncülüğündeki Batı ülkeleri, bütün askeri çatışmalarda halen büyük bir üstünlüğe sahiptirler. Nasıl oldu da "Batı savaş tarzı" böyle baskın çıktı? Yedi seçkin askeri tarihçinin yazdığı bu kitap, Klasik Yunan ve Roma dünyası, Batı'nın rakiplerinin neredeyse muzaffer olduğu Ortaçağ, Batı'nın önce Yeni Dünya'da, sonra Sibirya'da, daha sonra da Asya ve Afrika kıyılarında geniş topraklar kazanmak için askeri güç kullandığı erken modern çağ ve Dünya Savaşları ile Ortadoğu savaşları bağlamında bu soruya bir yanıt oluşturmaktadır. Metin, Batı harbiyesinin beş temel yönüne ağırlık vermektedir: Disiplin, çeşitli teknolojilerin birleşimi, meydan okumalara olağan dışı hızla tepki verme yeteneği, saldırgan bir askeri gelenek ve insan gücünden çok sermaye kullanımıyla zafer kazanma eğilimi. Kitap boyunca odak noktası Batı ve Batı'nın yükselişinde şiddetin rolüdür; bununla beraber, Batı dışı güçlerin askeri etkinlikleri de her bölümde incelenmekte, Batı askeri üstünlüğünü oluşturan alanlar sorgulanmaktadır.

Afet İnan – Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler

Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler Kitap Kapağı Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler
Afet İnan
İş Bankası Kültür Yayınları
536

Afet İnan, Atatürk'ün hayatının son 13 yılında her zaman yakınında bulunmuş ve yakın tarihimizin dönüm noktalarının hem aktörü hem de tanığı olmuştu:
Önyargılar ve yetersiz bilgiler nedeniyle hakkınca bilinmeyen tarihimizin, Türk Tarih Kurumu sayesinde gerçek yerini almasını sağlamak...
Türk kadınının modern toplumdaki yerini alması yolunda bizzat örnek oluşturmak ve seçme-seçilme hakkının tanınmasına öncüsü olmak...
Ve Atatürk'ün pek çok konudaki görüşlerine ilk elden tanıklık...
Afet İnan, Atatürk döneminde yaşadıklarını ve ondan dinlediklerini okuyucuyla paylaşıyor.
Dili genç kuşaklar için anlaşılır hale getirilen bu baskı, bazıları okuyucuyla ilk kez buluşan fotoğraflarla daha da zenginleştirildi.

Suraiya Faroqhi – Osmanlı İmparatorluğu ve Etrafındaki Dünya

Osmanlı İmparatorluğu ve Etrafındaki Dünya Kitap Kapağı Osmanlı İmparatorluğu ve Etrafındaki Dünya
Suraiya Faroqhi
Kitap Yayınevi
380

Avrupalı sefirler, tacirler, gezginler Osmanlı diyarında nasıl karşılandıklarını yazıya dökmeyi 15. ve 16. yüzyıllardan itibaren iş edindiler. Osmanlı vakanüvisleri de imparatorluk sınırları dışındaki dünyayı yok saymamışlardı. Seferler, fetihler… hepsi de savaşla bağlantılı bu karşı karşıya gelişler, dış dünya ile bir ilişki kurma biçimiydi. Ama öte yandan yabancı tacirlerin ihraç edebileceği ve edemeyeceği mallara ilişkin çok sayıda padişah fermanı, İmparatorluk toprakları dışından gelip Mekke'ye gidecek hacılara verilmiş geçiş izinleri gibi belgeler, ileri gelen Osmanlı görevlilerinin İmparatorluk sınırları dışında kalan yerlerde meydana gelen gelişmelerle yakından ilgilenmek zorunda olduğunu gösteriyor. İslam hukukunda ve Osmanlı resmi yazılarında, dünyayı, Darülislam (İslam yurdu) ve Darülharb'ten (savaş yurdu) oluşan bir yer olarak tarif etmek âdettendi, ama bunların arasında bir 'demir perde' yoktu. Fiili bir savaş hali olmadığı zamanlar, Hindistan, Gürcistan ve çeşitli Hıristiyan Avrupa ülkelerinden gelen yabancı tacirler fazla güçlük çıkartılmadan kabul edilirlerdi. Uzun sürelerden beri İstanbul, İzmir ve Halep'te ikamet eden Venediklilere, Fransızlara veya İngilizlere rastlamak mümkündü. Kültürel açıdan değer verilen pek çok eşya Osmanlı diyarı ile batılı komşuları arasında gidip geliyordu. Bu kitabın başlıca amaçlarından biri, sınırların aslında ne kadar geçirgen olduğunu göstermek. Osmanlı tarihçisi Suraiya Faroqhi, bugüne değin diplomatik tarih perspektifi içine sıkışıp kalmış olan bir konuyu, sosyal, ekonomik ve kültürel tarihçilik yaklaşımlarının beslediği bir sentez içine oturtarak, Osmanlı uluslararası ilişkiler tarihine çok önemli bir katkıda bulunuyor. Bu sentezin belgesel temelini ise Osmanlı arşiv kaynaklarından çeşitli dillerdeki seyahat anlatılarına, diplomatik kayıtlardan coğrafya yazılarına, kişisel anılardan sefaretnamelere uzanan çok zengin bir derleme oluşturuyor. Kitabın sonundaki zengin ve ayrıntılı kaynakça, erken modern Osmanlı tarihi üzerine çalışanların daima faydalanabileceği bir başvuru kaynağı niteliğinde. Suraiya Faroqhi'nin başlıca eserleri şunlar: Der Bektaschi-Order in Anatolien (vom späten fünfzehnten Jahrhundert bis 1826) (1981); Towns and Townsmen of Ottoman Anatolia, Trade, Crafts and Food Production in an Urban Setting (1984; Osmanlı'da Kentler ve Kentliler. Kent Mekânında Ticaret, Zanaat ve Gıda Üretimi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2000); Men of Modest Substance, House Owners and House Property in Seventeenth-Century Ankara and Kayseri (1987); Pilgrims and Sultans, The Haj under the Ottomans (1994; Hacılar ve Sultanlar, Osmanlı Döneminde Hac (1517-1638), Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1995; Kultur und Alltag im Osmanischen Reich, (1995; Osmanlı Kültürü ve Gündelik Yaşam. Ortaçağdan Yirminci Yüzyıla, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2005; Approaching Ottoman History, an Introduction to the Sources (1999; Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir?, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2001; Geschichte des Osmanischen Reiches (2000); The Ottoman Empire and the World Around It (2004, Osmanlı İmparatorluğu ve Etrafındaki Dünya, Kitap Yayınevi, 2007).

Oktay Özel – Dün Sancısı

Dün Sancısı: Türkiye'de Geçmiş Algısı ve Akademik Tarihçilik Kitap Kapağı Dün Sancısı: Türkiye'de Geçmiş Algısı ve Akademik Tarihçilik
Oktay Özel
Tarih Vakfı Yurt Yayınları

Dün Sancısı Türkiye'de genel tarih algısının olduğu kadar tarihçilik mesleği ve tarihyazımının da zorunlu bir alan olduğunu kabul ederek söze başlıyor. Oktay Özel, Türkiye'deki tarihçilik pratiğini tarihselleştirmeye girişirken aslında bugüne ayna tutuyor. Tarihçiyi, tarihsel bilginin içinde üretildiği güncel/tarihsel ortamı analizinin merkezine yerleştiriyor.

Kendi ifadesiyle, "tarihçiliğin odağındaki öznenin, yani tarihçinin iş yapma tarzına, kavramsal donanımı ve terminolojisine, güncelle, siyaset kurumuyla ve nihayet devletle kurduğu tehlikeli ontolojik-pragmatik ilişkiye, bu bağlamda kullandığı bilimdışı dilin ideolojik keskinliği ve şiddetine" yakından bakıyor. 'Sancı'nın esasen meslek etiğinin, tarihsel bilginin demokratik ve çoğulcu doğasının, çoklu okuma yöntemlerinin meşruluğunun unutulmasından kaynaklandığını ileri sürüyor ve meslektaşlarını yaptıkları işin doğasına d air düşünmeye, temel ilkeleri hatırlamaya davet ediyor.Ancak Özel, her koşulda zor olana talip olarak kolay(cı) bir çözümün olmadığını da gösteriyor.

Diğer yandan 'Sancı' şaşırtıcı derecede iyimser bir kitap. Çünkü Türkiye'de akademik tarihçiliğin bütün marazi ve yapısal sorunlarıyla aslında 'kuruluş devri'ni tamamladığını, kendini sessizce doğasına daha uygun koşul ve temellerde yeniden kurmakta olduğunu düşünüyor. Ancak kırılgan bir iyimserlik bu. Çünkü bu yıkılış ve yeniden kuruluşun kendi sorunlarıyla birlikte geleceğinin ve gelmekte olduğunun da farkında.

'Sancı', alanında şimdiden temel okumalar arasına girmiş bir başvuru kitabı. Sözü olan ve sözünü etkili söyleyen bir kitap. Çok yönlü bir hesaplaşma, keskin bir manifesto. Tarihçiler, tarih öğrencileri ve tarih meraklıları için vazgeçilmez bir çalışma.

Ama en çok da, tarihte, tarihçilikle sadece 'kullanım değeri' üzerinden araçsal ilişki kuran siyaset kurumu mensupları için gerekli. Onlar için de adeta bir 'gölge etmeyin' kitabı.

Murat Kocaaslan – IV. Mehmet Saltanatında Topkapı Sarayı Haremi

IV Mehmet Saltanatında Topkapı Sarayı Haremi: İktidar,Sınırlar ve Mimari Kitap Kapağı IV Mehmet Saltanatında Topkapı Sarayı Haremi: İktidar,Sınırlar ve Mimari
Murat Kocaaslan
Kitap Yayınevi
303

17. yüzyılda Fransız seyyah J. B. Tavernier, Topkapı Sarayını tasvir ederken, hareme ilişkin bilgi vermesinin mümkün olmadığını, zira hareme girmenin neredeyse imkânsız olduğunu söyler. Tavernier'in, fazla görünmediklerini söylediği hareme mensup kadınların etkinlikleri, perde arkasından da olsa hiç küçümsenemeyecek ölçüdeydi ve her biri birer başrol oyuncusuydu. 17. yüzyılda gelişen olayların ve şartların tanıdığı olanaklar ölçüsünde konumları yükselen valide sultanlar her alanda etkinliklerini artırdı. Artık "saray" ve özellikle "harem" siyaset oyununun sahnelendiği yerdi. Bu oyunda sultan başrolden düşmüş, yerini başkaları almıştı. 16. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Topkapı Sarayı Haremi ön plana çıkmaya başladı. Özellikle valide sultanların artan siyasi gücünün yanında darüssaade ağalarının siyasi güce kavuşmaları da bunda önemli bir rol oynadı. Ancak Harem'in asıl etkin bir rol oynamaya başlaması, 17. yüzyılın başında şehzadelerin sancaklara gönderilmeyip yerine haremde yaşamaya başlamasıyla oldu. Bu yeni durumla birlikte Osmanlı hanedanı içinde süregelen iktidar oyununun sahnelendiği yer harem oldu. Yazar Murat Kocaaslan, Topkapı Sarayı haremini ele aldığı bu çalışmasında, Osmanlı hanedanı üyelerinin yaşadığı haremin mimari örgütlenmesini ve kadınların mimariye olası etkilerini, özellikle IV. Mehmed'in saltanat dönemi çerçevesinde tartışıyor. Bununla birlikte haremdeki mimari örgütlenmenin beraberinde getirdiği "bilinçli" veya "bilinçsiz" olarak oluşturulan sınırlara dikkat çekiyor. Osmanlı hanedan üyelerinin yaşadığı haremde mimari şekillenmenin doğrudan statüyle ilgili olduğunu, bu örgütlenme içinde haremde yaşayan her bir bireyin sınırlarının kesin olarak çizildiğini ve bu sınırların aşılmasına izin verilmediğini ileri sürüyor. Haremdeki bu sınırların mimariye bire bir uygulandığını ortaya koyuyor. Bu anlamda haremdeki mimari örgütlenmenin sarayın genel mimari örgütlenmesiyle de örtüştüğünü belirtiyor. Dr. Murat Kocaaslan, halen Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünde çalışıyor.