Zakir Avşar & Vedat Demir – Medyada Denetim

Düzenleme ve Uygulamalarla Medyada Denetim Kitap Kapağı Düzenleme ve Uygulamalarla Medyada Denetim
Zakir Avşar & Vedat Demir
Piramit Yayınları
364

Artık iletişim özgürlüğüne yönelik tehlikeler günümüzde yalnızca devletlerden ya da yöneticilerden değil, çok büyük sermaye yapılarından, ulusal ve ulus ötesi tekellerden de gelebilmektedir. Öyle ki, medya özgürlüklerin savunucusu ve konusu olmaktan çıkarak, bireylerin karşısında hak araması, korunması, sakınması gereken çok büyük bir güç, bir araç haline dönüşebilmektedir.
Gazete, radyo, televizyon, internet birbirinden farklı teknolojik altyapıları, haberi ve bilgiyi sunum biçimleriyle tek bir kanun ya da düzenlemenin konusu olmaktan çok uzak görünmektedir. Her bir medya aracının, farklı sorunları, farklı ihtiyaçları bulunmaktadır. Ancak sebep olduğu sorunlar büyük ölçüde; haksız rekabet, kişi hak ve hürriyetlerine, özel hayata, bireylere yönelik saldırılar, çocuk ve gençlere yönelik şiddet ve müstehcenlik olduğu için de benzerlikler taşımaktadır.

Bu kitapta, medya alanının düzenlenmesine yönelik yapı, mevzuat ve uygulamalara yer verilirken; "medyanın denetimi" konusu, yargısal denetim, idari denetim, özdenetim, ombudsman denetimi, ortak denetim vb. yaklaşımları üzerinde durularak incelenmiştir.

Bu bağlamda hukuki, idari ve etik düzenlemelere mümkün olduğunca yer verilmeye çalışılmıştır.

Tufan Türenç – O Manşetler

O Manşetler: Yazarların Kaleminden Manşetlerin Öyküs Kitap Kapağı O Manşetler: Yazarların Kaleminden Manşetlerin Öyküs
Tufan Türenç
Hürriyet
310

Tam adı "O Manşetler: Yazarların Kaleminden Manşetlerin Öyküsü" olan ve Hürriyet Gazetesi'nin çıkışından 2006'ya kadar ses getirmiş önemli haberleri/manşetleri içeren bir derlemedir.

Yalçın Toker – Atatürk Muhaliflerinden Portreler 3

Atatürk Muhaliflerinden Portreler 3 Kitap Kapağı Atatürk Muhaliflerinden Portreler 3
Yalçın Toker
Toker Yayınları
253

Yakın tarihimizi ve özellikle Milli Mücadele dönemi olaylarını ele aldığım birçok çalışmalarım oldu. Bunların bir bölümünü kitaplar halinde yayınladım. Yeşil Ordu, Cumhuriyet Kavgaları, Malta Sürgünlerinden Portreler, 150'liklerden Portreler, Atatürk'ün Kürt Politikası ve Nutuk sadeleştirmem ile 4 ciltte tamamladığım Atatürk'ün Açık ve Gizli Celse Meclis Konuşmaları bunlar arasındadır.

Bu gölemlerim üzerine, bu gibi kişileri "Atatürk Muhaliflerinden Portreler" adını vereceğim ayrı bir kitapta ele almayı kararlaştırmıştım. İşte elinizdeki kitap, o zaman düşünmüş olduğum ve şimdi de planlayıp ortaya çıkardığım kitaptır.

Yalçın Toker – Atatürk Muhaliflerinden Portreler 2

Atatürk Muhaliflerinden Portreler 2 Kitap Kapağı Atatürk Muhaliflerinden Portreler 2
Yalçın Toker
Toker Yayınları
256

1. Meclis'te, 2. Grup olarak adlandırılan, aralarında Celalettin Arif Bey, Hüseyin Avni Ulaş, Ali Şükrü Bey, Selahaddin Köseoğlu, Mehmet Şükrü Koç, Salih Yeşiloğlu, Hakkı Hami Ulukan, Ziya Hurşit gibi kişilerin de bulunduğu muhalif milletvekillerinin Atatürk karşıtı konuşmalar.. Muhalifler, Kurtuluş Savaşı sırasında Atatürk'ün Başkomutanlığının uzatılmaması, hatta milletvekili bile seçilememesi gibi pek çok girişimler sergilemişlerdir. Bütün bunlar bu eserde.. Ayrıca bu kitaplarda, bu hainliklerin yanı sıra "Cephelerde aç ve çırılçıplak savaşan askerin yediğinin onda birinin toprak olduğu, askerlerin boynuna boyunduruğu geçirip kağnıları yürüttüğü" gibi başka kaynaklarda bulamayacağımız bilgilere de ulaşmaktayız. Mustafa Kemal Paşa'nın hangi koşullarda Milli Mücadele yaptığının daha da anlaşılması için bu eserler mutlaka okunmalıdır. Bu arada aşağıda gördüğünüz dört ciltlik Atatürk'ün açık ve gizli celse konuşmaları'ndaki sözlerinin kimlere yönelik olduğu da Atatürkmuhaliflerinden portreler'de yer alan konuşmalarla yapılacak karşılaştırmayla açıklık kazanacaktır.

Yalçın Toker – Atatürk Muhaliflerinden Portreler 1

Atatürk Muhaliflerinden Portreler 1 Kitap Kapağı Atatürk Muhaliflerinden Portreler 1
Yalçın Toker
Toker Yayınları
256

Ele aldığım bu konuya isabetle girişebilmem için, Milli Mücadele öncesindeki Osmanlı dönemi olaylarını kısaca satır başları halinde hatırlayıp okuyucuya da hatırlatmakta yarar görmekteyim...

Bu hatırlama sırasında, öyle fazla uzaklara gitmeye, tarihimizin derinliklerine dalmaya falan da gerek bulunmamaktadır. Osmanlı Devleti'nin yıkılışıyla sonuçlanan 1. Dünya Savaşı ve öncesideki son 30-40 yılı anımdamamız yeterli olacaktır.

1877-78 Osmanlı Rus Savaşı: Adına "93 Harbi" dediğimiz bu savaş, Türk milletine, etkileri kolaylıkla onarılmayacak olan en felaketli iki yılını yaşattı. Kafkaslar'dan ve Balkanlar'dan inerek vatanımıza saldıran rus Orduları, Trakya ve Balkanlardaki evladı fatihan yadigarı toprakalrımıza çiğneye çiğneye, yaka yıka ilerlediler. Batıda Filibe, Edirne diye diye önlerine çıkan şehirlerimizi işgal ederek geldiler ve İstanbul'da Ayestefanos'ta durdular.

Ve... 23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi Ankara'da toplandı.

Böylece ben de, asıl konuma geçebilmek için yaptığım bu girişi tamamlamış oldum.
Yalçın Toker

Jacques Le Goff – Ortaçağda Entelektüeller

Ortaçağda Entelektüeller Kitap Kapağı Ortaçağda Entelektüeller
Jacques Le Goff
Ayrıntı Yayınları
233

Aydınlanma aklı, kendi zorba yanlarını gizlemek ve tarihin "kötü'den "iyi"ye doğru bir "ilerleme" olduğunu kanıtlamak için ortaçağı "karanlık bir çağ " olarak gösterir. Bu kitap, ortaçağın da diğer zamanlar kadar "karanlık" ve "aydınlık" olduğunu göstererek bu yanılgıyı yıkan, bugün yenilik diye adlandırdığımız
Kimi düşünsel tavırların geçmişteki kökenlerine işaret eden bir tür "karşı-tarih" çalışması, bir tür ezber bozmadır. Örneğin XII.yüzyılda, gezgin okumuşlar denebilecek Goliardlar şiirlerinde düzen karşıtı bir tavır izleyerek erotizme ve yoğun bir toplumsal eleştiriye yer vermişlerdir. Güçlü bir "evlilik karşıtı" akım oluşmuş, "doğal aşk" teorisi bu dönemde ortaya atılmıştır. Abélard ve Heloise'in "yasak Aşk"ı entelektüelin düşüncelerine uygun bir hayat kurma çabasının dönemlerini aşan bir örneğidir.

John H. Ainsworth – Asırlar Boyunca Kağıt

Asırlar Boyunca Kağıt Kitap Kapağı Asırlar Boyunca Kağıt
John H. Ainsworth
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Yayınları

Beşinci Harika Kağıt [Paper: The Fifth Wonder] adıyla 12 kitapçık halinde tertiplenip birleşik bir şekilde olarak 1958 yılında Amerika'da yayınlanmış olan bu eser John Haworth Ainsworth tarafından yazılmıştır. Ainsworth, İngiltere'nin Manchester şehrinde doğmuş ve kısa bir müddet sonra da Kanada'da İngiliz Kolombiyasına yerleşmiştir. Mumaileyh, uzun yıllar Kanada'nın muhtelif bölgelerindeki kağıt fabrikalarında çeşitli görevler almış ve bu meyanda teknik direktörlük vazifesini ifa etmiştir. Bunu takiben, takriben 14 yıl önce, Amerika'ya yerleşmiş ve orada da çeşitli eyaletlerin kağıt fabrikalarında teknik direktörlük ve idare amirlikleri vazifesini görmüştür. Kağıt tekniğine olan vukufu dolayısıyla kendisi, bu sahanın bir otoritesi olarak beş yıl müddetle Wisconsin eyaletinin Kaukauna şehrindeki Thilmany Pulp and Paper kumpanyasının kağıt ve kağıt mamullerine ait eğitim programlarını idare etmiştir.
Beşinci harika adı verilmiş olan ve kağıdın, asırlar boyunca geçirdiği safhalarına ve bunun teknik gelişimine ait özel bilgiyi ihtiva eden bu kitap, bilhassa meslek dışı kimselerin dahi anlayabileceği bir stilde yazılmıştır. Bugüne kadar selüloz ve kağıt mevzuunda yayınlanmış, oldukça zengin bir literatür mevcut olmakla beraber, bunların cümlesi, mahiyetleri itibariyle daha ziyade el kitabı karakterindedirler. Konuyu popüler bir kalıba sokan böyle bir kitaba olan ihtiyaç cidden çok büyüktü. Eserin sahibi, mevcut olan açıklığı doldurmaya gayret etmiş olması bakımından takdire değer bir hizmet ifa etmiş sayılabilir. Kitabın, diğer bir hususiyeti de resim ve fotoğraflarla tarif ve izahı müşkül olan ve mevzuun tekniği ile doğrudan doğruya ilgili bulunan bir çok hususları basit şekil ve şemalarla ifade etmek suretiyle okuyucuyu, konuya kolayca intibak ettirebilmesidir.
Eseri, bu faydalı veçheleri dolayısıyla dilimize özetleyerek çevirmeyi bir
vazife bildim. Orijinalinin, tamamıyla Amerika'ya has olan bilgileri ihtiva eden bazı pasajlarını aynen almakta bir fayda görmeyerek sadece konunun aslına temas etmeyi uygun buldum.

İsmet Parmaksızoğlu – Türkiye’de Din Eğitimi

Türkiye'de Din Eğitimi Kitap Kapağı Türkiye'de Din Eğitimi
İsmet Parmaksızoğlu
Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları
88

İsmet Parmaksızoğlu tarafından 1966 yılında yazılan ve M.E.B. Yayınları tarafından yayınlanan Türkiye'de Din Eğitimi başlıklı araştırma, inceleme türündeki kitabı sizlere sunuyoruz.

Joma Nazpary – Sovyet Sonrası Karmaşa

Sovyet Sonrası Karmaşa: Kazakistan´da Şiddet ve Mülksüzleşme Kitap Kapağı Sovyet Sonrası Karmaşa: Kazakistan´da Şiddet ve Mülksüzleşme
Joma Nazpary
İletişim Yayınları
312

Doksanlı yıllar boyunca insanlara, hayatlarını devam ettirebilmek için tek ve alternatifsiz bir sisteme mecbur oldukları anlatıldı. Kapitalizm ve onun iktisadî-siyasî mekanizmaları en akılcı, insan tabiatına en uygun seçenek olarak sunuldu; piyasanın hayatı en adilane bir şekilde düzenleyen mübadele biçimi olduğu tartışmasız kabul edilsin istendi. Kapitalizme geç kalan toplumların önlerinde ne büyük fırsatların olduğu vazedildi. Joma Nazpary, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Kazakistan’da ortaya çıkan gelişmeleri tartıştığı Sovyet Sonrası Karmaşa: Kazakistan’da Şiddet ve Mülksüzleşme’de, kapitalizmin tek alternatif olarak sunulduğu ve savunulduğu bir ortamda birbirlerini yok edecekmişcesine çatışan, çarpışan, yaşamaya gayret eden insanların hikâyesini anlatıyor. Adına yaşamak denen bir mücadelenin kâh mülksüzler arası şiddete, rüşvete, acımasızlığa; kâh fahişeliğe, dışlanmaya, ezilmeye dönüştüğü bir cangılda insanları ne hale getirdiğini vukufla tartışıyor. Kazak milliyetçiliğinin dil, toplumsal hayat, eğitim, sosyal güvenlik politikalarındaki pervasızlığı ve kendi has trajikomikliğiyle çevrelenmiş araştırma, kapitalizmin insanları kendi insanî vasıflarından sıyırırken ne tür bir “devlet planlaması” ile varolabileceğini bir kez daha ve acımasız bir çarpıcılıkla gözlerimizin önüne seriyor.

Hasan Malay & H. Sılay – Antik Devirde Gladyatörler

Antik Devirde Gladyatörler Kitap Kapağı Antik Devirde Gladyatörler
Hasan Malay & H. Sılay
Arkeoloji ve Sanat Yayınları
57

İnsanımızın geçmişe ve eski eserlere karşı gittikçe artan merakına karşın, bu alanda yapılmış tanıtıcı yayın sayısı oldukça sınırlıdır. Bu nedenle, antik çağın en çok rağbet gören bir eğlence aracı olarak gladyatör gösterileri ve gladyatörlük hakkında-doyurucu olmasa da aydınlatıcı bazı bilgileri içeren bu kitap, konu ile ilgili olsun veya olmasın, herkesin kolayca anlayabileceği bir dille kaleme alındı. Yine, kolay anlaşılsın diye, metnin içine çokça çizim, sonuna da bazı önemli gladyatör anıtlarının fotoğrafları kondu. Yararlı olacağına inanıyoruz.

Harald Schüler – Particilik Hemşehrilik Alevilik

Particilik Hemşehrilik Alevilik: Türkiye'de Sosyal Demokrasi Kitap Kapağı Particilik Hemşehrilik Alevilik: Türkiye'de Sosyal Demokrasi
Harald Schüler
İletişim Yayınları
346

Alman siyaset bilimcisi Harald Schuler’e ülkesinde bir de ödül kazandıran bu ilginç ve önemli çalışma, Türkiye usulü sosyal demokrasinin ilginç organizmasını gözler önüne seriyor. Particilik nedir, nasıl işler? Hemşehrilik ‘şebekesi’ nasıl kurulur, nasıl ‘şebeke’ye dahil olunur? Alevi toplulukların Türk sosyal demokrasisindeki ağırlıkları nedir, destekleri seçim sonuçlarını nasıl etkiler? Yazar, özellikle sosyal demokrasinin yükseliş trendine girdiği ‘90’lı yılların başında, SHP İstanbul il örgütü örneğinden yola çıkarak, üyelik yapısını mercek altına alıyor. Kitabın en ilginç bölümlerinden birisi de, Erdal İnönü’ye yazılmış, üyelerin, sempatizanların ve de seçmenlerin “gerçek hayatta” sosyal demokrasiden ve partiden beklentilerini anlatan samimi mektuplar...

Gilles Deleuze & Felix Guattari – Kapma Aygıtı

Kapitalizm ve Şizofreni 2: Kapma Aygıtı Kitap Kapağı Kapitalizm ve Şizofreni 2: Kapma Aygıtı
Gilles Deleuze & Felix Guattari
Bağlam Yayıncılık
112

Kapma Aygıtı, Üç Öykü veya Ne Oldu? (Henry James, Fitzgerald, P. Fluetiaux) metinleriyle Gilles Deleuze ve Felix Guattari'nin Mille Plateaux (Bin Yayla) - Kapitalizm ve Şizofreni kitabının çevirilerine devam ediyoruz. Bu kitapta yine Dumezil'in tezlerinden yola çıkan Deleuze ve Guattari, eski Hint-Avrupa mitologialarındaki eski Yunan şehir devlet-toplum ilişkilerini devletin 'kapma' aygıtı açısından incelerler. Görüleceği gibi hep iki kutupluluk vardır ve her şey ikisinin arasında geçer, ortaya Marx'ın üretim biçimleri kuramına yeni bir bakış getirir ve "bir üretim biçiminin devlet tarafından yapılmaktan çok devletin üretimden bir biçim ortaya çıkarttığını" yazarlar. Bu şekilde de evrimci bir gelişmeyi öngören son nedenleri ortadan kaldırırlar. Nedensellik ilişkisini yok ederler ve bunun sosyal bilimlerden önce fizik tarafından yok edilmiş olduğunu söylerler.

Jonathan Schneer – Balfour Deklarasyonu

Balfour Deklarasyonu: Arap - İsrail Çatışmasının Kökenleri Kitap Kapağı Balfour Deklarasyonu: Arap - İsrail Çatışmasının Kökenleri
Jonathan Schneer
Kırmızı Kedi Yayınevi
440

2 Kasım 1917 tarihinde İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour'un Baron Walter Rothschild'e gönderdiği ünlü mektupta şu ifadelere yer veriliyordu: "Majestelerinin Hükümeti Yahudi halkı için Filistin'de ulusal bir vatan oluşturulmasını olumlu görmekte olup, bu amacın gerçekleşmesi için elindeki tüm imkânları kullanacaktır..." Tarihe Balfour Deklarasyonu olarak geçen bu metin, hazırlayanlarının bile öngöremediği bir dizi olayı tetikledi, yeni bir Ortadoğu'ya ve bitmek bilmeyen sorunlara giden yolu açtı.

Birinci Dünya Savaşı'nın en karanlık günlerinde hazırlanan Balfour Deklarasyonu'nun gerisinde İngiliz emperyalizminin bölgedeki çıkarları, Avrupa başkentleri arasında mekik dokuyan diplomatlar, ajanlar, askerler, Araplar ile Siyonistler arasındaki çekişmeler ve pazarlıklar yatmaktadır. Ünlü tarihçi Jonathan Schneer, tartışma yaratan eseri Balfour Deklarasyonu'nda, bu karanlık günlerin bilinmeyen öyküsünü anlatıyor.

John Forrester – Hakikat Oyunları

Hakikat Oyunları Kitap Kapağı Hakikat Oyunları
John Forrester
Ayrıntı Yayınları

Gerçeğin, yalnızca gerçeğin söyleneceğine dair yemin edilmiş bir dünyada yaşıyoruz; yalan söyleyenler aşağılanıyor. Hepimiz hakikatin peşindeyiz. Ne var ki kimse de hakikatin ne olduğunu, yalanın nerede başlayıp nerede bittiğini söyleyemiyor. Hakikat bilinmiyorsa yalan nasıl mümkün olabilir? Dahası, ya hakikatler; birer yanılsama olduğunu unuttuğumuz yanılsamalarsa! Bir düşünün, ilk bağımsızlık “an”ımız ilk yalan söylediğimiz “an” değil midir? Tarih boyunca “hakikati” hep yönetenler kurarken, gülmeyi de yalanı da bir savunma silahı olarak kullananlar ezilenler olmamış mıdır? Kurgular hakikatler kadar etkili değil midir? Siz hiç gerçekler kadar içinizi acıtan romanlar okumadınız mı?

Bunlar John Forrester’ın Hakikat Oyunları adlı kışkırtıcı çalışmasında yanıt aradığı soruların sadece birkaçı. Bilimsel doğruların en tepede oturduğu hakikat düzenine ilişkin ilginç, bir o kadar da bozguncu gözlemlerin ardından Forrester asıl ilgi alanına, psikanalize döner ve “hakikat-yalan” ilişkisi üzerinde yoğunlaşır.

Bir psikiyatristin divanına uzanan hasta henüz hiç kimsenin tam olarak ne olduğunu bilmediği bir şeyi satın almayı kabul etmiş, psikiyatrist ise parayı almış ama hiçbir şey vaat etmemiştir. Forrester’a göre analiz; hakikat oyunları, yalanlar, para ve Freud etrafında döner. Paraya dayanan psikanalitik sözleşmenin mümkün kıldığı pratik, sözü olduğu biçimiyle kabul eder, sözün dışındaki şeylere doğruluk ya da yanlışlık atfetmez; suçlamaları, ahlâki yargıları askıya alır; kendi icat ettiği hakikate yalnızca “yalan-hakikat” ayrımını ortadan kaldırarak varabilir.

Son bölümde Lacan’ın Freud’a borcu olduğunu ve bu borcu ödemesini gerektiğini iddia eden Forrester para, psikanaliz, armağan ve ölüm konularında ufkumuzu zorlayan sonuçlara ulaşır.

Forrester, “hakikat, yalanların ve görünüşlerin fani dünyasına karşı baki olandan yanadır; hayata karşı ölümün tarafını tutar” dedikten sonra sorar: Hasta eden yalan, iyileştiren de hakikat midir? Yoksa hakikat denen şey biz bilim çocuklarının uyutulmasını sağlayan yalanın ta kendisi midir?

“Hakikat Oyunları geçmişin mirasını nasıl bir armağana dönüştürebileceğimizi gösteriyor.”
Adam Phillips

Hakan Alkan – Türk Ortodoks Patrikhanesi

Türk Ortodoks Patrikhanesi Kitap Kapağı Türk Ortodoks Patrikhanesi
Hakan Alkan
Günce Yayıncılık
112

“... Çünkü yaşadığımız toprakların en büyük görkemi de, en tehlikeli açmazları da geçmiştir. İnsanlar bu toprakları, yaratılışın ve varoluşun hemen kıyısında saymaktadırlar. Kutsal kitaplarda ve mitolojilerde yaşadığımız toprağın destanı bir kara büyü olarak karşımıza çıkar. Yolumuzu ve ufkumuzu karartan bu kara büyüden ancak bu toprakları doğru tanıyarak kurtulabiliriz. Tanrıların kiklopslarla kavgaları, Adem'in kovulduğu cennet, Yakup'un gökyüzüne yükseldiği taş ve topraklar üzerindedir. Meryem burada yaşamış, azizler bu köprüden Avrupa'ya gitmiş, yüzyıllık uykular bu topraklarda uyunmuştur. Bütün bu inanış ve tütsülerin arasında kendi yolumuzu bulmalıyız. Tıpkı düşmanların arasında dini şarkılar okuyarak geçen inanmış insanlar gibi.” -Prof. Dr. Alemdar Yalçın