Julien Freund – Beşeri Bilim Teorileri

Beşeri Bilim Teorileri Kitap Kapağı Beşeri Bilim Teorileri
Julien Freund
Türk Tarih Kurumu Yayınları
117

Beşeri ilimlerin bağımsız bir araştırmalar muhiti teşkil edebilecekleri veya hususi bir epistemolojik statüye veya bir metodolojiye sahip disiplinler olabilecekleri fikri oldukça yakın zamanda doğmuştur. Onu XVII. asra takaddüm eden yazılarda bulmak için metinleri alt-üst etmek gerekir. Bu fikir ancak tedricen XVIII. asırda tasdik olunmuş ve XIX. asır içinde ağırlığını hissettirmiştir. Bu geç şuurlanışın sebeplerini şüphesiz Rönesans'a kadar bizzat ilmin içinde bulunduğu şartlarda aramak gerekir. Bu tarihe kadar ilim mefhumundan anlaşılan şey oldukça müphem ve belirsiz idi, zira bu mefhum metodlu bir araştırma kadar mantıklı ve insicamlı her nutku, ve hatta düzenli bir eylemi de belirtiyordu. Bir taraftan, az çok açık bir tarzda Aristo'nun ilimler tasnifine atıf yapılıyordu. Aristo ilimleri üçe ayrılıyordu: konusu gerekli görülen şeyin tahlili olan nazari ilimler; bizzat failin faaliyetleriyle ilgilenen tatbiki ilimler. Diğer taraftan, matematik dışında ve az çok açık fakat dağınık bazı araştırmalara rağmen, tabiat veya hayatı alakadar eden müşahadeler alanında, hiç bir ilim, diğerlerine model olabilecek ölçüde, özel bir hamle göstermemiştir. Fiilen, Rönesans'ın sonuna kadar, bütün ilimler aynı noktada idi: teşebbüste ciddiyet yokluğu, elyordamıyla araştırma, şüpheli sonuçlar. Batıl bakıma, Machiavel tarafından yapılan siyasi tahlil ve tarihe katkının onun devrinde fiziğe veya biyolojiye tahsis edilen incelemelerden daha ilmi (bu terime bugün verdiğimiz anlam içinde) olduğu da söylenebilir. Bu durum Rönesans'ın sonuna doğru değişti.

İsmet Zeki Eyüboğlu – İnsanın Boyutları

İnsanın Boyutları Kitap Kapağı İnsanın Boyutları
İsmet Zeki Eyüboğlu
Payel Yayınevi
303

Çağlar ilerledikçe, toplumlar değiştikçe insanları da değişiyor, başkalaşıyor. Doğa durmuyor, yürüyor, yürürken insanı da ardınca sürüklüyor. Nitekim düşünce çağırlarının ortaya çıkışı, felsefe dizgelerinin doğuşu, bilimsel başarıların birbirine izlemesi hep bu değişmenin sonucudur. Bu değişmede insanın doğaya egemenliği söz konusu değildir, doğa insanı denetim altına almıştır.

John Desmond Bernal – Bilimin Toplumsal İşlevi

Bilimin Toplumsal İşlevi Kitap Kapağı Bilimin Toplumsal İşlevi
John Desmond Bernal
Evrensel Basım Yayın
432

ohn Desmond Bernal, 1901 yılında İrlanda'da doğdu. Lise eğitimini Bardford Kolejinde aldı. Cambridge Üniversitesinde matematik ve fizik okuduktan sonra kendi isteğiyle üniversitede bir yıl da fazladan doğa bilimleri okudu. Üniversiteden mezun olduktan sonra, dört yıl boyunca Londra'da, Kraliyet Araştırma Enstitüsü'ndeki Davy-Faraday Laboratuvarı'nda çalıştı. 1927'de öğretim üyesi olarak tekrar Cambridge Üniversitesi'ne döndü ve ünlü Cavendish Laboratuvarı'nda kendi araştırma grubunu kurdu. 1937'de, Londra'ya dönerek Birkbeck Kolejde fizik profesörü ve bölüm başkanı oldu. Ömrünün son yıllarına kadar da orada kaldı.20. yüzyılın en yetkin bilim insanları ve kristalografı ile moleküler biyolojinin kurucuları arasında sayılan Bernal, araştırmacı büim insanlığı, eğitimciliği, felsefeciliği ve bilim politikacılığı ve tarihçiliğinin yanısıra aktif bir politikacı, eylem adamı ve örgütçü idi. Profesör Bernal, 15 Eylül 1971'de, 70 yaşındayken Londradaki evinde öldü.Son birkaç yıl içinde yaşananlar bilimin toplumsal işlevinin sorgulanmasına yol açtı. Yakın zamanlara dek bilimsel araştırmanın sonuçlarının yaşam koşullarında sürekli bir ilerleme ve iyileşme getireceğine inanılırdı. Fakat önce savaş [I. Dünya Savaşı], ardından ekonomik kriz [1929 Büyük Bunalımı] bilimin pekâlâ yıkıcı ve yararsız amaçlar doğrultusunda da kullanılabileceğini gösterdi ve katlanılabilir bir uygarlığı korumak için bilimsel araştırmaların durdurulmasını talep eden sesler yükselmeye başladı. Bilim insanlarının kendileri de bu eleştirilerle yüzleştiler ve belki de ilk defa yaptıkları işin, çevrelerinde cereyan eden toplumsal ve ekonomik gelişmelerle nasıl bir ilişkisi olduğunu düşünmek zorunda kaldılar. Elinizdeki kitap söz konusu bu ilişkiyi analiz etme, bilim insanlarının gerek bireysel, gerek kolektif olarak taşıdıkları sorumluluğu sorgulama ve bilimin yıkıcı değil verimli olabilmesi için hangi olası adımların atılması gerektiğini gösterme çabasıdır.

Steve Jones – Neredeyse Bir Balina

Neredeyse Bir Balina (Türlerin Kökenine Güncel Bir Bakış) Kitap Kapağı Neredeyse Bir Balina (Türlerin Kökenine Güncel Bir Bakış)
Steve Jones
Ginko Bilim
520

University College’da (Londra) genetik profesörü olan Steve Jones’un bu kitabı, Darwin’in Türlerin Kökeni’nin 21. yüzyıla uyarlanmış halidir. Kendi deyişiyle, çalışmasının kapsamı konusunda referansı Darwin’in büyük çalışmasıdır. Kitabın biçimi de aynı şekilde Türlerin Kökeni’ninkiyle özdeştir. Aynı biçim içinde içeriği güncelleyen S. Jones, hem evrimin anlaşılmasına büyük katkılar sağlamakta hem de evrimi kullanmadan etrafımızda olup bitenleri anlayamayacağımızı bir kere daha ortaya koymakta. S. Jones, AIDS’ten, Pasifik’te akıntıyla sürüklenen çöplere kadar pek çok modern olguyu kullanarak, Darwin’in kuramını günümüze taşırken, evrim kuramını da modern haliyle açık ve anlaşılır bir şekilde okura sunar. Darwin’in zamanından bu yana değişen anlayışları da vurgulamaktan geri kalmaz. Sonuçta ortaya bir çırpıda okunan eğitici ve öğretici bir modern Türlerin Kökeni çıkmıştır.
“Olağanüstü, kışkırtıcı bir çalışma. Güçlü ve şiirsel.” J.G. Ballard, Daily Telegraph 
“Bu parlak, zekâ dolu kitap büyük bir bilgi kaynağı. Jones, iki kültür arasında derinleşmekte olan uçurumu kapatmak için büyük çaba harcıyor.”Lewis Wolpert, Daily Mail 
“Bir genetikçinin gözüyle, tarih boyunca afallatıcı bir gezinti. Ayrıksı, seçici ve sürükleyici.”  Robin McKie, Observer
“Kişiyi düşünmeye, şaşırmaya ve soru sormaya yönelten bir kitap.” Val Hennessy, Daily Mail 
“Steve Jones, televizyon çağının Charles Darwin’i.” John Yates, Yorkshire Post

Cahit Doğan Doyar – Mısır’dan Çıkış Yalanları

Mısır'dan Çıkış Yalanları Kitap Kapağı Mısır'dan Çıkış Yalanları
Zamanın Gerçek Tarihi Serisi 4. Kitap
Cahit Doğan Doyar
Ozan Yayıncılık
364

Bugün çağdaş insanın algısında kutsal kitap olarak ortaya çıkan tanım; Tevrat, Zeburla birlikte Matta-Markos-Luka-Yuhannadan oluşan İnciller ve Kurandan oluşur.

Bu kitaplar satıraralarında yeralan detaylı bilgi ve telkinlerle çağlara yön verir, insanları yönetir, toplumları var ve yok eder. İyi ile kötü, güzel ile çirkin, doğru ile yanlış binlerce yıldır bu kitaplardan elde edilen verilerle değerlendirilir.

Çağlar boyunca insanoğlunun bu kitaplara olan ilgisi, oldukça kısa zaman dilimlerinde değişkenlik göstermesine rağmen, sürekli artarak devam etmektedir. Tanrısal vahiylerle ortaya çıkan bu metinlerin yorumları, insanın insanlaşma sürecinde ortaya çıkan kimi badirelerin kaynağı olmakla birlikte, insanlar ve toplumlararası sorunların açmazların, savaşların çözüm merkezi olarak da kullanılır.

Ömer Dedeoğlu tarihsel değeri ve toplumları yönetme ve yönlendirme güçleri tartışmasız olan bu metinleri baştan sona inceleyerek, hem kavramların dinler arasındaki bağlantılarını ve çelişkilerini hem de bu bağlantı ve çelişkilerin hangi ayetlerle ortaya çıktığını okura sunmakla kalmıyor, bütün bu ayetleri alt alta sıralayarak araştırmacılar için de kaynak bir metin ortaya koyuyor.

Cahit Doğan Doyar – Kutsanmış Cahillikler

Kutsanmış Cahillikler Kitap Kapağı Kutsanmış Cahillikler
Zamanın Gerçek Tarihi Serisi 3. Kitap
Cahit Doğan Doyar
Ozan Yayıncılık
392

Bu kitap; "Zamanın Gerçek Tarihi" isimli kitaplar dizisinin; üçüncü adımı. Daha önceki iki kitap gibi bu üçüncü çalışmada da; son bin yılın türlü çeşitli efsaneleri, söylentileri, bozmacaları ve tamamı insan ürünü olan uydurmalarla bir sisler bulutuna sarılıp sarmalanmış olan, büyük bir muammayı çözmek amacıyla, herkesin gözünün önünde olan ama nedense kimsenin görmediği çıplak gerçekleri dile getirmeye devam edeceğiz.

Elbette bu kolay bir iş değildir ve kendi başına bir önemi yok gibi görünen küçük ipuçlarını; büyük bir sabırla bir araya getirip, bilgi ve aklın süz-gecinden geçirdikten sonra okurun takdirine sunmayı gerektirir. Kitabın bütününde, bu küçük ipuçlarının nasıl bir önem kazandığını ve son tahlilde bize nasıl bir genel resim sunduklarını beraberce göreceğiz.

Kitabı okurken, bu binlerce yıllık sis perdesinin aralıklarından bakıldığında açık seçik görülecektir ki; hiçbir şey, egemen kültür olma iddiasındaki Judeo-Hıristiyan kültürün bize anlattığı ve dayattığı gibi değildir. Bugün bildiğiniz tarih; daha açıkçası bugün bize sunulan tarih; açık uydurmalarla tahrif edilmekle kalınmamış; yalan ve uydurmaları bilimselleştirmek amacıyla; coğrafya bile açıkça bozulmuş ve bunun için, bırakın köyleri kentleri bir yana, koca koca bölgeler, üzerindeki dağlar, taşlar, nehirler, göllerle birlikte oradan oraya taşınmış durmuştur.

Bu coğrafi kaydırmalar ve yalanlar sonucunda ortaya çıkan ve bugün tarih kitaplarımızın neredeyse tamamında bize dikte edilen haritalar, kavramlar, uluslar ve kutsal olarak bize sunulan metinlerle ilgili gerçeklerle yüzleştiğimizde bir bellek kaymasıyla karşı karşıya olduğumuzu göreceğiz. Bu kitapla; Ortadoğu-insanlık tarihinin kalın sis perdesinin; hiç değilse bir bölümünü aralamış ve gerçekleri ortaya çıkarmış bulunmaktayız.

Cahit Doğan Doyar – Yalanlar Çelişkiler Uydurmalar

Yalanlar Çelişkiler Uydurmalar Kitap Kapağı Yalanlar Çelişkiler Uydurmalar
Zamanın Gerçek Tarihi Serisi 2. Kitap
Cahit Doğan Doyar
Ozan Yayıncılık
336

Tarih bilimi; geçmişe dair bilgilerin depolandığı belleğimizin, ana katmanlarının yapı taşlarını oluşturur ve bu niteliğiyle de olayları, toplumları ve kültürleri anlayarak, daha berrak bir zihinle yorumlamamızı sağlar.
Söz gelimi; bu yapıtaşlarının oluşum sürecinde elde ettiğiniz bilgi kırıntılarının, dipsiz kuyunun duvarlarında oynaşan yansımaları, kulağınıza ünlü Süleyman Tapınağı'nın hiç yapılmamış olabileceğini fısıldayabilir. Bu fısıltıları dinlemeye devam ederseniz, Yahudilerin ünlü Ahid Sandığı'nın bütünüyle bir masaldan ibaret olduğunu söylediğini de duyarsınız. Bu kadarla kalsa iyi ama aynı sesler tam da kulağınızın dibinde, Yahudilerin Musa'nın önderliğinde yapıldığı söylenen o ünlü Kızıldeniz geçişinin bütünüyle bir masal olduğunu ısrarla söylüyorsa eğer, artık duymazlık edemezsiniz.
Bütün bunlar çok önemli olmayan ayrıntılar gibi görünebilir. Ama aynı sesler dünya tarihinde bir dönemeç noktası olan; zamanı, Babil sürgününden önce ve sonra diye ikiye ayıracak kadar önemli olarak kabul edilen, bütün dünya tarihinde de bu şekilde kayıt altına alınan, Yahudilerin ünlü "Babil Sürgünü"nün de, masaldan başka bir şey olmadığını söylüyorsa, bu artık önemli bir bilgidir ve bunu paylaşmanız gerekir.
İşte tam da bu nedenle; bu kitap, hem tarihin hem de dipsiz kuyunun içinde ne aradığımızı ve ne bulduğumuzu anlatır.
Cahit Doğan Doyar'ın birinci kitabını okuyanlar yeni şok bilgilere ve bellek kaymalarına hazır olsunlar…

Cahit Doğan Doyar – Zamanın Gerçek Tarihi

Zamanın Gerçek Tarihi Kitap Kapağı Zamanın Gerçek Tarihi
Zamanın Gerçek Tarihi Serisi 1. Kitap
Cahit Doğan Doyar
Ozan Yayıncılık
536

Çağdaş bilimin; eski Babillilerin "sıfır rakamını" bilmediği gibi açık bir gerçeği yok sayarak, "bir dairenin 360 dereceye, bir günün 24 saate, bir saatin 60 dakikaya ve bir dakikanın 60 saniyeye bölünmesini Sümer uygarlığının mirasçısı olan eski Babillilere borçluyuz" şeklindeki sunuşu, bilim eliyle ve bilimi kullanarak cehaleti kutsama örneklerinden sadece biridir.

Çağdaş bilimin ve bilim adamlarının cehaleti kutsama ritüellerinin çok sayıda örneği mevcuttur. Örneğin; muhteşem Maya uygarlığı şehir efsanesinden başka bir şey değildir ve bu uygarlık, insanoğlunun en basit buluşlarından biri olan tekerlekten bile habersizdir. Bu efsanenin başka bir sürümü olarak bilinen Sümer uygarlığı ise, bilinen tarihleri boyunca bir devlet yapılanması bile oluşturamamış; ömürlerini birbirleriyle savaşan şehir devletçikleri olarak tamamladıktan sonra tarih sahnesinden silinip gitmişlerdir.

Batı kültürünün temellerini oluşturduğu iddia edilen Yunan uygarlığının durumu ise bunlardan da acıklıdır ve aslında Yunan uygarlığının temeltaşlarını oluşturduğu söylenilen bilim adamlarından Aristarkus ve Pitagoras Sisamlı, Thales ve Anaksimender Miletoslu, (Aydın-Söke) Hipokrat İstanköylü, Homeros İzmirli, Ptolemy İskenderiyeli, Arşimet Sicilyalı, İyonyalı olarak takdim edilen Anaksagoras İzmir-Urlalıdır.

Ezbere bildiğimizi sandığımız tarihsel kavramların ve olayların detaylı bir şekilde incelendiği bu kitap, tarihe ve zamana dair bildiklerinizi gözden geçirmenizi sağlayacak önemli bir kaynak olacaktır.

Ali Demirsoy – Kalıtım ve Evrim

Kalıtım ve Evrim Kitap Kapağı Kalıtım ve Evrim
Ali Demirsoy
Palme Yayıncılık
972

Bundan yaklaşık 3 - 4 milyar yıl önce evrensel bir piyango çekilmiş ve büyük bir olasılıkla en büyük ikramiye dünyaya isabet etmiştir. Bu, kendi benzerini üretebilen, çoğalabilen, yenilenebilen, değişebilen; fakat, ancak belirli koşullar altında niteliğini koruyabilen canlılığın ilk mayasıdır. Bu eşsiz öz, doğanın laboratuvarında 3 - 4 milyar yıl süreyle işlenmiş, dallandırılmış, çeşitlendirilmiş ve geçmiştekini göz önüne almazsak bugün yaşayan yaklaşık 700.000 civarıda bitki, 1.500.000 civarında da hayvan türünün ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Ali Demirsoy – Bu Ülkenin İnsanları Evrim Kavramından Ne Anlıyor

Bu Ülkenin İnsanları Evrim Kavramından Ne Anlıyor Kitap Kapağı Bu Ülkenin İnsanları Evrim Kavramından Ne Anlıyor
Ali Demirsoy

Prof. Dr. Murat Özmen, halkımızın evrim algılayışının ne olduğunu anlatmamı talep etmekteydi. İlk etapta böyle bir talep, çok masumene bir yaklaşımla, sadece 42 yıllık bir hocanın gözleminin ve tespitinin ne olduğunu anlamaya yönelik gibi görünmekteydi. Ancak, gerçekten 42 yıllık uğraşı ve deneyim, bunun zannedildiği kadar kolay olmadığını bana çoktan göstermişti. Bu, bir görme özürlünün ünlü ressam Rambrant?ın eserlerini, bir işitme engellinin Ludvig van Betoven?in 9. senfonisini nasıl yorumladığını anlatmak kadar zordu. En zoru da, simpozyumun başlığı gereği, köre Rambrant?ın eserlerini, sağıra da Betoven?in senfonisini nasıl öğrenebileceğini ve yorumlayabileceğini öğreteceğimizdi?

Ufku olmayan neyi anlar ?
Hiçbir şeyi!!!

Zamandan, mekândan, nesnelerin kendi arasındaki ilişkiden, her şeyin bir neden sonuç ilişkisinden kaynaklandığını bilmeyen bir
kişiden ya da bir toplumdan ne bekliyorsunuz?

Ali Demirsoy – Evrenin Çocukları (Yaratılışın Öyküsü)

Evrenin Çocukları (Yaratılışın Öyküsü) Kitap Kapağı Evrenin Çocukları (Yaratılışın Öyküsü)
Ali Demirsoy
Hacettepe Yayınları
296

Her ne kadar bastığımız toprağın dünya dışı,

Hatta güneş dışı materyallerden oluştuğunu

Düşünebilmemiz zor ise de…

O zaman canlılığın kökenini araştırmak bizim için çok

Zor olsa da, evrenin derinliklerini ayrıntılı olarak

İnceleme gereği ortaya çıkacaktır.

Bu durumda hem dünya hem de dünyanın üzerinde

Evrimleşmiş canlılar, sadece dünyanın değil,

Tüm evrenin ürünü, yani çocuğudur…

Çünkü bugün bizi oluşturan, yapımızda ve işleyişimizde

vazgeçilmez elementler (demir, bakır, kalsiyum, oksijen vs.)

olarak kullanılan birçok madde, daha önce ayrıntılı olarak

anlattığımız gibi, günesin değil, daha önceleri

yıkılmış yıldızların enkazları, bizde

EVRENİN ÇOCUKLARIYIZ…

Albert Einstein – Dünyamıza Bakış

Dünyamıza Bakış Kitap Kapağı Dünyamıza Bakış
Düşünce Dizisi
Albert Einstein
Yeni Alan Yayıncılık

Ekonomik ve toplumsal sorunları enikonu bilmeyen bir kimsenin sosyalizm üstüne birtakım düşünceler ileri sürmesi uygun düşer mi? Birçok bakımdan düşer bence...

Sosyalizm törel ve toplumsal bir amaca yönelmiştir. Ama, bilim ne amaçlar yaratabilir, ne de bunları insanlara benimsetebilir; olsa olsa, son amaçlara götüren bir takım araçlar sağlayabilir ancak.

Bu nedenlerden ötürü, insanla ilgili sorunlarda, bilim ve bilimsel yöntemi küçümsemekten kaçınmalıyız. Toplum düzenine değinen sorunlar üstünde yalnız uzmanların söz sahibi olduğunu da kabul etmemeliyiz.
-Einstein-

Alan D. Beyerchen – Nazi Döneminde Bilim

Nazi Döneminde Bilim Kitap Kapağı Nazi Döneminde Bilim
Alan D. Beyerchen
Say Yayınları
360

20. yüzyılın başlarında bilim ve teknoloji alanında dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri Almanya idi. Nazilerin iktidara gelmesiyle bu durum kısa sürede değişti. Fizik, kimya, matematik gibi alanların Ari ırkına mensup olmayan bilim insanlarına yasaklanması gerektiğine karar verildi. Baskı ve yasaklar nasyonal sosyalist rejim döneminde her kurumda olduğu gibi bilim alanında da büyük bir yıkıma neden oldu.

Alan D. Beyerchen Nazi Döneminde Bilim'de nasyonal sosyalizmin bilime karşı tutumunu ve Alman bilimine vurduğu darbeyi incelemenin yanında bilim insanlarının, özellikle de fizikçilerin bu koşullar altındaki davranışlarını ortaya koyuyor.

James George Frazer – Altın Dal Cilt 2

Altın Dal Cilt 2: Dinin ve Folklörün Kökleri Kitap Kapağı Altın Dal Cilt 2: Dinin ve Folklörün Kökleri
James George Frazer
Payel Yayınevi
399

(...) James Frazer'ın 'Altın Dal' adlı yapıtı, tarihsel dönemin ulaşamadığı çağlardan günümüze dek uzanan evrede, insan düşüncesinin ve kurumlarının gelişmesini incelemektedir. Frazer'ın ilkel büyü, tabular, cinsel uygulamalar, batıl inançlar ve büyücülük üzerine yaptığı incelemeler, insan imgelemenin en zengin başarılarından biridir...

James George Frazer – Altın Dal Cilt 1

Altın Dal Cilt 1: Dinin ve Folklörün Kökleri Kitap Kapağı Altın Dal Cilt 1: Dinin ve Folklörün Kökleri
James George Frazer
Payel Yayınevi
395

... 1890'dan beri, çeşitli oylumlarda durmadan yayımlanan 'Altın Dal', insan düşüncesinin doğuşundan uygarlaşmış dönemlere dek uzanan süreçte insan davranışlarının kökenlerini araştırmakta ve günümüz insanını, binlerce yıl öncesinin yabanıl insanına çok yakın kılan şaşırtıcı örnekler sergilemektedir. "Yabanıla çok şey borçluyuz, hatta bugün bile, onunla olan benzerliklerimiz, farklılıklarımızdan çok," diyen Frazer, tıpkı Freud'un insan ruhunu çözümleme koltuğuna yatırması gibi, uygarlığı çözümleme masasına sermektedir.