Vasfi Mahir Kocatürk – Türk Edebiyatı Tarihi

Türk Edebiyatı Tarihi: Başlangıçtan Bugüne Kadar Türk Edebiyatının Tarihi, Tahlili ve Tenkidi Kitap Kapağı Türk Edebiyatı Tarihi: Başlangıçtan Bugüne Kadar Türk Edebiyatının Tarihi, Tahlili ve Tenkidi
Vasfi Mahir Kocatürk
İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları
848

Şair, oyun yazarı ve edebiyat araştırmacısı Vasfi Mahir Kocatürk'ün "Büyük Türk Edebiyatı Tarihi" adlı yapıtı tam 45 yıl sonra tıpkıbasım olarak yenilenen baskısıyla İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınevi'nden çıktı.

Kocatürk, Orta Asya'dan günümüze kadar edebiyatımızı ele aldığı bu kitabında Türk edebiyatını 14. yüzyıla kadar Orta Asya ve Anadolu şeklinde coğrafyaya göre irdelemiştir. Bu tarihten sonra ise yüzyıllara göre sınıflandırdığı bölümlerde tür ve eser merkezli olarak ilerler. Tanzimat'tan günümüze kadar gelen eserleri ve yazar/şairleri ise Tanzimat, Edebiyat-ı Cedide, Fecr-i Ati, Milli Edebiyat (Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı) başlıkları altında tiyatro, şiir, roman ve hikâye türlerine göre ayırır.

"Usul bakımından edebiyat tarihinin tasvirsiz, tahlilsiz, tenkitsiz olamayacağı kanaatindeyim" diyen Kocatürk, bu çalışmasında edebiyatımızın sözlü ve yazılı eserleri ile yazar ve şairleri hakkında bilgiler vermenin çok ötesine geçer. Yazarların biyografik bilgilerine dipnotlarda yer verirken çalışmasının asıl metnini ise yapıtları titizlikle ve ayrıntıyla irdelediği değerlendirmelerine ayırır. Ele aldığı yapıtın konusunun kısa bir özetiyle birlikte metinden örnekler sunar. Sözünü ettiği yapıtı döneminin diğer yapıtlarıyla karşılaştırır; hem eserin kendisinin hem de yazarının dönem içindeki yeri hakkında yorumlar yapar. Bu yönüyle edebiyat tarihimiz hakkında yazılmış diğer kitaplardan ayrılır. Onun bu son derece kapsayıcı kitabı; sadece kronolojik bir edebiyat tarihi metni değil, bir edebiyat tarihi incelemesidir.

İlk basımı Vasfi Mahir Kocatürk'ün vefatından 3 yıl sonra, 1964'te yapılan Büyük Türk Edebiyatı Tarihi'nin 2. ve 3. baskıları da yazarın oğlu Prof. Dr. Utkan Kocatürk tarafından yapılmıştır. İstanbul Kültür Üniversitesi tarafından tıpkıbasım olarak yenilenen bu basımında kitabın 1970'teki 2. basımı temel alınmıştır.

Yalçın Küçük – Cumhuriyet’e Karşı Küfür Romanları

Cumhuriyet'e Karşı Küfür Romanları Kitap Kapağı Cumhuriyet'e Karşı Küfür Romanları
Yalçın Küçük
Mızrak Yayınları
368

Cumhuriyete ve sol düşünceye küfrün bir tarihi var mı? Cumhuriyete Karşı Küfür Romanları bu soruya bir yanıt niteliğindedir.

Yalçın Küçük'ün bu son kitabı, 1960'lardan bugüne, ilerlemeye açılan tüm yollara düşman küfürbazların edebi bir tarihidir. Tam da bu yüzden Milan Kundera, Kemal Tahir, İdris Küçükömer, Ahmet Altan ve Orhan Pamuk kitabımızın baş aktörlerindendir. Rolleri ve replikleri kitaptadır; öyleyse, politika ve edebiyatın içiçeliğinde, küfrü yaşayan ve çoğaltanlar Cumhuriyete Karşı Küfrü Romanları’nın menzilindedir.

Yalçın Küçük – Bilim ve Edebiyat

Bilim ve Edebiyat Kitap Kapağı Bilim ve Edebiyat
Yalçın Küçük
İthaki Yayınları
704

Bilim ve Edebiyat'ta, "bilim"i "edebiyat" ve hiç kuşkusuz "Politika" iç içe ve birbirine içerilmiş olarak duruyor. Amacım ve çalışmanın tümünün ekseni, bu oluyor. Bu amaca en çok İngiliz Endüstri Devrimi Öncesinde Avrupa'da Yünlü Dokuma Sanayi incelemesinde ulaştığımı düşünüyorum.

Yünlü Dokuma'nın öyküsü, ve her zaman büyüleyici olmuştur. Her zaman sanatı içeriyor. İncelemede, Yünlü Dokuma'nın büyülü, sanat dolu özüne ulaşmaya çalıştım. Özellikle sanatçıların okumasını diliyorum. Bakış açılarının genişleyeceğine, düzeleceğine ve bir ölçüde de olsa, değişeceğine inanıyorum. Umut ediyorum.

Kemal H. Karpat – Türk Edebiyatında Sosyal Konular

Türk Edebiyatında Sosyal Konular Kitap Kapağı Türk Edebiyatında Sosyal Konular
Kemal H. Karpat
Varlık Yayınları
120

Kemal H. Karpat bu eserin aslını İngilizce yazmış ve ubnu Amerika'da yayınlamıştır. Edebiyatımızda sosyal konuları ve akımları toplu bir şekilde inceleyen bir eser dilimizde yazılmadığı için bu kitabı, yazarın iznini alarak, dilimize çevirttik. Kendisi de yayınlanmadan önce çevriyi gördü ve üzerinde gerekli değişiklikleri yaptı. Bu eserin yalnız edebiyatımızla değil ,memleketimizdeki sosyal konularla ilgilenenlerimizi memnun edeceğini umuyoruz.

Güzin Dino – Türk Romanının Doğuşu

Türk Romanının Doğuşu Kitap Kapağı Türk Romanının Doğuşu
Güzin Dino
Agora Kitaplığı
224

"Türkiye'de roman türü hâlâ kesin bir eleştirel gözle incelenmemiştir; bunun nedeni, bu türün ilk dönemi ve özgül niteliklerinin anlaşılmamış olmasına bağlanır. Ayrıca Türk romanı hem geç doğmuştur, hem de aceleye gelmiştir. Roman türüne ancak 19. yüzyılın ikinci yarısında yaklaşılmıştır. Dolayısıyla, Batı romanının çeşitli tarihsel süreçler içindeki yavaş oluşumu ile Türk romanının doğuş ortamı arasında hiçbir benzerlik yoktur.

"Ben de bu kitapta, çok genel düşüncelere dalmamak için, Namık Kemal'in 'İntibah: Sergüzeşt-i Ali Bey' (1876) adlı tek gerçek romanını temel aldım. Bu roman üzerinde yaptığım incelemeler beni sistemli olarak o çağın önemli ya da önemsiz kaynaklarına, folklor ya da yazına bağlanan bütün romansal yapıtlara, hikâye ve masallara kadar götürdü.

"Öyle sanıyorum ki, Namık Kemal'in bu yapıtı, roman türünün ilk belirtilerinin bir toplamı niteliğini taşır; bunun özelliklerini, çalışmamın sonuçları daha iyi belirtecektir kanısındayım."

Ernest Mandel – Hoş Cinayet

Hoş Cinayet: Polisiye Romanın Toplumsal Bir Tarihi Kitap Kapağı Hoş Cinayet: Polisiye Romanın Toplumsal Bir Tarihi
Ernest Mandel
Yazın Yayınları
188

"Ernest Mandel, çağımızın ünlü ekonomi-politikçilerinden biri. Ne var ki, yabancılaşma gibi ekonomik kökenli bir sorunu felsefi boyutlarını da ortaya çıkararak tartışabiliyor. Dahası günün birinde, polis romanı okuru olarak, alt başlığı 'Polisiye Romanın Toplumsal Bir Tarihi' olan Hoş Cinayet adında bir kitap yazabiliyor. Ufuk budur işte... Polis romanı da cinayet de yoz sorunlar olarak görünmüyor ona. Çünkü bir ekonomi- politikçi olarak, tüm toplumsal olguların ve olayların bir açıklaması olabileceğini biliyor. Kuramlarının ve yönteminin her alanda kullanabileceğini, sınanabileceğini de. Önsöz'de açıkça belirtiyor bunu: 'Bu kuramın üstünlüğü -ve geçerliliğinin ispatı- kesinlikle bütün bu olguları açıklayabilmesinde yatmaktadır.'"
-Ahmet Okay/Milliyet, 30.5.1985-

"Mandel, polisiye romanı, 'tarihi, mülkiyetin ve mülkiyet yadsınmasının, yani bizzat suçun tarihiyle özdeş olan' kapitalist- burjuva toplumundaki 'suçun içselleştirilmesi' süreci olarak ele alınıyor... Polisiye romanın geçirdiği tarihi serüven, doğası ve iç mantığı konusunda çoğu özgün ve okuyucu üzerinde düşündürecek saptamalarla dolu bir araştırma... Şu günlerde yayımlanmış en benzersiz, en zevkli kitaplardan biri..."
-Fatih Özgüven/Cumhuriyet, 11.7.1985-

Ahmet Yaşar Ocak – Yunus Emre

Yunus Emre Kitap Kapağı Yunus Emre
Ahmet Yaşar Ocak
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları
328

Her toplum, üzerinde yaşadığı coğrafyada özgün ve yerel kültürel değerler yaratır. Toplumlar yerel özgünlüklerini koruyarak, diğer toplumlarla iletişim kurar. Bu iletişim içerisinde onlarla birlikte yaşamayı sağlayacak evrensel birtakım ortak özellikler oluşturur. Bu özellikler, tarih içinde yaşanan ya birtakım -iyi veya kötü deneyimler, ya da bazı özel olaylar veya kişilerce oluşturulur. Kimi zaman da, önceden planlanarak ve istenilerek, tasarlanarak meydana getirildiği gibi, çoğunlukla da belli tarihsel koşulların sonucu olarak kendiliğinden oluşur.

İşte bu özel kişilerden biri de Yunus Emre'dir. O, tam da 13- 14. yüzyıl Anadolu'sunda Türkleşme ve İslamlaşma sürecinin bütün hızıyla devam ettiği, aynı zamanda, bir yandan Moğol İstilası'nın olumsuz etkilerinin henüz silinmediği, diğer yandan yeni ortaya çıkan Türkmen beyliklerinin birbirleriyle nüfuz mücadelesi içine girdikleri sıkıntılı bir dönemin insanıdır. Böyle sıkıntılı bir ortamda yaşamış olmasına karşın, Yunus Emre, felsefi bir iyimserliği, insanilik ve hoşgörü gibi zaman üstü değerleri şiirleriyle edebileştirerek kalıcılaştırmayı bitmiştir.

Bu oluşum döneminin içinde onun iki önemli işlevi yerine getirdiği dikkati çeker. Bir yandan tasavvufi kimliğiyle halka, yaşanan inişli çıkışlı siyasal ve toplumsal ortamda bir rahatlama, bir nefes alma, insan olduğunu hatırlama fırsatı sunmuş; diğer yandan tıpkı çağdaşı Aşık Paşa gibi, yeni bir siyasal ve felsefi-yazınsal dil olarak oluşan Türkçenin gelişmesine kalıcı katkılarda bulunmuştur. Anlam bakımından fevkalade derinlikli, kolay ve rahat, ama selıl-i mümteni denilen taklidi zor bir üslupla anlattığı güçlü "Tanrı ve insan sevgisi" ni vurgulayan sade Türkçe harikası şiirleriyle tasavvuf edebiyatı tarihinde yepyeni bir yol açmıştır. Zamanında ve daha sonra onu taklit yollu, hatta onun adını kullanan bir dizi sufi şair yetişmesine rağmen, hiç biri onun düzeyine erişememiştir.

Bu kitap, onun bir sufi şair olarak, hayatını, temsil ettiği tasavvufun evrensel insani iletisini, edebi sanatını ve Türkçenin gelişmesine yaptığı katkıları anlatmaya çalışan yazılardan oluşmaktadır. Bu yazıların gündeme getirdiği bakış açıları, yorumlar ve soruların ileride Yunus Emre'yi daha iyi anlamaya katkıda bulunmasını diler, kitaba emeği geçenlere içten teşekkür ederim.

Ahmet Yaşar Ocak – Kültür Tarihi Kaynağı Olarak Menâkıbnâmeler

Kültür Tarihi Kaynağı Olarak Menâkıbnâmeler Kitap Kapağı Kültür Tarihi Kaynağı Olarak Menâkıbnâmeler
Ahmet Yaşar Ocak
Timaş Yayınları
176

İslam kültür ve inanç tarihine tasavvufun yaptığı en ilginç katkılardan birinin evliya menkabeleri olduğu şüphe götürmez. Müslüman halk inançlarını hâlâ derinden etkileyen ve ona bir çeşit evliya kültü mahiyeti kazandıran evliya menkabelerinin, bu kültürün tarihî, sosyolojik, psikolojik ve folklorik açıdan incelenip anlaşılmasında birinci dereceden önemli bir kaynak grubu olduğu da açıktır. Ne var ki, önemi bu derece meydanda olan evliya menkabelerinin ne belirtilen açılardan ne de İslamî edebiyat tarihi açısından gerekli tahlil ve incelemelere tâbi tutulduğu söylenemez.

Ahmet Yaşar Ocak’ın Kültür Tarihi Kaynağı Olarak Evliya Menâkıbnâmeleri adlı bu kitabı, evliya menkabe ve menâkıbnâmeleri üzerinde yapılacak bilimsel ve popüler araştırmalara yol gösteren metodolojik bir çalışma özelliğini taşımakta ve bu alana önemli bir katkı sunmaktadır.

Erdoğan Alkan – Şiir Sanatı

Şiir Sanatı Kitap Kapağı Şiir Sanatı
Erdoğan Alkan
İnkılap Kitabevi
648

Şairler gökten zembille inmez. Şiir, şairin üretimidir. Şair bir toplum içinde yaşar, dolayısıyla onu içinde yaşadığı toplumun değer yargıları, sosyal konumu ve bunun sonucu olan şiir akımları yönlendirir. Şairlerin şiir üstüne görüşlerini toplayıp değerlendirirken çağlarının şiir akımlarıı, şiir okullarını da tanıtmak gerekiyor.

Jean-Louis Bandet – Alman Edebiyatı

Alman Edebiyatı Kitap Kapağı Alman Edebiyatı
Jean-Louis Bandet
Dost Kitabevi
144

İlk kez Tacitus'un Germania'sında sözü edilen Germen Kavmi, yüzyıllar içinden süzülerek bugünün birçok değerli kazanımına kaynaklık eden bir yazınsal mirasın başlangıcı sayılıyor. Alman düşünce ve yazın geleneğinin görkemli birikimi, insanın kendini entelektüel düzlemde var etme uğraşının vazgeçilmez destek noktalarından biri aynı zamanda. alman edebiyatının ilk yazılı metinlerinden çağdaş edebiyat sahnesine dek uzanan bu çalışma, Yirminci Yüzyılın ikinci yarısındaki çalkantılı ve sarsıcı kopuşlardan doksan sonrasındaki birleşmeye varan bir bağlamda Almanca yazının köe taşlarını değerlendiriyor.

Falih Rıfkı Atay – Ateş ve Güneş

Ateş ve Güneş: Falih Rıfkı Atay'ın Kitabı Üzerine Gramer - İnceleme - Metin - Dizin Kitap Kapağı Ateş ve Güneş: Falih Rıfkı Atay'ın Kitabı Üzerine Gramer - İnceleme - Metin - Dizin
Falih Rıfkı Atay
Pozitif Yayıncılık
557

Bu çalışma Falih Rıfkı Atay'ın 1918 yılında "Halk Kitaphanesi" tarafından Osmanlı Türkçesiyle yayınlanmış "Ateş ve Güneş" adlı anı kitabı temel alınarak hazırlanmıştır.

Çalışmamızın önemi, Falih Rıfkı Atay'ın "Ateş ve Güneş" adlı eserinin ilk defa Latin alfabesine aktarımı, ilk metin sözlüğünün hazırlanması, Falih Rıfkı Atay'ın ilk eserinde ilk defa yardımcı fiillerin tespiti yapılarak gramerin çalışılması, Falih Rıfkı Atay'ın ilk eserinde kelimelerin sıklık diziniyle gösterilmesi ve J. E. Pierce'nin tablosuyla karşılaştırılarak tablosunun yapılmasıdır.

Sabiha Sertel – İlericilik – Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret

İlericilik - Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret Kitap Kapağı İlericilik - Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret
Sabiha Sertel
Cumhuriyet Kitapları
192

Sabiha Sertel bu yapıtında büyük şairimiz Tevfik Fikret’i yaşadığı dönemin toplumsal koşulları çerçevesi içinde ele alıyor. Bir şair olduğu kadar, bir ideolog olan Fikret’i Osmanlı toplumunun tarihi evrimi içinde inceliyor. Mutlakiyet döneminde, Sultan’ın keyfi idaresine, baskı ve zulme karşı isyan eden özgürlük şairini; sosyal eşitsizliği, halkın ıstırap ve sefaletini kınayan Fikret’i tanıyoruz. 1908 Meşrutiyet devriminde, ilerici, yenilikçi, devrimci Fikret’i, tutuculuğa, dar milliyetçiliğe, ırkçılığa karşı çıkan insancıl şairi görüyoruz. Bu yapıtın önemi, tarihin değişik dönemlerinde gericilerin saldırısına uğrayan Fikret’in ideolojisini ve felsefesini, ilericilik ve gericilik kavgası zemini üzerinde vermesidir. En son 2. Dünya Savaşı sırasında, nazizmi savunan ırkçıların, Sebil-ül Reşatçıların Fikret’in yapıtlarını yakmaya kalkmaları, bu kitabın yazılmasına sebep olmuştur.

"Toprak vatanım, nev-i beşer milletim. İnsan
İnsan olur ancak buna iz’anla inandım.
Şeytan da biz, cin de, ne şeytan ne melek var
Dünya dönecek cennete, insanla inandım."

Fethi Naci – Sait Faik’in Hikayeciliği

Sait Faik'in Hikayeciliği Kitap Kapağı Sait Faik'in Hikayeciliği
Fethi Naci
Yapı Kredi Yayınları
132

"Ya... İyi, halis ipekli mendiller hep böyledir. Avucunun içinde istediğin kadar sıkar, buruşturursun; sonra avuç açıldı mı, insanın elinden su gibi fışkırır"dan, "Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey"e... bir başka deyişle "İpek Mendil"den "Alemdağ'da Var Bir Yılan"a, hikayeleri, uzun hikayeleri ve romanlarıyla, Sait Faik'in düzyazıları üstüne yapılmış en kapsamlı inceleme.

Edward W. Said – Kültür ve Direniş

Kültür ve Direniş Kitap Kapağı Kültür ve Direniş
Edward W. Said
Alfa Yayıncılık
236

“Biz tarihimizin önemli bir kısmında kapalı bir toplum olarak bırakıldık.

Biz görünmez insanlarız, görünmez bir halkız. Biz hikâyemizi anlatmakta, anlatımızın bilinmesini sağlamakta pek başarılı olamıyoruz. Filistinliler İsraillilere şöyle seslenmek durumundalar: ‘Biz buradayız, siz de buradasınız. Bu gerçeği yadsıyamazsınız, bizi de ebediyen baskı altında tutamazsınız. Kendi geçmişinizdeki,

bizim geçmişimizdeki gerçeklerden kaçamazsınız.’

Filistinlilere, Araplara ve Müslümanlara karşı iflah olmaz derecede ırkçı nefretle hareket eden bir dolu propagandacı olduğunu biliyorum. Oysa onların beni sürekli saldırılacak biri olarak görmeleri kendi payıma bir tür iltifattır. Hem bu sayede daha çok sayıda insanın dikkatini benim çalışmalarıma ve yazılarıma çekmiş oluyorlar.

Bu yüzden onlara daha fazla üreterek karşılık vermeyi uygun bulurum.

Onların istediği, benim sesimi kesmem. Ama ben ölüp gidene kadar böyle bir şeyi boşuna bekleyecekler...”

David Rohl – Efsane: Uygarlığın Doğuşu

Efsane: Uygarlığın Doğuşu Kitap Kapağı Efsane: Uygarlığın Doğuşu
David Rohl
Yurt Kitap Yayın
528

Adem'den Havva'ya, Cennet Bahçesi'nden Mezopotamya'ya, Nuh Tufanı'ndan Gılgameş Destanı'na, Söylenceler ve Gerçekler...

Efsane güçlü bir sözcüktür. Mitolojik yaratıkların ve savaşan kahramanların hayallerini getirir akla. Bu, doğaüstü olanın dünyevi olana egemen olduğu bir dünyadır. Dolayısıyla efsaneleri fantazi olarak görmek cazip gelebilir ama yanılmış oluruz. ...
Yahudi-Hıristiyan dünyası bir zamanlar kendi yanıtlar dizisine sahip bir kitaba sahipti. Fakat son yıllarda bu kaynak kitabın şöhretine, bilim ve mantık tarafından gölge düşürüldü ve Yaratılış'ta insanoğlunun tarih öncesini anlatan bölümlerin, mitten başka bir şey olmadığı söylendi...

Benim yaklaşımım biraz farklı. Örneğin Aden Bahçesi, Nuh Tufanı, Babil Kulesi öykülerinin, Yaratılış kitabının ilk bölümlerinde anlatıldığı halleri ile büyüleyici mitlerden daha fazlasını ifade ettiğini düşünüyorum.

Çoğu bilim insanı Kitab-ı Mukaddes'in Yaratılış bölümünü çok daha eski bir sözlü gelenekten evrimleşmiş dokümanlar kategorisine dahil eder. Efsane kitabına Uygarlığın Doğuşu alt başlığı verilmiştir zira kitap, bizi Kitab-ı Mukaddes anlatılarının başlangıcına, yani uygarlığın doğumuna götürmektedir.

Bu kitap, destansı bir keşif yolculuğu ve bu yolculuğu yapan insanların öyküsüdür...