Sabiha Sertel – İlericilik – Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret

İlericilik - Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret Kitap Kapağı İlericilik - Gericilik Kavgasında Tevfik Fikret
Sabiha Sertel
Cumhuriyet Kitapları
192

Sabiha Sertel bu yapıtında büyük şairimiz Tevfik Fikret’i yaşadığı dönemin toplumsal koşulları çerçevesi içinde ele alıyor. Bir şair olduğu kadar, bir ideolog olan Fikret’i Osmanlı toplumunun tarihi evrimi içinde inceliyor. Mutlakiyet döneminde, Sultan’ın keyfi idaresine, baskı ve zulme karşı isyan eden özgürlük şairini; sosyal eşitsizliği, halkın ıstırap ve sefaletini kınayan Fikret’i tanıyoruz. 1908 Meşrutiyet devriminde, ilerici, yenilikçi, devrimci Fikret’i, tutuculuğa, dar milliyetçiliğe, ırkçılığa karşı çıkan insancıl şairi görüyoruz. Bu yapıtın önemi, tarihin değişik dönemlerinde gericilerin saldırısına uğrayan Fikret’in ideolojisini ve felsefesini, ilericilik ve gericilik kavgası zemini üzerinde vermesidir. En son 2. Dünya Savaşı sırasında, nazizmi savunan ırkçıların, Sebil-ül Reşatçıların Fikret’in yapıtlarını yakmaya kalkmaları, bu kitabın yazılmasına sebep olmuştur.

"Toprak vatanım, nev-i beşer milletim. İnsan
İnsan olur ancak buna iz’anla inandım.
Şeytan da biz, cin de, ne şeytan ne melek var
Dünya dönecek cennete, insanla inandım."

Fethi Naci – Sait Faik’in Hikayeciliği

Sait Faik'in Hikayeciliği Kitap Kapağı Sait Faik'in Hikayeciliği
Fethi Naci
Yapı Kredi Yayınları
132

"Ya... İyi, halis ipekli mendiller hep böyledir. Avucunun içinde istediğin kadar sıkar, buruşturursun; sonra avuç açıldı mı, insanın elinden su gibi fışkırır"dan, "Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey"e... bir başka deyişle "İpek Mendil"den "Alemdağ'da Var Bir Yılan"a, hikayeleri, uzun hikayeleri ve romanlarıyla, Sait Faik'in düzyazıları üstüne yapılmış en kapsamlı inceleme.

Edward W. Said – Kültür ve Direniş

Kültür ve Direniş Kitap Kapağı Kültür ve Direniş
Edward W. Said
Alfa Yayıncılık
236

“Biz tarihimizin önemli bir kısmında kapalı bir toplum olarak bırakıldık.

Biz görünmez insanlarız, görünmez bir halkız. Biz hikâyemizi anlatmakta, anlatımızın bilinmesini sağlamakta pek başarılı olamıyoruz. Filistinliler İsraillilere şöyle seslenmek durumundalar: ‘Biz buradayız, siz de buradasınız. Bu gerçeği yadsıyamazsınız, bizi de ebediyen baskı altında tutamazsınız. Kendi geçmişinizdeki,

bizim geçmişimizdeki gerçeklerden kaçamazsınız.’

Filistinlilere, Araplara ve Müslümanlara karşı iflah olmaz derecede ırkçı nefretle hareket eden bir dolu propagandacı olduğunu biliyorum. Oysa onların beni sürekli saldırılacak biri olarak görmeleri kendi payıma bir tür iltifattır. Hem bu sayede daha çok sayıda insanın dikkatini benim çalışmalarıma ve yazılarıma çekmiş oluyorlar.

Bu yüzden onlara daha fazla üreterek karşılık vermeyi uygun bulurum.

Onların istediği, benim sesimi kesmem. Ama ben ölüp gidene kadar böyle bir şeyi boşuna bekleyecekler...”

David Rohl – Efsane: Uygarlığın Doğuşu

Efsane: Uygarlığın Doğuşu Kitap Kapağı Efsane: Uygarlığın Doğuşu
David Rohl
Yurt Kitap Yayın
528

Adem'den Havva'ya, Cennet Bahçesi'nden Mezopotamya'ya, Nuh Tufanı'ndan Gılgameş Destanı'na, Söylenceler ve Gerçekler...

Efsane güçlü bir sözcüktür. Mitolojik yaratıkların ve savaşan kahramanların hayallerini getirir akla. Bu, doğaüstü olanın dünyevi olana egemen olduğu bir dünyadır. Dolayısıyla efsaneleri fantazi olarak görmek cazip gelebilir ama yanılmış oluruz. ...
Yahudi-Hıristiyan dünyası bir zamanlar kendi yanıtlar dizisine sahip bir kitaba sahipti. Fakat son yıllarda bu kaynak kitabın şöhretine, bilim ve mantık tarafından gölge düşürüldü ve Yaratılış'ta insanoğlunun tarih öncesini anlatan bölümlerin, mitten başka bir şey olmadığı söylendi...

Benim yaklaşımım biraz farklı. Örneğin Aden Bahçesi, Nuh Tufanı, Babil Kulesi öykülerinin, Yaratılış kitabının ilk bölümlerinde anlatıldığı halleri ile büyüleyici mitlerden daha fazlasını ifade ettiğini düşünüyorum.

Çoğu bilim insanı Kitab-ı Mukaddes'in Yaratılış bölümünü çok daha eski bir sözlü gelenekten evrimleşmiş dokümanlar kategorisine dahil eder. Efsane kitabına Uygarlığın Doğuşu alt başlığı verilmiştir zira kitap, bizi Kitab-ı Mukaddes anlatılarının başlangıcına, yani uygarlığın doğumuna götürmektedir.

Bu kitap, destansı bir keşif yolculuğu ve bu yolculuğu yapan insanların öyküsüdür...

Abraham H. Lass – 100 Büyük Roman (4 Kitap)

100 Büyük Roman (4 Kitap) Dünya Edebiyatının Şaheserleri Kitap Kapağı 100 Büyük Roman (4 Kitap) Dünya Edebiyatının Şaheserleri
Abraham H. Lass
Ötüken Neşriyat
960

Batı edebiyatınını iyi öğrenebilmek için bu edebiyatı oluşturan eserler veyazarları hakkında bilgi sahibi olmak gerekir."100 Büyük Roman" bu ihtiyacı karşılamak için hazırlanmış ve dört cilt halinde okuyucuya sunulmuştur.

Ayrıca,birinci cildin başında yazarın Roman nasıl çalışır? karakterlerinbelirtmesi,Romana bakış tarzı,plan,Hikaye,Tez,Üslup hakkındaki giriş yazısınında roman konusuyla ilgilenenler için faydalı olduğunu belirtmek isteriz.

Bu Kitabın herşeyden önce öğretmen ve öğrencilere roman meraklılarına yararlı olacağına inanıyoruz.

Jean Bonamour – Rus Edebiyatı

Rus Edebiyatı Kitap Kapağı Rus Edebiyatı
Jean Bonamour
Dost Kitabevi
152

Dünyanın en kadim yazın geleneklerinin arasında yer alan Rus Edebiyatın'nın çok zengin bir sözlü edebiyat damarından beslediği biliniyor. Bu tarihsel ve yazınsal öncülleri baştan sona etkileyici bir edebi söyleşiye çeviren Rusya, artık ortak insanlık mirasının bir parçası sayılan sayısız başyapıtın da kaynağı. Bolşevik devrimi'nin dizginsiz heyecanını işleyen onlarca yazardan devrim muhaliflerine, Sovyet bloğunun çöküşünden sonraki sınıflandırılamaz ve avantgard Rus yazınına dek bu geleneği canlı ve ayrıksı kılan bir panorama tüm renkliliği ve zenginliği içinde çözümleniyor.

Elif Baki – Ulusun İnşası ve Resmi Edebiyat Kanonu

Ulusun İnşası ve Resmi Edebiyat Kanonu Kitap Kapağı Ulusun İnşası ve Resmi Edebiyat Kanonu
Elif Baki
Libra Kitap
187

Resmi ideolojinin yapılanma süreciyle 1920’li yıllarda kendini tanımlamaya başlayan milli eğitim ideolojisi, “milli kimlik”in uygun biçimde empoze edilmesiyle her türlü taklitçilikten uzak durmayı başararak milli benliğini müdafaa etmeyi bilecek; ancak Batı’nın gerisinde kalmamak için de “yeterli” ilim ve fenni öğrenecek olan “Türk genci” modeli yaratmayı hedefler.

Milli eğitim ideolojisinin edebiyat eğitimine bakış açısı da tabii ki bundan farklı değildir. En milliyetçi edebiyatın, en değerli edebiyat olduğu söylemi 1930-1980 dönemine ait neredeyse tüm lise kitaplarının genelgeçer söylemidir. Bu çalışmada lise edebiyat kitaplarındaki söylemden yola çıkılarak, geç uluslaşmış bir toplumun kimlik arayış sürecinin en önemli ayaklarından olan resmi (ulusal) Türk Edebiyatı kanonunun ölçütlerinin ne olduğu; bu kanonun nasıl yapılandırılarak sunulduğu ve bu kitaplarda neleri araç olarak kullandığının bir analizi yapılmaya çalışılmıştır.

Carl Faulmann – Yazı Kitabı

Yazı Kitabı: Tüm Yerkürenin Tüm Zamanların Yazı Göstergeleri ve Alfabeleri Kitap Kapağı Yazı Kitabı: Tüm Yerkürenin Tüm Zamanların Yazı Göstergeleri ve Alfabeleri
Carl Faulmann
İş Bankası Kültür Yayınları
312

Eski bir Latin deyimi olan "Verba volant scriba manent" (Söz uçar, yazı kalır) sözlü iletilerinin görsel olarak kaydedilme gereğinin vurgulayıcısıdır hiç şüphesiz. Gösterge dizgesi olarak saptanan söz, teslimiyetini yaşar yazı karşısında. Yazı eylemi ise adeta kendini bir serüven içerisinde bulur.

"Yazı Kitabı: Tüm Yerkürenin, Tüm Zamanların Yazı Göstergeleri ve Alfabeleri" adlı bu kitap Viyana Kayser-Kraliyet Saray ve Devlet Matbaası'nda ilk olarak 1878 yılında basıldı. Gördüğü ilgi üzerine kitabın zenginleştirilmiş ikinci baskısı 1880 yılında okuyucuya sunuldu. 1878 ve 1880 baskıları Viyana Ulusal Kütüphanesi, Düsseldorf Üniversite Kütüphanesi gibi tanınmış kütüphanelerde özel bölümlerde saklanmaktadır. Almanya ve Avusturya' nın ünlü kitap koleksiyoncularında nadiren bulunan ve yüksek fiyatlara satılan Yazı Kitabı, bir asırdan fazla bir zaman tekrar yayımlanmadı. Nihayet 107 yıl sonra 1985 tarihinde bir tıpkıbasım gerçekleştirildi. Elinizdeki kitap 1880 yılında yayımlanan zenginleştirilmiş ikinci baskının çevirisidir ve tek tek bütün sayfaları, içeriği ve biçimiyle kitabın orjinal hali korunmuştur.

Nuri Pakdil – Kalem Kalesi

Kalem Kalesi Kitap Kapağı Kalem Kalesi
Nuri Pakdil
Edebiyat Dergisi Yayınları
103

Daha kitabın başında içindekiler bölümünü ifade eden iki kelimeyi görünce alışılmışın dışında bir kitabı elime aldığımı fark ettim: “Gözetleme Noktaları”. Hayatın bir içağacı olması fikri bende ‘neden olmasın’ duygusu uyandırdı. Bir içağacım olduğunu bildiğim için daha umutlu olduğumu söyleyebilirim artık.

“Dahasını söyleyeyim mi, Beyefendi, aslında konuştuğumuz filan da yok; düpedüz, açık açık çığlık çığlığayız”, ne kadar da bizi anlatan bir cümle demekten kendimi alamadım, tıpkı “Yoğun, ağır bir zaman: saniyesini taşımak bile belini büküyor insanın …” gibi.

Yine “Tersinden okunan sessiz bir ve düşüncesiyle yürüdüm otobüs durağına doğru”yla muzip bir gülümseme yayıldı ortalığa, derken “insanın gerçek yüzü ancak kesin anlarda çıkar ortaya” diyerek adeta ciddiyetle devam edin deyivermiş gibi hissettim. “Kokusunu alabiliyor muyuz acının?” sorusuna, gözler önünde olanları göremiyoruz ki dedim içimden. / Ayşegül Toprak

Ahmet Oktay – Metropol ve İmgelem

Metropol ve İmgelem Kitap Kapağı Metropol ve İmgelem
Ahmet Oktay
İş Bankası Kültür Yayınları
248

Metropol, büyüklüğü, karmaşıklığı, hızı ve aldırmazlığı ile, ona sığınmış insanı da değiştirdi, dönüştürdü. Bu süreç, müthiş bir hızla ve yeni yeni biçimler yaratarak devam ediyor. Cemaat duygularının yitirilmesi, bireyin ve rekabetin ana eksen haline gelmesi insanın zihinsel süreçlerini de değiştirdi ve bu yeni durumu yansıtan ürünler, her kanaldan kültürel hayata akmaya başladı. Şiir, roman, resim, müzik.. hemen her sanat dalı bundan nasibini alıyor. Hele bir de metropol tam metropol, burjuva tam burjuva, proleter tam proleter değilse, ortaya oldukça "değişik" bir kültürel karmaşa çıkıyor.

Ahmet Oktay bu kapsamlı incelemesinde kentin öğüttüğü değerleri ve yeni oluşan, hızla toplumsal hayatı kaplayan "yeni"leri anlatıyor.

Ahmet Oktay – Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları

Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları Kitap Kapağı Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları
Ahmet Oktay
Everest Yayınları
570

Marksizmin politik kuramı ile estetik kuramı arasında, başından beri bir gerilim olduğu söylenebilir. Devrimci bir teori olarak marksizm, son kertede sadece ekonomik ve toplumsal yapının değiştirilmesini değil, aynı zamanda kültürel/düşünsel yapının da dönüştürülmesini öngörür. Buysa, kültürel açıdan hayli donanımsız olan sömürülen/yönetilen sınıfların, bu dönüşümü arzulamalarını gerektirir. Bu dönüştürme sürecinde sanata, edebiyata bir görev düştüğü, tarihsel süreç içinde kabul edilmiştir. Ama uygulama ve edebi pratik açısından sorun hala çözülememiştir.
Ahmet Oktay, "Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları" adlı üçüncü baskısı yapılan bu kitabında, olayı sovyetler birliği ve türkiye bağlamında serimlemeye, kaynakları göstermeye ve bağlantılandırmaya, toplumcu gerçekçilik'i politik/deolojik, felsefi ve yazınsal düzeylere birbirleriyle ilişkilendirerek açıklamaya çalışıyor. İlk baskısı 1986'da yapılan bu kitabın, postmodernist sanatın yaptığı tahribat karşısında kaygılananlar ve özgürlükçü, eşitlikçi bir dünya umudunu taşıyanlar açısından, bu umudu besleyecek bir sanat/edebiyat için öngörü noktaları oluşturduğu söylenebilir...

Leon Troçki – Edebiyat ve Devrim

Edebiyat ve Devrim Kitap Kapağı Edebiyat ve Devrim
Leon Troçki
Kabalcı Yayınevi
224

Edebiyat ve Devrim'in yazılışı, Sovyetler Birliği'nde patlayan içsavaşın hemen sonrasına rastlar. Devrimle birlikte yanıt bekleyen bir çok soru vardı. Sovyetler'in Lenin'den sonra en büyük devrimcisi ve düşünürü olan Troçki, o dönemin en önemli sanat ve edebiyat sorularına işte bu kitapta yanıt veriyor: —Sanat yalnız sınıflı bir toplumun ürünü müdür? —Devrim süreci içinde edebiyatın yeri nedir? —Sınıfsız toplumda sanatın yeri neresidir? —Yeni bir kültür nasıl yaratılır? "İnsanlar yalnız politika ile yaşamazlar," diyor Troçki, “sanatın ve edebiyatın da insanların güncel yaşamına girmesi gerekir.”

Georg Lukacs – Marksist İmgelem

Marksist İmgelem Kitap Kapağı Marksist İmgelem
Georg Lukacs
Yeni Hayat Kütüphanesi
184

Marksist edebiyat kuramı deyince kuşkusuz Lukacs akla gelen ilk isimlerden. "Soylu" bir Macar ailesinin çocuğu olarak 1885'te dünyaya gelen Lukacs öncelikle estetik kuramıyla ilgilenir. 20. yy.ın başından 1914'e kadar Bükreş, Berlin, Floransa ve Heidelberg'deki öğrenim yılları süresince estetik kuramı üzerine çalışmalar yapar. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Lukacs yoğun şekilde Marx ve Hegel incelemesine başlar, bunun sonucunda 1918'de Macaristan Komünist Partisi'ne üye olup önemli mevkilerde görevlendirilir. 1923'te "Tarih ve Sınıf Bilinci" kitabı yayınlanır; bu kitap uzun süre "Eleştirel Kuram'ı (Kritische Theorie), öğrenci hareketini ve dönemin aydınlarını meşgul eder. Lukacs, dünya çapında Marksistleri etkileyen ve bütünlüğü merkeze koyan bir kuramcı ve düşünürdür.

Georg Lukacs – Goethe ve Çağı

Goethe ve Çağı Kitap Kapağı Goethe ve Çağı
Georg Lukacs
Sel Yayıncılık
300

Goethe modern yaşamın İlyada’sı Faust’da bir adamın kaderini anlatır, ama şiirin gerçek içeriği tüm insanlığın kaderidir. Günümüze uzanan büyük bir geçiş çağının en önemli felsefi sorunları, modern insanın ve hayatın en temel çelişkileri önümüze serilir. Estetik ve eleştirinin ustalarından Georg Lukacs, çağını ve sonrasını entelektüel alanda oldukça etkilemiş olan Alman Aydınlanması’nı incelerken bu kazıyı derinleştiriyor. Başta Goethe olmak üzere, Schiller, Hölderlin, Schelling ve Lessing‘nin yazdığı eserler, kitaplar, oyunlar ve yarattıkları karakterler dönemin toplumsal devinimi içerisinde hem üst hem de alt metinleriyle birlikte incelenirken, sebepleri ve sonuçları bakımından bir “çağ” okurun önüne seriliyor.

"Aydınlanma'da en büyük ve en büyüleyici şey, Mozart figüründeki en büyük ve en enfes şeyle buluşur." Lukacs'ın sözleri, “edebiyatı aşan edebiyat incelemelerine” esin kaynağı olan bu çalışmasını da tarifler gibi. Lukacs, Almanya’nın koşullarına ve tarihsel gelişimine olduğu kadar Avrupa aydınlanmasına, Hegel felsefesinden dönemin müziğine dünün birikimini burjuva edebiyat tarihi tahrifatından arındırıp gerçek bağlamına oturtarak günümüze de ışık tutuyor. Tarihi, felsefeyi ve politik ekonomiyi edebiyata dönüştürüyor.

Cevdet Kudret – Fuzuli

Divan Şiirinde Üç Büyükler 1: Fuzuli Kitap Kapağı Divan Şiirinde Üç Büyükler 1: Fuzuli
Cevdet Kudret
İnkılap Kitabevi
192

Değerli edebiyatçı ve edebiyat araştırmacısı Cevdet Kudret tarafından hazırlanmış "Üç Büyükler" dizisinde, edebiyatımızın çeşitli kesimlerinin ve türlerinin temsilcileri ve temel taşları sayılan üçer sanatçının hayat ve sanatlarını inceleyen geniş birer araştırma yazısı ile, seçme parçalara yer verilmiştir. Bütün öğrencilerin ve edebiyat meraklılarınnın gereksemelerini karşılamak ve kolayca anlamalarının sağlamak amacıyla , seçilen parçalara açıklama ve notlara eklenmiştir. Dizinin "Halk Şiirinde Üç Büyükler" bölümünde Yunus Emre, Pir Sultan Abdal, Karacaoğlan; "Divan Şiiirinde Üç Büyükler" bölümünde de Fuzuli, Baki, Nedim ele alınmıştır.