Zühtü Bayar – Nazım Hikmet Üzerine

Nazım Hikmet Üzerine Kitap Kapağı Nazım Hikmet Üzerine
Zühtü Bayar
Tel Yayınları
167

Bayar'ın bu kitabında, birinci bölüm Nazım Hikmet şiirinde diyalektik materyalizmin izi sürülmekte, ikinci bölümde şairin poetikasıyla ilgili yazılar yer almakta, üçüncü bölümde sanatçının tiyatro yazıları üzerinde durulmakta ve dördüncü bölümde ise, Nazım Hikmet'in sanat etkinlikleri incelenmekte, etkilediği ve yetiştirdiği yazar ve şairlere değinilmektedir.

Attila İlhan – Hangi Edebiyat

Hangi Edebiyat Kitap Kapağı Hangi Edebiyat
Attila İlhan
İş Bankası Kültür Yayınları
426

Her gün hesaplaşacağız, bazen ben sizin ayağınıza basacağım, bazen siz benim; sürgit bir eleştiri, özeleştiri ortamında adeta ortaklaşa bir fıkracılık modeli oluşturacağız; yani bu iş ciddi, sorumluluğu bu satırların yazarına düştüğü kadar, okuyanlarına da düşüyor; yine yanılmış diye burun kıvırıp, kaytarmaca yok; yazacaksınız, yanılgı nerdedir, doğrusu ne olabilir; tartışacağız, iyisini elbirliğiyle araştıracağız. Hadi, hazır mısınız? Ben hazırım, ne eleştirmekten korkarım, ne eleştirilmekten; üstelik o çok sevdiğim kusurumu hala düzeltemedim: Fena halde doğru söylerim!..."

Böyle diyor ve gözden geçirip yeni eklemelerle zenginleştirdiği Hangi Edebiyat'la, Türk ve dünya edebiyatının derin denizine dalıyor Attila İlhan.

A. Mümtaz İdil – Gerçeklik ve Roman

Gerçeklik ve Roman Kitap Kapağı Gerçeklik ve Roman
A. Mümtaz İdil
Dayanışma Yayınları
137

Heinrich Wölfflin, «Sanat Tarihinin Temel Kavramları» adlı kitabına, Ludwig Richter’in bir anısıyla başlar : «(Richter) Gençliğinde bir gün, üç arkadaşiyle Tivoli’de belirli bir manzara parçasının resmini yapmak istemişler. Her dördü de tabiattan kıl payı ayrılmamaya karar vermişler. Ama model aynı olduğu, hepsi gözlerinin gördüklerine tam bir doğrulukla bağlı kaldığı, hepsi de yetenekli sanatçılar oldukları halde gene de sonunda, dört ressamın kişilikleri kadar birbirinden apayrı dört resim meydana gelmiş. Richter bundan, nesnel görüş diye bir şeyin asla var olmadığı ve her sanatçının renk ve şekilleri, kendi mizacına göre, başka başka yollardan kavradığı sonucunu çıkarır

Murat Gülsoy – Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık

Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık Kitap Kapağı Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık
Murat Gülsoy
Can Yayınları
224

Murat Gülsoy, Bu Kitabı Çalın adlı yapıtıyla Sait Faik Hikaye Armağanı'na, ilk romanı Bu Filmin Kötü Adamı Benim ile de Yunus Nadi Roman Ödülü'ne değer görülmüştü. Gülsoy, Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık adlı bu yeni kitabıyla, yazı serüveninin en başından beri attığı tüm adımlara basarak geri dönüyor, yalnızca kitapları değil dünyanın kendisini de bir metin olarak olarak okuyan bir edebiyat geleneğinin izini sürüyor. Bir süredir vermekte olduğu yaratıcı yazarlık derslerinden yola çıkarak, gerçekliği yazı yoluyla yeniden kurmanın araçlarını, yöntemlerini sorguluyor. Gülsoy, kurmacanın bilinen sınırlarıyla ihlâl edilebilir kurallarını açımlarken, bir büyüyü bozuyor ve okuyanla yazan arasındaki sessiz anlaşmanın kurallarını alt üst ediyor. Sözün kısası, anlatacak bir hikayesi olanlara 'okunaklı' bir anlatı kurmanın yollarını işaret ediyor. Yolları çatallanan yazı bahçesinde kaybolmasınlar diye...

Terry Eagleton – Edebiyat Olayı

Edebiyat Olayı Kitap Kapağı Edebiyat Olayı
Terry Eagleton
Sel Yayıncılık
256

"Edebiyat" diye bir kategoriden bahsedebilir miyiz? Gerçeklik ile kurmaca nerede birbirinden ayrılır? Çeşitli edebiyat kuramları metnin ne demek olduğu ve ne işe yaradığı konusunda bize ne söylüyor? Kavram ile "şeyler", söz ile eylem arasındaki ilişki nedir? Kültür kuramları ile politik durumun bir ilgisi var mı? Edebiyat bir strateji midir? Terry Eagleton daha önceki kitaplarında da öne sürdüğü soruları yeni bir perspektifle ele alırken, edebiyatın kültür içindeki yerine, geçerliliğine, işlevine ve sınırlarına dair net bir bakış açısı sağlıyor.

"Edebiyat Olayı", yalnızca bir edebiyat olayı değil. Edebiyatın doğasına, yapısına, dünya ile ilişkisine dair temel soruları ve çeşitli edebiyat teorilerinin bu konularda verdiği yanıtların ne anlama geldiğini incelerken; dil, kavramlar, gerçeklik, kültür ve ideoloji gibi konularda temel yaklaşımları da sorguluyor ve tatmin edici cevaplar sağlıyor. Edebiyat kuramı, eleştirel teori ve analitik felsefeyi alışılmadık biçimde bir araya getiren Eagleton, ona haklı bir ün sağlayan birikimini ironik bir dille, hiç olmadığı kadar özlü ve bütünlüklü biçimde okuyucularına sunuyor.

"Görgüsüzlük edecek olsam, diyebilirdim ki bu kitap, edebiyatın (en azından bugün için) gerçekte ne anlama geldiğinin makul bir açıklamasını sunuyor ve aynı zamanda hemen hemen tüm edebi kuramların ortak bir yönüne ilk kez dikkati çekiyor. Ama dediğim gibi görgüsüzlük edip bunu dile getirmeyeceğim."

Emine Sevgi Özdamar – Kendi Kendinin Terzisi Bir Kambur

Kendi Kendinin Terzisi Bir Kambur Kitap Kapağı Kendi Kendinin Terzisi Bir Kambur
Emine Sevgi Özdamar
Yapı Kredi Yayınları
108

Romancı, tiyatro oyuncusu Sevgi Özdamar'ın Ece Ayhan'lı yıllarını anlattığı "Vakitsiz Üsküdarlı" başlıklı anıları, Ece Ayhan'ın beyin ameliyatı için 1974'te gittiği Zürih'te ona eşlik ederken tuttuğu hastane günlüğü ve Ece Ayhan'ın Sevgi Özdamara gönderdiği mektuplardan oluşan bu kitap, Türk şiirinin öncülerinden Ece Ayhan'ın hayatının bir döneminde , yakın çevresine ışık tutuyor. Sevgi Özdamar'ın resim ve çizimleriyle fotoğraflar da meraklıları için kitabı ayrıca vazgeçilmez kılıyor.

Anılar, günlükler ve mektuplarda Ece Ayhan haşarı yanlarıyla, capcanlı karşımıza dikiliyor. Hayatının şiirinde karıştığı yerlerde dolaşırken, en sıkı şiirlerinin altında çağlayan suyu da duymak mümkün.

Edip Cansever – Şiiri Şiirle Ölçmek

Şiiri Şiirle Ölçmek: Şiir Üzerine Yazılar Kitap Kapağı Şiiri Şiirle Ölçmek: Şiir Üzerine Yazılar
Edip Cansever
Yapı Kredi Yayınları
376

Şiiri Şiirle Ölçmek, modern şiirimizin en özgün ve üretken şairlerinden biri olan Edip Cansever'in (1928-1986) bütün yazılarını, söyleşilerini ve soruşturma yanıtlarını ilk kez bir araya getiriyor. Cansever'in yazılarında, poetikasını belirleyen, yaşama ve şiire bakış açısını ortaya koyan, şiirini anlamamızı sağlayacak pek çok ipucu bulunur. Örneğin, Türk şiirinde az rastlanan 'dramatik monolog' türünü neden tercih ettiğini göstermesi bakımından en önemli yazılarından biri olan 'Şiiri Bölmek'te, Cansever, hep birilerine ya da bir şeylere uyum göstererek yaşadığımızı, sonuçta kişiliğimizi yitirdiğimizi vurgular. Ona göre, direnmekle çevreye uymak arasında şaşkına dönen ve çeşitli rollere bölünen bireyin şiirde hakkıyla temsili, şiirin de anlatıcılara bölünmesiyle, yani dramatik bir şiirle mümkündür. Okuyucu, 'Düşüncenin Şiiri', 'Soyut Somut', 'Şiiri Şiirle Ölçmek', 'Tek Sesli Şiirden Çok Sesli Şiire' ve 'Tragedya Üzerine Notlar' gibi yazılarda, ayrıca şaire yerinde soruların yöneltildiği söyleşilerde ve Erdal Öz'e yazdığı mektuplarda da Cansever şiirinin düşünsel temellerine açılan pek çok kapıyla karşılaşacaktır.

Berna Moran – Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1: Ahmet Mithat'tan Ahmet Hamdi Tanpınar'a Kitap Kapağı Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1: Ahmet Mithat'tan Ahmet Hamdi Tanpınar'a
Berna Moran
İletişim Yayınları
256

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış kendi türünde şimdiye değin yapılmış incelemelerin en yetkini (...) Edebiyatla yakından ilgili olan herkesin mutlaka okuması gereken bir başyapıt bence. (Hilmi Yavuz, Kitap, 1 Mart 1984)
Berna Moran yapıtlarını özlediği düzeye getirmeden ortaya çıkarmıyor (...) sonunda sağlam, tutarlı, açık, pırıl pırıl bir "bütün" çıkarıyor ortaya. (Memet Fuat, Nokta, 30 Ocak 1984)
Bu çalışma birden fazla yönüyle eleştiri geleneğimizde bir başyapıttır. Bilgi, yöntem, araştırma ve gözlemin eksiksiz ve kusursuz bir bileşiminden oluşan bu katkısıyla Berna Moran'ın eleştiri geleneğimizi bir dönüm noktasına getirdiğini söylemek yanlış olmaz. (Jale Parla, Cumhuriyet, 9 Şubat 1984)
Berna Moran'ın yapıtı, bu konuları ilk kez eleştirel bir tutumla ve sistemli bir yaklaşımla ele aldığı için önemli. Üstelik Moran, yine ilk kez, çağdaş eleştiri yöntemlerini kullanarak inceliyor konu edindiği romanları. (Atilla Özkırımlı, Düşün, Ağustos 1984)
Bir yazın incelemesinden bütün beklentilerini Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış'ta buldum. (Aziz Nesin, Milliyet Sanat Dergisi, 15 Şubat 1984)

Mina Urgan – Virginia Woolf

Virginia Woolf Kitap Kapağı Virginia Woolf
Mina Urgan
Yapı Kredi Yayınları
215

Çağımızın İngiliz ve dünya edebiyatının en etkin yazarlarından Virginia Woolf, evlenmesi ile 1941'deki ölümü arasındaki otuz yılda, aralarında çığır açıcı kitapları Deniz Feneri ve Dalgalar ile, feminist yaklaşımın çok zekice tartışıldığı Kendine Ait Bir Oda'nın da bulunduğu on beş kitap yazdı. Aynı dönemde ürettikleri arasında sayısız eleeleştiri, deneme ve hikaye ile, çok hacimli bir günce de var. Hayatı boyunca akıl hastalığının tehdidi altında yaşayan biri için, hatırı sayılır bir başarı.

Orhan Pamuk – Saf ve Düşünceli Romancı

Saf ve Düşünceli Romancı Kitap Kapağı Saf ve Düşünceli Romancı
Orhan Pamuk
Yapı Kredi Yayınları
124

"Bu kitap roman konusunda bildiklerimden ve öğrendiğim en önemli şeylerden yapılmış bir bütündür."

"Roman okurken kafamızda neler olup biter?" başlığı ve "Romanlar ikinci hayatlardır" satırıyla açılan Saf ve Düşünceli Romancı, Orhan Pamuk'un 2009 sonbaharında Harvard Üniversitesi'nde, bin kişilik Sanders Tiyatrosu'nda verdiği ve büyük ilgi gören Charles Norton konferanslarını içeriyor.

Doksan yıllık geleneğinde T. S. Eliot'tan Borges ve Paz'a, Calvino ve Eco'dan Toni Morrison'a edebiyatın ve sanatın dünyadaki en saygın yaratıcılarını ağırlayan altı oturumluk konferans dizisinde Pamuk, romancılara sıkça yöneltilen "Bunları gerçekten yaşadınız mı?" sorusundan "Müzeler ve Romanlar"ın benzerliğine, romanla resim sanatı ilişkisinden romanların yavaş yavaş ortaya çıkan ve değişen merkezi fikrine, kırk yıllık roman okurluğu ve otuz beş yıllık roman yazarlığının tüm sanatı ve zanaatını okurlarıyla içtenlikle paylaşıyor.

"Büyüleyici... Her romancı bu kitabı okumak ve sanatını ustasından öğrenmek isteyecektir."
-The Daily Telegraph-

Fernando Pessoa – Şeytanın Saati

Şeytanın Saati Kitap Kapağı Şeytanın Saati
Fernando Pessoa
Metis Yayıncılık
56

"Masallardaki Yakışıklı Prens'i, Mükemmel Erkeği, Yorulmak bilmez âşığı hiç düşünmediniz mi? Sizi kimsenin okşamadığı gibi okşayacak birini, sanki siz onun içindeymişsiniz gibi sizin olan birini, aslında bir olan üçlü bir coşkuda hem babanız, hem kocanız, hem de oğlunuz olan birini, hiç yanınızda, düşünüzde hissetmediniz mi?
... Bendim o, her zaman ben, ben Yılan -bana verilegelen rol bu- dünyanın başlangıcından beri...
... Ben İmgelem Tanrısı'yım, yitik, çünkü yaratmıyorum.
... Ben sesi esriklik, ruhu yanılgı olan, yaratmadan yaratan Tin'im.
... Ben, senin her zaman aradığın ve asla bulamayacağın kimseyim."

Fernando Pessoa – Ophelia’ya Mektuplar

Ophelia'ya Mektuplar Kitap Kapağı Ophelia'ya Mektuplar
Fernando Pessoa
Sel Yayıncılık
112

Portekizli şair ve yazar Fernando Pessoa’nın nişanlısına yazdığı mektuplar onun sevgisine tanıklık etmenin yanı sıra gizlerini de açıyor.

Ophélia’ya Mektuplar, Pessoa’nın özellikle yalnızlığını, kırgınlıklarını, sıkıntılarını, acılarını, kıskançlıklarını, ileriye dönük düşüncelerini sergiliyor.

“Küçük sevgilim, sevgili Bebeğim, Saat sabahın yaklaşık dördü, ağrılar içinde kıvranan bedenimin dinlenmeye ihtiyacı varken uyumaktan kesinlikle vazgeçtim. Üç gecedir bu böyle, ama bu gece hayatımda yaşadığım en berbat gecelerden biri. Bunu anlamana imkan yok küçük sevgilim, şanslısın sen. Uykumu kaçıran şey yalnız anjin ve iki dakikada bir şu berbat tükürme ihtiyacı değil. Ateşim yoktu ama sayıklıyordum, deliriyorum sanıyordum, bağırmak, haykırmak, birbirini tutmayan bin bir şey yapmak istiyordum.

Bütün bunlar, hastalığın yarattığı kırıklığın doğrudan etkisiyle değil de dün bütün gün, ailemin gelişiyle ilgili olan ve çözümlenemeyen şeylerden sıkıldığım için oldu.”

Doğan Özlem – Hermeneutik ve Şiir

Hermeneutik ve Şiir Kitap Kapağı Hermeneutik ve Şiir
Doğan Özlem
Notos Kitap
64

Bir edebiyat yapıtını yorumlamada aslolan nedir?

Şiir, edebiyatın en eski türü. Sevilen, yadırganan, içe kapalı gelen -dolayısıyla yoruma en muhtaç olan. Aslında yalnızca şiirin değil, bütün yazınsal metinlerin ömrü yoruma ne kadar açık olduklarına bağlı.
Hermeneutik ve Şiir felsefi bir bakış açısıyla, bir edebiyat metnini yorumlama sorununu şiir özelinde tartışıyor. Öncelikle, bir edebiyat metnini anlama ve yorumlama sürecinde yapılan seçimlere değinen kitap, tarihselliğin altını özellikle çiziyor. Yazınsal bir metnin en iyi biçimde ancak yazıldığı tarihsel-toplumsal koşullar göz önünde bulundurulduğunda anlaşılabileceğini vurguluyor. Başka bir deyişle, Grek tinini anlamadan Homeros'u, Rönesans ile Reform'un kesiştiği noktayı göz önünde tutmadan Shakespeare'i yorumlamanın eksik yorumlama olacağını öne sürüyor.
Hermeneutik ve Şiir, edebiyatı yeniden üçboyutlu düşünmek için iyi bir fırsat.

Cemal Süreya – Papirüs’ten Başyazılar

Papirüs'ten Başyazılar Kitap Kapağı Papirüs'ten Başyazılar
Cemal Süreya
Yapı Kredi Yayınları
140

Elinizdeki kitap Türk şiirinin önde gelen adlarından Cemal Süreya'nın aralıklarla elli üç sayı yayımladığı dergisi Papirüs'teki başyazılarını bir araya getiriyor. Kavrayıcı bir zekâ ve geniş bir kültürün sanat ve edebiyattan düşünce ve siyasete uzanan geniş bir alandaki değerlendirmeleri.

"Türk edebiyatını, özellikle de şiirimizi çok iyi biliyordu Cemal Süreya. Papirüs'ün başyazıları buna tanıktır. Bu yazılarda şair Cemal Süreya'yı düşünce adamı kimliğiyle görürüz. Araştıran, soran, değerlendiren, hesaplaşan bir Cemal Süreya'dır bu. Ve hiçbir zaman yetinmeyen."
-Atilla Özkırımlı-

"Türk edebiyatına çeşitli açılardan bakan, o açılardan gördüklerini değerlendiren, sorunlara bir düşünür, bir denemeci, bir şair olarak yaklaşan ve çözüm arayan, çözüm getiren önemli yazılardır Cemal Süreya'nın yazıları."
-Muzaffer Buyrukçu-

Tahsin Yücel – Yazının Sınırları

Yazının Sınırları Kitap Kapağı Yazının Sınırları
Tahsin Yücel
Yapı Kredi Yayınları
208

Tahsin Yücel'in yapıtlarını sunduğu alanların çokluğu konusu sıklıkla konuşulur. Ancak romandan siyasete, denemeden öyküye kadar çeşitlilik gösteren bu çokluğun değeri, önemi kabul edilir her zaman. Onun çalışkanlığı, salt Türk kültürüne katkı yapmakla kalmaz, peşinden evrensel bir yankıyı da getirir. Yazının Sınırları bu anlamda, belki de Tahsin Yücel'in varsıllığını en üst düzeyde yansıtıyor. Barthes, Proust, Greimas, Mauppasant, Camus, Butor eşliğinde keyifli bir okuma deneyimi, Yazının Sınırları.

"Yazının sınırları çok geniş ve değişkendir kuşkusuz, ama, durmadan biçim değiştirmekle bulutun bulut, kumun kum olmaktan çıkmaması gibi, yazın da sürekli değişimleri içinde varlığını hep sürdürür: biçimiyle içeriğinin örgensel birliği içinde özgün bir bildirişim türü olarak kalır."