Ahmet Semih Tulay – Antik Öyküler

Antik Öyküler Kitap Kapağı Antik Öyküler
Ahmet Semih Tulay
Söke Yayınları
60

Ege Bölgesi’nin en güzel illerin den birisi olan Aydın, 8007 kilometre karelik bir alanı kapsar ve Denizli, İzmir, Manisa, Muğla İlleriyle komşudur. Batısında Ege Denizi yer alır.
Kent topraklarının bir kısmı, Anadolu’lu Tarihçi Herodot’un "En güzel gökyüzü ve en güzel iklimli yer" olarak tanım ladığı İyoııya’da kalır. Bir kısım toprakları ise Karya ve Lidya’dadır. Aydın’ı yoğun arkeolojik yerleşimlerden dolayı “Uygarlıklar Merkezi” olarak adlandırmak yanlış olmaz. Aydın İli’nde bir çok antik kent ve merkez vardır. Bunlardan kazı ve araştırma yapılan lar ile ziyaret edilerek görülebilenler ve isimleri bilinenler şunlardır: Akharaka, Afrodisias, Alabanda, Alinda, Amyzon, Aninetos, Antiocheia ad Macandrum, Assesos, Didyma, Euhippe, Gerga, Gordio teikhos, Harpasa, Magnosia ad Maeandrum , Mastaura, Melie, Milet, Myus, Naulokhos, Nysa, Orthosia, Panion ion , Piginda, Plarasa, Priene, Pygela, Pyrrha, Tlıebai, Tralles. Özellikle bunlardan Afrodisias, Didyma, Milet ve Prime, Anadolu arkeolojisinde olduğu kadar, Dünya arkeolojisinde de çok önemli bir yere sahiptirler. Aydın’da bu arkeolojik merkezlerden başka gün ışığına çıkmayı bekleyen bir çok yer daha vardır.

Emrah Serbes – Hikayem Paramparça

Hikayem Paramparça Kitap Kapağı Hikayem Paramparça
Emrah Serbes
İletişim Yayınları
176

"Annemin öldüğünü anlatma, onun etkisi altında olduğum için kendisini sevdiğimi düşünmesin."
"Tamam Galip."
"Karanlıkta uyuyamadığım için gece lambasını açık bıraktığımı anlatma, beni ottan boktan korkan biri zannetmesin."
"Tamam Galip."
"İlk defa âşık olduğumu anlatma, beni bu konularda tecrübesiz biri zannetmesin."
"Tamam Galip."
"Geçen sene el frenini çekmeyi unutup Kartal'ı boklu dereye yuvarladığımızı anlatma. Malının kıymetini bilmeyen biri olduğumu düşünmesin."
"Tamam Galip."
"Babamın orospu çocuğu olduğunu anlatma. Onu bizzat ben anlatmak istiyorum."
"Tamam Galip."

Gecenin ilk müşterisi olan, sabahçı kahvelerinde, çorbacılarda ayılan genç adamlar. Bazen en anlamsız yüzü yaşamanın ve bazen yel değirmenini arayan içli bir hatıra. Henüz ölmemişler ve ölümle tanışmamışlara yazılmış hikâyeler... Namluya sürülmüş küfür... Büyümemiş bir çocuk... Pati yapan arabalar, yutkuna yutkuna dinlenen şarkılar ve hayattan meseleler. Kutlanan yenilgiler, "hayat kerpiçten bir gökdelen sevgili kardeşim, yanlış bir parantezde yaşıyoruz. Bırak konuşalım, iki çift laf edelim, yüz yüze bakıyoruz..."

Emrah Serbes, hayatı kendine katık eden, sokaktan çağlayan bir sesle yeraltının dumanını anlatıyor bize. Bitmez bir ergen öfkesiyle kuyuya düşmüş çocuklara sesleniyor.

Emrah Serbes'ten parça parça anlar, parça parça anılar, paramparça hikayler...

David Herbert Lawrence – Adalari Seven Adam

Adalari Seven Adam Kitap Kapağı Adalari Seven Adam
David Herbert Lawrence
Notos Kitap
126

Joseph Conrad'ın Zafer adlı romanının kahramanı Axel Heyst, "Bu adalara vurgunum ben!" der. D.H. Lawrence'ın Adaları Seven Adam adlı uzun öyküsü de "Adaları seven bir adam vardı" diye bir masal gibi başlar. Çevresine yabancılaşmış modern insanın, mutluluğu kaçışta aramasını dile getiren Lawrence, Axel Heyst'i başka bir düzeyde yeniden anlatır sanki. "Hiç kimsenin bir ada olmadığını", bir kaçış ütopyasının çağdaş yaşamın insan bilincinde yarattığı bunalımlara çözüm getiremeyeceğini bir daha gösterir Lawrence. Bu bakımdan amacı, eninde sonunda Conrad'ınkiyle birleşir. Lawrence'ın kahramanı da herkesten uzaklaşmak, bir adaya, yalnız kendisinin olacak bir adaya, kendi dünyasına kapanmak ister. Bu özlemi gerçekleşir.
Akşit Göktürk

Adaları Seven Adam çağdaş dünya edebiyatının en önemli yazarlarından D.H. Lawrence'ın üç öyküsünü bir araya getiriyor: "Adaları Seven Adam", "Dokundun Bana", "Sallanan At Birincisi".

Sabahat Sercan Pınar – Zekiye Hanım’ın Nar Ağacı

Zekiye Hanım'ın Nar Ağacı Kitap Kapağı Zekiye Hanım'ın Nar Ağacı
Sabahat Sercan Pınar
Sokak Kitapları Yayınları
208

Anneannemle Kemah'a yaptığımız o ziyaretin üzerinden yıllar geçti. Şimdi ben iş güç sahibi yetişkin bir insanım. Anneannemin bana anlattıklarını zaman zaman düşünürüm. Yaşım ilerledikçe anlatılanları daha da iyi idrak ediyorum. İşte kuşaktan kuşağa eğitimin, kültürün geçişi böyle oluyordu demek ki. Bu böyle zincirleme uzayıp gidecekti. Fırat Nehri nasıl asırlardır kesilmeden akıyorsa, uygarlık da böyle kuşaktan kuşağa çoğalarak akıyordu. Anneannemin anneannesi yalnız onu eğitmemişti, ben de onun eğitiminden faydalanmıştım.

Robert Musil – Üç Kadın

Üç Kadın Kitap Kapağı Üç Kadın
Robert Musil
Helikopter Yayınları
102

Dev yapıtı Niteliksiz Adam'la tanınan Robert Musil, Almanca edebiyatın en büyük yazarlarından biridir.Üç Kadın'da köylü kadını "Grigia"nın, aristokrat "Portekizli Kadın"ın ve tezgahtar kız "Tonka"nın yazgıları usta bir dille anlatılır. İlişkiye girdikleri erkekler için hem yabancı hem de aşinadır onlar.Musil ruhun labirentlerinde dolaşarak bu gerilimi o eşsiz diliyle anlatır. Çözülemeyen "öteki" (kadınlar) Musil'in peşinde olduğu içsel gerçekliğin bir anahtarıdır sadece.

Heinrich Böll – Cüce ile Bebek

Cüce ile Bebek Kitap Kapağı Cüce ile Bebek
Heinrich Böll
Cem Yayınevi
158

Cüce ile Bebek, toplam yirmi-bir kısa öyküden oluşuyor. Sıradan olmayan gidişatın yanında çok da sıradan olan günlerin anlatıcısı olmuş. Porselen bebeğin kırılması, üzgün yüzünden dolayı hapse atılan adam, köprüden geleni-geçeni sayan biri, kardeşlerinin açlığından endişelenen çocuğun hazin ölümü, evini zor durumda kalan hayvanlara açan kadın, tanımadığını bildiği birinin tanımazlıktan gelişine takılan tren bekleyen adam, rujuklar üzerine yapılan araştırmalar, bir şey olmasını bekleyen adam, krallığından güçlükle kaçan kral çocuk, dansöz olmak en büyük hayali olan genç kız, aldığı hediyeleri karısına veremeyen adam, ihaleyi kazanamama korkusu çeken biri, savaştan dönen dayısına hayran çocuk, sokakta dolanan köpeklerin vergisiz olanlarını yakalamakta usta ama vergili olmayan köpeği, bir kartpostal ile hayatı değişen genç, askerlerin geçirdiği bir gece, mesleği gülmek olan adam, ağaçlıklı yolun hayalini kura kura ölen asker, sahip olduğu dükkanı gözyaşları içinde devredeceğini söyleyen kadın, kendini kilisede bulup kalıp kalmama tereddüdü yaşayan bir günahkar ve herkesten borç alan kara koyundan sonraki ailenin kara koyunu...

Uğur Yücel – Yağmur Kesiği

Yağmur Kesiği Kitap Kapağı Yağmur Kesiği
Uğur Yücel
Can Yayınları
152

Lefteri üç gün toprak altında kalmıştı...
Sırtında kırbaç izleri. Sırtı paramparça. Karnını deşip kemiğe saplanmış lakerda bıçağı.
Köpekler burunlarını toprağa vermiş, en pes seslerden ağlıyor. Denizkızları bir bir gırtlaklarını kesip kayalara vuruyor diri bedenlerini.
"Ave Maria" söylüyor koro.
"Allahümme salli âlâ seyyidina Muhammed," diye bağırıyor kurbanlık koyunlar.
Karlar örtüyor eflatun şallarını köyün üstüne.
Lefteri'yi çarmıha gerdiler.
Ve o hiçbir şey demedi.
Rakılar, esrarlar ağladı.
"Ölüm Allah'ın emri ayrılık olmasa," dedi kedi imam.
Helal ettiler haklarını.
Lefteri gömüldü.
Sevgilisi Melina Ratsis'in yanına.
Sarıldılar.
Bıçağı söktü aldı karnından Melina. Bir bir yaralarını sevdi okşadı. Gözlerini öptü. Saçlarını koparıp bedenine sürdü. Mezarın diplerine çekti Lefteri'yi. Çekildikçe su geldi çekildikçe deniz, indikçe tuz geldi burnuna. Balıklar öptü gözlerini. "Derin nefes al sevgilim," dedi Melina. Son nefesini aldı Lefteri.
Daldılar derinlere derinlere. Denizkızı Melina sevdasına kavuştu. Denizin bittiği yerlere gittiler, Karya mezarlarına, yüksek manastırlara...
Onlar çağırmadı bu olup biteni. Bu felaket klavyeleri. Bu yarılmış kar tepelerinden fırlamış ten kokusu.
Oluk oluk.
Onlar bağırmadı.

Yılmaz Erdoğan – Hüzünbaz Sevişmeler

Hüzünbaz Sevişmeler Kitap Kapağı Hüzünbaz Sevişmeler
Yılmaz Erdoğan
Sel Yayıncılık
91

Aklı hin yüreği hüzünbaz bir yazardan İngilizce öyküler...... Aşkımız iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı; gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmedi. ... Hiç düşündün mü belkiyi? Belki, eline en yakışan takı benim elim. Belkide en belli olacak yalan, benim söylediğim... Belki sen ve belki ben...... Yoksulluk, kirden rengi tanınmayan bir beyaz tutsaklık... İnsan kendine iltica edebilir mi?... Ölü olarak ele geçiriliyor en sıcak insan sözleri...Ve hüznüm bir kamu morgunda işe başladı.

Cihat Burak – Yakutiler

Yakutiler Kitap Kapağı Yakutiler
Cihat Burak
Yapı Kredi Yayınları
152

Ünlü ressam Cihat Burak'ın aynı zamanda usta bir öykücü olduğunu Cardonlar'la farketmiştik, 1980'lerin başında. Ardından, 1992 Yunus Nadi öykü Ödülü'nü kazanan Yakutiler'le, bu kanıyı pekiştirmişti. Yıllar sonra, pırıltısından hiçbir şey yitirmeyen resimleri gibi öyküleri de hala capcanlı...

Burak'ın zengin anılar ve dikkatli gözlemlerle beslenen öykülerinde duyguya ince bir alay eşlik ediyor. Yakutiler'de günlük yaşamdaki ve kültürümüzdeki hızlı değişmeler gösterilirken yanlış eğitimin, tersine dönen devlet çarkının eleştirileri yapılıyor. İnsan ilişkilerinin, doğa ve çevrenin yozlaştırılmasına karşı uyarıların dile getirildiği öykülerde, yazı dilinin alışılmış kurallarına zaman zaman hoş bir biçimde yan çizen Burak, konuşma dilini çok canlı, çok çekici biçimde kullanıyor.

Yakutiler, bu kez yazarının elyazısı örnekleri ve desenleri eşliğinde...

Patrick Süskind – Üç Buçuk Öykü

Üç Buçuk Öykü Kitap Kapağı Üç Buçuk Öykü
Patrick Süskind
Can Yayınları

Patrick Süskind , Türkiyeli okur için bildik bir ad. Umutulmaz romanı Koku, kısa romanı Güvercin ve Bay Somer'in Öyküsü'nün ardından bu kez de öyküleriyle karşınızda. İnsan doğasını, zayıflıkları ve erdemleriyle iyi bilen bir yazar Patrick Süskind. Derin bir gözlem gücü, kendini hissettiren, ama dozunda bir ironi, fantastik bir kurgulama bu öykülerin ortak özelliği. Patrick Sükind'in usta bir anlatıcı olduğunu bir kez daha kanıtlayan, Üç Buçuk Öykü, küçük ama belleklerde hoş bir lezzet bırakan türden bir kitapçık.

Ryunosuke Akutagawa – Raşömon ve Diğer Öyküler

Raşömon ve Diğer Öyküler Kitap Kapağı Raşömon ve Diğer Öyküler
Ryunosuke Akutagawa
Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi
240

Bu kitaptaki hikâyeler, Ry?nosuke Akutagava'nın öykülerinden bir seçmedir. Büyük bir ustalıkla yazdığı çeşitli biçim ve içerikteki öyküleriyle kendinden sonra gelen kuşaklara örnek olmuştur.

Japon film yönetmeni Akira Kurosava, kitaba adını veren öyküyü "Çalılıklar Arasında" isimli öyküyle birleştirerek Raş?mon ismiyle sinemaya uyarladı ve 1951 yılında Venedik Uluslararası Film Festivali'nde birincilik ödülünü kazandı.

"Akutagava, ilk hikâyesi olan "Raş?mon"da işinden atılmış bir uşaktan bahseder. Uşak, Raş?mon kulesinde, peruk yapmak için ölü bir kadının saçlarını yolmakta olan yaşlı bir cadaloz görür. "yaşamak için bunu yapmaya mecbur olduğumu bilseydi, belki bana kızmazdı" diyerek durumu açıklamaya çalışır yaşlı cadı. Uşak alaycı bir şekilde "Yaa, öyle mi? O zaman hırsızlık yapma sırası bende. Yapmazsam ben de açlıktan öleceğim" der ve elbiselerini üstünden çıkarıp alarak kadını bir tekmeyle kokmuş cesetlerin arasına yuvarlar.

Akutagava'nın yaratmış olduğu ırz düşmanları, katiller ve fanatikler üzerine hiçbir zaman merhamet güneşi doğmaz; çünkü yazar, tıpkı başı dumanlı Fuji dağı gibi insanların aczine uzaktan ve soğuk bakmaktadır. Ölümünden birkaç ay önce yazmış olduğu şiirde yazarın nihilizmi çok çarpıcı bir biçimde gözlenmektedir.

Çiçekli palmiyeler ve bambuların bağrında,
Kapatmış gözlerini sanki uyuyor Buda...
Yol boyunca uzanmış incirlikler içinde,
Kuruyan dallar gibi çoktan can vermiş İsa...
Bize de geldi sıra, kavuşmak var uykuya,
Bir dekorun önünde yaşam denen oyunda.."
-Time, 29 Aralık 1952-

Menekşe Toprak – Valizdeki Mektup

Valizdeki Mektup Kitap Kapağı Valizdeki Mektup
Menekşe Toprak
İletişim Yayınları
124

Hesabı ödedikten sonra ufak valizimi alarak, kahvenin baktığı meydanın ortasındaki metroya doğru yürüyorum. Metronun derinliğine dalmadan önce son bir kez daha, yüzyıllarca nice krala, nice imparatora görkemini ve iktidarını hatırlatmış, şimdiyse levhalarıyla, parlak ışıkları, mini etekli, kot pantolonlu kadınları ve erkekleriyle, egzoz kokan otomobilleriyle yanlış zamanda ve yerdeymiş duygusunu veren kente bakıyorum. Ama bu kenti sadece bu haliyle anımsamayacağımı, onun, hiçbir benzerliğinin olmadığı, Anadolu'nun sürekli kılık değiştiren o bozkır metropolüyle beraber aklıma geleceğini biliyorum.

Yersiz yurtsuzlar. Cevaplanmayan telefonlar. Adressiz mektuplar. Gaz maskeleri. Sığınaklar. Harabe binalar. Yıkık dökük merdivenler… Son bir hevesle geçmişe dönenler, bozkıra çıkanlar.

Valizdeki Mektup, aidiyetsizliğin ve sevgisizliğin anlatıldığı buruk öyküler…

Menekşe Toprak, Türkiye'den Berlin'e, oradan Viyana'ya uzanan tozlu yolları, bu yollarda savrulan hayatları anlatıyor. Arafta nefes nefese.

Katherine Mansfield – Ölü Albayın Kızları

Ölü Albayın Kızları Kitap Kapağı Ölü Albayın Kızları
Katherine Mansfield
Adam Yayınları
109

Yazar, kitaplarıyla kısa sürede üne ermiş, İngiliz dilini çok ustaca kullanmasından kaynaklanan dilsel özelliklerinin yansıtılmasındaki güçlüklere karşın, öyküleri bütün dünya dillerine çevrilmiştir. Ülkemizde de bu inceliklerle dolu yazarın yapıtları nerdeyse çevirmenler arası bir yarışma konusu haline gelmiştir.

Ali Balkız – Karın Altı Kardelen

Karın Altı Kardelen Kitap Kapağı Karın Altı Kardelen
Ali Balkız
Cem Yayınevi
120

İçindekiler:

  • Karın Altında Kardelen
  • Akvaryum Kırıldı Balık Öldü
  • Ye Gurban
  • Kelepçeyi Kelepçelemeek
  • Sersem Serçeler
  • Bir Sigara Yakımlık Alev
  • Telsiz
  • Hostes
  • Göze
  • Komünden Kalma Bir Sokak
  • Hasan Dağı

Oliver Sacks – Müzikofili

Müzikofili - Müzik ve Beyin Öyküleri Kitap Kapağı Müzikofili - Müzik ve Beyin Öyküleri
Oliver Sacks
Yapı Kredi Yayınları
384

Müzikofili nörolog-yazar Oliver Sacks'ın meslek hayatında karşılaştığı vaka öykülerinin bir derlemesi. Adından da anlaşılacağı gibi, bu kitapta biraraya getirilen vakaların ortak noktası, geçirdikleri hastalık veya kazalar sonrasında müziğe karşı geliştirdikleri hassasiyetleri.

Bir sabah, zihninde bitmek bilmeyen son derece "gerçek" bir melodiyle uyanan bir kadın... Yıldırım çarpmasından sonra piyano çalmaya karşı tutkulu bir ilgi geliştiren bir doktor...

Nörolojik hasarlar ve bunlarla baş etme süreçleri yeni "algı kapıları" ile özgül ve sıradışı deneyimlerin önünü açabilir. Sacks digger kitaplarında olduğu gibi Müzikofili'de de hekim ve insan kimliğini öne çıkararak sosyal bilimlere ve edebiyata yaptığı göndermelerle okura, üzerinde hiç düşünülmeyen bambaşka bir dünyayı, beyin denilen gizemli organın dünyasını anlatıyor.