İbrahim Kafesoğlu – Kutadgu Bilig ve Kültür Tarihimizdeki Yeri

Kutadgu Bilig ve Kültür Tarihimizdeki Yeri Kitap Kapağı Kutadgu Bilig ve Kültür Tarihimizdeki Yeri
İbrahim Kafesoğlu
Kültür Bakanlığı Yayınları

Din bir inançtır, fakat her inanç din değildir. İkisinin arasındaki fark kutsallık kavramında belirir. Dinî inançlarda varlıklar hakkında kutsal olan ve olmayan (meselâ İslâmlıkta haram, helâl) diye ayırım yapılmıştır. Kutsal olanlara dokunmak, karşı gelmek yasaklanmıştır. Tâzim etmek saygılı davranmak suretiyle onları memnun etmeğe çalışmak lâzımdır. Din dışı suçların türlü cezaları vardır. Dîni yasaklara riayet etmeyen ise günah işlemiş olur ki, cezası daha çok vicdan azabı çekmek ve çevre tarafından ayıplanmaktır.

Kutsallık anlayışına dayanan bir inancın tam iman sistemi hâlini alabilmesi için üç şart tespit edilmiştir:

  • İtikat (imanın esasları)
  • Amel (tapınmalar, özel törenler vb.)
  • Cemaat (Îtikat ve amel’in bir kütle tarafından kabûl ve icrası)

Bu şartları gerçekleştiren din sistemleri biri iptidâi (veya halk dinleri) diğeri yüksek (veya semavî dinler) olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İptidaî dinlerle yüksek dinler arasında en mühim fark “Tanrı” telâkkisinde görülür. İslâmlık, Hıristiyanlık, Musevilik gibi semavî dinlerde kaadiri mutlak, yaratıcı, tek Tanrı imanın merkezî noktasıdır. Totemcilik veya çok tanrılı bütün diğer inançlar halk dinleri sayılırlar. 1

Türkler tarihleri boyunca dinî mahiyette türlü inançlara bağlanmışlardır. Bunların içinde “iptidaîleri” olduğu gibi, yüksek (semavî) olanlar da vardır. Bu yazımızda Türklerin din târihi bahis konusu edilmeyecek, fakat doğrudan doğruya aslî Türk dininin ne olduğu açıklanmağa çalışılacaktır.

İbrahim Kafesoğlu – Eski Türk Dini

Eski Türk Dini Kitap Kapağı Eski Türk Dini
İbrahim Kafesoğlu
Kültür Bakanlığı Yayınları
68

Milletleri millet yapan ve millet olarak yaşatan milli kültürlerin temel unsurlarında birisi milli terbiyedir. milletimizin bugün yaşadığı buhranın temelinde, hiç şüphesiz milli kültür ve terbiyenin ihmal edilmiş olması vakıası yatmaktadır.

Georges Duby – Ortaçağ İnsanları ve Kültürü

Ortaçağ İnsanları ve Kültürü Kitap Kapağı Ortaçağ İnsanları ve Kültürü
Georges Duby
İmge Kitabevi
240

Okuyucu bu kitapta ortaçağın kendine özgü renklerini keşfetmenin tadına varacak ve zaman ile mekan içinde yaptığı yolculukla kendi tarihimizi de daha iyi kavrama noktasına ulaşacaktır. Çünkü tarih, sunduğu sonsuz çeşitlilik içinde, ancak kıyaslama yoluyla anlaşılabilir bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. Duby'nin bizi gezdirdiği dünyanın renkleri, karmaşıklığı, değişkenliği, tarihçinin geçmişin derinliklerine tuttuğu ışığın gücünden ötürü, keyifli bir okuma olanağı sağlamaktadır.

Jack Weatherford – Vahşiler, Barbarlar ve Uygarlık

Vahşiler, Barbarlar ve Uygarlık Kitap Kapağı Vahşiler, Barbarlar ve Uygarlık
Jack Weatherford
Versus Kitap
386

İlk bakışta, Bering Denizi’ndeki ıssız adalarda ayıbalığı avlayan Aleutlar bugün dünya sahnesinde önemsiz aktörler gibi gelebilir, ama ataları bir zamanlar Buz Çağı’nda insanların hayatta kalmalarında yaşamsal bir rol oynadı. Cochabamba’nın tozlu pazarında oturan Quechua kadını gerikalmış ve önemsiz görünebilir, ama ataları hâlâ yararlandığımız bir tarım devrimine yolu açtı. Önümüzde yatan sorunları bilmediğimiz için, hangi insan becerilerine ya da kültürel perspektife ihtiyaç duyacağımızı da bilmiyoruz.

İnsan tarihinin yaklaşan çağı, ülkeler arasında ve içinde kültürel çatışmalardan biri, şehirleri parça parça eden çatışmalardan biri olmakla tehdit ediyor. Şimdi yürüdüğümüz aynı yolda ilerlemeye devam edersek, bugün Tibet ya da Meksika’da açıkça görünen sorunlar gelecek çatışmalara kıyasla devede kulak kalabilir. Yolumuzu değiştirmezsek, uygarlığımız Yaxchilán’daki taşlar kadar ölü hale gelebilir ve bir gün bir uzaylı uygarlığın torunları yıkılmış şehirlerimize bakıp neden yok olduğumuzu merak edebilirler.

-Jack Weatherford

"Antropolog Jack Weatherford’u okurken aynaya baktığımız hissine kapılmamamız elde değil... Weatherford bizleri geçtiğimiz 10.000 yıl boyunca Han Hanedanlığı hâkimiyetindeki Çin’den aborijinlere, Mikronezyalılardan Tatarlara, Antik Yunan ve Mısır’dan Büyük İskender’e ve günümüzde Bosna’da yaşanan etnik temizliğe kadar uzanan kapsamlı bir yolculuğa çıkarıyor."
-The Tampa Tribune & Times

Ahmet Buran – Türk Kültüründe Aşevleri Kayseri Örneği

Türk Kültüründe Aşevleri Kayseri Örneği Kitap Kapağı Türk Kültüründe Aşevleri Kayseri Örneği
Ahmet Buran
Yeni Ufuklar Derneği Yayınları

Biz, Komşusu açken tok yatan bizden değildir? diyen peygamberin ümmeti, sosyal adaleti toplumsal hayatın vazgeçilmez bir prensibi olarak gören bir dinin mensubu ve açları doyurmayı, çıplakları giydirmeyi devletin başlıca görevlerinden biri olarak gören; tarih boyunca kurdukları çeşitli yardımlaşma ve dayanışma kurumlarıyla insanları, hayvanları hatta bitkileri koruyup yaşatmayı görev bilen bir milletin temsilcileriyiz...
Yeni Ufuklar Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Derneği de, merkezi Kayseri?de bulunan bir sivil toplum örgütüdür. Derneğin bir amacı da; dernek bünyesinde oluşturulacak komiteler ya da uzman danışman kişiler marifeti ile amaç ve çalışma alanlarında incelemeler ve araştırmalar yapmak yaptırmak ve yayınlamaktır.
Bu çalışma Yeni Ufuklar Derneği?nin yukarı da belirtilen amaçları doğrultusunda yaptırılmış bilimsel bir araştırmadır.

Galip Erdem – Türk Kimdir? Türklük Nedir?

Türk Kimdir? Türklük Nedir? Kitap Kapağı Türk Kimdir? Türklük Nedir?
Galip Erdem
Yeni Zamanlar Dağıtım
280

Prof. Dr. Necmettin Sefercioğlu:
Galip erdem engin birikimini, sağlılı bir terkip imbiğinden geçirerek akıcı bir üslupla satırlara döken değerli bir yazar. O fikir ve mefkure ile yoğrulmuş makalelere genç kuşakların da ihtiyacı ve hakkı vardır...

Ayvaz Gökdemir:
Neslinin en kabileytli yazar ve düşünürü idi. Mantık gücünü yalın muhakemesine karşı durmak imkansızdı. Yüksek ahlaki seviyesi çok geniş ve derin kültürü büyük hafızası ile erişilmez bir zirveydi.

Abdurrahman Uzunaslan – Gladyatörler

Gladyatörler: Arenanın Tutsak Savaşçıları Kitap Kapağı Gladyatörler: Arenanın Tutsak Savaşçıları
Abdurrahman Uzunaslan
Myken Yayınları
233

Basit mezar stelleri antik nekropolleri süsleyen ve yaşadıkları çağda zoraki kahramanlıklarının karşılığını hiçbir şekilde görememiş, buna karşın çetin yaşam serüvenleri insanoğlunu cezbetmiş çaresiz bir kitlenin tarihidir gladyatörlerin geçmişi.
Toplum tarafından infame (kötü) yaftası vurulan, başlangıçta yalnızca savaş esirlerinden ve cinayet suçlularından oluşan bu gruba, sonraları ekmek ve ün derdine düşmüş gönüllü dövüşçüler de katılmış, bunlara kana susamış seyirciler ve gözünü para hırsı bürümüş organizatörler de eklenince, gladyatörler sonu gelmez bir filmin zavallı figüranları haline gelmişlerdir.
Başlangıçta aristokrat Romalıların cenaze törenlerinde boy gösteren ve ölümüne dövüştürülen tutsaklar, çok geçmeden sıradan Roma vatandaşlarının da izleyebildiği profesyonel organizasyonlarda boy göstermeye başlamışlardır. İmparator kültüne saygının kentlerdeki en belirgin ifadesi olarak algılanan gösteriler, M.S. 6. yüzyıl ortalarına kadar aralıksız bir şekilde devam etmiştir. Geç Antik Dönem sonunda toplumda artan sosyo-ekonomik bunalımlara, Hıristiyanların artan baskısı ve köle kaynaklarının tükenmesi gibi nedenler de eklenince, gösteriler kaçınılmaz olarak ortadan kalkmıştır.
Elinizdeki bu çalışma, basit bir cenaze töreninden karmaşık bir gösteri yumağına dönüşen, bu özelliğiyle de her tabakadan insanı yüzyıllar boyu arenalara, amfi tiyatrolara ve stadyumlara sürükleyen gladyatörler ve vahşi hayvan dövüşçülerinin serüvenini tüm sosyal boyutlarıyla gözler önüne sermektedir.

Hans Peter Duerr – Çıplaklık ve Utanç

Çıplaklık ve Utanç Kitap Kapağı Çıplaklık ve Utanç
Hans Peter Duerr
Dost Kitabevi
416

Bugün yaygın olarak kabul gören uygarlık kuramına göre, ortaçağdaki insanlar ve ilkel diye nitelenen kültürler dürtü ve itkilerini çağımız insanına göre daha az gemlerler, bu toplumlarda dürtüler bastırılmaz, duygular ve bunların ifadesi kontrol altına alınmaz. Oysa günümüzde artan işbölümü nedeniyle toplumsal bağlar sıkışmış, karşılıklı bağımlılık artmış, yoğun duygular toplumsal yaşamın sahne arkasına atılmıştır. Kurallar ve düzenlemelerden oluşan sağlam bir zırh kuşatmıştır etrafımızı ve bunu pek hissetmemizin nedeni, önceki dönemlerde hüküm süren dış baskıları artık içselleştirilmiş olmamızdır.

Enver Uzun – İran Türk Folkloru

İran Türk Folkloru Kitap Kapağı İran Türk Folkloru
Enver Uzun
Yeni Zamanlar Dağıtım
124

olklor sözcüğü "Folk (halk tabakası)" ve "lore (bilgibilim)" sözlerinin birleşmesinden meydana gelmiş olup, halk biliminin kısaltılınış şekli olarak kullanılmaktadır. Halk gelenek göreneklerini, örf-adetlerini, inançlarını, efsanelerini, etnografik değerlerini inceleyen bilim dalı olan folklor Türk halk edebiyatında "halkiyat", "budun bilgisi", "halk bilimi" şeklinde dile getirilmiştir.
Folklor sözcüğü ilk olarak Rus, Fin, Poı1ekiz ve İspanyol bilginlerince benimsenmiş olup; Fransızlar folklor sözü yerine "Tradition popoulaire", İtalyanlar "Tradizioni popuları", Almanlar ise "Volkskunde" ifadelerini kullanmışlardır.
Folklor sözcüğünün geçmişi sanıldığından da eskidir. Pausanias, M.Ö.1 76-·170 yıllarında yazmış olduğu "Feriegesistes Hellados" adlı kitabında dolaştığı yerlerdeki halkiara ait mitolojik öyküleri dile getirmiştir. Meşhur coğrafyacı Strabon da M.Ö. asırda Pausanias'ı takip etmiş. Pilinius (M.Ö.23-M.S.79), Tacitus (M.S.SS-120) ve Sezar (M.Ö.101-44)da yapıtlarında folklorik değerlere yer vermişdir .

Emin Atasoy – Demografi Yazıları

Demografi Yazıları Kitap Kapağı Demografi Yazıları
Emin Atasoy
Marmara Kitap Merkezi Yayınları
438

Bir ülkenin nüfusu, o ülkenin bazen azalan bazen çoğalan “canlı dokusunu” oluşturmaktadır. Bu “canlı dokudaki” nitel ve nicel değişimler o ülkenin siyasi, iktisadi ve sosyo-kültürel değişimleri ile yakından ilişkilidir. Nüfus olgusu, mekân ve zamana göre değişen, sosyal, kültürel, ekonomik ve jeopolitik boyutları olan çelişkili, göreceli, değişken ve tartışmalı bir kavramdır. Nitelikli nüfus bir ülkenin beşeri, ekonomik ve savunma gücüdür; aynı zamanda kültür ve medeniyetin, kalkınma ve zenginleşmenin kaynağıdır. Fakat unutulmaması gerekir ki kalabalık, niteliksiz, yoksul ve kontrolsüz nüfus, geri kalmışlığın en önemli nedenlerinden biridir.

Bilim literatüründe doğum ile ölümü, sevinç ile üzüntüyü, evlenme ile boşanmayı, zenginlik ile fakirliği, oburluk ile açlığı, çoğalma ile azalmayı, kırsal ile kentsel yaşamı, geçmiş ile geleceği sıkı sıkıya bağlayan ve birleştiren tek kavram nüfustur. Nüfus sihirli bir değnek olarak, farklı ülkelerde bazen utanç bazen gurur kaynağı, bazen barış bazen savaş nedeni, bazen birleştirici bazen ayrıştırıcı unsur olmuştur. Nüfus bazen büyüme ve kalkınmayı, bazen küçülmeyi ve parçalanmayı tetiklemiş, ama her zaman bilimsel ve siyasal tartışmaların merkezinde yer almayı başarmıştır. Nüfus bilimi, yani demografi işte bu sihirli kavramın etrafındaki olguları, olayları ve değişimleri anlamaya, irdelemeye, açıklamaya ve tartışmaya çalışan genç bir bilim dalıdır.

Elinizdeki kitapta üç Avrupa ülkesinin demografik özellikleri ve nüfus sorunları tartışmaya açılmış, ayrıca bu sorunların ortaya çıkışı, gelişimi ve çözüm önerileri irdelenmiştir. XXI yüzyılın başında Türkiye’de derinleşen siyasal, ekonomik ve sosyo-kültürel sorunların temelinde kuşkusuz nüfus sorunu yatmaktadır. Ülkemizdeki nüfus sorunlarına çözüm önerileri geliştirirken ve gelecek için demografik senaryolar hazırlanırken, başka ülkelerinin tecrübe ve deneyimlerinden yararlanmamız gerekir. İşte bu tecrübe ve deneyimleri Türk okuyuculara aktarmada bu eser yardımcı bir kılavuz örneği teşkil etmektedir.

“Demografi Yazıları” kitabının, sosyoloji, coğrafya ve uluslararası ilişkiler bölümlerindeki öğrenciler için kaynak bir kitap olarak kullanılabileceği gibi, beşeri sorunlara ve nüfus konularına ilgi duyan tüm meraklı okuyucular için de faydalı bir eser olacağı ümit edilmektedir.

Emel Esin – Türk Kültür Tarihi

Türk Kültür Tarihi: İç Asya'daki Erken Safhalar Kitap Kapağı Türk Kültür Tarihi: İç Asya'daki Erken Safhalar
Emel Esin
Atatürk Kültür Merkezi Yayınları
47

Türk kültürü şimali Eurasia kıtasının geniş ufuklarında doğmuştu. Türkler hakkında en eski kaynaklar, Çin tarihleri, Miladdan
önceki Üçüncü asırda yaşayan, tarih sahnesinde Türk olarak belirecek bir kaç boy üzerinde bilgi vermektedir. Bu Türk boyları, Çin'in şimalinden batıya doğru, Aral gölüne kadar uzanan bir kuşak boyunca kurulmuş devletler olarak tanıtılmaktadır. Böylece, erken Türkler, şimali Eurasia kıtasında yaygın, muhtelif ırklardan (europid ve mongolid) boylar çevresinden idiler.

Emel Esin – Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu

Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu Kitap Kapağı Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu
Emel Esin
Kabalcı Yayınevi
403

Emel Esin’in Toplu Eserleri dizisinin bu cildi de ilk defa bir kitapta toplanan makalelerden oluşuyor. Türk Kültürü ve Sanat Tarihi alanında müstesna bir yere sahip olan Dr. Emel Esin’in çalışmaları, yazılmalarının üzerinden kırk yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın öneminden hala bir şey yitirmiş değildir. Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu’nun ilk makaleleri, Türklerin göçebe tarzı yaşamdan yerleşik hayata geçişlerinin maddi kültürlerindeki izlerini araştırıyor. Bu çerçevede çadır mimarisiyle tapınak ve hükümdar meskeninin mimarisi arasındaki ilişkileri inceliyor. Surlu yerleşimlerin düzenini ve ardındaki simgeselliği, şehrin, sarayın ve tapınağın mimarisiyle kozmosun mimarisi arasındaki bağlantıları ortaya koyuyor.

Ev ve mezar; ölüler ve savaşçılar, kahramanlar ve tanrılar, mezartaşları ve dikilitaşlar, göksel hayvanlar ve kağan damgaları gibi temaların ele alındığı bu yazılar, hiç kuşkusuz eski Türk toplumunun az bilinen kültürel dokusuna nüfuz etmenizi sağlayacak güçte....

Mehmet Eröz & Ali Güler – Türk Ailesi

Türk Ailesi Kitap Kapağı Türk Ailesi
Mehmet Eröz & Ali Güler
Türk Dünyası Araştırma Vakfı Yayınları
72

İnsanın bir erkek ve bir dişiden yaratıldığını biliyoruz. Bir erkekle kadın
arasında meşru, makul, malum beraberliğin adına aile denir.
Arapça'dan aldığımız bu kelimenin en eski Türkçemizdeki karşılığı ne idi ?

Mehmet Eröz – Yörükler

Yörükler Kitap Kapağı Yörükler
Mehmet Eröz
Türk Dünyası Araştırma Vakfı Yayınları
330

Tezin ilk kısmında tarihi Türk Göçebeliği ile halihazır Anadolu Türk göçebeliği arasındaki münasebeti, benzerlik ve ayrılıkları, kaybolmuş veya devam etmekte olan kültür değerlerini içtimai müesseseler bakımından ele alacak, ikinci kısımda teze gövdelik eden ekonomik hayatlarını inceleyeceğiz. Son kısım ise geçmiş ve halihazır iskân siyasetinin tahlil ve tenkidine tahsis olunmuştur.

Zekeriya Kitapçı – Harzem Dil Ekolü

Türklerin Arap Dili ve Edebiyatına Hizmetleri: Harzem Dil Ekolü Kitap Kapağı Türklerin Arap Dili ve Edebiyatına Hizmetleri: Harzem Dil Ekolü
Zekeriya Kitapçı
Yedi Kubbe Yayınları
250

Neylersiniz ki, bu azgın Arap şovenizmi karşısında Türkler; Orta-Çağ İslâm kültür ve medeniyetinde nerede ise hiç bir hak iddia edemez bir hale gelmişlerdir. Öyle ya; Orta çağ, İslâm tarih, kültür ve medeniyetinin kurucuları, bu burçların büyük mimarları, bu kuleleri yapan büyük mühendisler bir diğer imge ile, başta Arap dili ve Edebiyatı olmak üzere, Tefsir, Hadis vs. gibi İslâmi ilimler, Felsefe, İslâm ilâhiyatı, ayrıca tıp, matematik, fizik astronomi gibi müspet ilim kollarında yetişmiş ve şahsiyetlerinin gölgesi bütün İslâm ülkelerinin üstüne düşmüş olan yüzlerce, binlerce Türk âlimleri bu Arap ve İran milli şuuru tarafından paylaşılmış ve bu büyük kültür ve medeniyet mirasından bize hiç bir şey bırakılmamıştır.

Türk tarihçi ve ilim adamlarının çok azı müstesna; Arap ve İran milli şuurunun bu azgın "Türk Yağmacılığı" karşısında sessiz kalmaları ve hiç bir iddiada bulunmamaları, onlarla kıyasıya bir tarih muhakemesine girmekten kaçınmaları, bir tarih ve kültür sefaletinden başka bir şey değildir.