Peter Freund & George Martin – Otomobilin Ekolojisi

Otomobilin Ekolojisi Kitap Kapağı Otomobilin Ekolojisi
Peter Freund & George Martin
Ayrıntı Yayınları
253

Otomobilin ortaya çıkışından günümüze kadar geçen süre içinde, on yedi milyondan fazla insan kazalarda can vermiş, milyonlarcası da bu kazalar sonucu sakat kalmıştır. Otomobil kazalarıyla ilgili haberler, yazılı ve "görüntülü" basının kanıksanmış bir üslupla verdiği günlük haberlerden biri haline gelmiştir. Bu kazaların sorumlusu olarak, hâlâ hatalı otomobil kullanımı ("Trafik Canavarı") gösterilir, ki bu belli bir ölçüde doğrudur. Otomobil kazalarının sorumluluğunun tümüyle bireylere yüklenmesi Peter Freund ile George Martin'e göre, konuyu tek boyutuyla ele almak demektir. Hız göstergeleriyle ortalama bir yarış arabasını andıran günümüz otomobillerinin sıkışık bir trafikte bir beygir hızıyla seyretmek durumunda kalmaları, "otomobil merkezli bir ulaşım sistemi"nin tek "gülünç" çelişkisi değildir. Trafik tıkanıklıklarını gidermek için inşa edilen ek yolların, tıkanıklıkların daha da geniş bir alana yayılmasına neden olması, sürücülerinin trafiğe takılma korkusu nedeniyle birçok arabanın günün büyük bir bölümünde otoparklarda konaklaması gibi örnekler,otomobilin bir ulaşım aracı olarak kendisinden beklenenleri gereği gibi yerine getiremediğini hatta hiç yerine getiremeyeceğini gösteren bir iki örnektir sadece. Otomobile bağımlı bir ulaşım sisteminin kendi içinde yaşadığı bu çelişkilerin, kısırdöngülerin ve neden olduğu trajik kazaların yanı sıra, ekolojik dengeyi bozması, gürültü kirliliğine neden olması, erkek egemen söylemi çoğaltması ve insan sağlığına yaptığı olumsuz etkiler, göz ardı edilemeyecek denli büyük boyutludur. İnsanı, caddelerde beş duyunun beşini de kullanmaya zorlayarak açık havada hayal kurma zevkinden mahrum bırakması; sokak hayatını, komşuluk ilişkilerini, keyfiliği, kısacası insani bir kent hayatını yok etmesi "otomobil merkezli ulaşımın" en önemli açmazlarıdır. Otomobilin Ekolojisi'nde, alternatif ulaşım tarzlarının (trenler, otoraylar, bisiklet vb.") nasıl inşa edileceği, yeni bir kent yapılaşmasının nasıl olması gerektiği, hali hazırdaki örneklerden yararlanıp geleceğe yönelik projeler üretilerek irdeleniyor. Hayatımızın hemen her alanına tecavüz eden otomobilin, birçok insanın sorgusuz sualsiz kabul ettiği sistemsel doğasını acımasızca sorgulayan, merkezinde otomobilin yer aldığı bir ulaşım sisteminin dayattığı ideolojiyi çelişkileriyle gözler önüne seren bu kitapta daha insani ulaşım tarzlarına imkân tanıyacak modeller de öneriliyor."Maruz kalınan" bir kamusallık yerine "seçerek, razı olan" bir kamusallıktan yana olanlar için vazgeçilmez bir kaynak...

Pertev Naili Boratav – Az Gittik Uz Gittik

Az Gittik Uz Gittik Kitap Kapağı Az Gittik Uz Gittik
Pertev Naili Boratav
İmge Kitabevi
367

"Az gittik uz gittik. Dere tepe düz gittik. Bir de dönüp baktık ki bir arpa boyu yol gitmişiz."

Bu ifadeleri bilmeyenimiz, duymayanımız yoktur; çünkü bu Türk masallarının ayrılmaz parçasıdır. Masal dünyasını gerçek dünyadan ayırmak, bu ayrılığı vurgulamak ve sık sık hatırlatmak için bulunmuş yollardan, Türk halkının dehasını gösteren muazzam cümlelerden biridir.

Az Gittik Uz Gittik, şimdi bir kısmı Türkiye sınırları dışında kalsa da, Türkçe konuşan halkların yaşadığı topraklarda ve Anadolu’nun derin uygarlığı içinde serpilip gelişen masallardan oluşan bir derleme. 1998’de kaybettiğimiz değerli bilim insanı Pertev Naili Boratav’ın, uzun yıllar alan titiz ve kapsamlı çalışmalar sonucu oluşturduğu bu kaynak eser, Türk folklorunun bu paha biçilmez hazinelerini yazıya dökerek kaybolmaktan kurtarmış, bir kuşaktan diğer kuşağa sözlü gelenek içinde aktarılan masalları adeta bir kez daha ölümsüzleştirmiştir; kendi deyimiyle, onlara “belge” niteliği kazandırmış, her yaştan okuru masal dünyasının büyülü perdesini aralamaya çağırmıştır.

Cumhuriyet döneminin en önemli araştırmacılarından birinin kaleminden, Türk halk edebiyatına yetkin ve kapsamlı bir bakış getiren bu kitap kırk sekiz halk masalı, bir tekerleme ve Karatepeli hikâyelerinden oluşuyor. Ayrıca Boratav’ın, “Türk Masalı Üzerine” başlıklı önemli incelemesinin de eklenmesiyle kitap, değerine değer katan bir boyut daha kazanmış oluyor.

Şimdi, Keloğlan’dan korkunç devanalarına, astığı astık kestiği kestik padişahlardan gözü pek şehzadelere, bin bir güçlüğü aşarak muradına eren güzel ve akıllı kızlara, insanı hem eğlendiren hem de ona derin bir hayat bilgeliği aktaran hayvanlara kadar birçok renkli kahramanın dünyasını örten perde kalkıyor...

...ve daha da müthiş bir cümleyle masal başlıyor:

"Bir varmış, bir yokmuş."

Paul Kriwaczek – Yahudi Medeniyeti

Yahudi Medeniyeti Kitap Kapağı Yahudi Medeniyeti
Paul Kriwaczek
Pegasus Yayınları
480

Yahudiler Orta ve Doğu Avrupa’da binlerce yıl boyunca yaşamışlardı. Bu sure içinde bir medeniyet yaratmışlar, dil, edebiyat, yaşam şekli, gelenekleri ile gittikleri her yere bu renkli medeniyeti taşımışlardır. Ama pek çok insan onları yüzyılın ortasında yaşadıkları soykırımla hazırlar.

Bu zengin medeniyet içinde bankerler, diplomatlar, zanaatkarlar, sanatçılar, doktorlar, mühendisler, filozoflar vardır ve bu elit topululuk Avrupa kıtasının yeniden yapılanmasını sağlamıştır. Bu kitapta onların zengin ve başarılı öykülerini göreceksiniz ve Avrupa tarihineş şekil veren olaylar içinde oynadıkları rolü anlayacaksınız.

Son derece eğlenceli ve şaşırtıcı bir olumlu yaklaşımla Yahudi kültürünün Avrupa tarihine şekil vermesini ve Avrupa tarihinin de Yahudi kültürünü şekillendirmesini anlatan bir çalışma.
Susana Clarke, Sunday Telegraph

Bilgi verici ve çok ilginç.
Irish Times

Serol Teber – Doğanın İnsanlaşması

Doğanın İnsanlaşması Kitap Kapağı Doğanın İnsanlaşması
Serol Teber
Say Yayınları
389

Bir kaç on yıl öncesine kadar doğanın insanlaşması, çalışmanın, toplumsallaşmanın, aklın gelişmesinin bir mucizesi olarak değerlendiriliyor, hayranlıklarından bu süreç içinde saptanabilen evrim aşamalarını anlamak ve anlatmakta en yetkin kişiler bile büyük zorluklar çekiyorlardı... Şimdi artık bu konu büyük bir bölümüyle aydınlandı. Bulgular, bir senfoni güzelliğiyle sergileniyor... Darwin Kuramı'nın doğruluğu ve güzelliği öneri olmanın ötesinde ayrıntılarıyla saptandı... Ve saptanmaya devam ediliyor. Ancak son bir kaç on yılda pek çok şey değişti... Akıllı insan Homo Sapiens gerek kendi soyundan gelenlere gerekse de doğaya karşı anlaşılması çok kolay olmayan bir tutumla bir hasım, bir düşman gibi davranmaya ya da çok öncelerden beri içinde taşıdığı bu eğilimini açıkça ortaya koymaya, hem kendi geleceğini hem de doğayı geri dönüşsüz bir biçimde tahrip etmeye başladı...
Bu bağlam içinde Doğanın İnsanlaşması, akıllı insanın gelişimi, -neredeyse- "kötü bir işyeri kazası gibi" üzüntüyle izleniyor. Modern insan bu davranışlarında o denli ileri gidiyor ki bir doğa harikası olarak karşılanan doğanın insanlaşması süreci, doğanın yüz karasına dönüşüyor... Bu bağlam içinde "Darwin Devrimi"ni ve bundan geliştirilen seleksiyon teorilerini artık tek başına okumanın yetersizliğini, bu olup bitenleri en azından Kafka'nın daha 6 Nisan 1917'de yazdığı ve dünyanın durumunu "insanlaşmak zorunda kalmış" bir şempanzenin gözüyle "Akademi İçin Bir Rapor" öyküsü ile birlikte okumanın ve ona göre bir karar alıp, tavır koymanın gerektiğini ve gene Kafka'nın söylediği "Dünyayla aradaki ölümcül mücadelede" dünyanın yanında ol" aforizmasını benimsediğimin (de) altını çizmek istiyorum.

Serge Latouche – Dünyanın Batılılaşması

Dünyanın Batılılaşması Kitap Kapağı Dünyanın Batılılaşması
Serge Latouche
Ayrıntı Yayınları

Artık, coğrafi olmaktan çok ideolojik bir kavram olan Batı, neredeyse bütün ülkelerin gözlerini diktiği “büyülü bir merkez” konumunda. Kalkınma adına önerdiği sanayileşme, bürokratikleşme ve tekniğin sınırsız kullanımı itirazsız kabulleniliyor; yaşam tarzına dönüşen “tüketim” insanların tek amacı sayılıyor.Serge Latouche ise bu büyüden kendini kurtararak dünyanın Batılılaşması ile birlikte yaşam tarzlarının birörnekleştiğini, düş gücünün standartlaştığını, kültürün yerini kalkınmanın aldığını söylüyor ve bu sürecin tehlikelerine dikkat çekiyor. Ona göre Batı merkezli haberler, gösteriler, modalar, ahlaki değerler, siyasal yasalar, kitle iletişim araçlarıyla bir anda bütün dünyayı abluka altına alıyor; ekonomi-politik, “dinler dışı bir din” haline gelerek sınırsız üretim, başarı ve tüketim hırsı bütün dünyaya pompalanıyor; evrensellik adına insanların yüzyıllardır edindikleri kültürel kimlikler yok ediliyor; gerçek anlamda “çoğul insanlık arayışı” giderek totaliterleşen Batı yüzünden tehlikeye giriyor.Latouche bu tehlikeye karşı bize “kısır bir içe kapanışa başvurmadan, dünyadaki büyük gelişmelere de kör kalmadan, gerçek anlamda farklı kültürel kimliklerden oluşan çoğul bir evrensellikten yana olma” çağrısı yapıyor. “Türkiye son yıllarda “kapalı toplum” özelliklerinin sınırlayıcılıklarını ve kasvetini kırarak dünyayla daha içli dışlı olmaya başladı. Şimdilerde müthiş bir tüketim ve imaj patlaması yaşanıyor. Ve bu “gelişme” olarak adlandırılıyor. Oysa nicedir kimi batılı yazarlar bu sürecin sonucu olan bireycilik, yaşamın her alanının metalaşması gibi tehlikelere dikkat çekiyorlar. Ve varılan yerin “demokratik yalnızlık” gibi Türkiye’de henüz telaffuz edilmeyen bir “son” olduğunu belirtiyorlar. Bu açıdan neye maruz kaldığımızı anlamak için vazgeçilmez kitaplar...”Refik Durbaş / Sabah

Sayın Dalkıran – İbn-i Kemal ve Düşünce Tarihimiz

İbn-i Kemal ve Düşünce Tarihimiz Kitap Kapağı İbn-i Kemal ve Düşünce Tarihimiz
Sayın Dalkıran
Osmanlı Araştırma Vakfı (OSAV) Yayınları
224

. smanlı ulu çınarının tam olarak neşv ü nemâ bulduğu dönemlerin fıkıh yani İslâm Hukukunda, tasavvufta, kelâmda, İslâm Felsefesinde ve en önemlisi de ilmiye teşkilâtının idaresinde önemli isimlerinden biri ve belki de birincisi de İbn-i Kemal'dir. İbn-i Kemal, Osmanlı Kanunnâmelerini tedvîn eden bir kanunşinâsdır. Karaman ve Rumeli Eyâleti gibi mühim eyâletleri tahrir eyleyen muharrir yani il yazıcısıdır; kendisinden sonra gelen tarihçilere temel kaynak olan Osmanlı Tarihinin müellifi bir tarihçidir; yaklaşık 40 küsur Risâleleri yani konuyla alakalı monografileri ile Osmanlı düşünce tarihine yön veren bir kelâmcı ve mütefekkirdir; Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Selim'in güçlü bir Şeyhülislamıdır; senelerce ilmiye teşkilatının başında fiilen görev yapmış Rumeli Kazaskeri ve kısaca tam bir müfti's-sakaleyn yani cin ve insin müftüsüdür.

Sedat Topcu – Cinsel İstismar

Cinsel İstismar Kitap Kapağı Cinsel İstismar
Sedat Topcu
Phoenix Yayınları
382

Çocuk ve gençlerin cinsel istismarı basında sık sık yer alan ve toplumun büyük tepkisine yol açan bir insanlık sorunudur. Bu sorun yüzyıllardan beri, beden sel ve ruhsal varlığı hasar görmüş bireyler üreterek hücrelere saldıran kanser gibi toplumları tahrip etmeyi sürdürmektedir. Cinsel istismar insanın varlığına yapılan bir saldırıdır. Bu özelliği ile cinsel istismar aynı zamanda hayata karşı işlenen bir suçtur. Toplum yaşamında, çocuk ve gençleri cinsel istismara maruz bırakanlardan nefret etmek yeterli değildir. Çünkü nefret, bu gibi kimseleri durdurmaz ve bunların insanlığı tahrip etmelerine engel olmaz. Toplumu istismarcılardan korumanın en etkili yolu; çocukları, aileleri ve tüm toplumu cinsel istismar hakkında bilgilendirmektir.
Bu kitap, cinsel istismar konusunda geniş okuyucu kesimlerine bilgi sağla mak için hazırlanmıştır. Kitaptan herkesin yararlanabilmesi için olduğunca kolay anlaşılır bir anlatım tarzı izlenmiş, kavramların konu içinde açıklanması yoluna gidilmiş ve kitabın sonuna bir kavram sözlüğü konmuştur.

Selim Deringil – Simgeden Millete

Simgeden Millete: 2. Abdülhamid'den Mustafa Kemal'e Devlet ve Millet Kitap Kapağı Simgeden Millete: 2. Abdülhamid'den Mustafa Kemal'e Devlet ve Millet
Selim Deringil
İletişim Yayınları
296

Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılı, bir yandan devletin uluslararası arenada kendisini söz sahibi bir aktör olarak tanımlamaya çalıştığı, diğer yandan bu söz sahibi aktörün artık törenlere sıkışmış ihtişamını, devletlik vasfını simgeler yoluyla yeniden öne çıkarmaya gayret ettiği bir dönemdir. Farklı etnik köken ve dinden insanı birarada tutan imparatorluk idaresi, 19. yüzyılın son çeyreğinde tebaasına merkezi idareye bağlı homojen bir millet gibi davranmaya başlar, ama bu arada imparatorluk reflekslerinden de vazgeçemez. İhtişam ve azamet, arma ve madalyalardan dile, Osmanlı devletinin hükmettiği coğrafya kavrayışından uluslararası alandaki temsil ediliş biçimlerine kadar geniş bir çerçevede hüküm sürer. Bu süreç zaman zaman sömürgeci yönetimlerin, sömürgeleştirdikleri tebaaya gösterdikleri davranışlara ve "medenileştirme" teşebbüslerine benzeyen usûlleri de içerir. Selim Deringil, bu kitapta biraraya getirilen uzun yılların emeğini yansıtan makalelerinde, 19. yüzyıl imparatorluk tarihinin simgesel üretim ve yeniden-üretim alanlarını ele alıyor. Din, millet, devlet tanımlarını ve bunların siyasal alandaki kullanımlarını, II. Abdülhamit döneminden Mustafa Kemal’e uzanan süreçte, "devlet aklı" ve pratiklerine bakarak inceliyor.

Selçuk Coşkun – Hz. Peygamber’in İnsan Anlayışı

Bir Eğitimci Olarak Hz. Peygamber'in İnsan Anlayışı Kitap Kapağı Bir Eğitimci Olarak Hz. Peygamber'in İnsan Anlayışı
Selçuk Coşkun
EKEV Yayınları
398

Hz. Peygamber'e hangi vasfı açısından bakılırsa bakılsın, başarılı olduğu görülü. Elinizdeki bu eserde, O'nu başarılı kılan sebeplerden "insanı iyi tanıma" özelliğinden bahsedilmiştir. Ancak bu özelliğini, bütün vasıfları açısından incelemek bir kitap hacmine sığmayacak kadar geniştir.

Saygı Öztürk – Ölüm Kuyuları

Ölüm Kuyuları: İddia'dan Gerçeğe Şemdinli Olayları Kitap Kapağı Ölüm Kuyuları: İddia'dan Gerçeğe Şemdinli Olayları
Saygı Öztürk
Doğan Kitap
240

Asker-polis ilişkisi Şemdinli olaylarıyla nasıl bozuldu?

Bu olaylar hangi söz üzerine patlak verdi?

Telefonda "Onu hemen öldürün" denilen asker nasıl kurtuldu?

Halkı kışkırtmak için dağıtılan bildirilerde neler yazıyordu?

Hangi sürpriz isim "dinleme"ye takıldı, neler konuşuldu?

Bomba Bilgi Merkezi'nin raporunda neler yazılıydı?

AKP milletvekili, astsubayın sakalına niçin taktı?

İstihbaratçıların kayıp ajandaları, devlete nasıl döndü?

Güneydoğuda asker aleyhine niçin tanık arandı?

Gazeteci, Şemdinli'de niçin kadın kılığına girdi?

Genelkurmay, cumhuriyet savcısı hakkında ne yapılmasını istedi?

JİTEM ve itirafçılar için istihbarat subayı neler söylüyor?

"Ölüm Kuyuları" ve "Ölüm Tarlaları"ndan gerçekte ne çıktı?

Şemdinli'de Olay Var kitabından genişletilmiş 5.baskı

Sedef Çokay – Antikçağda Aydınlatma Araçları

Antikçağda Aydınlatma Araçları Kitap Kapağı Antikçağda Aydınlatma Araçları
Sedef Çokay
Ege Yayınları

Geçmişten bugüne, insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından olan aydınlanma ihtiyacı, çeşitli araçlar yardımıyla karşılanmıştır. Bu kitapçıkta Grek ve Roma Dönemlerindeki aydınlatma araçları anlatılmaktadır.

Selda Tan Özdemir – Kara Filmler

Kara Filmler Kitap Kapağı Kara Filmler
Selda Tan Özdemir
Altıkırkbeş Yayınları
182

Bu kitap, neo-noir ve future noir'in izini sürerken nihist bir mercek ardından bakmayı tercih etmiştir. Bu merceğin önünde, yabancılığı arttıkça, suça ve yalnızlığa teslim olan insanoğlunun görüntüsü ve varoluş durumu vardır. Kara Filmlerin öykü anlatıcıları toplumsal uzlaşmanın olanaksızlığına, sistemin keskinleşen dişlerine, varoluşun zavallılığına vurgu yapmayı yeğler. Bu günün gerçeklerine bu denli denk gelen başka hiçbir film türü yoktur.

Sean Martin – Gnostikler: İlk Hristiyan Sapkınlar

Gnostikler: İlk Hristiyan Sapkınlar Kitap Kapağı Gnostikler: İlk Hristiyan Sapkınlar
Sean Martin
Kalkedon Yayınları
206

Gnostiklerin ilk Hıristiyan sapkınlar olmak bir yana, her dönem İsa'nın orjinal öğretilerine Resmi Kilise'den çok daha sadık ve yakın olduklarını bir kez daha hatırlamak gerekir. İlle de birilerini 'İlk Hristiyan Sapkınlar' olarak tanımlamak istiyorsak eğer gözlerimizi 325 yılında İznik Konsülünü kuran psikoposlara çevirmeliyiz. Bu konsül anaakım Hristiyanlığı yaratarak ve yerleşikleştirerek aslında insanların zihnini ve beynini 2000 yıl ipotek altına alan bir canavar yaratmıştır
Dünyanın ihtiyacı olan şey anaakım Hıristiyanlığın nefret dolu ve dogmatik öğretisi değil, bu kitapta anlatmaya çalıştığımız türden bir bilgeliktir. Bu bilgeliği imamların, hahamların ve rahiplerin söylemlerinde bulmamız mümkün değildir. Onların söylemleri bugüne kadar varolan şiddeti, nefreti ve bağnazlığı arttırmaktan öte bir fayda sağlamamıştır. Bilgeliği özümüzde derinleşerek yakalayabiliriz. Gnostsizm her zaman üzerinde yaşadığımız maddi dünyanın bizim gerçek yurdumuz olduğu fikrini reddetmiş ve gerçek özgürleşmenin özümüzde olduğunu savunmuştur:
İçinizdeki ışığı yakın. Kendi eşiğinizde durun ve kapınızı çalın, düz bir yolda yürür gibi kendi üzerinizde yürüyün. Eğer yürümekten vazgeçmez ve yolu dümdüz takip ederseniz sizin için artık sapkınlık gibi bir tehlike yoktur.

Sedat Laçiner – Başka Bir Açıdan İngiltere

Başka Bir Açıdan İngiltere Kitap Kapağı Başka Bir Açıdan İngiltere
Sedat Laçiner
ASAM Yayınları
340

Kimi zaman müttefik, kimi zaman da müstevli rolünde İngiltere, ilgi merkezindeki diğer büyük "ada?" Amerika'yla aynı dili konuşmaktan öte Türk kamuoyuna daha "yakın" bir ada olamamıştır. AB'yle bütünleşmeye çalıştığımız son dönemde dahi, bilimsel çalışmalarımız arasında İngiltere'ye hakettiği zaman-emek ve önemi veren yayın azdır. Elinizdeki "derleme", öncelikle "İngiltere ve biz" ve devamında "İngiltere'nin tarih boyunca etkileşinde bulunduğu diğerleri" penceresinden yaklaşımlarıyla bu konuda araştırma yapanlara değerli bir kaynak oluşturduğu gibi, bu "uzak-yakın" adayla ilgili bilgisini artırmak isteyen okuyucuya da keyifli bir anlatım sunmaktadır.

Sedat Laçiner & Şenol Kantarcı – Ararat

Ararat: Sanatsal Ermeni Propagandası Kitap Kapağı Ararat: Sanatsal Ermeni Propagandası
Sedat Laçiner & Şenol Kantarcı
ASAM Yayınları
167

Ararat, Sanatsal Ermeni Propagandası, sanatın ve özellikle sinemanın siyasi amaçlar için nasıl kullanıldığını Ararat filmi örneğinden hareketle ele alıyor. Ermeni sinema dünyası ve Türkiye karşıtlığının geniş bir şekilde ele alındığı kitapta, Ararat filminin konu edindiği Van İsyani da belgelere dayanılarak inceleniyor. Ararat, Sanatsal Ermeni Propagandası kitabının amacı bir ulusu ya da belli bir grubu eleştirmek değil. Asıl amaç sanatın siyaset tarafından nasıl kullanılmaya çalışıldığı konusuna ışık tutmaktır. Ayrıca Türkiye karşıtı filmlerinin Türkiye'nin dış dünyadaki algılanmasına nasıl bir etki yaptığı da ele alınan konular arasındadır.