Filiz Aydoğan – Medya ve Serbest Zaman

Medya ve Serbest Zaman Kitap Kapağı Medya ve Serbest Zaman
Filiz Aydoğan
OM Yayınevi
207

“Dr. Filiz Aydoğan’ın Serbest Zaman üzerine yaptığı, yayınladığı bu çalışmayı okurken hayatımızın bugünkü şeklinin, sınırlanmışlığının nedenlerini daha derinden düşünmeye, anlamaya başlıyoruz. “(...) ‘Serbest Zaman’ın aylaklıkla yaşanan bir zaman değil, yabancılaşma içindeki insanın, bizlerin özgürleşim arayışının öncesinde, yaşanan hayat tarzımızın alternatifini oluşturacak yaşam pratikleri ile zenginleştirilmiş bir işlik-dışı zaman, düzenin etik anlayışındaki aksaklıkları fark ettirecek insan ilişkilerinin yeşertilebileceği bir zaman olduğunu duyumsatan bir çalışma.” Ünsal Oskay “(...) Çağdaş kapitalizm, gerek büroda gerek fabrikada olsun çalışan kitlelere serbest zaman sağlamaktadır. Ama bu serbest zaman, kapitalizmin sıkıcı çalışma koşullarını yasallaştıran, sistemin etkinliğini sürdürebilmesi için çalışanların sisteme uysalca uymalarını sağlayan tüketici kültürü biçiminde sağlanmakta, böylece serbest zamanda yapılan etkinlikler de kapitalist pazarın genişlik alanına doğru girmektedir. (...) Günümüzde maddi ve manevi değerlerin üretimi, aile, din kurumları, çalışma yaşamı gibi kurumları da aşacak bir biçimde yeni kurumlarla, incelememizin de konusunu içeren kitle sanayii başlığı altında toplayabileceğimiz medya tarafından yapılmaktadır. Bu durumda da, modern dönemde serbest zaman deneyimi, insanın kendisinin olmaktan çıkarak paketlenmiş deneyimlerin tüketimine dönüşmektedir.”

Feyyaz Bodur – Fotoğrafın Tarihi

Fotoğrafın Tarihi Kitap Kapağı Fotoğrafın Tarihi
Feyyaz Bodur
Tablet Kitabevi
129

Bugüne kadar ulaşabildiğimiz kaynaklardan fotoğraf tarihi içende yer alması gereken kişiler için Aristo'ya kadar geri gidebiliyoruz. İşte Aristo'dan bu yana fotoğrafın olmazsa olmazı ışık ve ışığın etkisi üzerinde deneyler yapmış yetenekli kişilerin günümüze ulaşmış bilgilerinin derlenmesi ve yeniden değerlendirilmesi ile bu kitap hazırlandı. Fotoğraf ve tarihi üzerine binlerce kitap ve makale yazıldı ve bir o kadar da sözlü ve görsel sunumlarda bulunuldu. Çekilen fotoğraf karelerinin sayısını bilmek ise çokluğundan olanaksızdır.

Fernando Claudin – Komintern’den Kominforma Cilt 2

Komintern'den Kominforma Cilt 2: Stalinizmin Doruğu Kitap Kapağı Komintern'den Kominforma Cilt 2: Stalinizmin Doruğu
Fernando Claudin
Belge Yayınları
464

Stalinist partinin birbirini izleyen devrimci kuşaklar üzerindeki muazzam yabancılaştırıcı gücünün gizi büyük bir efsanenin cisimleşmesi olan statüsü idi. Bu efsane, proleter kitlelerin ve bütün ilerici güçlerin umutlarını ve hayallerini yirminci yüzyılda herhangi bir diğerinden daha fazla yükselten olaydan, Ekim devriminden kaynaklanıyordu.

Bu efsaneye göre Sovyetler Birliği'nde insanın insan tarafından sömürülmesini temel almayan ilk toplum, gerçek eşitliği ve özgürlüğü temel alan ilk toplum kuruluyordu. Bu büyük efsane bir diğerini yarattı: Stalinist parti devrimci Marksizm'in tartışılmaz taşıyıcısı idi. Bu nedenle, Stalinist partinin krizi, önce Komünist Enternasyonal'de ve daha sonra ulusal partilerde, bu kitapta analiz edilen süreç içinde kendini göstermeye başladığı zaman bile, kriz, büyük efsane dağılana kadar son aşamasına giremezdi. Krusçev'in "gizli rapor"unun tarihsel önemi budur. Krusçev'in raporu Komünist hareket içinde genel kriz sahnesini başlatır.

Fernando Claudin – Komintern’den Kominforma Cilt 1

Komintern'den Kominforma Cilt 1: Komünist Enternasyonal'in Bunalımı Kitap Kapağı Komintern'den Kominforma Cilt 1: Komünist Enternasyonal'in Bunalımı
Fernando Claudin
Belge Yayınları
456

"Çalışması boyunca, Claudin eleştirel marksizmin güç veren özelliklerini yeniden keşfetti. Komünist Enternasyonel'in tarihsel analizini yaparken Claudin, bu gerçekliği objektif anlamı ve dialektik gelişimi içinde gözler önüne sermeyi amaçladı... Claudin'in tarihsel gerçekliği açımlayışında, marksist yöntemin ayırt edici özellikleri ile yüzyüze kalmaktayız."

- Jorge Semprun

Edward W. Said – Kültür ve Direniş

Kültür ve Direniş Kitap Kapağı Kültür ve Direniş
Edward W. Said
Alfa Yayıncılık
236

“Biz tarihimizin önemli bir kısmında kapalı bir toplum olarak bırakıldık.

Biz görünmez insanlarız, görünmez bir halkız. Biz hikâyemizi anlatmakta, anlatımızın bilinmesini sağlamakta pek başarılı olamıyoruz. Filistinliler İsraillilere şöyle seslenmek durumundalar: ‘Biz buradayız, siz de buradasınız. Bu gerçeği yadsıyamazsınız, bizi de ebediyen baskı altında tutamazsınız. Kendi geçmişinizdeki,

bizim geçmişimizdeki gerçeklerden kaçamazsınız.’

Filistinlilere, Araplara ve Müslümanlara karşı iflah olmaz derecede ırkçı nefretle hareket eden bir dolu propagandacı olduğunu biliyorum. Oysa onların beni sürekli saldırılacak biri olarak görmeleri kendi payıma bir tür iltifattır. Hem bu sayede daha çok sayıda insanın dikkatini benim çalışmalarıma ve yazılarıma çekmiş oluyorlar.

Bu yüzden onlara daha fazla üreterek karşılık vermeyi uygun bulurum.

Onların istediği, benim sesimi kesmem. Ama ben ölüp gidene kadar böyle bir şeyi boşuna bekleyecekler...”

Edward W. Said – Oryantalizm

Oryantalizm Kitap Kapağı Oryantalizm
Edward W. Said
İrfan Yayıncılık
472

Edward Said bu kitabında Batılıların Doğu'yu nasıl çarpıtarak ele aldıklarını ve bunu hangi yöntemlerle gerçekleştirdiklerini ve böyle bir davranışa hangi gaye ile baş vurduklarını gözler önüne sermeye çalışırken, büyük bir duyarlılıkla şu cümleleri tekrarlamaktadır: "İnsan gerçeğine böylesine uzak ve böylesine gözleri kapalı bir ilmin varlığını farketmeseydim bu kitabı yazmazdım.

Edward W. Said – Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı

Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı Kitap Kapağı Entelektüel: Sürgün, Marjinal, Yabancı
Edward W. Said
Ayrıntı Yayınları
128

Düşünceyle arası zaten hiçbir zaman hoş olmamış bu topraklarda, düşünceyi ve onu cisimleştiren entelektüeli “terörize ederek etkisizleş-tirmeyi amaçlayan”, doğrudan doğruya “vatan hainliği” ile damga-layacak kadar pervasızlaşan bir zihniyet iyice egemenliğini kurmuş durumda. Milliyetçi ve dinsel fanatizm kendisinden başkasına düşüncesini ifade bir yana, yaşama hakkı bile tanımıyor. Bu toprakları “sevme hakkı”nı kendi tekeline almak istiyor. Batı'nın İslam anlayışının ikiyüzlü önyargılarına karşı koymasıyla ünlendiği halde, Salman Rushdie'nin ifade özgürlüğünü sonuna kadar savunarak gerçek bir entelektüel tavrı sergileyen Edward Said'in bu önemli kitabının Türkiye bağlamında son derece ayrıştırıcı bir yere oturduğunu düşünüyoruz. Said, entelektüeli öncelikle otorite ve iktidara hizmet etmeyi reddedişiyle, sonra da milliyeti, dini, ge-leneği ile arasına koyduğu mesafe ile tanımlıyor. “Artık kişinin evinde, kendini evinde hissetmemesi bir ahlâk meselesidir” diyen Adorno'yu yankılayarak entelektüeli metaforik bir sürgün, bir evsizlik konumuna yerleştiriyor. Sürgün içinde yaşadığı toplumun (ve hatta dünyanın) yerlilerinden olmamayı, orada hep tedirgin, rahatsız ve başkalarını da rahatsız eden bir yabancı olmayı içeren bir konum ona göre. Ama geçmişinin, dilinin, milliyetinin sunduğu ucuz kesinliklerin ötesine geçip evrensellik idealinde ısrar eden entelektüel, hep marjinal kalmayı bir yoksunluk olarak değil, bir özgürlük, bir keşif süreci olarak yaşar. Entelektüel, eskiden olduğu gibi, toplumda bir uzlaşma oluşturacak genel simgeleri yaratan biri değil, bu simgeleri sorgulayan, kutsal sayılan gelenek ve değerlerin ikiyüzlülüğünü, ırkçılığını, cinsiyetçiliğini teşhir eden; hiçbir fikir ayrılığına tahammülleri olmayan kutsal metin gardiyanlarıyla mücadeleden çekinmeyen kişidir. Profesyonelleşmenin baskısı giderek artarken, amatör kalıp kamusal alanda yoksullar, yok sayılanlar, güçsüzler adına kendi görüşünü ve tavrını temsil etmekte ısrar eden bireydir entelektüel. Hiçbir kahramana ve siyasi hiçbir tanrıya inanmaz.

Ehud R. Toledano – Osmanlı Köle Ticareti (1840 – 1890)

Osmanlı Köle Ticareti (1840 - 1890) Kitap Kapağı Osmanlı Köle Ticareti (1840 - 1890)
Ehud R. Toledano
Tarih Vakfı Yurt Yayınları
254

Ehud R. Toledano bu yapıtında Osmanlı tarihinin şimdiye kadar üzerinde pek az durulan bir yönünü, Osmanlı İmparatorluğu'nda köle ticaretini ele alıyor, bu ticaretin 19. Yüzyıld bastırılışı ve yasaklanışını anlatıyor. Kölelik ve köle ticareti hakkında Batı'da gittikçe büyüyen bir literatür olmasına karşın Osmanlı özelinde ve İslam toplumları genelinde bu konular üzerindeki çalışmalar henüz başlangıç aşamasında. Toledano'nun önemli bir boşluğu dolduracak nitelikteki bu kitabında. Çerkes, Gürcü ve Afrikalı kölelerin karanlıkta kalmış öykülerini okuyacaksınız.

Edward P. Thompson – Avam ve Görenek

Avam ve Görenek: İngiltere'de Geleneksel Popüler Kültür Üzerine Araştırmalar Kitap Kapağı Avam ve Görenek: İngiltere'de Geleneksel Popüler Kültür Üzerine Araştırmalar
Edward P. Thompson
Birikim Yayınları
642

Bugün etrafımızda böbreğini satarak yaşamaya, çocuğunu evlatlık vererek hiç olmazsa onun hayatını kurtarmaya çalışan insanlar gördükçe kendi utancımıza gömülüyoruz. Peki, ya insanlar yüz yıldan fazla süredir bu haldeyse? Bu soru, tekil failler bulmadan cevaplarla başa çıkmayı, yaşadığımız hayatı, bireylerin dünya üzerindeki varoluş şekillerini yeniden ve yeniden düşünmeyi gerektirdiği için rahatsız edici... E.P. Thompson da elbette kapitalizmin nasıl bir insani "dönüşüm" yarattığını, "neye", "niçin" artık eskisi gibi bakılmadığı sorusunu ihmal etmediği için önemli. Avam ve Görenek’teki makaleler baştan ayağa bu tür sıkıntılı soruların etrafında dolaşıyor. Nükleer Karşıtı Hareket’in militanı bir tarihçinin, bir gün yeniden "kendi sahasına" dönüp, yıllar önce sorduğu soruları aramasının derli toplu hikâyesi. Hak talebinin, iş-zaman-disiplin döngüsünün, mal ve mülk iken özgürleşmenin, ortak bir iyi tanımı için en kaba şekillerde cezalandırılmanın öyküsü. Yalnızca bulunduğu coğrafyaya, "Ada"ya sıkışmayan, her gün etrafımızda gördüğümüz insanların tarihteki örnekleriyle yeniden karşımıza dizilmelerinin kara anlatısı. Bir tarihçinin giderayak kendisiyle, toplum denen bulutla ve tarihle hesaplaşmasının en yetkin örneği... Ve yine en acımasız sorusuyla karşımıza çıkışının elbette: "Sınıf tanımlardan değil insanlardan ibaretse, nasıl bir sosyalist tahayyül bununla başa çıkar?" Thompson, Avam ve Görenek’te bu "rahatsız" edici soruyu da enine boyuna ele alıyor aslında.

Edward J. Larson – Yüzyılın Davası

Yüzyılın Davası Kitap Kapağı Yüzyılın Davası
Edward J. Larson
İzdüşüm Yayınları
415

Amerika'da vuku bulan Scopes Davası'nın, içeriğini oluşturan Darwin'in Evrim Teorisi 2000 yılında Amerika'da yapılacak olan başkanlık seçimlerinin en önemli propaganda malzemelerinden birini oluşturacak gibi görünüyor. Bu kitaptaki Yaradılış ve Evrim tartışmasının baş aktörleri bilimadamı sıfatını taşımıyorlar. Bunlardan bir tanesi Amerika'nın en ünlü ağır ceza avukatı, diğeri ise ünlü bir politikacı. Clarence Darrow ve William Jennigs Bryan.

Edige Kırımal – Kırım’da Türk Katliamı

Kırım'da Türk Katliamı Kitap Kapağı Kırım'da Türk Katliamı
Edige Kırımal
Toprak Yayınları
35

Daniel Yergin – Petrol: Para ve Güç Çatışmasının Epik Öyküsü

Petrol: Para ve Güç Çatışmasının Epik Öyküsü Kitap Kapağı Petrol: Para ve Güç Çatışmasının Epik Öyküsü
Daniel Yergin
İş Bankası Kültür Yayınları
752

Elinizdeki kitap Petrol adını taşımasına karşın aslında yüzyılımızın tarihidir. Çünkü petrolün modern anlamdaki tarihi gelişmesi 19. yüzyılın ikinci yarısından başlamasına karşın, yüzyılımızı büyük ölçüde etkilemiştir. Bunun nedeni petrolün dünyadaki temel politikaları belirler hale gelmesi ve günlük yaşamımızı kökünden değiştirmesidir. Petrolün etrafında kümelenen güç ve zenginlik savaşını epik bir anlatımla ve kronolojik olarak veren bu kitap, Japonların Pearl Harbour baskınından, Hitler'in Rusya'yı istilasına, Süveyş krizinden Yom Kippur savaşına kadar dünyamızı etkileyen olaylarda petrolün nasıl kritik rol oynadığını göstermektedir. Yergin, çalışmasında tüm bunları sergilerken hem ekonomi ve teknolojinin genel yönlerine hem de işadamları ve politikacıların strateji ve entrikalarına değiniyor. Bu hikâyenin oyuncuları arasında kimler yok ki? Petrol dünyasının en zengin ve en nüfuzlu kişisi D. Rockefeller, Henri Deterding, Gülbenkyan, J. Paul Getty, Armand Hammer ve daha pek çoğu oyundaki yerlerini alıyorlar. İsimler bu kadarla kalmıyor elbette; Winston Churchill, Adolf Hitler, Joseph Stalin, İbni Suud, Muhammed Musaddık, Dwight Eisenhower, Henry Kissinger, petrolcülükten başkanlığa giden öyküsüyle George Bush ve tabii Saddam Hüseyin de birer birer karşımıza çıkıyor. Bu ilginç ve önemli hikâyeyi Daniel Yergin'den daha iyi kim anlatabilirdi ki? Dünya petrol endüstrisinin önde gelen otoritelerinden biri olmasının yanı sıra Newsweek dergisinin tanımıyla "yazılarıyla geçmişi yaşama geçiren ender tarihçilerden biri olarak" Daniel Yergin, ufkumuzu açıyor, dünyayı daha iyi kavramamızı sağlıyor.

Doğan Erçetin – Nun Ü Sak

Nun Ü Sak: Kur'an'a Göre Varlık ve Evren Kitabı Kitap Kapağı Nun Ü Sak: Kur'an'a Göre Varlık ve Evren Kitabı
Doğan Erçetin
İrfan Yayıncılık
184

"Nun" Kalem Sûresi'nin birinci âyetinde yer alan sembol/kelimedir. "Sak" kelimesi ise yine aynı sûrenin kırk ikinci âyetinde geçmektedir.
Bin dört yüz yıldır bu iki sembol/kelime için onlarca Kur'an tefsircisi, düşünür ve yazar görüş bildirmesine karşın anlamları üzerine bir anlaşma sağlanamamıştır.
Bu eser, sadece "Nun" ve "Sak" kelimelerinin anlamlarının çözümü için yazılmıştır.
Dolayısıyla bu eser bir "Tefsir" kitabı değildir. Çünkü tefsir kitabı, Kur'ân'ın tüm sûreleri üzerine yazarın kişisel bilgi birikimine dayanarak yaptığı yorumlardır. Kalem Sûresi'nde geçen iki sembol/kelime üzerine yazılan bu eser şerh mahiyetindedir.

David Wise & Thomas B. Ross – Görünmeyen Hükümet CIA

Görünmeyen Hükümet CIA Kitap Kapağı Görünmeyen Hükümet CIA
David Wise & Thomas B. Ross
Sol Yayınları
117

Onur Yayınları arasında yayınlanmış David Wise ile B. Ross?un ?Görünmeyen Hükümet CIA? adlı kitap, CIA?nın görünmeyen hükümet olduğunu ortaya koyuyor. CIA?nın neredeyse, ABD Başkanı tarafından bile denetlenemeyeceğini birçok örnekle belirtiyor. Aslında eski bir kitap birinci baskısı 1966 yılında yapılmış. Ancak daha o zaman bile CIA?nın nasıl örgütlendiğini ortaya koyması açısından önemli bir çalışma, ancak güncellenmeye ihtiyacı var. CIA geçen on yıllar içinde teknolojiyi kullanmaya başladı, gelişti ve yeni stratejiler üretti. CIA kendisini göstermiyor, ancak dünyada eskisinden olduğundan çok daha etkindir.
Kitapta Türkiye?nin 22 ilinde de CIA ajanı olduğu dile getiriliyor. Ancak bu sayı şimdi çok daha fazladır tahminimce.
Yine kitapta CIA ile üniversiteler arasındaki ilişki de ortaya konuyor. CIA?nın bazı araştırmaları finanse ettiği ve üniversitelerin de CIA?ya personel temin ettiği dile getiriliyor. Örneğin şöyle deniliyor:
?Massachusetts Teknoloji Enstitüsü Uluslararası Araştırmalar Merkezi, 1950 yılında, CIA?nın parası ile kurulmuş ve CIA Karargahındakine benzer bazı usulleri aynen benimsemiştir. Kapılarında silahlı nöbetçiler beklemekte ve çalışan akademisyenler giriş ve çıkışlarında özel kimlik kartlarını göstermek zorunda bulunmaktadırlar.? (s.75)
Bu bölüm MİT olarak bilinen bu üniversiteye bağlı olarak çalışıyor. Bu üniversite aynı zamanda Noam Chomsky?nin ders verdiği üniversite. CIA?nın sızmadığı hiçbir yer yok, özellikle de ABD?de.

Amerikan filmlerinde klasik bir sahne vardır: Ulusal Güvenlik (National Security) denildiğinde akan sular durur ve sahnede olan kim varsa geri çekilir. Sanki sihirli iki kelimedir bu. Bu kelimeler duyulunca ortada ne yasa kalır, ne de sorgulama, artık her şey mübahtır. İşte bu kitap, bunu da ortaya koyuyor.

David Rohl – Efsane: Uygarlığın Doğuşu

Efsane: Uygarlığın Doğuşu Kitap Kapağı Efsane: Uygarlığın Doğuşu
David Rohl
Yurt Kitap Yayın
528

Adem'den Havva'ya, Cennet Bahçesi'nden Mezopotamya'ya, Nuh Tufanı'ndan Gılgameş Destanı'na, Söylenceler ve Gerçekler...

Efsane güçlü bir sözcüktür. Mitolojik yaratıkların ve savaşan kahramanların hayallerini getirir akla. Bu, doğaüstü olanın dünyevi olana egemen olduğu bir dünyadır. Dolayısıyla efsaneleri fantazi olarak görmek cazip gelebilir ama yanılmış oluruz. ...
Yahudi-Hıristiyan dünyası bir zamanlar kendi yanıtlar dizisine sahip bir kitaba sahipti. Fakat son yıllarda bu kaynak kitabın şöhretine, bilim ve mantık tarafından gölge düşürüldü ve Yaratılış'ta insanoğlunun tarih öncesini anlatan bölümlerin, mitten başka bir şey olmadığı söylendi...

Benim yaklaşımım biraz farklı. Örneğin Aden Bahçesi, Nuh Tufanı, Babil Kulesi öykülerinin, Yaratılış kitabının ilk bölümlerinde anlatıldığı halleri ile büyüleyici mitlerden daha fazlasını ifade ettiğini düşünüyorum.

Çoğu bilim insanı Kitab-ı Mukaddes'in Yaratılış bölümünü çok daha eski bir sözlü gelenekten evrimleşmiş dokümanlar kategorisine dahil eder. Efsane kitabına Uygarlığın Doğuşu alt başlığı verilmiştir zira kitap, bizi Kitab-ı Mukaddes anlatılarının başlangıcına, yani uygarlığın doğumuna götürmektedir.

Bu kitap, destansı bir keşif yolculuğu ve bu yolculuğu yapan insanların öyküsüdür...