Karen Marie Moning – Gölge Ateşi

Gölge Ateşi Kitap Kapağı Gölge Ateşi
Ateş Serisi 5. Kitap
Karen Marie Moning
Artemis Yayınları
790

Mac Kayla Lane, ablası Alina'yla birlikte evlatlık verilip İrlanda'yı bir daha dönmemek üzere terk ettiğinde küçük bir çocuktu. Yirmi yıl sonra Alina öldü ve Mac, ablasının katilini bulmak için İrlanda'ya dönmeye karar verdi. Doğaüstü güçlere sahip, lanetlenmiş bir soydan geldiğini keşfettikten sonra ise kendini esrarlı bir geçmişin içinde buldu. İnsanların, binlerce yıldır aralarında gizlenen ölümsüzlerle yaşadığı çatışmanın tam ortasında kalmıştı. Mac artık bir yandan acılarına göğüs germeye çalışırken, bir yandan da kendini dünyaları yaratma ve yok etme gücüne sahip bir büyü kitabı olan SinsarDubh'ı ele geçirmeye adamıştı.

Sinsar Dubh, Mac'i yüzüstü bırakıp sevdikleriyle arasında ölümcül bir patika oluşturduğunda ise avcı, artık av olmuştu. Mac artık kime güvenebileceğini kestiremiyordu. Sürekli rüyalarına giren o kadın kimdi? En önemlisi, bizzat Mac kimdi?

"Dudaklarimda düşmanimin, ablamin sevgilisinin, sevgilimin katilinin dudaklari, hak ettiğim cezanin tadina bakiyorum."

"Gölge Ateşi beklediğim, istediğim, ihtiyaç duyduğum, açlığını çektiğim her şeyi ve çok daha fazlasını veriyor."
- Fresh Fiction-

Karen Marie Moning – Rüya Ateşi

Rüya Ateşi Kitap Kapağı Rüya Ateşi
Ateş Serisi 4. Kitap
Karen Marie Moning
Artemis Yayınları
448

Geçmişimi çalmış olabilirler.

Ama geleceğimi elimden almalarına asla izin vermeyeceğim.

İnsan ve Peri dünyaları arasındaki duvarlar yıkılmıştı. Doymak bilmez, ölümsüz Unseelieler buzdan hapishanelerinden kurtulduğunda, MacKayla Lane ölümcül bir tuzağa düşecekti. Peri Efendisi tarafından esir tutulan MacKayla'nın, kim ya da ne olduğuna dair her şey, zihninden silinmişti. Oysa Mac, Sidhe-kahinlerini görebilen tek kişiydi ve iki dünyayı da kontrol edecek anahtarı elinde tutan gizemli kara büyü kitabının izini sürebilecek tek canlı da oydu...
Hafızasını geri kazanmak, yalnızca ilk adımdı. Mac, Dublin'in mücadele dolu sokaklarında savaşıp eski, gizli bir tarikatın tehlikeli ağına düşecekti. Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı peri dünyasında, dostu olduğunu iddia edenlerin karmaşık yalanlarıyla mücadele edecekti. Mac, her şeyini kaybettiğini düşünüyordu ama onu sarsacak bir gerçekle yüzleştiğinde, aslında oyunun daha yeni başladığını anlayacaktı.

Kendine bile güvenmezken kime güvenebilirsin ki?

Karen Marie Moning – İntikam Ateşi

İntikam Ateşi Kitap Kapağı İntikam Ateşi
Ateş Serisi 3. Kitap
Karen Marie Moning
Epsilon Yayınevi
413

Tehlikenin farkında mısınız?

ONLAR her yerdeler!

MacKayla Lane, kız kardeşi Alina'nın intikamını almak için Dublin'in tehlikeli sokaklarında canı pahasına mücadele ediyor.

Dokunan herkesin korkunç şeyler yaptığı bir kitabın peşinde, Kelt efsanelerine konu olan yaratıklarla savaşıyor, değişiyor ve yetişkin bir kadına dönüşüyor.

Etrafındaki kimseye güvenmiyor. Ne dizlerinin bağını çözen Fae Prensi Vlane'e, ne henüz ne olduğunu çözemediği Barrons'a, ne de kendisi gibi sidhe-kâhini kızları yöneten Rowena'ya.

Sadece intikamı, yitirdikleri ve dünyanın kaderi için savaşıyor. Ve oldukça da sağlam dövüşüyor.

Rollo May – Kendini Arayan İnsan

Kendini Arayan İnsan Kitap Kapağı Kendini Arayan İnsan
Rollo May
Okuyan Us Yayınları
272

"Yaşantımızı tüm gerçekliğiyle analiz ediyor ve bu analiz çok çarpıcı.
New York Times 

"Çoğu insan yapayalnız olduğunun farkına varmaktan korktuğu için kendini asla aramıyor."
Chicago Tribune

"Rollo May'in bu sağduyulu, popüler kitabı, espri ve hayal gücüyle bezenmiş, kültürle dokunmuş. Korkmayan ve halinden pek de memnun olmayan herkes için bu kitap son derece faydalı olacak."
New York Herald Tribune

Rollo May, şu çok önemli soruyu soruyor: "Acaba gözden kaçırdığımız önemli bir rehber ve güç kaynağı var mı?" Ne geçmiş ne de gelecek açısından hiçbir şeyin kesin olmadığı bir dönemde içsel bütünlük nasıl sağlanabilir?

"İnsanların benden beklentilerini yansıtan bir aynalar toplamından ibaretim." Bu cümle size ne kadar yakın?

Bu kitap, yaşadığımız bu "Endişe Çağı"nda kişisel bütünlüğümüzü bulmak için yazıldı. Amacımız, çağımızın güvensizliğine karşı durabilmemizi sağlayacak yöntemler bulmak, içimizdeki güç merkezini ortaya çıkarmak ve çok az şeyin güvende olduğu günümüzde, itimat edebileceğimiz değer ve amaçlara ulaşabilmemizi sağlayacak yolu elimizden geldiğince işaret edebilmektir.

"İnsanları destek almaya sevk eden şey, duygusal ilişkilerinin sürekli olarak ayrılıkla noktalanması, evlilik planlarını bir türlü gerçekleştirememeleri yahut eşlerinin onları tatmin etmemesi gibi şikâyetler olabilir. Ne var ki konuşmaya başladıktan sonra çok geçmeden ister gerçek isterse hayalini kurdukları eşlerinden aslında kendi içlerindeki bir eksikliği gidermesini yahut bir boşluğu doldurmasını bekledikleri ve bu gerçekleşmediği için endişeye ya da öfkeye kapıldıklarını açığa vuruyorlar."
kitaptan

Necip Taylan – Düşünce Tarihinde Tanrı Sorunu

Düşünce Tarihinde Tanrı Sorunu Kitap Kapağı Düşünce Tarihinde Tanrı Sorunu
Necip Taylan
Şehir Yayınları
301

Batıda Yeniçağ'dan itibaren pozitif bilimin de etkileri ile evren hakkındaki yaklaşımlar ve bunun felsefi düşünceye etkisi, yeni teolojik tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Giderek 18. yüzyılda aydınlanmacıların deist anlayışları, 19. yüzyılda bilimsel iddialarla ortaya çıkan Pozitivizm, Marksizm, Darwinizm, Freudizm ve Egzistansiyalizm gibi akımlar din, klasik teoloji, dolayısıyla Tanrı üzerine çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Nitekim, Tanrı kanıtlamalarını başarılı bulanlar yanında başta Hume ve özellikle Kant, onları köklü bir biçimde eleştirmiştir. Öte yandan ateist ve nihilist yorumlar yeni teolojik çıkışlar aramaya sebeb olmuş, teist filozoflar tezlerini anılan gelişmeler karşısında yeniden gözden geçirmek durumunda kalmışlardır. Hatta, geleneksel ilahiyat, bizde "Yeni İlm-i Kelam" anlayışında da görüldüğü gibi yeni arayışlara yönelmiş, çeşitli akımlar ortaya çıkmıştır.

Mehmet Sait Reçber – Tanrıyı Bilmenin İmkanı ve Mahiyeti

Tanrıyı Bilmenin İmkanı ve Mahiyeti Kitap Kapağı Tanrıyı Bilmenin İmkanı ve Mahiyeti
Mehmet Sait Reçber
Kitabiyat Yayınları
197

Elinizdeki kitap, değişik açılardan 'Tanrı'nın bilinen bilirliği' üzerinde durmaktadır.
Tanrı hakkındaki bilgimizin en temelde ve önemli ölçüde akli sezgilerimize dayandığını düşünmek oldukça makul ve savunabilir görünmektedir. Ancak bu olgu Tanrı'ya ilişkin bir bilginin başka yollarla elde edilebileceği imkânını ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla, Tanrı'ya ilişkin bilgimizde akli ve tecrübi sezgilerin birbirini desteklediğini; akıl ve tecrübenin bu bağlamda deyim yerindeyse birbirini tamamladıkları, makul bir görüş olarak dile getirilebilir.
Bu kitap, Tanrı'yı bilmenin imkânı çerçevesinde, felsefi ve teolojik agnostisizmin (bilinemezciliğin) temel iddialarını eleştirel bir açıdan irdelemeye çalışmaktadır. Bu bağlamda Tanrı hakkındaki bilginin imkânını açık ve etkili bir şekilde yadsıyan Kant'ın görüşleri üzerinde ayrıntılı bir şekilde durulmuş ve bu görüşlerin temel dinamikleri eleştirel açıdan irdelenmiştir.
Kant'ın iddiaları, 'Tanrı'yı bilmek' noktasında, epistemolojik bir haklı-çıkarımın geleneksel iki temel yolu olan a priori (akli) ve a posteriori (tecrübi) yolunun da kapalı olduğunu göstermeyi hedeflemektedir. Kant'ın bu temel eleştirisine karşılık, Tanrı'nın bilinebilirliğini tecrübeye ve akıla dayanarak savunan yaklaşımlar üzerinde durulmuştur.

Mary J. Gander & Harry W. Gardiner – Çocuk ve Ergen Gelişimi

Çocuk ve Ergen Gelişimi Kitap Kapağı Çocuk ve Ergen Gelişimi
Mary J. Gander & Harry W. Gardiner
İmge Kitabevi
618

Gelişim psikolojisi, psikolojinin en geniş ve en çok araştırılan dallarından biridir. İnsanın gelişimini, doğmu öncesinden başlayıp ölümüne kadar izleyen bu psikolojinin en dinamik bölümü de çocuk psikolojisidir. Özellikle ilk çocukluk çağının incelenmesi, günümüzde, psikolojinin en önemli uğraşlarından biri olmuştur. Geleceğin insanını yaratmanın yollarını araştıran bugünün bilimi, dikkatini özellikle çocuğun zihinsel gelişimine yöneltmiştir. Gelecek yüzyılların, tam anlamıyla bilime dayanan, akılcı, çok boyutlu, karmaşık yaşam biçimine, ancak zihinsel olarak erkenden gelişmiş insanların uyum sağlayabileceği çok iyi bilinmektedir.

Rene Girard – Günah Keçisi

Günah Keçisi Kitap Kapağı Günah Keçisi
Rene Girard
Kanat Kitap
288

Girard Günah Keçisi’nde kıyım metinleri adını verdiği mitleri ve tarihsel belgeleri inceliyor. Girard’a göre bütün mitler bir topluluğu oluşturan bireylerin ortak olduğu kıyımı gizler. İlkel toplumlardaki kurban törenleri ya da ortaçağdaki cadı avı, toplu kıyımın örneklerini oluşturmaktadır. Topluluk, başına gelen bir felakete bir sorumlu arar, sorumlu olduğu iddia edilen kişiyse günah keçisidir elbette. Şiddetin ya da felaketin daha fazla yayılmasını önlemek için toplum günah keçisini kurban eder. Girard günah keçisi mekanizmasını çözümlerken kutsal metinlere de başvuruyor ve bir tarihsel metni ya da miti basmakalıp yargılarla okumaya alışmış modern gözlemciyi şaşırtacak yorumlar yapıyor.

Günah Keçisi, dinler tarihi konusundaki başyapıtların mitleri ele alışına, yapısalcı tasvirlere ve psikanaliz kuramına karşı güçlü bir eleştiri metni.

Rene Maublanc & Marcel Cachin – Sosyalizmin Işığında Felsefe Bilim ve Din

Sosyalizmin Işığında Felsefe Bilim ve Din Kitap Kapağı Sosyalizmin Işığında Felsefe Bilim ve Din
Rene Maublanc & Marcel Cachin
Evrensel Basım Yayın
112

Marx, "Dini eleştirmek gerekir" der. Hatta, bu eleştirme "her çeşit eleştirinin ilk koşulu olmalıdır," diye ekler. Peki ama, dini nasıl eleştireceğiz? "O'nu açıklayarak", "ezilmiş yaratık"ın, emekçi halkın niçin ve nasıl "öte dünya"dan mutluluk beklediğini, teselli aradığını tarihle göstererek…
Sosyalizmin Işığında Felsefe, Bilim ve Din adlı bu kitap, söz konusu açıklama ve gösterme görevini yerine getirmeyi amaçlıyor. Kitabın yazarları, biri felsefeci, diğeri politikacı olan Rene Maublanc ile Marcel Cachin, kolayca anlaşılabilecek açık, yalın, düzgün bir anlatımla bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Richard Sennett – Kamusal İnsanın Çöküşü

Kamusal İnsanın Çöküşü Kitap Kapağı Kamusal İnsanın Çöküşü
Richard Sennett
Ayrıntı Yayınları
480

Kendi alanlarında çığır açan, onlarla hesaplaşmadan yeni bir şey söylemenin zor olduğu kitaplar vardır. Richard Sennett'in düşünce tarihinin başyapıtlarından biri olan Kamusal İnsanın Çöküşü böylesi bir kitaptır: Tarihten sosyolojiye, psikolojiden antropolojiye entelektüel bir şölendir.

Sennett, Kamusal İnsanın Çöküşü'nde özgünlük ve entelektüel derinlikle kamusal hayat ve özel hayat arasındaki dengesizliğin nedenlerini ve bu dengesizliğin yol açtığı sorunları inceliyor. Ona göre, hayatın, aile ve yakın dostlar dışındaki parçası olan "kamusal hayat" bir zamanlar "hayat dolu"ydu ve kişiler için çok önemliydi. "Yabancı"larla duygusal bağlar kurarak insanın oyun yeteneğini çoğaltan, toplumsallaşmasını/medenileşmesini sağlayan bir kamusallık vardı. Bütünlüklü ifadesini 18. yüzyıl Avrupa şehirlerinde bulan bu kamusallık zamanla ağırlığını yitirerek yerini "özel hayat"a bıraktı. Kamusal hayat artık özel hayatın gerektirdiği oranda önemli olmaya başladı.
Sennett, bugün, tanımadığımız ama aynı şehirde yaşadığımız insanlarla kurulacak çok boyutlu ilişki ve hazlardan yoksun kaldığımızı söylüyor ve şu soruları soruyor: Yabancı, nasıl tehdit edici bir unsura dönüştü? Sessiz kalarak seyretme, kamusal hayatın tek yolu haline nasıl geldi? Yalnız kalma, bir hak olarak nasıl oluştu? Özel hayat ilgi odağı haline nasıl geldi? Politikacıları neden yaptıklarına ve programlarına bakarak değil de kişisel özelliklerine göre değerlendiriyoruz? Evlerimize özen gösterdiğimiz halde sokaklarımız neden pis?

Sennett, kamusal alanların yaşanan mekânlar olmaktan çıkıp gelip geçilen yerlere dönüşmesiyle yüreklerimizi sevgili ve dostlarımızın dışında kimseye açamadığımızı, özel hayatına kapanan kişiliklerimizin giderek güdükleştiğini, başka insanlarla oyun oynama yeteneğimizi yitirmemizin bizi nasıl eksilttiğini tarihsel/toplumsal bir perspektifle işliyor. Bu süreci Balzac ve Diderot'nun yazılarına, Paganini ve Liszt'in müziğine, tiyatro ve izleyicinin davranışlarına, mimariye, Dreyfus Davası'na ve Richard Nixon'ın kariyerine, özel ve kamusal hayatın konuşma ve giyim biçimleri gibi gündelik örneklerine bakarak anlatıyor. Modernlikle birlikte özel hayatına tutsak olan insanın kamudaki sessizliğini, yalnızlığını, yaşayan değil seyreden bir insan haline gelme tarihini inceliyor. Sennett, bütün bunlara rağmen umutsuzluğa kapılmıyor. Yitik bir kamusal cenneti hayal etmek yerine, kişilerin yakın dostları arasındaki kadar rahat ve güvenli olduğu, oyuna önem verdiği, nezaketi elden bırakmadığı bir ortamda, şüpheyi en aza indirerek "ötekini tanıma"nın imkânlarını araştırıyor. Sokakta "öteki"ne "merhaba" demek isteyenler için... Radikal Kitap Eki İlanları, E-Bülten

Pierre Marinier – Dua Üzerine Düşünceler

Dua Üzerine Düşünceler Kitap Kapağı Dua Üzerine Düşünceler
Pierre Marinier
Işık Yayınları
65

Dua, derin muhtevası hiç akla getirilmeden, zamanın akışı içinde iyici örselenmiş, yoksullaştırılmış kuru bir kavram halindedir hayatımızda, İradi ve ruhi, ayrıca ontolojik ikrar çağrışımlarıyla dolu bir eylem çerçevesi içinde onu yeniden amaçlarımız arasına almanın büyük yararları olacaktır. İnsanın evrende iyici silikleştiği şu hicran çağlarında bilhassa.

Peter Winch – Sosyal Bilim Düşüncesi ve Felsefe

Sosyal Bilim Düşüncesi ve Felsefe Kitap Kapağı Sosyal Bilim Düşüncesi ve Felsefe
Peter Winch
Vadi Yayınları
136

Sosyal bilimlerin amaçlarına ilişkin Peter Winch'in Post-Wittgensteingil düüncesi, kurulu davranış düzenlerinin tüm katılımcıların aynı yollarla öğrendikleri ve böylece dayandıkları müşterek kurallar aracılığıyla nasıl yeniden üretilmekte olduğu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Ancak Winch'ın sosyal bilim için onaylayıp desteklediği amaçlar fiili olarak tümüyle ayrı bir doğrultuda seyreder. Bir sosyal yeniden üretim süreci olarak sosyal Praxis hakkındaki sorularla meşgul olmak yerine Winch, durdukları şekilde "yaşam biçimleri"ni kabul etmeyi önerir. Winch'e göre Sosyal bilimciler, sosyal görüngünün değerlendirmelerini yapabilmek için davranış tarzlarını inceleyip anlamak zorundadırlar. Müşterek davranış kuralları bu genel faaliyet türlerinin teşhisi ve açıklaması için sosyolojik olarak uygun ölçütler olabilirler Bu konumu Winch'I çok genel bakımlardan Hans-Georg Gadamer gibi hermenötikçilere yakınlaştırır.

Rüşdü Paşa – Kadınlar ve Türkler Hakkında Bildiğin Her Şey Yanlış

Kadınlar ve Türkler Hakkında Bildiğin Herşey Yanlış Kitap Kapağı Kadınlar ve Türkler Hakkında Bildiğin Herşey Yanlış
Rüşdü Paşa
Destek Yayınları
96

türklerin, anadolu’ya ilk geldikleri dokuzuncu yüzyıldan beri başlarına gelen her olay komplodur.

* * *

türkler sadelikten hoşlanmazlar, hayatı zorlaştırmaya çalışırlar… ilk defa gidilen bir lokantada sipariş edilen yemek büyük olasılıkla adında “karışık” kelimesi geçen yemektir.

* * *

türkler pratiktir. iki dakikada savaşa ve aşka hazırdırlar. ölüm türklerin hayatında her yerdedir.

* * *

kadının erkekte aradığı cesaret, kuvvet ve kararlılıktır. kadını etkilemek isteyen erkeğin entelektüel görünmesi saçmadır. kadınlar üstün zeka ve dahilikten hiç etkilenmezler. sokak köpeğine benzeyen bir erkek, kadın için daha çekicidir. kadın içgüdüseldir ve seçiminde tamamen içgüdüsel davranır.

* * *

rüşdü paşa, hakikat diye bildiklerimizin aslında şaka olduğunu ispatlıyor…

alışılageldik düşünceyi altüst ediyor…

* * *

türkçede yazılmış en cesur metinleri okumaya hazır olun...

türkler ve kadınlar hakkında…

Robin George Collingwood – Tarih Tasarımı

Tarih Tasarımı Kitap Kapağı Tarih Tasarımı
Robin George Collingwood
Doğu Batı Yayınları
387

“Platon ne düşünüyordu?” sorusu tarihsel bir sorudur. “Peki, Platon haklı mıydı?” sorusu ise başlı başına felsefi bir soruna işaret eder.

Collingwood gerçekte tek bir soru bulunduğunu, onun da tarihsel bir soru olduğunu ileri sürer; çözmeye çalıştığı sorunun ne olduğunu keşfetmeden, Platon’un ne düşündüğünü anlamak olanaksızdır.

Tarih Tasarımı, tarihyazımı üzerine kapsamlı bir incelemedir. Birbirinden farklı ulus ve uygarlıklar kendi tarihlerini hangi saiklerden hareket ederek yazmışlardır? Düşünürler için tarih sorusu felsefi bir güzergâh takip edildiğinde ne tür bir anlama geliyordu? “Tarih felsefesi” terimini, on sekizinci yüzyılda, onunla eleştirel ya da bilimsel tarihten, tarihçinin eski kitaplarda bulduğu öyküleri yinelemek yerine, kendi kafasında kendi kendine kurduğu bir tarihsel düşünme tipinden başka bir şey kastetmeyen Volt­aire buldu. Aynı adı Hegel ile on dokuzuncu yüzyıl sonundaki başka düşünürler de kullandı; ama ona çok farklı bir anlam verdiler ve tarih felsefesini evrensel tarih ya da dünya tarihi anlamına gelen bir şey olarak gördüler.

Tarih Tasarımı’nda modern tarih tasarımının Herodotos’tan yirminci yüzyıla dek çeşitli evreleri betimlenir. İlk bölümde Collingwood, tarihin yapısı, konusu ve yöntemine dair Yunan-Roma tarihyazımından farklı örnekler verir. Diğer bölümlerde ise Descartes, Herder, Kant, Schiller, Hegel, Marx, Toynbee, Rickert, Simmel, Dilthey, Croce, Spengler ve Bergson’un tarihin doğasına ilişkin görüşleri bir yöntem etrafında çözümlenir.

Nora Roberts – Çıplak Ölüm

Çıplak Ölüm Kitap Kapağı Çıplak Ölüm
Ölüm Serisi
Nora Roberts
Epsilon Yayınevi
308

New York Polis Departmanı'ndan Teğmen Eve Dallas, acımasız bir katilin peşindedir. Polis olarak çalıştığı on yıldan uzun süre içinde pek çok şeye tanık olmuştur ve hayatta kalmanın içgüdülerine bağlı olduğunu çok iyi bilmektedir. Yine de İrlandalı bir milyarder ve Eve'in soruşturduğu vakanın şüphelilerinden biri olan Roarke'la ilişkiye girmemesini söyleyen her türlü iç ve dış uyarıyı hiçe sayar. Oysa tutku ve baştan çıkarmanın da kendine özgü kuralları vardır. Eve, bağımlılığa dönüşen bir tutkuyla istediği adamın kollarına atılarak büyük bir riske girmektedir.