Asım Yıldırım – Bir Yudum Hikaye

Bir Yudum Hikaye Kitap Kapağı Bir Yudum Hikaye
Asım Yıldırım
Timaş Yayınları
208

Samanyolu Televizyonu izleyicilerinin yakından tanıdığı bir yüz olan Asım Yıldırım’ın sabah kuşağında okuduğu bu öyküler şimdi kitap olarak yayınlanıyor. Yayınlandığı dönemlerde izleyicilerin büyük ilgiyle takip ettiği bu öyküler, yoğun ısrar üzerine kitap olarak okurlarına kavuşuyor.

Asım Yıldırım’ın özenli seçkisi ve derlemesiyle okurlara sunduğumuz bu öyküler arasında, hayata, aşka, inanca ve ölüme dair ders alınacak onlarca öyküyü bulacaksınız.

Umberto Eco – Gülün Adı

Gülün Adı Kitap Kapağı Gülün Adı
Umberto Eco
Can Yayınları
605

"Gülün Adı" adlı bu dev romanıyla bir anda dünyanın dört bir yanında ünlenen İtalyan yazarı Umberto Eco, aslında çok yönlü bir bilimadamı. İtalya'da, Bologna Üniversitesinde öğretim üyesi, semiolog, tarihçi; filozof, estetikçi, ortaçağ uzmanı ve James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış biri. Umberto Eco'nun bu ilk romanı, 1980'de İtalya'da ilk yayımlanışından bu yana sayısız basım yaptı ve dünyanın pek çok diline çevrildi. Dünyada olağanüstü bir ilgi uyandıran bu romanın yankıları hala sürüyor. Filmi de dünyada büyük yankılar uyandırdı. Bu romanın başarısında, kuşkusuz, yazarın ortaçağ konusunda derin ve dolaysız bilgisinin büyük payı var. Tam anlamıyla ve her bakımdan ortaçağ dünyasını yansıtmakla birlikte "Gülün Adı" kesinlikle çağdaş bir roman; çağdaş romana yepyeni ve uzun soluk getiren özgün bir roman. Bir anlamda ortaçağda geçen, Hıristiyanlık düşüncesini tartışan tarihsel bir roman, bir anlamda da ustaca kurulmuş polisiye ve sürükleyici bir öykü. Ve en önemlisi olağanüstü bir dil ve benzeri az bulunur bir sanat yapıtı. Bu ünlü romanı İtalyanca aslından başarıyla Türkçeye çeviren Şadan Karadeniz'in titiz ve uzun çalışmasını da burada hayranlıkla belirtmemiz gerekiyor. Umberto Eco'nun yayınlarımız arasında çıkan ikinci dev romanı "Foucault Sarkacı" da, "Ortaçağı Düşlemek" adlı deneme kitabı da yine Şadan Karadeniz'in çevirisi...

Tarık Dursun K. – Denizin Kanı

Denizin Kanı Kitap Kapağı Denizin Kanı
Tarık Dursun K.
Yapı Kredi Yayınları
328

Ege kıyısındaki küçük bir kasaba. Acımasız, gözü doymak bilmez, azgın bir deniz. Ekmeklerini canları pahasına denizden çıkaran deniz tutkunu sünger avcıları ve gözleri denizde onları bekleyen kadınlar. Denizin Kanı, Türkiye'nin çok partili bir düzene geçtiği 1945 sonrasında, emeklerine sahip çıkmak isteyen sünger emekçilerinin kendilerine denizden daha acımasız davranan bir sünger ağasına karşı giriştikleri mücadelenin çarpıcı anlatımı. Roman konusu kadar yer yer mitolojik göndermeler ve şiirsel doğa betimleriyle beslenen etkiletici üslubuyla da dikkat çekiyor.

Mihail Şolohov – Alyoşka’nın Yüreği

Alyoşka'nın Yüreği Kitap Kapağı Alyoşka'nın Yüreği
Mihail Şolohov
Cem Yayınevi
208

1965 yılında Nobel Edebiyat ödülünü kazanan Şolohov'un bu kitabı iki bölümden oluşmakta.İlk bölümde sosyalizmin kuruluş yıllarını anlatan hikayeler,okuyucuyu sanki o dönemde yaşatıyor...( kar-kış,çamur,sıkıntılar,yoksulluk,fakirlik,gibi...)
İkinci bölümü ise yazarın savaş günlerinde gazete ve dergiler için yaptığı ropörtajlar oluşturuyor.
O döneme ışık tutan bu kitabı tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.

Nguyen Dinh Thi – Gök Cephesi

Gök Cephesi Kitap Kapağı Gök Cephesi
Nguyen Dinh Thi
Cem Yayınevi
163

"Gök Cephesi"nin kahramanları gerçek kişilerdir. Üstte, Amerikalılarla çarpışan ve romanda adları geçen dört Kuzey Vietnam Pilotu: So, Luong, Ban ve Loung’un sevgilisi Tuyen ve kızkardeşi Dao.

Irene Nemirovsky – Bir Yazarın Romanı

Bir Yazarın Romanı: Anton Çehov'un Yaşam Öyküsü Kitap Kapağı Bir Yazarın Romanı: Anton Çehov'un Yaşam Öyküsü
Irene Nemirovsky
Cem Yayınevi
157
Rus asıllı Fransız yazarı İrene Nemirovsky’nin Çehov’un Hayatı nın ilk basımı 1950’de Milli Eğitim Bakanlığı Yayınevimiz bu değerli yapıtın 2. basımını tam 37 yıl sonra okurlarına sunuyor.

Demirtaş Ceyhun – Yağmur Sıcağı

Yağmur Sıcağı Kitap Kapağı Yağmur Sıcağı
Demirtaş Ceyhun
Broy Yayınevi
320

Sanki niçin "Evet... Karısyım profesörün" dememiş?

Öyle susup polisin gözlerinin içine içine, inadına domuz gibi bakmış durmuş olmalı ki, odadan çıkarlarken, bir yandan da ardından itip kakarak, "Ulan orospu" demişti kulağına. "Ulan orospuuuu..."

"Ulan orospuuu..."

Gözaltına aldık dedilerdi ya, tutukladılar mı yoksa? Tutuklanmak nasıl olur? Yirmidört saatten fazla gözaltında tutamazlarmış, öyle derlerdi üniversite öğrenciliği sırasında arkadaşları. Fakat tutuklamış olsalar, niçin hala burada bıraksınlar, bir tutukevine göndermeleri gerekmez mi?

Bugün, üçüncü gün mü ne?

Gene, birazdan gelmeye başlar memurlar.. Gelir gelmez de, odanın içinde olsun şöyle bir aşağı bir yukarı dolanma özgürlüğünü hemen elinden alıverirler ve bir sandalyenin üzerine hapsederler. Karakollara özgü ne de çok Arapça deyim varmış... Fezleke, müzekkere, mahkum, maznun. Olanağı yok, karakola düşmemiş insan bunları bilemez. Sahi, sanık neyin karşılığıydı?

Henri Troyat – Yaslı Kar

Yaslı Kar Kitap Kapağı Yaslı Kar
Henri Troyat
Cem Yayınevi
150

Buz tutmuş çalılarla kaplı küçük vadiden uzun bir meleme duyuldu. Koyunlar sahiplerini uzaktan tanımıştı. Isaie Vaudange kendi kendine güldü. Başı önde, yanakları soğuktan donmuş, rüzgürü karşı güçlükle ilerliyor, ayakları yerdeki ince kar tambakasına batıp çıkıyordu. Sayıları az, fakat serpilmiş, bol tüylü hayvanlarını özlemişti. Baharda dağ yamaçlarına bırakılan koyunlar sıcak mevsimi alabildiğine bir özgürlük içinde geçirmişti.

Yaşar Kemal – Üç Anadolu Efsanesi

Üç Anadolu Efsanesi: Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik Kitap Kapağı Üç Anadolu Efsanesi: Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik
Yaşar Kemal
Yapı Kredi Yayınları
222

"Kilometrelerce yürüyüp, dağ bayır koşup ne kurtarırsa kardır kuralınca, öne ağıtları, sonra da türküleri, koşmaları, destanları, Çukurova'nın tüm uyaklı uyaksız söz çeşitlerini, tekerlemelerini, küfürlerini avlıyordu. Folklor derlemesi filan değildi, bu iş hayat memat işiydi, özbeöz malını kurtarıyordu Çukurova'nın, sorumlusuydu kurda kuşa karşı, şaka değil."
-Abidin Dino, Milliyet Sanat-
"Yaşar Kemal, Anadolu aşık-hikayelerinin geleneğine göbek bağıyla bağlanmış bir yazar. Onu ta çocukluğundan başlayarak Anadolu sözlü geleneğinin destansı türleri büyülemiş."
-Pertev Naili Boratav

Samed Behrengi – Konuşan Bebek

Konuşan Bebek Kitap Kapağı Konuşan Bebek
Samed Behrengi
Cem Yayınevi
64

Bu öykü, benim yaşamımın 7 yaşımdan önceki bölümünü anlatmaktadır. Köyümüzde bir yıl öğretmenlik yapan Behrengi, görevi sırasında bizim evde ntıırııvor- Bir aksam ona, başımdan geçenleri anlattım. Anlattıklarını çok ilgisini çekti ve bana: "Eğer izin verirsen, bana anlattıklarını ve kargaların öyküsünü yazayım. Bunu başka çocuklar da okusun ve sizin duygularınızı paylaşsınlar. Ne elersin?" dedi. Onun bu önerisine iki koşulla evet, dedim. Birincisi, bu öyküyü yalnızca çocuklar için, saf, temiz halk çocukları için yazmalıydı. Çünkü büyükler, öylesine bencil ve çıkarcı olmuşlar ki, benim öykümü anlamak bile istemezler. Behrengi Öğretmen, büyük kentlerde zengin çocuklarının okula özel arabalarla gittiklerini, bunu da böbürlenerek anlattıklarını söylemişti. İşte ben, öykülerimi o böbürlenen çocukların da okumalarını istemem. Yedi yaşıma kadar üvey anamın yanında yaşadım. Oz anam köydeydi. Resmi bir dairede çalışan babam onu boşanıış, sonra.da kendi köyüne, babasının yanına göndermişti. Sonra da üvey anamla evlendi. O zamanlar yalnızca bir caddesi olan küçük bir kasabada oturuyorduk.

Alexander Mitscherlich – Barış Düşüncesi ve Saldırganlık

Barış Düşüncesi ve Saldırganlık: Sosyo - Psikanalitik Bir Deneme Kitap Kapağı Barış Düşüncesi ve Saldırganlık: Sosyo - Psikanalitik Bir Deneme
Alexander Mitscherlich
Cem Yayınevi
118

Alexander Mitscherlich, insanda iki temel tepi olan cinsellik ve saldırganlık arasında bağlantı olduğunu söyleyen psikanalizci kurama bağlı kalırken, saldırgan yapıyı cinsellikle birlikte açıklıyor ve barış adına bu saldırganlığa karşı çıkıyor. İnsanın saldırganlığı yalnız doğal ve bireysel mi, yoksa bu aynı zamanda bir toplum ve uygarlık sorunu mu? Bir toplumun yöneticileri insanın saldırganlığını etkisiz hale getirmek yerine, bunu canlı tutup çıkarılan her savaşta kullanıyor olmasınlar? İnsandaki barışçı eğilimle savaşçı eğilim birbiriyle nasıl bağdaşıyor ve bu savaşçı eğilim ortadan kaldırılarak barışçı eğilim nasıl korunabilir? İşte Alexander Mitscherlich bu sorunu irdeliyor ve bir çözüm bulmaya çalışıyor. Çağımızın önemli düşünürlerinden Alman psikanalizci Mitscherlich 1908''de Münih''te doğdu. Frankfurt''ta Sigmund Freud Enstitüsü''nün yöneticiliğini yaptı. Ayrıca "Babasız Topluma Doğru", "Kent ve Psikanaliz" gibi yapıtları bulunan Mitscherlich''in bu yapıtını, barışseverlerin ilgiyle okuyacağını umuyoruz.

Aleister Crowley – Ay Çocuk

Ay Çocuk Kitap Kapağı Ay Çocuk
Aleister Crowley
Altıkırkbeş Basın Yayın
365

Şüphesiz asrın en ilginç ve aykırı kişilerinden biridir. Aleister Crowley. Kimi onu büyük bir üstat, majisyen ve mistik olarak kabul ederken, büyük bir çoğunluk tarafından da kara büyücü ve İsa karşıtı olarak nitelenmiştir.

İyi de şair, dağcı, maceracı, satranç ustası, ressam, majisyen, mistik, zındık, gizli örgüt başkanı, din kurucusu vs. olarak gözüken bu karmaşık kişi tam olarak kimdir?
Bu soruyu hava karardıktan hemen sonra bulduğunuz en yaşlı ağaca bakarak sorabilirsiniz ve büyük bir ihtimalle yanıtı alırsınız. Ama özellikle bu günlerde yeterince yaşlı bir ağaç bulmanın zorluklarını göz önünde bulundursak kitabın iç sayfalarında bir yolculuğa çıkmak daha kolay bir çözüm olabilir.
Yine de siz bilirsiniz...

Eğer ikinci seçeneği kullarınsanız; şu anda arka kapağına bakmakta olduğunuz romanda bazı Türk karakterlerle karşılaşmanız, Hıristiyanlığı sert bir şekilde suçlayan bir kitap olmasına rağmen, Müslümanlığı öven satırlarla karşılaşmanız ve yazarın hayatta tek kalan oğluna Atatürk adını koymuş olması sizi sakın şaşırtmasın.

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Ben Deli Miyim?

Ben Deli Miyim? Kitap Kapağı Ben Deli Miyim?
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Everest Yayınları
378

Şadan ve Kalender Nuri... İstanbullu iki genç... Hüseyin Rahmi, İstanbul'u ve İstanbul yaşantısını bu iki genç üzerinden anlatıyor. Ama bu gençler "deli"... Maceraları da, konuşmaları da, hareketleri de öyle-, çünkü toplumsal kuralları, genel ahlakı, yozlaşmış sosyal ilişkileri "delicesine" sorguluyorlar. "Sorgulama" derinleştikçe gençlerin hareketli, yadırgatıcı serüveni tuhaf bir cinayetle sonlanıyor.
Hüseyin Rahmi bu romanın tefrikası sırasında "adaba muhalif neşriyat" yaptığı iddiasıyla mahkemeye çıkarılıyor. Devrin gazetelerinde yayımlanan mahkeme ile ilgili haberler de fotoğrafları ve karikatürleriyle beraber bu baskıda yer alıyor. Hüseyin Rahmi'nin savunmasında söyledikleri çarpıcı: "Bugün kirli bir top gibi mahkeme parkelerine fırlatılmak istenilen bu isim, bu ana kadar memleketin hiçbir mülevves meselesine karışmamıştır. Ve hemen kırk yıldır kafasına doldurduğu felsefeyi etrafına saçan bir mürebbi, birden bire adaba mugayir bir tavır alarak halka edepsizlik telkinine nasıl kalkışır!"

Carlo M. Cipolla – Fatihler, Korsanlar, Tüccarlar

Fatihler, Korsanlar, Tüccarlar Kitap Kapağı Fatihler, Korsanlar, Tüccarlar
Carlo M. Cipolla
Tarih Vakfı Yurt Yayınları
72

Avrupa tüm Ortaçağ boyunca değerli maden yokluğu yüzünden büyük sıkıntı çekti. Ancak beklenmedik bir anda, 16.yüzyılın ortasından başlayarak, Amerika kıtasındaki sömürgeleri, özellikle de Meksika ve Peru, İspanya'ya tonlarca gümüş akıttı. İspanya sınırlarını da aşan bu günüş bolluğunu, Venedik elçisi Vendramin, "evlerin çatısına yağan ve ilk düştüğü yerdekilere hiçbir yarar sağlamadan süzülüp aşağı akan yağmura" benzetiyordu. Değerli madenler bu şekilde, Batı'dan Doğu'ya ilerleyerek, bir ülkeden diğerine hızla yayıldı. Bu arada Avrupalıları imrendiren Doğu malları da -baharat, ipek ve özellikle de porselen- aksi yönden (Doğu'dan Batı'ya) hareket ederek bütün dünyada yoğun bir ticaretin gelişmesini sağlıyordu. Bu ticari gelişmeye olanak sağlayan temel araç da, İspanya'da sekizlik real ya da peso, Anglo-Sakson ülkelerde sekizlik sikke ve İtalya'da piastra diye adlandırılan kaba ve ağır bir madeni paraydı. Türkiye'den İran'a, Hindistan'a, Çin'e kadar, bu sikke en çok aranan şey oldu ve kıtalar-arası karşılıklı ticaret yöntemini çalıştırmak için gerekli olan paraya çevrilebilir değir sağladı. İspanyol-Amerikan gümüşünün heyecan verici, ilginç öyküsü ve sekizlik real'in başarısı Cipolla tarafından kitapta büyük bir ustalıkla anlatılmaktadır.

Carlo M. Cipolla – Neşeli Öyküler

Neşeli Öyküler Kitap Kapağı Neşeli Öyküler
Carlo M. Cipolla
Tarih Vakfı Yurt Yayınları
87

Karabiber, nasıl oldu da Haçlı seferlerine yol açtı? Floransalı ünlü banker Bardi ailesi neden kalp para basmaya kalkıştı? Osmanlı hanımları arasında gümüş Fransız paralarından yapılma kolye ve küpler moda olunca Osmanlı ekonomisi nasıl krize girdi? Bremen piskoposunun av eti tutkusu nelere yol açtı? Fatih William İngiltere'yi işgale giderken neden yanında bol bol şarap götürdü? Vikingler neden güneye akın yaptılar? İtalyan iktisat tarihçisi Carlo M. Cipolla, Üç Olağandışı Öykü'de kendi üslubuyla, 17. -18. yüzyıllarda geçen neşeli, tuhaf, ama tamamen gerçek öyküler anlatıyor. Allegro ma non troppo Avrupa tarihine mizah penceresinden bakıyor. Kitabın sonunda yer alan Aptallığın Temel Yasaları'nı ise yazar "nükteli bir buluş" olarak niteliyor.