Alan Woods – Aklın İsyanı

Aklın İsyanı Kitap Kapağı Aklın İsyanı
Alan Woods
Felsefe
Tarih Bilinci Yayınevi
444

21. yüzyıla girdiğimiz şu sıralarda, bilim ve felsefe bir yol ayrımına gelmiş görünüyor. Bilim ve teknolojinin 20. yüzyılda kaydettiği eşsiz başarılar bir yandan gezegenimizin karşı karşıya bulunduğu bütün sorunların çözümü için muazzam bir potansiyel sunarken diğer yandan da onun toptan imhası için bir tehdit oluşturuyor. İnsanlığa çok daha sağlıklı bir yaşam olanağı sunan genetikteki çarpıcı gelişmeler, en karanlık ırkçı ve ayrımcı düşüncelere dayanak yapılabilmektedir. Maddenin derinliklerindeki muazzam enerjinin keşfedilmesi de aynı sonucu doğurdu. Bu enerji uygun biçimler altında insanlığa büyük bir refah getirebilecekken, nükleer bombalar ve mevcut nükleer santraller biçiminde bir karabasan olarak karşımıza dikilmiştir.

Öte yandan özellikle teorik fizik ve kozmoloji alanında bir mistisizme kayma eğilimi görüyoruz. Sözde evrenin doğuşunu açıklayan "Büyük Patlama" teorisi gibi teoriler bir Yaratıcının varlığını kanıtlamak için kullanılıyor. Bilim yüzyıllardır ilk kez dinsel gericiliğe inandırıcılık kazandırma işine koşuluyor. Yine de bu, hikayenin yalnızca bir yanı.

Giderek artan sayıda bilimci eski bakış açısından hoşnutsuz hale geliyor. Kaos ve Karmaşıklık teorisinin hızlı yükselişi, son yıllarda bilimdeki en önemli gelişmelerden biridir. Bu yeni eğilimin dile getirdiği materyalizmin teorilerine şaşırtıcı ölçüde benzemektedir.

Bu eserin önemli bir kısmı, Marksist felsefeyle yeni teoriler arasındaki ilişkinin araştırılmasına ayrılmış bulunuyor. Acaba bu karşılaşma bilimin yönteminde yeni ve heyecan verici bir atılıma temel sağlayacak mı?

J. Krishnamurti – Yeni Bir Yaşam

Yeni Bir Yaşam Kitap Kapağı Yeni Bir Yaşam
J. Krishnamurti
Felsefe
Omega Yayınevi
240

13 yaşındayken "dünya öğretmeni" seçilen Krishnamurti, hayatını dünyayı dolaşarak, insanlarla, yaşama ve dünyaya dair konuşarak geçirdi. Kendisine mesihlik yakıştırılmış olmasına rağmen bunu hiçbir zaman kabul etmedi. Onun için, karşılaştığı herkes başlı başına bir "birey"di. Bu nedenle öğretmekten çok paylaşmayı ilke edindi. Yine de dünya üzerindeki milyonlarca kişi ondan çok şey öğrendi.
"Yoksulluk toplumun suçudur, açgözlü ve kurnaz kimselerin diğerlerini sömürüp yükseldikleri bir toplumun kabahatidir yoksulluk. Anlaşılması gereken husus, neden zenginlerin ve yoksulların olduğu değil, başarı hırsıdır. Değişmesi gereken şey, büyük biri olma, başarılı biri olma isteğimizdir... Dünyada büyük biri, başarılı biri olma dürtüsü varlığını koruduğu sürece zenginler ve yoksullar, sömürenler ve sömürülenler de olmaya devam edecektir."
Krishnamurti'yi dinlemek Buda'yı dinlemeye benziyor:
Öylesine güçlü, öylesine insanın içine işliyor ki!
- Aldous Huxley-
Krishnamurti'nin dili yalın, ufuk açıcı ve ilham verici… Gündelik hayatı engelli bir yarış veya bir fare kapanı olmaktan çıkarıp neşeli bir uğraşa dönüştürüyor.
-Henry Miller-

Jacques Texier – Gramsci ve Felsefe

Gramsci ve Felsefe Kitap Kapağı Gramsci ve Felsefe
Jacques Texier
Birey Toplum Yayınları
160

Gramsciyi ön plana çıkaran ise onun hegemonya, tarihsel blok ve praksis felsefesi?ne dair görüşleridir. Gramsci yaklaşımı ile modern kapitalist toplumların ekonomik, siyasal, kültürel ve ideolojik bir çözümlemesini yapmıştır.

Bu çözümlemede bütünsellik içerisinde ele aldığı yaklaşımı ile toplumsal yaşamı sadece belli bir alana (sadece ekonomik sadece siyasal) indirgeyen dışsallaştırmaları eleştirmiştir (Gramsci, 1989: 139; Texier, 1982: 45). Gramscinin siyasal alandaki teorik yaklaşımının amacı, devrimci sürecin gerçekleşmesi için gerekli olan koşulların nasıl temin edileceğidir. Bunun için Gramsci, Marxın toplumsal yapının alt yapı ve üst yapı olarak ikiye ayıran yaklaşımından yola çıkarak kuramını geliştirirken eleştirilerde bulunur.

Gramsciye göre altyapı ve üst yapı birbirinden ayrı düşünülemez. Bunlar bir bütünün iki parçasıdır. Ona göre Marksizmin dogmatik kısmına göre alt yapı her zaman üst yapının belirleyicisidir.

Konfüçyüs – Konuşmalar

Konuşmalar Kitap Kapağı Konuşmalar
Konfüçyüs
Alter Yayıncılık
127
Yaklaşık iki bin yıl boyunca Konfüsyüs’çülük, Çin idaresinde teoride kaldığı,, yani üstadın düstur ve düşüncelerine dayandığı sürece üstün konumdaydı. Bununla birlikte Konfüsyüs’çülük asla bir devler dini, özel bir inanç haline gelememiş; bu konuda yapılan teşebbüsler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Fakat Konfüçyüs’ün Orta Yol Doktrini’nin, Yeni Çin’in pek çok düşüncesinde fark edilebileceği belirtilmiştir. Konfüçyüs, görüş ve önerilerini dinleyecek idareciler bulamayınca kendisini, öğrencileri ile birlikte, daha önceki Çin filozof ve bilginlerinin yazılarını bir araya getirmeye , onları derlemeye ve gözden geçirmeye vermiştir. Ayrıca öğrencileri, daha sonra Konfüçyüs’ün konuşmalarını da biraraya getirmişlerdir. Onun amacı, geçmişin faziletli idarecilerinin :,n’de barış ve huzur nasıl sağladıklarını göstermekti. Bunu gerçekleştirmek için de yönetimle ilgili bilgileri toplamış, sosyal hayat ve törenlerle ilgili hususları bir araya getirmiştir. Böylece yaşayan halk ve geleneklrin devamını sağlamaya çalışmıştır.

Ludwig Feuerbach – Geleceğin Felsefesinin İlkeleri

Geleceğin Felsefesinin İlkeleri Kitap Kapağı Geleceğin Felsefesinin İlkeleri
Ludwig Feuerbach
Alter Yayıncılık
142

Ludwig Andreas Feuerbach, (1804-1872) Alman filozof ve ahlakçı. MAteryalist Felsefenin ideologlarından Marx üzerindeki etkisi ve hümanist ilahiyat görüşleri ile tanınmıştır. 19.yüzyıl Alman metaryalizminin ilk düşünürü olan Feuerbach`ın temel eseri Hıristiyanlığın Özü`dür. Felsefesi ya da karşı felsefesi, bir hümanizm ve doğalcılık şeklinde gelişen, dine ilişkin eleştirisi, insanlığa ilişkin doğrularınbilinçsizce yansıtılmasının açıklanmasını yapan Feuerbach, felsefeye önce Hegel`in nesnel idealizmini benimseyerek başlamış, fakat daha sonra tinsellik-maddecilik karşıtlığında, maddeciliğin tarafında olmuştur. Feuervach "Gelecek Felsefesinin İlkeleri" Hegel`den 13 yıl sonra yayınlandı. "Temel doğadır. Doğanın dışında hiçbir şey yoktur. Her şey gibi, düşünce de, doğanın ürünüdür. düşünce, maddi bir organ olan beyinden çıkmaktadır. Bence maddecilik insanın varlık ve bilgi yapısının temelidir. Ama bir fizyolojistin, bir naturalistin anladığı gibi, varlık yapısının kendisi değildir. Maddecilikle geride beraberim ama, ilerde beraber değilim." O yıktığı dinlerin yerine aşk dini koymak ister. Aslında maddeci olmakla beraber bir idealisttir. Aşkı, maddi bir çekim olarak değil, bir insanlık ideali olarak ele alır. Hegel gibi diyalektiği maddede değil düşüncede bulur. "İnsanlar sevişiniz, gerçek din sizin bu sevgilerinizdedir. Varlığınız aşkınızla biçimlenecektir."

Ahmet Cevizci – Metafiziğe Giriş

Metafiziğe Giriş Kitap Kapağı Metafiziğe Giriş
Ahmet Cevizci
Say Yayınları
400

Ahmet Cevizci'nin farklı kaynaklardan derleyerek oluşturduğu bu eser, felsefenin en temel disiplini olsa da nedense çok fazla anlaşılamayan metafiziğin doğasını, kapsamını, tanımlamalarını, öne sürdüğü problemleri ve yöntemlerini derinlemesine inceleyen bir kaynak.

"Metafizik nedir?" sorusuna kapsamlı cevaplar sunan ilk bölümün ardından, ikinci bölümde metafizik tarihsel olarak ele alınıp Heraklitos, Platon, Descartes, Spinoza, Leibniz gibi isimlerin düşünceleri tartışılıyor. Son bölümde ise iki bin beş yüz yıllık düşünce tarihinde önde gelen filozofların ana eserlerinden önemli pasajlar sunuluyor.

Jean Paul Sartre – Varoluşçuluk

Varoluşçuluk Kitap Kapağı Varoluşçuluk
Jean Paul Sartre
Say Yayınları
128

Varoluşçuluk nedir?

Bugüne değin çeşitli karşılıklar verilmiş bir sorudur bu. Sözgelişi, Weil'e göre varoluşçuluk bir bunalım, Mounier'ye göre umutsuzluk, Hamelin'e göre bunaltı, Banfi'ye göre kötümserlik, Wahl'e göre başkaldırış, Marcel'e göre özgürlük, Lukacs'a göre idealizm, Benda'ya göre usdışılık, Foulqué'ye göre saçmalık felsefesidir.

Bir dönem, slogancı gençliğin peygamberi ve 'varoluşçu papası' sayılan J.-P. Sartre'a göreyse, varoluş, insanda, ama yalnız insanda, özden önce gelir. Bu demektir ki insan önce vardır; sonra şöyle ya da böyle olur. Çünkü o, özünü kendisi yaratır. Nasıl mı? Şöyle: "Dünyaya atılarak, orada acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler. Bu belirleme yolu hiç kapanmaz..."

Asım Bezirci'nin çevirip yayıma hazırladığı bu eser her kuramda, her inanda farklı karşılıklar bulan bir felsefenin temel metnini (Varoluşçuluk Bir İnsancılıktır / Sartre) ve bunun yanı sıra Gaéton Picon ve Laffont Bompiani' nin Varoluşçuluk'a ilişkin incelemeleriyle P. Naville'in Sartre'la yaptığı konuşmayı içeriyor.

William Irwin – Matrix ve Felsefe

Matrix ve Felsefe Kitap Kapağı Matrix ve Felsefe
William Irwin
Güncel Yayınevi
312

Sizin de kafanız Keanu Revees gibi Matrix'ten sonra karıştıysa bu kitap kesinlikle sizin için yazılmış. Eğer film kafanızı karıştırmadıysa, hemen bir doktora görünün. Matrix'i henüz seyretmediyseniz, o zaman bu kitabı mutlaka okumalısınız. Böylece bu filmin insanlar için neden o kadar önemli olduğunu bulursunuz.

Seçim sizin, hayatınızın sonuna kadar onun sonuçlarıyla yaşayacaksınız. Mavi hapı seçip bu kitabı tekrar rafa koyarak kendinize Matrix sadece bir film mi diyeceksiniz? Yoksa, kırmızı hapı seçip bu kitabı okuyarak, beyaz tavşanın peşinden mi gideceksiniz?

"Matrix ve Felsefe, filmdeki felsefi temaların neler olduğunu belirleyişi ve ele alışıyla felsefi zenginlik açısından filmden daha üstün. Sizce akılcılar deneyciler, gerçekçiler gerçeküstücüler, maddeciler bütüncüler, varoluşçular ve yapı bozumcuları Matrix hakkında ne düşünür? İşte bu sorunun cevabı Matrix ve Felsefe kitabında."

Lou Marinoff, Felsefeci- yazar.

Bertolt Brecht – Me-ti Tarihte Diyalektik

Me-ti Tarihte Diyalektik Kitap Kapağı Me-ti Tarihte Diyalektik
Bertolt Brecht
Günebakan Yayınları
216

Me-ti, şimdiye değin yazılmış en özgün felsefe eserlerinden biri desek, pek de mübalağa etmiş sayılmayız herhalde. Ozan Kin-yeh'in (Bertolt Brecht) de kimi zaman bizzat katıldığı konuşmalardan ya da hikayelerden oluşan bu kitapta Brecht, yaşama, yaşamaya dair fikirlerini milattan önce yaşamış ve ezilenden yana taraf tutmuş filozof Me-ti'nin ağzından anlatır. Bir diğer adı 'Özdeyişler Kitabı' olan bu eserde Brecht Lenin, Engels, Marx, Rosa Luxemburg, Hitler pek çok tarihi figürü de katar hikayelerine, onları konuşturur, insanlığın ve çağımızın sorunlarını irdeler.

Hikayelerdeki ve konuşmalardaki diyalektik tutum, dili de bir eylem alanı olarak gören Brecht'e uygun şekilde eserin biçimini de doğrudan belirlemiştir, öyle ki, zamansallığın bir ileri bir geri gittiği, yerlerin ve kişilerin sürekli değiştiği ancak temel olanın dünyayı bu başbelası ve kötü düzenden kurtarma fikrinin her zaman merkezde durduğu bir hareket biçimiyle kalıp fikirlere ve yargılara karşı çıkar Brecht, yol gösterir. Felsefenin sadece konuşmak ve yorum yapmak olmadığının hakkını verircesine hikayelerinin konusunu, sorularını ve çözümlerini gündelik yaşamdan alır Brecht, eylemi ortaya koyar, felsefesi eylemi biçimlendirmektir. Ancak gündelik yaşamın olayları ve diliyle yazılmış bu eserde diyalektik bilinç ve çözümleme kendini en iyi şekilde ifade eder. Zaten Me-ti'ye göre düşünmek; güçlüklerin ardından gelen, eyleme ise öncülük edendir. Böylece yaşam ile düşünce arasında bir ikilik kurmaz. Hayat doğru düşünmektir, doğru düşünmek de hayatın ta kendisi. Bu ikisi de ayrılmaz bir biçimde eylemde gösterir kendini.

Cicero – Dostluk ve Yaşlılık

Dostluk ve Yaşlılık Kitap Kapağı Dostluk ve Yaşlılık
Cicero
Arya Yayınevi
140

Marcus Tullius Cicero (M.Ö. 106 - M.Ö. 43), Romalı devlet adamı, bilgin, hatip ve yazar. Felsefe öğrenimini, Epikürosçu Phaedros, Stoacı Diodotos ve Akademi'ye bağlı Philon'dan almış olan Cicero'nun önemi, Yunan düşüncesini daha sonraki kuşaklara aktarmasından kaynaklanır. Bilgi kuramı açısından, kesinliğe bağlanmak yerine olasılıkların yolunu izlemeyi yeğleyen, buna karşın ahlak alanında, dogmatik bir tavır sergileyip, Stoacılara ve Sokrates'e yönelen Cicero, Latincenin felsefe dili olarak gelişmesine katkı yapmış ve bu arada, dinsel görüşleri açısından daima agnostik kalmıştır.

Georges Cogniot – İlk Çağ Materyalizmi

İlk Çağ Materyalizmi
Georges Cogniot
Anadolu Yayınları

Yazar bu eseri, Paris Üniversitesinde 1962-63 öğrenim yılında verdiği İlk ve Orta çağ düşünce tarihi derslerinin bazı kısımlarının bir derlenmesi şeklinde düzenlenmiştir. Eser antik çağdaki materyalist eğilimlerinin yapısını incelemek ve ortaya koymak, böylece aktüel bir önemi de olan materyalist öğretinin felsefe tarihinin bir kesimindeki geçmişini açıklığa kavuşturmak amacındadır. Felsefe öğretilerinin ancak tarihsel süreç içinde sundukları gelişim yönü ile ele alındıklarında, gerçek anlamda kavranabilecekleri şüphesizdir. Bu bakımdan gerek aktüel felsefe sorunlarına bir ışık tutacağı ve gerekse çatışma ve aykırılıkların da, anlaşma ve uzlaşmanın da temelindeki ana kavramları aydınlığa kavuşturacağı ümidiyle, bir ilkçağ materyalizmi tarihi niteliğini sunan bu eserin tanıtılmasını uygun bulduk. Önsözde belirttiği gibi yazar, Yunan ve Roma felsefelerini önemli bir kesimiyle bir materyalizm olarak ele almakta, bu materyalizmin bütün ilkçağ boyunca idealizme karşı amansız bir savaş vermiş olduğunu ileri sürmektedir. Eser dört bölüm halinde düzenlenmiş olup, bir ek notla son bulmaktadır.

Jameson Lyotard Habermas – Postmodernizm

Postmodernizm Kitap Kapağı Postmodernizm
Jameson Lyotard Habermas
Kıyı Yayınları

Bu derleme, modernliğin öncesi, sonrası, kendisi, öteki vs. üzerine, giderek dalbudak salan bir tartışmanın temel atlama taşlarını sun­mayı amaçlıyor olsa da; doyurucu, net sonuçlar koymuyor ortaya. Bunun nedeni de kuşkusuz, kapsamının dar tutulmasından çok, okuru kesin bir noktaya vardırmak yerine yeni sorular için bir boş-luk açmayı yeğlemesidir. Eksiklikleri fazlalıklarıyla bu kitabın bir tartışma davetiyesi olarak görülmesini ümit ediyorum.

Henri Bergson – Gülme

Gülme Kitap Kapağı Gülme
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Henri Bergson
İş Bankası Kültür Yayınları
152

Henri Bergson (1859-1941): Sezgicilik ekolünün Batı felsefesindeki temsilcisidir. Yaşamında büyük üne kavuştu, 1927 yılında Nobel Ödülü'nü aldı. Eserlerine olan ilgi ikinci Dünya Savaşı sonrasında azalmış olsa da geç 19.yüzyıl ve erken 20.yüzyıl felsefesindeki önemli konumunu muhafaza etmektedir. Kendisinden sonra gelen Gilles Deleuze, Jean-Paul Sartre ve Martin Heidegger gibi düşünürleri de derinden etkilemiştir. ilk kez 1900 yılında yayımlanan, gülme üzerine yazdığı denemelerini içeren bu eserinde gülmenin anlamını, gülmeye yol açan koşulları ve gülmenin toplumsal işlevlerini araştırmaktadır.

Alexandre Dumas – Üç Silahşor

Üç Silahşor Kitap Kapağı Üç Silahşor
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Alexandre Dumas
İş Bankası Kültür Yayınları
755

Alexandre Dumas (pere) (1802-1870): On dokuzuncu
yüzyılda bütün Avrupa'yı saran siyasal ve sosyal çalkantılar içinde yaşamasına rağmen, daha çok 16. ve 17. yüzyılın tarihsel olaylarını konu alan üç yüzden fazla roman yazdı. Döneminin sevilen ve çok okunan romantik yazarları arasında yer aldı. Üç Silahşor, Monte Kristo Kontu, Demir Maske ve Siyah Lale en tanınmış eserlerindendir. Üç Silahşor iki yüzyıl sonra bile hâlâ keyifle okunan sürükleyici bir aşk ve macera romanıdır.
Volkan Yalçıntoklu (1961) Saint-Joseph lisesinde okudu. 9 Eylül Üniversitesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik
bölümünü bitirdi. Uzun yıllar kitapçılık yaptt. Fransızca ve İngili^eeden çeviriler yapıyor. Eserlerini çevirdiği yazarlar arasında Jules Verne, Helene DeWitt, Alan Snow, Richard Maltby, Jr, Lyman Frank Baum, Charles Perrault yer alıyor.

Johann Peter Eckermann – Yaşamının Son Yıllarında Goethe İle Konuşmalar

Yaşamının Son Yıllarında Goethe İle Konuşmalar Kitap Kapağı Yaşamının Son Yıllarında Goethe İle Konuşmalar
Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi
Johann Peter Eckermann
İş Bankası Kültür Yayınları
800

Johann Peter Eckermann (1792-1854) : Goethe'nin kırk cildi bulan toplu yapıtlarının yayımlanmasında ona asistanlık yapan Eckermann, ilk Goethe filologu sayılmaktadır. Goethe'nin ölümünden sonra Eckermann'ın 1842 yılına kadar sürdürdüğü çalışmalar sonucunda toplu yapıtlara yirmi cilt daha eklenmiştir.

Yayımlanmış şiirlerinden başka, Jena Üniversitesi'den doktor unvanı almasını sağlayan Şiir Sanatına Katkılar adlı kuramsal bir kitabı da olan Eckermann, Yaşamının Son Yıllarında Goethe ile Konuşmalar adlı yapıtıyla tanınır. Yazarın Goethe ile geçirdiği on yılın ürünü olan bu kitap,1835 yılında iki cilt olarak yayımlanmış, üçüncü cildi ise 1848'de basılmıştır. Goethe ile Konuşmalar Nietzsche'ye göre, Goethe'nin yazılarından daha çok ve tekrar tekrar okunmayı hak eden en iyi Almanca kitaptır.

Mahmure Kahraman (1956) : Lise eğitimini Trabzon'da tamamladıktan sonra, iki yıl Münih'te yaşadı ve Goethe Enstitüsü'ne devam etti.1983 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi. Yüksek lisans eğitimini 1986'da, doktora eğitimini ise 1992'de tamamladı. Halen Ege Üniversitesi'nde Almanca okutmanı olarak çalışmaktadır.