Rene Girard – Romantik Yalan ve Romansal Hakikat

Romantik Yalan ve Romansal Hakikat: Edebi Yapıda Ben ve Öteki Kitap Kapağı Romantik Yalan ve Romansal Hakikat: Edebi Yapıda Ben ve Öteki
Rene Girard
Metis Yayınları
256

Girard, beş büyük romancının (Cervantes, Stendhal, Flaubert, Proust ve Dostoyevski) yapıtlarını çözümleyerek, "üçgen arzu" romanı adını verdiği belli bir roman türünü tanımlamaya girişiyor. Romantik yanılsamanın en keskin eleştirilerinden birini içeren bu çalışma, edebiyatın kapsamının dışına çıkarak çağdaş yaşamın psikolojisini, moda, reklamcılık ve propaganda gibi olguları da inceliyor ve şu temel soruya yanıt arıyor: İnsanlar kendilerini nasıl aldatırlar ve ne zaman artık aldatamaz hale gelirler?

"Girard'ın yapıtı, Lukacs'ın Roman Kuramı ile birlikte çağdaş roman üzerine yapılmış en sistemli çalışmalardan biridir."
- Lucien Goldmann-

Flannery O’Connor – Her Çıkışın Bir İnişi Vardır

Her Çıkışın Bir İnişi Vardır Kitap Kapağı Her Çıkışın Bir İnişi Vardır
Flannery O'Connor
Metis Yayınları
256

Flannery O'Connor'dan daha önce yayımladığımız İyi İnsan Bulmak Zor çok sevildi. Şimdi de yazarın ölümünden sonra yayımlanmış ikinci öykü kitabına yer veriyoruz Metis Edebiyat'ta: Her Çıkışın Bir İnişi Vardır'da yine dokuz güzel öykü var. Karakterlerin hepsi insani zaaflardan fazlasıyla nasibini almış saplantılı tipler: Kimi erdemli olmayı, kimi iyilik yaparak başkalarını "kurtarmayı", kimi değişime ve ilerlemeye ayak uydurmayı, bazıları da ırkçılık gibi sosyal sorunları dert edinmiş ya da ölüme kafayı takmış insanlar. O'Connor bu karakterlerin kendilerini içine düşürdükleri durumları tasvir ederken, anlatı kazanına bolca ironi, epeyce gerilim, biraz trajedi, bir çimdik de komedi katıyor. Böylece, evet hayli karanlık, ama okuması keyifli öyküler çıkıyor ortaya.

YAZAR HAKKINDA: 1925'te Amerika'nın Georgia eyaletinde doğdu. 1946'da Iowa Yazarlık Atölyesi'ne kabul edildi. 1951'de deri veremi teşhisi koyulması üzerine Georgia'daki aile çiftliğine geri döndü ve hayatının geri kalanını orada geçirdi. Koyu bir Katolik olan O'Connor çiftlikte yaşadığı süre boyunca Katolik teolojisi üzerine kitaplar okudu, zaman zaman inanç ve edebiyat üzerine konferanslar verdi. Hastalığıyla mücadele ettiği on üç yıl süresince yazdığı öyküler iki kitapta toplandı. Kısa öykülerinin haricinde Wise Blood (1952) ve The Violent Bear It Away (1960) başlıklı iki roman da yazan O'Connor 1964 yılında hastalığının ilerlemesi sonucu öldü.

Peter Handke – Çocuğun Öyküsü

Çocuğun Öyküsü Kitap Kapağı Çocuğun Öyküsü
Peter Handke
Metis Yayınları
96

'İleride bir zaman, bir çocukla birlikte yaşamanın' düşünü kuran bir adamın öyküsü
'Çocuk, canlı bölmenin ardından gösterildiğinde, yetişkin yeni doğmuş bir bebek değil, eksiksiz bir insan gördü orada..'
Peter Handke'nin bu anlatısı da tıpkı Solak Kadın gibi, yaşama denen akışın ortasında durup yeni deneyime açılmayı isteyen birinin, bir 'baba'nın başından geçenler...

Pavel Florenski – Tersten Perspektif

Tersten Perspektif Kitap Kapağı Tersten Perspektif
Pavel Florenski
Metis Yayınları
143

Bir an için gözlerinizi yumun, sonra açın. Gözleriniz sizi merkeze koyan bir tablo serer önünüze: Uzaktaki şeyler küçülür, öndeki nesneler arkadakileri kapatır, uzaklaşan yatay çizgiler birbirine yaklaşır. Alışılmış bir algıdır bu. Her insanın böyle gördüğünü kendiliğimizden kabul ederiz. Sanat yapıtından da bu algımızı taklit etmesi beklenir. Pek çok resim bu algımızı bir yasa haline sokarak, nesneleri ve mekanı perspektife uygun olarak temsil eder. Güzel resimde, perspektife uyulmuş mu diye bakarız, ya da çocuklardan daha güzel resim yapmalarını beklerken perspektife uygunluk ararız.

Florenski'nin 1920 tarihli metninin sorguladığı tam da budur. Perspektif ilk anda varsaydığımız kadar "doğal" mı? Bizans ikonalarını ya da Mısır kabartmalarını yapanlar gerçekten perspektifi bilmiyor ya da yapmayı beceremiyorlar mıydı? Perspektif, bir görme biçimi olarak ne zaman, niçin ve nasıl bir yasa haline geldi?

20.yüzyılın başına ait bu metnin anlamı nedir? Burada, bugün, bizler için ne anlam taşıyabilir? Zeynep Sayın'ın bunu irdeleyen Sunuş'uyla yayımlıyoruz Tersten Perspektif'i.

Patricia Fara – Bilim: Dört Bin Yıllık Bir Tarih

Bilim: Dört Bin Yıllık Bir Tarih Kitap Kapağı Bilim: Dört Bin Yıllık Bir Tarih
Patricia Fara
Metis Yayınları
512

Bilim: Dört Bin Yıllık Bir Tarih, adından da anlaşılacağı gibi bir bilim tarihi kitabı. Ama onu ana akım bilim tarihi anlatılarından farklı kılan birçok özelliği var. Patricia Fara kitabın girişinde şöyle diyor: "Tarih yazmak, olguları düzenli bir şekilde bir araya getirmek ve olayları doğru bir şekilde sıralamaktan ibaret değildir; neyi dahil edeceğiniz ve kimi hariç tutacağınız gibi konularda seçimler yaparak geçmişi yeniden yorumlamayı, dünyayı yeniden çizmeyi de içerir." Bilim tarihine yönelik Avrupamerkezci yaklaşımın nesnellikten uzak olduğuna dikkat çeken Fara, "dâhi biliminsanı" mitini sarsmayı da ihmal etmiyor. Fara'ya göre bilim tarihi ideal kahramanlarca inşa edilmiş düz ve pürüzsüz bir yol değil; hatalar yapan, rekabet eden, hatta kimi zaman ellerindeki bulguları çarpıtan etten kemikten insanların açtığı dolambaçlı bir patika. Bu patikada kimin öne geçeceği ise iktidar kavramıyla yakından bağlantılı.

"Geçmişe yepyeni bir açıdan baktığımızda, hangi soruların sorulması gerektiğini bilmek, yeni bilgiler ortaya çıkarmak kadar önemlidir," diyen Fara, dinin bilim üzerindeki etkisinden simya ve büyünün bilimle ilişkisine, kadınların bilim tarihindeki rolünden farklı bilim türlerine kadar birçok konuda kritik sorular soruyor.

Özgür Taburoğlu – Dünyevi ve Kutsal

Dünyevi ve Kutsal: Modernlerin Maneviyat Arayışları Kitap Kapağı Dünyevi ve Kutsal: Modernlerin Maneviyat Arayışları
Özgür Taburoğlu
Metis Yayınları

Farklı tarihsel dönemlerde dünyevilik ve kutsallık arasındaki iç içe geçişleri inceleyen kitap, dünyevilik ve kutsallığın mutlak kavramla olamayacağını, daha çok ikisi arasında bir sarkaç salınımı olduğunu savunuyor. Zındıklık, hurafeler, ikonlar, hat ve süs, minyatür, Doğu, Ortaçağ ve Eski Yunan… Kitabın son bölümü Heidegger, Levinas, Battaille ve Romantikler gibi modern dönemin yazarlarında yeni maneviyat arayışlarının izini sürüyor.

Otto Rank – Doğum Travması

Doğum Travması Kitap Kapağı Doğum Travması
Otto Rank
Metis Yayınları
184

Psikoloji tarihinin en kayda değer kitaplarından biridir Doğum Travması. Ne var ki, Sigmund Freud ile en sevdiği öğrencilerinden Otto Rank arasındaki ilişkinin bozulmasına da yol açmıştır.

Bu kitapla, ruhsal yapının ortaya çıkmasını ve her türlü nevrotik rahatsızlığı insanın doğum sürecinde yaşadığı travmaya bağlayan Rank, Freud'un görüşlerine sıkı sıkıya bağlı olduğunu öne sürmekle birlikte, dönemin nevroz kuramında babanın taşıdığı merkezi önemi, yani Oidipal dramda babanın tuttuğu yeri sarsıyor, annenin önemini öne çıkartıyordu. Başlangıçta Freud, psikanalizin kültürel alanlara açılmasında önemli rol oynadığını düşündüğü bu öğrencisinin kitabını coşkuyla karşıladıysa da, sonunda Rank ortodoks psikiyatri çevresinin baskısıyla aforoz edildi.

Çalışmalarına ABD'de devam eden ve yeni bir psikoterapi yöntemi geliştiren Rank'ın görüşleri, Carl Rogers, Eric Fromm, Karen Horney ve Rollo May gibi isimlerin yapıtlarını etkilemiştir.

Olivier Abel & Eunhwa Lee – Paul Ricoeur’ün Baykuşu

Paul Ricoeur'ün Baykuşu Kitap Kapağı Paul Ricoeur'ün Baykuşu
Olivier Abel & Eunhwa Lee
Metis Yayınları
64

Küçük Filozoflar Dizisi, 8-12 yaş çocukları için filozofların hikâyelerini anlatan çok güzel resimlenmiş kitaplardan oluşuyor. Diziyle çocukların felsefeye zevkli bir giriş yapmalarını, kendi sorularının peşinden gitme alışkanlığı kazanmalarını amaçlıyoruz. Paul Ricoeurün Baykuşu, Küçük Filozoflar dizisinin yedinci kitabı.

Akşam çökmüş, kitapları ve anılarıyla baş başa olan filozof Paul Ricoeur, çalışmaya devam ediyor. Zamanının düşünürlerine sorular sormak için dünyanın dört bir yanını dolaşmıştı. Şimdiyse omuzuna tünemiş baykuşuyla birlikte filozofumuz yeni bir yolun başlangıcında: İnsanın kendisini kabullenmesinin, kendine Evet demesinin yolu nedir?

Nurdan Gürbilek – Yer Değiştiren Gölge

Yer Değiştiren Gölge Kitap Kapağı Yer Değiştiren Gölge
Nurdan Gürbilek
Metis Yayınları
104

"Bir sözcüğe ne kadar yakından bakarsanız, o kadar uzaktan dönüp bakacaktır size." Edebi metinler için de geçerli bu. Bu yüzden bu denemeler, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, Oğuz Atay'ın, Yusuf Atılgan'ın, Bilge Karasu'nun yazdıklarını aydınlatma çabası olduğu kadar, bu metinlerin üzerinde gezinen gölgeyi, onlarla aramızda ister istemez var olacak uzaklığı anlamlandırma çabası olarak da okunsun isterdim. - Nurdan Gürbilek

Nurdan Gürbilek – Vitrinde Yaşamak

Vitrinde Yaşamak: 1980'lerin Kültürel İklimi Kitap Kapağı Vitrinde Yaşamak: 1980'lerin Kültürel İklimi
Nurdan Gürbilek
Metis Yayınları
128

80'lerde Türkiye'de yaşanan kültürel değişimi çözümlemeyi deniyor Vitrinde Yaşamak. Bir siyasi darbenin hemen ardından, devlet şiddetiyle kurulabilmiş bir piyasanın içine doğan yeni kültürel ortamı, kendini bir imkânlar dönemi olarak sunan bu yılların kültürel alandaki çelişkili görünümlerini çözümlemeyi amaçlıyor. Nasıl oldu da bu değişim kendini kültürel alanda bir özgürlük vaadiyle, bir özerklik iddiasıyla varedebildi? Daha da önemlisi, bu vaat neden bu kadar etkili olabildi? Türkiye modern kültürünü oluştururken, o güne kadar neleri dışarıda bırakmış, neleri kültürel ifade alanının kıyısına itmişti? Modern kültürün oluşum sürecinde bastırılan içerikler 80'lerde nasıl, ne olarak ve nereye geri döndü? Hangi ihtiyaçlar doğrultusunda, nasıl yeniden kurgulanarak gündeme geldi?

Dünyadaki kültürel değişimle de yakından ilgili olan bu soruları 80'ler Türkiyesi'nin siyasi koşullarını, yerel dinamiklerini, buraya özgü kırılmaları da hesaba katarak değerlendiriyor Vitrinde Yaşamak.

Nurdan Gürbilek – Sessizin Payı

Sessizin Payı Kitap Kapağı Sessizin Payı
Nurdan Gürbilek
Metis Yayınları
152

Kavramlara edebiyatın içinden bakan denemelerden oluşuyor Sessizin Payı. "Adalet"i Dostoyevski'nin, "vicdan"ı Tolstoy'un, "merhamet"i Orhan Kemal'in, "utanç"ı J. M. Coetzee'nin, son yılların vazgeçilmez "kutuplaşma"sını Peyami Safa'nın penceresinden okuyan denemeler. Edebiyat yapıtlarıyla "dışarısı" arasında sert geçişlerle ilerleyen, kitap sayfalarıyla şehrin sokakları, duruşma salonları, tarihin yıkıntıları arasında gidip gelen yazılar.

İki sorunun cevabını arıyor Gürbilek. Birincisi: Sessizin - henüz konuşmayanın, konuşma imkânı olmayanın, artık konuşamayacak olanın- el konulmuş payını geri alabilir mi yazı? İkincisi: Yazarlar konuşamayanlar adına da konuştuklarına inanmak ister. Ama yazının da bir sessizi vardır. Sessizin payına bu kez kendisi el koymadan var olabilir mi yazı?

Nurdan Gürbilek – Kötü Çocuk Türk

Kötü Çocuk Türk Kitap Kapağı Kötü Çocuk Türk
Nurdan Gürbilek
Metis Yayınları
144

Popüler şarkılardan, fotoğraflardan, gazete haberlerinden olduğu kadar edebiyat yapıtlarından da yola çıkarak Türkiye'nin yakın tarihinde öne çıkmış kültürel imgeleri inceliyor Kötü Çocuk Türk: Bir yanda bir kapılma, özenme ve büyülenme, diğer yanda bir "kendine dönme" ısrarı.

Gürbilek, bu ikilikten doğan ve neredeyse bir yazgı halini almış ruh durumuyla, alaturkalık açmazıyla ilgileniyor: Popüler imgelem kadar edebiyatı da etkilemiş bu yazgının kültürel alandaki ifadelerine, hiçbirimizin yabancısı olmadığı çileli kahramanlara, acıların çocuklarına, kudretsiz babalara, mağdur olmalarına rağmen onurunu korumuş yetim delikanlılara, yabancı arzuların buyruğuna girmiş züppelere, nihayet edebiyatın kötü çocuklarına yakından bakmayı deniyor.

"Türklük" ve "kötülük" nerede değiyor birbirine? Bu temas noktasını nasıl kavrayabiliriz? Hepimiz düşünmeyi erteleyemeyeceğimiz kadar yakınız bu sorulara...

Nurdan Gürbilek – Kör Ayna, Kayıp Şark

Kör Ayna, Kayıp Şark: Edebiyat ve Endişe Kitap Kapağı Kör Ayna, Kayıp Şark: Edebiyat ve Endişe
Nurdan Gürbilek
Metis Yayınları
248

Kör Ayna, Kayıp Şark edebiyata yön veren endişelerden söz ediyor. "Endişe" derken yalnızca yazarın değil, okurun da yabancısı olmadığı,başkalarına bir şeyler anlatmaya çalışan hemen herkesin yakından tanıdığı huzursuzluğu kastediyorum. Anlatmak istediğimi iyi anlatabilecek miyim? Etki altında mı kalacağım yoksa? Karşımdaki anlayabilecek mi beni? Kendimi boşuna elverecek, başkalarının gözünde küçük mü düşeceğim? Anlattıklarımı dinlediktensonra başkaları ne düşünecek hakkımda?

Nurdan Gürbilek – Ev Ödevi

Ev Ödevi Kitap Kapağı Ev Ödevi
Nurdan Gürbilek
Metis Yayınları
112

"Her çocuk er geç aynı şeyi yaşar: Bir zaman gelir, onun için ev olmaktan çıkar ev. Ne erken çocuklukta olduğu gibi keşfedilecek bir dıştır artık, ne de dış dünyaya karşı sığınılacak bir iç. Tam olarak ne zaman yaşarız bunu: Evin dışarıya karşı bir sığınak olduğu kadar bir engel de olduğunu fark ettiğimiz an mı? Evin geçici, ana babamızın güçsüz, ölümlü olduğunu sezdiğimiz an mı? Yoksa evin bize bir iç dünya bağışlarken aynı zamanda büyük bir iç sıkıntısı da verdiğini, bir iç dünyası olmanın bedelinin bu iç sıkıntısı olduğunu fark ettiğimiz an mı? Bu duygunun zamanı, yoğunluğu, katlanılabilirliği evden eve, çocuktan çocuğa değişir kuşkusuz. Tek bir şey dışında: Ömür boyu bize eşlik eden mutluluk imgelerimizin olduğu kadar, kurtulmak için hep çaba harcayacağımız korkularımızın, dağıtmak için her yolu denediğimiz iç sıkıntımızın da kaynağı, kaynağı değilse bile ilk sahnesi orası. İşte oraya, o mutluluk mekânının arka bahçesine, birçok düşün olduğu gibi birçok şiirin, öykünün, romanın da imgelerini topladığı o arka bahçeye bakmamın nedeni bu..."

Nurdan Gürbilek – Benden Önce Bir Başkası

Benden Önce Bir Başkası Kitap Kapağı Benden Önce Bir Başkası
Nurdan Gürbilek
Metis Yayınları
224

Yazarlar yapıtlarının dünyaya verilmiş benzersiz yanıtlar olmasını ister. Ama bir yapıtın neden benzersiz olduğunu görmek için ona bir başkasının ışığını düşürmek gerekir. Başkaları ne söylerken o bize bunu söylemiştir? Aynı soruyu başkası nasıl, o nasıl yanıtlamıştır? Başkasının probleminin yerine kendi problemini geçirebilmiş midir?
Benden Önce Bir Başkası bir yazarı bir başkasının ışığında okuyan denemelerden oluşuyor. Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını Kafka'nın Dönüşüm'üyle, Kafka'nın Babama Mektup'unu Oğuz Atay'ın "Babama Mektup"uyla, Tanpınar'ın günlüklerini Dostoyevski'nin Yeraltından Notlar'ıyla, Benjamin'in Pasajlar'ını Tanpınar'ın Beş Şehir'iyle birlikte okuyan ikili denemeler. Peyami Safa'nın "Şark Nedir?"ini Cemil Meriç'in Bu Ülke'siyle, Cemil Meriç'in Bu Ülke'sini Edward Said'in Şarkiyatçılık'ıyla birlikte ele alan, bir çapraz okuma perspektifiyle birbirine bağlanan karşılaştırmalı denemeler.