Julia Kristeva – Kara Güneş: Depresyon ve Melankoli

Kara Güneş: Depresyon ve Melankoli Kitap Kapağı Kara Güneş: Depresyon ve Melankoli
Julia Kristeva
Bağlam Yayıncılık
304

Bu kara güneşin kaynağı nerededir? Görünmez ve ağır ışınları hangi yolunu yitirmiş galaksiden gelip beni yere, yatağa, dilsizliğe, vazgeçişe çiviler?

(...) "kara güneş" metaforu kederli ruh halinin kör edici gücünü iyi özetler: Ağır ve berrak bir duygu, sevilenin ve kayıpla özdeşleşen öznenin kendisinin (şair "yıldız"dan "dul" kalmıştır) ölümü demek olan ölümün kaçınılmazlığını dayatır.

Serhat Yabancı – Unutmak mı? Affetmek mi?

Unutmak mı? Affetmek mi? Kitap Kapağı Unutmak mı? Affetmek mi?
Serhat Yabancı
Avrupa Yakası Yayınları
299

Biz, söylediği yalanı değil, bizi küçümseyip inandırmaya çalışmasını affedemeyiz.
Ya haklı olmayı seçin ya da mutlu olmayı.
Pozitif bakarsan mutlu, gerçekçi bakarsan güçlü olursun.
Bazı şeyleri hak ettiğimiz için değil, çözüm bulamadığımız için yaşarız.
Eski sevgilisi ile arkadaş olmakta ısrar eden kişi ya yaralıdır ya da yalnızdır.
Sağlıklı ilişki istiyorsak şuna karar vermeliyiz. Ya güvenli ama orta düzey bir duygusallık ya da heyecanlı ama güvensiz bir ilişki.
İstediğiniz olmadığında, yaptıklarınız aklınıza geliyorsa, yaptıklarınız istedikleriniz içindir.
Doğru insanı seçmek, doğru hayatı seçmek gibidir. Aksi takdirde başkasının hayatını yaşamak zorunda kalırsın.
Erkek üzüldüğünde acıtır, kadın üzüldüğünde acındırır.
Affeden kişi affedip edemeyeceği konusunda kendisine şans verir.
Sahip olmak mutlu etmez, ait olmak mutlu eder.
Yanlış Bir İlişkinin Başlama Nedeni İle Bitiş Nedeni Aynıdır.

Eğer çocuk sahibi olmak için evleniyorsanız, ilerde o çocuğun psikolojisini korumak için boşanırsınız. Eğer para için evlendiyseniz, doyum sağladığınız ya da doyum alamadığınız için boşanırsınız. Kısaca, hangi amaç sizi ilişkide evlenmeye sürüklüyorsa, o amaç sizin ilişkinizin geleceğini belirler. O halde amaç yanlış ise, ileri ki süreçte kısmi de olsa evliliğin ya da ilişkinin geleceği hakkında bilgi sahibi olabiliriz.

Mesela, para ve konforlu bir yaşam için eşini seçen biri, buna ulaştıktan sonra eşinin kişilik yapısı ve davranışlarıyla nasıl baş edecek, nasıl sürdürecek? İçindeki duygusal eksiklikle nasıl baş edecek? O halde, ilişkinin evliliğe dönüşmesi sürecinde amaç, kısa süreli bir hedef ise, bunun üzerinde kurulacak evlilik de kısa süreli olacaktır. Yani evlilik, süreç değil sonuç odaklı olacaktır.

Erich Fromm – İtaatsizlik Üzerine

İtaatsizlik Üzerine: Özgürlük Neden Otoriteye "Hayır" Demektir? Kitap Kapağı İtaatsizlik Üzerine: Özgürlük Neden Otoriteye "Hayır" Demektir?
Erich Fromm
Say Yayınları
72

"Şimdiye kadar tarihin büyük bir bölümünde, bir azınlık çoğunluğa hükmetmiştir. Bu hâkimiyeti gerekli kılan, hayatın güzelliklerinin sadece azınlığa yetecek kadar olup, çoğunluğa kırıntıların kalmasıdır. Eğer bu azınlık güzelliklerin tadını çıkarmak ve bunun da ötesinde çoğunluğun kendine hizmet etmesini, kendisi için çalışmasını istemişse gerekli şart şuydu: Çoğunluk itaat etmeyi öğrenmeliydi."

Eric Berne – Hayat Denen Oyun

Hayat Denen Oyun Kitap Kapağı Hayat Denen Oyun
Eric Berne
Kariyer Yayınları
215

Çocuk dünyaya gözlerini açtığında kendini karmaşık oyunlar içinde bulur.Bir bakıma çocuk "yetiştirmek" ona oynacağıoyunları öğretmek demektir.Bu oyunlar kuşaktan kuşağa geçerek varlıklarını,yoğunlukları değişmiş de olsa ,bir şekilde sürdürürler.Ve bu eserde göreceğiniz gibi klinik çalışmaya konu edilmiş oyunlar bir bakıma kötü oyunlardır.Herkeste Anababa,yetişkin ve çocuk benlikleri vardır.Ve zaman zaman biri diğerine baskın gelir.

Ian Craib – Hayal Kırıklığı

Hayal Kırıklığı Kitap Kapağı Hayal Kırıklığı
Ian Craib
Ayrıntı Yayınları

Yaşanan hayal kırıklıklarının artmasında büyük rolü olan toplumsal gelişmelerin görüldüğü geç modern dünyada bireyler hayal kırıklığıyla nasıl başa çıkıyorlar? Hem bir sosyolog hem de psikanalitik psikoterapist olan Ian Craib bu iki disiplinin kavrayışlarını Hayal Kırıklığı'nda bir araya getirerek bu soruya pek çok farklı açıdan yaklaşıyor. Bu soru aracılığıyla, geç modern çağda öne çıkan bazı toplumsal dinamikleri ve bu dinamiklerden etkilenen psikoterapinin edinir göründüğü yeni rol ve işlevleri kapsamlı bir eleştiriye tabi tutuyor.

Geç modern toplumun sunduğu yeni yaşam tarzı olanaklarının aslında birer yanılsama olduğunu savunan ve mutlu bir yaşam, doyurucu bir ilişki, bizi koşulsuz seven ebeveynler gibi şeylerin "hakkımız" olduğuna; hayal ettiğimiz gibi insan olabileceğimize inandırıldığımızı söyleyen Craib, geç modern dünyadaki kimi toplumsal ve kültürel eğilimlerin, bireyleri, gündelik yaşamın daimi parçası olan hayal kırıklıklarının üstünü örtmeye, hatta onları yadsımaya teşvik ettiğini iddia ediyor. Oysa söz konusu olan insan ilişkileri, evlilik, arkadaşlık, cinsel kimlik, hastalık, ölüm ya da başka tür bir kayıp olduğunda hayal kırıklığından kaçınmak hem bireysel ruh sağlığı hem de toplumun sağlığı açısından son derece tehlikeli görünüyor. Craib, dikkatleri psikanalizdeki "negatif" fikirlere çekerek geç modern çağda psikanalitik psikoterapinin bir "iyi yaşam" kılavuzu, sonuç vereceği kesin bir tedavi, acı ve kaygıdan kurtulma ya da bir kişisel değişim elde etme yöntemi olarak sunulmasının nedenlerini ve sonuçlarını irdeliyor ve psikoterapinin hayal kırıklığı genel başlığı altındaki deneyim ve duyguların kaçınılmazlığını yadsıyarak olumsuz anlamda bir toplumsal denetim biçimine dönüşmekte olduğunu iddia ediyor. Oysa ki iç çatışma ve hayal kırıklığı kaçınılmazdır. Büyümek, ahlaki olgunluğa erişmek, iyiliğin ve kötülüğün, sevginin ve nefretin eşit derecede parçamız olduğunu kabullenmek demektir. Psikanalizin değerlerinden birisi de bize bunu kabullenmeyi, hayal kırıklığına uğramayı, acı çekmeyi öğretebilecek olmasında yatar. Yazar, Hayal Kırıklığı'nda bunu şöyle özetler: "Eğer elimi ateşe uzatmışsam ve yanmışsam, bunu hemen tekrarlamam; psikoterapi ise, bir anlamda, elini ateşe uzat ve orada tut, der. Psikolojik gelişim, acıyı, acının dayanılabilir olduğunu ve hatta bir şekilde kullanılabileceğini anlamaya başlayana kadar ateşin içinde 'durmaya' bağlıdır. Bu belki de başka çağlarda adına sadece 'yaşam' denmiş olan bir süreçtir ve kesinlikle, yapmakla değil, olmakla ilgilidir."

Jean M. Twenge – Ben Nesli

Ben Nesli Kitap Kapağı Ben Nesli
Jean M. Twenge
Kaknüs Yayınları
384

Bugünün Gençleri Niçin Bu Kadar Özgüvenli ve İddialı Fakat Bir O Kadar da Depresif ve Kaygılı?

Yazdıklarıyla hep manşet olan psikolog ve toplum yorumcu Dr. Jean M. Twenge, 1970, 1980 ve 1990'larda doğan "Ben Nesli" mensubu gençlerin hoşgörülü, özgüvenli, açık fikirli ve hırslı fakat bir o kadar da sinik, depresif, yalnız ve kaygılı olduğunu, kışkırtıcı bir kitapla ortaya koyuyor.

Kendisi de bir Ben Nesli mensubu olan Dr. Twenge, bugüne kadar yapılmış en geniş çaplı nesiller arası araştırmada, 60 yıllık bir süreç içinde yaşamış 1.3 milyon kişiyi mercek altına yatırarak bugünün gençlerinin ayırıcı özelliklerini tespit etti. Bulduğu şok edici gerçekler arasında, cinsel davranışlarda dramatik farklılıklar ile gelecek günlerin bu nesil için nasıl olacağına dair tartışmalı öngörüler de var. Twenge'nin gerçek kişiler hakkında anlattığı esprili olduğu kadar şaşırtıcı hikayeler Ben Nesli'nin hayallerini, hayal kırıklıklarını ve mücadele etmesi gereken zorlukları ortaya koyuyor.

"Ben Nesli", gençliğin genel karakterini büyük ölçüde değiştirerek günümüz toplumunda birey olma kavramına bambaşka bir bakış açısı getirdi. Bir yanda bu neslin iddialı ben-merkezciliği, diğer yanda ise rekabet içindeki dünya pazarları, yüzyılımızın başlıca meselelerinden birini oluşturmaktadır. Tartışmalı, eğlenceli ve çözüm önerici kitap, bir önceki nesle çocukları hakkında fikir vermekle kalmayıp 10'lu, 20'li ve 30'lu yaşlardakilerin kendilerini daha iyi anlamalarına da yardımcı oluyor. İşte kitaptan bir alıntı:

Günümüzde çok az insan "mükemmel" hayat" amacına ulaşabiliyor. İnsanların çoğu, endişeli ve depresif. Martin Seligman, "Sanki bir salak çıkmış da normal insan olmanın çıtasını yükseltmiş gibi" diye yazıyor. Ben Nesli'nin yükselen beklentilerinin kökeni, kendine odaklanmaya dayanıyor. Yaşamımız boyunca kulağımıza çok özel olduğumuz fısıldandı, zengin ve ünlü olmayı hak ediyoruz. Ayrıca iş ve aşk gibi hayatın her alanında tatmin olmayı bekliyoruz. Oysa herkes görkemli evlerde yaşamıyor, çoğu kişinin işi, ekonomik zorluklar yüzünden heyecan verici değil. Mükemmel bir adamla evlenebilirsiniz ama o, her zaman sizin ruh ikiziniz olmayacaktır. Bireysel arzularımıza fazlasıyla odaklanıyor fakat içimizde büyük bir boşluk hissediyoruz ve bu durum genelde depresyonla sonuçlanıyor.

Ancak tatminsizliğimizi sadece bireyciliği suçlayarak açıklayamayız.

Depresyon sadece hayattan çok şey beklediğimiz için değil, aynı zamanda yaşam şartları zor ve hayat çok pahalı olduğu için gerçekleşiyor. Bir şeyin en azına bile ulaşmanın çok zor olduğu bu devirde, Ben Nesli, hep daha fazlasını istiyor. Filmler, ihtişamlı meslekleri olan kişilerle dolu, ancak iyi bir üniversiteye girmek günden güne zorlaşıyor. Küçücük evler bile insanların alım gücünü zorlarken, diziler köşklerde çekiliyor. Sanki biri bizimle dalga geçiyor. Zengin olacağımızı umarak yetiştiriliyoruz ama cebimizdeki para, kötü bir apartman dairesinin kirasını ödemeye bile yetmiyor.

David Le Breton – Acının Antropolojisi

Acının Antropolojisi Kitap Kapağı Acının Antropolojisi
David Le Breton
Sel Yayıncılık
240

Türk okurunun 'Yürüyüşe Övgü' ile tanıdığı David le Breton, son kuşağın önde gelen düşünürlerinden biri. Moderniteye yepyeni bakışaçılarıyla yaklaşan, bireyin günümüzün toplumsal mekanizmalar karşısındaki yerini arayan, David le Breton, kendine özgü bir 'risk sosyolojisi' geliştirdi. 'Acının Antropolojisi,'daha önce tehlike ve sessizlik üzerinde çalışmış bir yazarın, insan gövdesinin en kuytu boyutları hakkında derin ve etkileyici bir kitabı.

Franco Lombardi – Gramsci’nin Marksist Pedagojisi

Gramsci'nin Marksist Pedagojisi Kitap Kapağı Gramsci'nin Marksist Pedagojisi
Franco Lombardi
Ütopya Yayınevi
98

Antonio Gramsci'nin kuramsal düşünceleri, günümüz için de önemlidir. YDD'nin özelleştirme dayatmacasının ilk elde etkilediği kurumlardan olan eğitim kurumlarının yeni ve derin bir krizle karşı karşıya olduğu mevcut koşullarda "kamusal" savunucuları, "nasıl bir kamusal" sorusunun yanıtını da araştırmak zorundadır.
"Yaşayan", "skolastik olmayan", "eşitlikçi-özgürlükçü" bir sosyalizm tahayyülünü geliştirmek ve hayata geçirmek için yola çıkanlar, Gramsci diyalektiğinde Rönesans kaynaklı tarihsel hümanizmin yeni bir değerlendirmesini bulacalardır.
"Kültürel" alanı "toplumsal" alandan soyutlamayan yeni "eşitlikçi/özgürlükçü" arayışı için Gramsci'nin marksist pedagojisi, geleneğin geleceğe bağlanmasında özgün bir yaklaşım örneği olarak güncelliğini korumaktadır ve bu bakımdan üzerinde dikkatle durulmaya değerdir.

Ender Gürol – Carl Gustav Jung

Carl Gustav Jung Kitap Kapağı Carl Gustav Jung
Ender Gürol
Cem Yayınevi

Psikoloji denilince önce Freud, ardından da Jung akla gelir. İsviçreli hekim Carl Gustav Jung (1875 - 1961), Doğu ve Afrika kültürlerini ampirik hekimliğin Batıdaki yöntemleriyle bağdaştırıp insanlara ilişkin bir tipoloji yaratmaya çalışmış ve bu çalışmalarıyla kendisinden sonraki psikolojiyi de önemli ölçüde etkilemiştir.

Bu kitabın ilk bölümlerinde Jung'un yaşamı ve psikoloji üzerine görüşleri ele alınmakta, ardından da başlıca yapıtlarından çeviriler sunulmaktadır. Kitap, bu niteliğiyle hem lise ve üniversite öğrencilerine, hem de psikolojiyle ilgilenenlere yararlı olacaktır.

Doğan Cüceloğlu – İçimizdeki Çocuk

İçimizdeki Çocuk Kitap Kapağı İçimizdeki Çocuk
Doğan Cüceloğlu
Remzi Kitabevi
254

... 'İçimizdeki Çocuk', yaşamımıza yön veren güçlü bir varlıktır. İçimizdeki Çocuk ve İçimizdeki Ana-Baba, duygu, düşünüş ve davranışlarımızı sürekli yönlendirdiği halde, çoğu kez onların varlığından bile haberdar olmayız.
Bu kitap, içinde yetiştiğiniz ailenin ve yakın çevrenin sizin iç dünyanızı ve şimdiki duygu, düşünüş ve davranışınızı nasıl etkilediğini incelemektedir.

Adam Phillips – Flört Üzerine

Flört Üzerine Kitap Kapağı Flört Üzerine
Adam Phillips
Ayrıntı Yayınları
268

... Daha önce yayınlarımız arasından çıkan Öpüşme, Gıdıklanma ve Sıkılma Üzerine'nin yazarı olan Adam Philips, bu kitabında "delilik", "ölüm", "öteki" gibi ciddi şeylerle de flört ettiğimizi hatırlatarak, bizi, bu hafife alma eğilimini sorgulamaya davet ediyor. Yalnızca cinsler arası beraberliklere yönelişte kat edilecek bir yol değil, "bir insan, bir ideoloji, bir hayat tarzı" gibi bütün bağlılıklarımızdan kopuş riski ile yeni bir şeye bağlanma ihtimali arasında hayat boyu oynamak zorunda olduğumuz tehlikeli, ama haz verici bir oyun olarak flört üzerine düşünmeye çağırıyor. Flörtü bir "kaza" olmaktan çok hayatın "asıl durum"larından biri olarak ele almaya, hatta hayatın bütününü yaşamla ölüm arasında bir flört deneyimi olarak yeniden anlamlandırmaya kışkırtıyor.

Bekir Onur – Gelişim Psikolojisi

Gelişim Psikolojisi: Yetişkinlik, Yaşlılık, Ölüm Kitap Kapağı Gelişim Psikolojisi: Yetişkinlik, Yaşlılık, Ölüm
Bekir Onur
İmge Kitabevi
415

Gelişim psikolojisi, psikolojinin en önemli ve en geniş alanlarından biri. Önceleri yalnızca çocuk ve ergen psikolojisi dallarıyla bilinirken, bugün insan gelişimini bir bütün olarak ele alan geniş kapsamlı bir alanı içeri-yor. Çağdaş gelişim psikolojisi, insanı doğum öncesinden başlayıp ölü-müne kadar incelemeyi hedefliyor. Gelişimin yaşlılık dönemlerinin, ölümü de içine alacak biçimde gelişim psikolojisinin kapsamına girmesi yeni bir olgu.

Prof. Dr. Bekir Onur’un bu yapıtı, ülkemizde yetişkinlik, yaşlılık ve ölü-mü inceleyen ilk gelişim psikolojisi kitabıdır. İnsan gelişiminin bütün-lüğü ve sürekliliği dikkate alınarak, kitapta çocukluk ve gençlik dönem-lerinin gelişimine de yer verilmiştir.

Gelişim Psikolojisi, insanın nasıl geliştiğini merak eden herkesin rahat-lıkla okuyabileceği zengin içerikli bir kitaptır.

J. D. Nasio – Aşk Acısı

Aşk Acısı Kitap Kapağı Aşk Acısı
J. D. Nasio
İmge Kitabevi
170

Clémence kısırdı ve anne olmak için mücadele ediyordu. Üç sene süren analiz seanslarının sonunda bana hamile olduğunu haber verdi: “Başardım!” Doğum ânı gelip çattığında Clémence muhteşem bir çocuk dünyaya getirdi. O gün bir oğlunun olduğunu söylemek için etrafına mutluluk saçarak beni aradı. Ben de sevinç içinde onu en içten duygularımla kutladım. Üç gün sonra Clémence’ın beni bambaşka bir ses tonuyla aradığı ikinci telefon görüşmesinin ardından şaşkına döndüm. Neredeyse duyulmayan, donuk bir ses tonuyla bana: “Bebeğimi kaybettim. Bu sabah klinikte öldü…” dedi.
J.-D. NASIO

Daha önce Psikanalizin Yedi Temel Kavramı ve Jacques Lacan’ın Kuramı Üzerine Beş Ders adlı kitaplarını yayınladığımız, çok sayıda yapıtın yazarı, psikiyatr ve psikanalist J.-D. Nasio, Freud'un ve Lacan'ın kavramlarından hareketle kendi kuramını oluşturur. Aşk Acısı’nda “İnsan neden acı çeker?” sorusundan yola çıkarak psikanalitik bir bakış açısıyla psişik acının derinliklerine iniyor. Sevdiğimiz varlıkları aniden yitirdiğimizde, aramızdaki bağın ani kopuşu sonucunda hissettiğimiz duyguya, yani aşk acısına yakından bakarak acıyı hafifletmenin yollarını arıyor.

Aşk acısından kıvranmak, yas ve tedavi süreci; aşk üzerine parlak bir

Erich Fromm – Psikanaliz ve Din

Psikanaliz ve Din Kitap Kapağı Psikanaliz ve Din
Erich Fromm
Say Yayınları
120

Çoğunlukla yetkeci din, gerçek insanların gerçek hayatlarıyla neredeyse hiç ilintili olmayan çok soyut ve çok uzak bir ideali gerçek sayar. Şimdiki durumda ve zamanda yaşayan insanların hayatları ve mutlulukları, “ölümden sonra hayat” ya da “insanlığın geleceği” gibi idealler uğruna feda edilebilir; ileri sürülen amaçlar her yolu haklı çıkarır ve dindar ya da laik bir “seçkinler sınıfı”nın elinde soydaşlarının hayatlarını denetim altında tutmaya yarayacak semboller haline gelir.

“Karmaşık dünyamıza uygun ve kışkırtıcı bir kitap bu. Dinin ıskaladığı hususlara işaret ediyor ve hem psikoloji hem din öğretmenlerine değerli bir bilgi kaynağı sunuyor. Bu kitap, psikanalizin bilinçaltı çatışmalarını açığa çıkarmaya yardımcı olacaktır.”

-New York Herald Tribune-

Eckhart Tolle – Dinginliğin Gücü

Dinginliğin Gücü Kitap Kapağı Dinginliğin Gücü
Eckhart Tolle
Akaşa Yayınları
120

İlk kitabı Şimdi'nin Gücü ile milyonlarca insana ulaşan Eckhart Tolle, bu çok beklenen yeni kitabında öğretisinin özünü herkesin anlayabileceği kısa özdeyişler halinde sunmaktadır. Tolle, zamanımızın ruhsal gereksinimlerini anlatmakta, tüm spiritüel geleneklerin özünden yararlanarak, bu gerçekleri yepyeni bir biçimde ifade etmektedir. Sonuçta ortaya hem kadim hem de çağdaş olan, ebedi ve güçlü mesajlarla dolu bir eser çıkmıştır.
Dinginliğin Gücü, içerdiği mesajların sessiz sihrini gerçekleştirmesine izin verecek okurlar için gerçek bir uyanış ve dönüşüm sağlayabilir.