Sophie Jordan – Aşkın Günahı

Aşkın Günahı Kitap Kapağı Aşkın Günahı
Sophie Jordan
Pegasus Yayınları
336

Fallon güzelliğini gizleyebilirdi... Peki ya arzularını?

Biri maskelerin ardında yaşıyor...

Fallon O'Rourke gibi bir güzelin iffetini koruyabileceği son yer, Londra'nın en çapkın dükü Dominic Hale'in Mayfair'deki malikânesidir. Ancak genç kız orada güvendedir çünkü bir uşak kılığına girmiştir. Sırrını korumak için elinden geleni yapmasına rağmen günahkâr çapkının yatak odasına girip çıkan kadınlardan biri olmayı dilediğini fark eden Fallon, bu oyunu sürdürebilecek midir?

Diğeri günah işlemek için yaşıyor...

Yakıcı mavi gözlere ve enfes bir gülümsemeye sahip hovarda Dük'ün keyfine düşkünlüğüne imrenenler, onun kısa süreli mutlulukların peşinde koşmasının nedenini sorgulamamaktadır. Oysa Dük'ün kalbi kırıktır ve kendini korumak için ördüğü duvarları sadece bir kadın yıkabilecek, sadece bir kadın onun aşkını kazanabilecektir...

Kass Morgan – 21. Gün

The 100 - 21. Gün Kitap Kapağı The 100 - 21. Gün
The 100 Serisi 2. Kitap
Kass Morgan
GO! Kitap
312

Dünya'da Yalnız Olduklarını Sanıyorlardı Yanılmışlardı

Yüz grubunun Dünya'ya ayak basmasının üzerinden 21 gün geçmiştir. İçlerinden birinin uğradığı ölümcül saldırının ardından Dünya'da yalnız olmadıklarını anlayan grup üyeleri yaşadıkları şoku atlatamadan birer birer hastalanmaya başlarlar. Belirtiler radyasyon zehirlenmesini işaret etmektedir. Aynı gün ele geçirecekleri Dünyalı kızın onlara söyleyeceği çok şey vardır. Onların, Dünya'ya ayak basan ilk Koloniciler olmadığı gibi…

Wells, grubun güvenliğini sağlamak için canla başla çalışırken Clarke diğer Kolonicileri bulmak için kamptan ayrılacak, Bellamy ise ne pahasına olursa olsun kız kardeşini bulacaktır. Gemide kalan GLASS ise hayatının aşkı ile kendi hayatı arasında bir seçim yapmak zorundadır.

New York Times çoksatarı THE 100 kitabının devamı olan 21. Gün'de sırlar bir bir açığa çıkarken inançlar sınanıyor ve ilişkiler sınavdan geçiriliyor.

B. T. Şaman – SAAR’da Çekişen Avrupa

SAAR'da Çekişen Avrupa: Bir Deneme Kitap Kapağı SAAR'da Çekişen Avrupa: Bir Deneme
B. T. Şaman
Vakit Gazete Matbaa
235

Versailles antlaşması genelsavaş sonu Avrupasına yep yeni bir kurum ve düzen verdi. "Saar" bu anlaşmanın 15 yıl sonunda. ülke paylaşması bakımından. son görülecek işi idi."Saar" işi bir Alman savaşı, bir Fransız-Alman meselesi, nihayet Avrupa politikasının bir tecrübesi oldu. Saar meselesi 15 yıl Avrupa'nın iki büyük ulusunun, iki büyük devletinin çekiştiği bir varlık olarak yaşadı. Nihayet ortadan kalktı. "Saar" sadece bir sınır kavgası ve ökonomik çekişme değildi. Burada iki ulusal menfaat, iki siyasa, iki kültür yıllarca karşı karşıya ve göz göze durmuştu. Bu yüzden Avrupa'yı işkillendirmiş ve düşündürmüştü. "Saar" işi Alman-Fransız anlaşmasının imkanını düşündüren bir ayrılık olmuştu.
"Saar" işi uluslar derneğinin işi idi. "Saar" uluslar derneği idaresinin 15 yıl denenmiş olduğu biricik havza idi. Uluslar Derneği b,u çekişmenin son günlerindeki keskinliğini de gidercekti. Ona bir hal çaresi bulmağa bakacaktı, 1935 yılı sonkanununda 84. üncü toplanışında bu "Saar" işi, yola gelen her iki tarafın yardımile düzeltiIebildi. Bu toplantıya Türkiye Cumhuriyetinin murahhası, Türkiye Dış-Işleri Bakanı, Bay Dr. T.R. Aras Başkanlık etti.
Türkiye ilk defa olarak Uluslar Derneğinin toplantısında Başkanlık yapmıştı.Uluslar Derneği Saar işini gören bir "Üçler Komitesi" ayırmıştı. Bu komiteye Saar'ı Uluslar Derneği namına Almanya'ya geri vermesini söyleyen Başkan Türkiye mürahhası idi. Alıtıdır.

Seyhan Livaneli – Çanlar Hemingway İçin Çalıyor

Çanlar Hemingway İçin Çalıyor Kitap Kapağı Çanlar Hemingway İçin Çalıyor
Seyhan Livaneli
Sinemis Yayınları
148

Sıradan insanların hayatı zaman içinde pek çok kimse ile kesişir. Yürürken gölgelerine bastığımız insanların kimler olduğunu, ilerde neler yapacaklarını bilemeyiz.Hemingway’in Havana günlerini yaşayan binlerce insan da kimin olduğunu bilmeden bu dev Amerikalı’nın gölgesine basmıştır. Kazara vücuduna çarpmıştır. Göz göze gelmiştir..
Tarihin tanıklarından biri olan belki de tarihe bizzat katkıda bulunan biri ile karşı karşıya olduklarını hiç bilmeden.Biyografik roman yazmak da böyle bir şey olmalı.Hiç tanımadığın, hiç yüz yüze gelmediğin biri hakkındakileri öğrenmek. Çektirdiği fotoğraflara bakıp ışığın yüzlere yansıttığı şifreleri çözmek. Yazdıklarından duygularını anlamaya çalışmak. Neler hissettiğini keşfetmek.Seyhan Livaneli’yi okurken bunları sanki yaşar gibi oldum.Ernest Hemingway hakkında bizde yazılanlar, çevirilerden beslenmiştir. Hollywood’un hayal gücü ile süslenmiştir.
Sonunda ortaya insan gibi insan olmayan bir Hemigway çıkmıştır. Hayatı boyunca kalıplardan nefret eden, kendisine dayatılan modellere itiraz eden bu aykırı insan zorla kalıplar içine sıkıştırılmış, tekrarlar içinde evrensel boyutlarından alınıp başka bir folklorik kalıbın içine sokulmuştur.Seyhan Livaneli, Hemingway’ı anlatırken onu zorla sokulduğu "medyatik kalıpların" içinden çıkarmaya çalışıyor. Etiyle, kanıyla, ruhuyla yeniden bir insan olarak aramıza katmaya çalışıyor.Keyifle okuyacak, mutlaka seveceksiniz. Hemingway’ın bize unutturulan insan tarafı ile yolunuz kesilecek.Kitabı bitirdiğinizde kendinizi bilmeden onun gölgesine basan binlerce insandan daha şanslı hissedeceksiniz.
Selahattin DUMAN (Vatan Gazetesi)

Clive Barker – Cehennemin Kızıl Hakikati

Cehennemin Kızıl Hakikati Kitap Kapağı Cehennemin Kızıl Hakikati
Clive Barker
Nemesis Kitap
448

Harry D'amour, ona gelen doğaüstü cinayet vakalarını çözümleyen bir dedektiftir. Birçok düşmanı vardır ancak bu düşmanlardan en azılısı Pinhead'dir. Pinhead'i dedektifin en azılı düşmanı yapan şeyse, ona nasıl zarar vereceğini biliyor oluşudur.

Dedektif D'amour'a iş veren, aynı zamanda hayaletlerle konuşarak doğaüstü olayları çözmesine de yardım eden arkadaşı, dedektifin gözleri önünde kaçırılır. Dedektif ise arkadaşını kurtarmak için onu kaçıran Pinhead'i evine, yani Cehennem'e kadar takip eder.

Büyük hesaplaşma yakındır. İyi ve kötünün dünya kurulduğu günden bu yana süren savaşı, hız kesmeden devam etmektedir. Ancak bu sefer cepheler, kötülüğün topraklarında kurulmuştur. Yani Cehennem'de… Clive Barker'ın müthiş hayal gücü sizi kendine hayran bırakacak. Cehennem'in Kızıl Hakikati, kötülük anlayışınızı derinden sarsmaya geliyor.

"Clive Barker'ı okuyunca, daha önce okuduklarınızın gücünü sorgulayacaksınız."
-Stephen King-

"Hayal gücü ve anlatım yeteneğiyle hayranlık uyandıran sıra dışı bir yazar."
-JG Ballard-

"Günümüzün en yaratıcı isimlerinden biri Clive Barker. En derindeki korkularımızı bile biliyor. Bunları anlatırken de bizi harekete geçiriyor. Ürkütücü ama gerçek."
-Quentin Tarantino-

Abdi İpekçi – Dünyanın Dört Bucağından

Dünyanın Dört Bucağından Kitap Kapağı Dünyanın Dört Bucağından
Abdi İpekçi
Milliyet Yayınları
584

Bu kitap 17 yıldır dünyanın dört bucağında yapmakta olduğumuz gözlemleri bir araya getiriyor. Kiminde Uzak-Doğu'da, Afrika'da ve kutuplarda yaşayan insanların özelliklerini, geleneklerini, törelerini bulacaksınız. Kiminde de siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan incelemeleri... Bunlar, genellikle tarih şeridinin içinden, yaşandıkları an aktarılmış enstantanelerdir. Çoğu, şimdi okunduğunda eski bir albümde sararmaya yüz tutmuş fotoğraflar gibi görünecektir. Ama zaman zaman dünü hatırlamak, bu günü daha iyi anlamaya yarar sanıyoruz. Gazeteci edebiyatçı değildir. Röportajlarımızda bir sanatçı yazarın anlatım ustalığını bulamayacaksınız. Gazeteci tarihçi de değildir. Olayları geniş bir zaman perspektifi ile incelemesi, yorumlaması beklenmez. Ona düşen, gerçekleri yaşandığı an içinde aktarmaktır. Ama okurların gazeteciden istedikleri, bekledikleri başka bir şey de vardır: Uzak görüşlülük, yani eski deyimle kehanet... Bugünü anlatan gazeteciden yarının ne olacağı da sorulur. Bizim röportajlarımızda da ister istemez o kaçınılmaz soruyu cevaplama çabası güdülmüştür. Vardığımız yargıları yıllar sonra bir araya getiren bu kitap, ne oranda başarılı olabildiğimizi gösterecektir. Dünyanın dört bucağında 17 yıldır gördüklerimiz, siyasal düzenlerle sosyal sorunlar arasındaki ilişkiler üzerinde görüşlerimizin oluşmasını ve olgunlaşmasını sağladı. Daha önce teorilerle, doktrinlerle yıkanmamış beynimiz, somut gözlemleri etkisiz, katkısız hazmetmeye açıktı. Hiçbir ön yargıya saplanmamıştık. Önceden şartlandırılmamıştık. Okuya okuya değil, göre göre vardığımız sentezi, gezdiğimiz her yeni ülke pekiştirdi: Dogmalara kapılmadan özgürlüklere dokunmadan, sosyal adalete yönelebilen toplumlu rejimler, insanların insanca yaşamalarını sağlayabiliyordu. Bunu yapmayanlar ise her an patlamaya hazır bir bunalımdan kurtulamıyordu. Bu kitapta okuyacağınız izlenimler o gerçeği soyut teorilerle değil, somut örneklerle doğrulamaktadır, sanırız.

Özlem Çorapçı – Genç Patron

Genç Patron Kitap Kapağı Genç Patron
Özlem Çorapçı
Parola Yayınları
576

İçini titretir sevdiğinin dokunuşu, dur diyemez, duramazsın. Yanlış, hata bilmezsin. O dakika her şey doğru gelir kalbine.

Azra için de öyle olmuştu. Sevdiğinin dokunuşu, ateşi ne kadar yanlış olsa da karşı konulmaz bir istekle doğru gelmişti ona. Ta ki o gecenin sabahında bu karşı koyamadığı bakış, gülüş, dokunuşların aslında bir iddia olduğunu öğrenene kadar. Saf, temiz bir bedene dokunmanın nasıl hissettirdiğini bilmezdi Bora. Ta ki o kirli elleri Azra'nın tenine dokunana kadar. Ona git demesi gerekirken bu duyguya karşı koyamaması, ne kadar pislik biri olduğunun ispatıydı.

Tek bir gece yıllarca akılda kalır mı? Kalmıştı. O gece her anı ile Bora'nın aklında kalmıştı, acı ama unutulmaz bir anı olarak. Bu birbirlerinde unutulmaz iz bırakan kalpler yıllar sonra iş hayatında karşılaştı ve olanlar oldu. Saf ve masum Azra; seksi, çekici ve dişli mi dişli bir asistan. Çapkın, umursamaz ve serseri Bora; pişman, kıskanç, âşık mı âşık bir patron. Biri nefretle, diğeri ise aşkla bakan iki kalp. Mutluluğa giden yolda karşılaşılan acılar, yanlış kararlar ve tüm olumsuzluklara rağmen gittikçe büyüyen bir aşk.

Her hata son değildir. Bazen bir hata, düzeltmek için gireceğin yol ile mükemmel bir doğruya dönüşebilir. İşte, geçmişte yaptığı hatayı aşk yolunu izleyerek telafi eden Bora'nın hikâyesi, Genç Patron…

Kim Thuy – Ru

Ru Kitap Kapağı Ru
Kim Thuy
Kafka Kitap
141

Kim Thúy on yaşında ailesiyle birlikte bir gemiye biner ve evini, doğup büyüdüğü toprakları ardında bırakarak Vietnam'dan ayrılır. Komünist rejimden kaçarken Siyam Körfezi'ni geçerek Malezya'daki mülteci kampına, oradan da Québec'e ulaşırlar. Kim bu süreçte Fransızca ve İngilizce öğrenir, sebze toplayıp dikiş dikerek cep harçlığını çıkarır.
Göçmen kimliğini sorgulayarak tamamladığı eğitiminin ardından avukat ve tercüman olarak çalışır. Evlenip anne olunca kendini her fırsatta bir şeyler karalarken yakalar ve Vietnamlı bir göçmenin meçhul bir geleceğe yol alışının hikâyesini Nguy?n An T?nh adı altında baş döndürücü bir şekilde satırlarına dökerken geçmişin Vietnam'ını da yeniden yaratıp bugüne aktarır.

Governor General's Edebiyat Ödülü dahil olmak üzere pek çok ödüle layık görülen bu kitabı okurken yoğun sis perdesini kaldırıp pencerenizden süzülerek rüyalarınıza karışan ninninin ezgisini işiteceğinizden emin olabilirsiniz...

"Güneydoğu Asya'dan Québec'e uzanan eşi benzeri görülmemiş bir sürgün hikâyesi."
-The New York Times-

48 Hours Kahve , 48hours Gold Kahve Kullanımı

48 hours kahve; kullanan kişiye bir saat içerisinde etkilerini gösterir. Etkisi 48 saat boyunca devam eden bir üründür. Ayrıca, etkisinin varlığı, yapılan çalışmalar sonucunda kanıtlanmıştır. 48 hours kahve ve 48 hours gold kahve; cinsel sağlık kahvesi olarak bilinir. Bu ürünün, hiçbir yan etkisi yoktur. En önemli özelliği, cinsel duyarlılığı ve ereksiyonu arttırmasıdır. Ayrıca, özellikle erkekler, bu ürünü cinsel dayanıklılık sağlamak adına kullanırlar. 48 hours kahve ve hatta diğer 48 hours ürünleri; cinsel iktidarsızlık yaşayan, cinsel dürtüleri düşük olan, cinsel dayanıklılığını arttırmak isteyen ve daha çok cinsel dayarlılığa sahip olmak isteyen kimseler tarafından sıklıkla tercih edilir. 48 hours ürünlerinin kadın erkek demeden herkes tarafından kullanıldığı bilinmektedir. İdeal hatta mükemmel bir cinsel ilişki yaşamak isteyen kimseler için yan etkisi çok olan riskli kimyasal ilaçlar kullanmaya gerek yoktur. 48 hours kahve; reçetesiz olarak kullanılır. Etkisi uzundur. Kısa sürede ve çabuk bir şekilde etkisini gösterir. %100 doğal bitkilerden üretilmiştir. Uzun süre kullanmaya gerek bırakmaz. Zaman ve paradan tasarruf etmek için oldukça idealdir. 48 hours gold kahve; kafeinin kişide gerginlik yaratmasına izin vermez. Kişiye doğal bir güç sunar. %100 doğal bir ürün olan 48 hours kahve; beş adet bitkinin mükemmel bir şekilde formüle edilmesinden meydana gelmiştir. Bu bitkiler arasında keçiboynuzu, Amerikan ginsengi, saw palmetto bitkisi, demir dikeni ve Japon eriği yer almaktadır. 

48 Hours Kahvenin Faydaları 

48 hours kahve; erkeklerde ve kadınlarda cinsel isteğin yenilenmesine ve ereksiyonun güçlenmesine sebep olmaktadır. Bu ürün, gerçekten mükemmel bir formüle sahiptir. 48 hours kahvenin hem cinsel sağlık için hem de genel sağlık için birçok faydası söz konusudur. Erkeklerde ve kadınlarda cinsel arzuyu arttırır. Cinsel iktidarsızlığı tedavi eder. Cinsel isteği ve duyarlılığı arttırır. Kişinin cinsel isteklerinin harekete geçmesine sebep olur. 48 hours kahve sayesinde erkeklerde sperm yoğunluğu ve sperm sayısı artar. Buna ek olarak, 48 hours kahve ve diğer ürünlerin, hem erkeklerde hem de kadınlarda kısırlığı tedavi edici özelliklerinin olduğu bilinmektedir. 

Vedat Nedim Tör – Kemalizmin Dramı






Kemalizmin Dramı Kitap Kapağı




Kemalizmin Dramı





Vedat Nedim Tör





Çağdaş Yayınları




159

Atatürk döneminin atılımlarına, o günlerin devrim rüzgarlarına gönül vermiş bir yazar Vedat Nedim Tör. Sanat ve onun yoğurduğu çağdaş eğitim, “Yeni bir Türk İmajı” yaratmada aydınlığa ulaşılacak en sağlıklı yoldur onun için. Güzele, iyiye, doğruya, kısacası uygarlığa ulaşan yol...

Roxane Gay – Kafes






Kafes Kitap Kapağı




Kafes





Roxane Gay





Martı Yayınları




432

Bir kafesin içindeydim ve bu, içine tıkılacağım kafeslerin sadece ilkiydi...

Varlıklı bir ailenin kızı olan Mireille Duval Jameson, yaz tatili için kocası ve oğluyla birlikte Haiti'deki ailesinin yanına gelir. Bir öğleden sonra, sahile inmek üzereyken silahlı adamlar tarafından kaçırılır.

Haiti'de sıkça görülen kaçırılma vakaları çoğu kez pazarlıklar sonucu kısa sürede son bulmaktadır. Ancak onun durumu farklıdır çünkü babası talep edilen yüklü miktardaki fidyeyi ödemeyi reddederek pazarlık etmeye kalkar. Kızını kaçıran adamların ise buna niyeti yoktur. Böylece, genç kadının işkence ve tacizlerle dolu esareti başlamış olur.

O artık hiç kimsedir. Esareti boyunca kendisine dayanma gücünü ise hiç kimse olduğunu düşünmek vermiştir. Bu yüzden de iki farklı kadına dönüşür: her şeyi hatırlayan ve hiçbir şey hatırlamayan…

"Roxane Gay'in en büyük başarısı, hikâyesini oturttuğu temele pek çok farklı unsuru titizlikle dahil edebilmesidir."
-The New York Times-

"Bu kitapta basit bir kaçırılma olayından çok daha fazlası var. Roxane Gay romanına politik ve sosyolojik gözlemlerini de katarak ortaya oldukça gerçekçi bir hikâye çıkmayı başarmış."
-Chicago Magazine-

"Kafes'i okurken duygudan duyguya geçiş yapacak, Mireille'in hayatta kalma savaşına tanıklık ederken kendinizi çoğu kez 'onun yerinde olsam ne yapardım?' sorusunu sorarken bulacaksınız."
-Cosmopolitan-

Brooke Davis – Yalnızca Millie






Yalnızca Millie Kitap Kapağı




Yalnızca Millie





Brooke Davis





Doğan Kitap




256

Bütün dünyanın aşık olduğu hikaye… Kaybettiğini arayan üç kayıp…

Millie Bird yedi yaşındayken etrafındaki her şeyin ölmekte olduğunu fark eder. Ölü Şeyler Defteri'ne yirmi yedi isim kaydederken yirmi sekizinci Ölü Şey'in babası olacağından ve annesinin kendisini bir mağazada terk edip gideceğinden habersizdir…

Agatha Pantha sarmaşıkların arkasına gizlenmiş penceresinin önünde oturup gelene geçene bağırır, kızgınlığını hiç tanımadığı insanlara haykırır. Kocası öldüğünden beri evden dışarı çıkmayan seksen iki yaşındaki Agatha'nın kaderi, karşı kaldırımdaki küçük kızı fark ettiği gün değişir…

Daktilograf Karl oğlu onu bakımevine bıraktığında, seksen yedi yaşında ve eşini kaybetmiş bir adamdır. Anlık bir uyanışla, hayatta yapmak isteyip de yapamadığı tüm çılgınlıkların peşine düşmeye karar verir. Bakımevinden kaçar ve yolu Millie ile kesişir... Millie, Agatha ve Karl kurallara karşı gelip yaşamanın neye benzediğini keşfediyor…

Demirtaş Ceyhun – Kod Adı Ulu Hakan






Kod Adı Ulu Hakan Kitap Kapağı




Kod Adı Ulu Hakan





Demirtaş Ceyhun





Sis Çanı Yayıncılık




293

Sultan Hamid’in Maarif Nazırı Haşim Paşa, okul sayısı biraz artıp da işler karmaşıklaşınca, “Şu mektepler olmasa maarifi ne güzel idare ederdim!” demiş.
Biliyorsunuz, ne zaman dinlemişsek Haşim Paşa’nın bu sözlerini, Yahu!.. Mektep olmadan marif olur mu bre!...” diyerek adamın cahilliğine hemen kahkahayı patlatmışızdır hepimiz. Gerçekten, okul olmadan maarifin olmayacağını bilmeyecek kadar cahil biri midir bu Osmanlı nazırı? Yoksa, Osmanlı gerçeği konusunda cahil olan bizler miyiz?

Çünkü, hiç kuşku yok, Haşim Paşa; “Allah aşkına nereden çıkardınız şu mektepleri!.. Maarifi medreselerde ne güzel idare edip gidiyorduk...” demektedir aslında. Ama medreselerin bildiğimiz türde bir eğitim kurumu olmadığını, Örneğin Osmanlı imparatorluğu’nun ta 1913 yılına dek bütün tarihi boyunca tek bir medrese yaptırmadığını, tek bir hocasına maaş ödemediğini aramızdan kaç kişi bilir ki...

Mustafa Kemal, “Tevhid-i Tedrisat” yasasıyla, İslamiyetin Sünni-Hanefi inancını yaygınlaştıracak mücahid yetiştiren bu medreselerle, din dışı eğitim veren mektepleri mi birleştirmeyi amaçlamıştır? Yani, “Tevhid” sözcüğünü “birleştirmek”anlamında mı kullanmıştır, yoksa “tek” anlamında mı?

Demirtaş Ceyhun’un bu sorulara yanıt arayan bu çalışmasının da, toplumsal bilincimizdeki bir çok kanıyı temelden sarsacağına kuşkumuz yoktur.

Cynthia Enloe – Manevralar






Manevralar: Kadın Yaşamının Militarize Edilmesine Yönelik Uluslararası Politikalar Kitap Kapağı




Manevralar: Kadın Yaşamının Militarize Edilmesine Yönelik Uluslararası Politikalar





Cynthia Enloe





İletişim Yayınları




527

Kadın hayatının militarizasyonu sadece savaşlarla sınırlı değil. Gündelik askerî pratikler de kadınların hayatlarına çeşitli şekillerde girip, var oluyorlar. Askerlik yapan kadınlar, askerî harekâtlarda zarar gören kadınlar; tecavüze uğrayan, işkence gören, hemşirelik yapan, aşçılık yapan yine onlar... Cynthia Enloe, kadınların hayatlarının nasıl militarize edildiğine dair bu çalışmasında uluslararası örnekleri değerlendirip, aynı tahakküm pratiklerinin nasıl var olduğunu gösteriyor. Popüler kültürün kadın ikonalarıyla kotarılmaya çalışılan moral konserlerinden kadın askerlere, işgal süreçlerinde fuhuşa ya da çalışmaya zorlanan "teselli" kadınlarından cephedeki kadınlara olabildiğince çok soruyu ele alıyor. Manevralar, yalnızca militarizmin kadınlar üzerinde yarattığı tahribatı ele almıyor; aynı zamanda uluslararası politikaların ordularla ilişkisini, kimlik yaratıcı süreçleri ve bu süreçlerin kimin işine geldiğini de tartışıyor. Feminizmi kuru kuruya bir teorik tartışma nesnesi olarak kabul etmeyen, hayatın içinde süreklileşen çetrefil bir konunun asal zemini haline getiren bu eserin önemli tartışmalara yol açacağını düşünüyoruz.

İÇİNDEKİLER

Türkçe Baskıya Önsöz,
Meraklı Feminist Cynthia Enloe
Önsöz

  1. Bir Kutu Çorba Konservesi Nasıl Militarize Edilir?
  2. Çamaşırcı Kadın, Asker ve Devlet
  3. Fahişe, Albay ve Milliyetçi
  4. Asker Tecavüz Ederse...
  5. Kadın "Orduya Gelin Giderse", Kocası Kim Olur?
  6. Askerî Hemşirelik
  7. Saygınlığın Kusurlu Denetimi
  8. Mevkilerin Doldurulması
  9. Anne, Asker, Feminist ve Moda Tasarımcısı Olarak
  10. adınların Militarizasyonu

Sonuç: Kararlar, Kararlar, Kararlar
Kaynakça

Charles Berlitz – İz Bırakmadan






İz Bırakmadan Kitap Kapağı




İz Bırakmadan





Charles Berlitz





Altın Kitaplar




318

Bugüne kadar Bermuda Üçgeni'nde 150'yi aşkın gemi ve uçak kayboldu. Hem de hiçbir "İz Bırakmadan".
Acaba bir manyetik akım mı bütün bu insan dolu uçakları ve gemileri denizin dibine çekiyor?... Uçan daireler efsanesi gerçek mi?.. Yoksa kaybolduğunu zannettiklerimiz, insan duygularının algılayamadığı "Dördüncü Boyut"un içine mi giriyorlar?..
Berlitz, 20. yüzyılın çözemediği bir sorunu, alabildiğine hareketli bir teknikle ve belgelerle anlatıyor.
Okumadan inanılmayacak bir kitap..