Sabahat Sercan Pınar – Nazlı Yıldız 1. Kitap

Nazlı Yıldız 1. Kitap Kitap Kapağı Nazlı Yıldız 1. Kitap
Sabahat Sercan Pınar
Sokak Kitap Yayınları
2014
544

Yıldız hiçbir cevap vermeden kendi evine döndü. Gene neye karar vereceğini bilemediği bir dönemeçteydi. Kirasını kendi emeği ile ödediği bu evde, Kadir gittikten sonra zorluklarla, yoksullukla dolu olsa da kendini iyi hissettiği bir hayatı olmuştu. İyi kötü parasını kazanmış, kendi evinde olduğunu hissetmişti. Hayatı başkalarının emir kumandası altında değildi. Ne annesi, ne kaynanası ona karışıyordu. Kendini ilk kez bir birey gibi hissediyordu. Bu zorlu ama kendince güzel hayatı, bu kasabanın bazı yaramaz insanları ona çok görmüştü. Yalnız bir kadının tek başına ayakları üzerinde durma denemesine bu insanlar daha hazır değillerdi.

Tuğçe Sargın – Aşk Mutfağı

Aşk Mutfağı Kitap Kapağı Aşk Mutfağı
Tuğçe Sargın
İndigo Kitap
320

Özgür olmak için gittiği diyarlarda bambaşka bir aşka tutsak olan bir menekşenin hikâyesi…

Hayallerini gerçekleştirmek için ülke ülke gezen Menekşe, özgürlüğünün tadını çıkartırken mutfaktaki hünerlerini de geliştiriyordu, ta ki İtalyan mutfağıyla tanışana kadar…

Burada lezzet çoktu ve iddialı olmak gerekirdi, Menekşe de öyleydi. Bir çiçek gibi özgür, güzel ve iddialı… Menekşe İtalyan mutfağından gelen kokulara daha fazla dayanamadı… Güzelliği, zekâsı ve özgürlüğüne düşkün Menekşe La Rossa'nın ne demek olduğunu anlamak istiyordu, bu koku onu cezbetmişti, artık mutfağa girme vakti gelmişti. Hem de bu yalnız ve garip adamla…

Alejandro Guillermo Roemmers – Genç Prens’in Dönüşü

Genç Prens'in Dönüşü Kitap Kapağı Genç Prens'in Dönüşü
Alejandro Guillermo Roemmers
Timaş Yayınları
128

18 DİLE ÇEVRİLMİŞ ULUSLARARASI BESTSELLER: GENÇ PRENS’İN DÖNÜŞÜ

“O büyüseydi ne olurdu? Bir gence dönüşseydi? Yine masumiyetini koruyabilir miydi? Günümüz dünyasının yiten değerlerine, savaşlara, yaşanan acılara ve hastalıklara nasıl cevap verirdi? İşte A.G. Roemmers aklında bu sorularla kendini dokuz gün dokuz gece bir odaya kapatarak, ‘ruhunun derinliklerinden’ çıkacak bir hikâye yazmaya koyuldu. Sonuç Genç Prens’in Dönüşü oldu.” El Pais

“Kafası karışmış bir dünyada yaşıyoruz; kim olduğumuzu, nerede olduğumuzu, nereye gittiğimizi bile bilmiyoruz artık. […] İşte bu yüzden kaybedilen değerleri yerine koymanın ve küçük şeylere yeniden önem vermeye geri dönmenin zamanı geldi.” A.G. Roemmers – El Mundo röportajı

Genç Prens’in Dönüşü, yayımlanışından bugüne yediden yetmişe her yaştan okurun kalbine dokunmayı başarmış bir kahramanın, çocukluğumuzun Prensi’nin Dünya’ya dönüşünün hikâyesi… Patagonya’nın çorak topraklarında yalnız başına arabasıyla seyahat eden bir adam, yolda yardıma ihtiyacı olan bir gençle karşılaşır. Adam, genci arabasına alır ve birlikte seyahat etmeye başlarlar. Birbirinden çok farklı hayatlara ve karakterlere sahip iki kahramanımız, yol boyunca hayat ve insanlık üzerine derinlikli sohbetler gerçekleştirir, hikâyelerini paylaşırlar. Kahramanlar için bir manevi yolculuğa dönüşen bu seyahatte paylaştıkları kalp kırıkları, mutlulukları, inançları, çocukluktan olgunluğa attıkları adımlar, vicdani sorgulamaları, coşkuları; okuyan herkese yeni kapılar açacak öğütler taşıyor.

Uluslararası bestseller Genç Prens’in Dönüşü, modern zamanlarda yitirdiklerimize vurgu yapan, sevginin gücüne ve mucizelere inancımızı tazeleyen bir kitap: Herkes içindeki Prens’i keşfedebilsin, kalbini hayata açabilsin diye…

Burcu Demet – Sahra

Sahra Kitap Kapağı Sahra
Burcu Demet
Postiga Yayınları
568

Umutsuz ve başkalarına çözülmez bağlarla bağlı bir aşk onlarınki…

Mirza ve Sahra, imkânsız ve çok büyük bir aşkın birbirini inkâr eden iki fatihi.

Sevgi yok, aşk yok Sahra'nın dünyasında… Yanılsamalar dünyasındaki, aptalca hayaller onlar sadece. Umutsa… şekil değiştiriyor kalbinde. Beğenilmek yeter ona. Mirza, onun büyüdüğünü görsün, yeter. Onunla birkaç saat… sadece birkaç saat. Başka dileği yok.

Beni sevdiğini düşündüğüm herkesin beni terk ettiği dünyamda, sevilmek istemiyorum ben artık… Hoyrat ellerime her alışımda kırılan, camdan narin bir oyuncak sevgi.

Sevgi, hayatımdan koparılarak çıkarılan insanlar demek benim için, sevgi terk edilişin ilk işareti.
"Seni seviyorum…" söyleyenin vedası bana.

"Başlangıcı, sonu sadece ben olayım. Sadece benim tenime karışsın teni… Sadece benim olsun Sahra'm. Tüm gizemlerini bana açsın, ruhunda girmediğim tek kapalı oda kalmasın istiyorum."

"Artık ilk adımları atıldı geceyi teslim alan dansın…

Çalılıkların arasından çıktım çoktan. Özenli bir çabayla kurulmuş kapanımın tam ortasında Sahra... Kozasından sıyrıldığında kelebeğin güzelliğinin de ötesi olduğunu kefşediyor gözlerim. Bana açılan sayfanın okunmuş olduğu gerçeği ilk defa canımı yakıyor hayatımda."

Murat Balkan – 2019 Beklenen Kurtarıcı

2019 Beklenen Kurtarıcı Kitap Kapağı 2019 Beklenen Kurtarıcı
Murat Balkan
Nokta Yayınları
256

ATATÜRK KLONLANIP GÜNÜMÜZE GETİRİLSEYDİ…
Çok gizli yürütülen bir gen ve klonlama projesi…
Alınan tüm tedbirler, yapılan tüm çalışmalar, yurtdışından gizlice getirilen özel cihazlar ve bunları kullanan Türk bilim adamları…
Türkiye üzerinde oynanan oyunların ve kurulan tuzakların etkisiz hale getirilmesi için yürütülen büyük bir çalışma…
Türkiye bu komplolardan her ne kadar uzak durmaya çalışsa da ateş çemberine dönen Ortadoğu''da kendine biçilen rolü boşa çıkarmak için büyük gayret göstermektedir. Dünyada yürütülen psikolojik savaşın yaratılan çirkinlikleri içinde bundan kurtulmak için büyük çabalar harcayan Türkiye, kendine yeni bir yol çizmeye karar vermiştir.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından görevlendirilen ve genetik bilimde dünyanın peşinde olduğu bilim adamı Prof. Mehmet Günay bu projenin başındaki kişidir. Bu kaos ortamından çıkış yolları aranırken, 20. yüzyıla damgasını vuran kurtuluş mücadelesinin önderi Mustafa Kemal''in klonlanması için hazırlıklar başlamıştır.
Bu hummalı çalışmanın olası sonuçları üzerine gizli servislerin engelleme çabaları başarıya ulaşacak mı? Bunun sonucunda dünya nasıl bir eksene oturacak? Türkiye''yi bekleyen son ne olacak?

Nazlı Ozan – Rastlantı

Rastlantı Kitap Kapağı Rastlantı
Nazlı Ozan
Olimpos Yayınları
376

Bazı yolculuklar sizi aşka götürür... "Aşkın gelişi, aklın gidişidir." Acaba gerçekten öyle midir? Ya da bir dil bir insan, iki dil... Ah, neyse boş verin şimdi dili falan! Burada asıl önemli olan, aşkın dili! Neşeli, sevimli, az biraz inatçı, ama yeri gelince masum bir kedi olan Aslı Karahan ile Roma'yı fethetmeye hazır mısınız? Yalnız, çapkın İtalyanların, aşk dolu kahkahaların ve enfes lezzetlerin de eşlik edeceği bu yolculuk için sizi baştan uyarıyorum. Kemerlerinizi sakıca bağlayın ve yanınızda oturan yol arkadaşınıza dikkatlice bakın! Belki siz de Aslı gibi hayatınızın aşkıyla, hiç ummadığınız bir yerde ve kesinlikle kimseye anlatmak istemeyeceğiniz bir şekilde tanışabilirsiniz. Kim bilir? Pekâlâ, hazır mıyız? O hâlde "Rastlantı" kalkışa hazır...

Yasemin Candemir – Düş Sandığım

Düş Sandığım: Türk Kadınlarının Cinsel Fantezileri Kitap Kapağı Düş Sandığım: Türk Kadınlarının Cinsel Fantezileri
O Kitaplar Dizisi
Yasemin Candemir
Okuyan Us Yayınları

Gazeteci Yasemin Candemir türk kadınlarının cinsel fantezileri üzerine hazırlamak istediği kitap için gazeteye bir ilan verdi: "Belgesel bir kitap için fantezilerinizi gönderin. Yayınlanan fantezilere telif ödenecektir. "[email protected]"... Bu ilana cevap veren kadınların takma isimlerle yazdıkları fanteziler bu kitapta toplandı. Erkekler hazır olun! Bir sonraki ilan sizin için olacak.

"Mastürbasyon yapmak için odanın her yanını aradım ama bir şey bulamadım. En son, buzdolabında kalan muz gözüme ilişti. Küvete muzla beraber girdim..."

Mine
"Porno filmlerdeki kadınlar gibiydim. Kendimi zaten bir parça onlar gibi hissediyor ve bu hissi seviyordum..."

Zehra
"Fantezilerinizi gönderin diyorsunuz. Bunları yapabileceğimiz bir erkek yok ki, içimizden gelip de güzel güzel yazalım."

Özlem
"Fanteziler mutlu kadınların işi..."

Tülay
"Beni heyecanlandıran şey, izlenme duygusu. Daha açık söylersek, dikizlenmek. Birinin sevişirken bizi seyrettiği düşüncesi bile çıldırtmaya yetiyor..."

Hülya
"Geçen arkadaşım söyledi, fantezilere para veriyormuşsunuz. Benim fantezim Şükrü. Kitabı alırsa bunu da okur..."

Hicran
"Galiba Türk kadınlarının yatak odalarına sızmayı başarmıştım ve yorganı hafifçe aralıyordum."

Yasemin Candemir

Tanıtım Yazısı'ndan

Osman Yüksel – Serdengeçti 2. Cilt

Serdengeçti 2. Cilt Kitap Kapağı Serdengeçti 2. Cilt
Osman Yüksel
Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları
300
  1. Mabetsiz Şehir
  2. Bu Millet Neden Ağlar
  3. Bir Nesli Nasıl Mahvettiler
  4. Gülünç Hakikatler
  5. Akdeniz Hilalindir

Osman Yüksel – Serdengeçti 1. Cilt

Serdengeçti 1. Cilt Kitap Kapağı Serdengeçti 1. Cilt
Osman Yüksel
Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları
300
  1. Mabetsiz Şehir
  2. Bu Millet Neden Ağlar
  3. Bir Nesli Nasıl Mahvettiler
  4. Gülünç Hakikatler
  5. Akdeniz Hilalindir

Mehtap Soyuduru – Gitmesen Olmaz Mı?

Gitmesen Olmaz Mı? Kitap Kapağı Gitmesen Olmaz Mı?
Mehtap Soyuduru
Eftelya Yayınları
456

Babasızlığı babalık özlemi ile perçinlenmiş bir adam; Kenan. Hayata, özgürlüğe ve ben değerlerine düşkün, Anlık heveslerin kadını; Melis! Melis'i yem misali gagasını açmış bekleyen gamsız kuş; Akın. Hayat mücadelesinin küçücük bir yürekle sürdüren, mum ışığının etrafında kederinin ortağı yalnız kendisi olan, kahverengi bakışların ürkek sahibi bir kadın; Ayşegül!

İhanetin ardından buluşan hayatlar ve gerçekleşen hayaller.

Küçük bir çocuğun, yabancı bir adamın sevgisine ait açlığı ile babalık hasretine düşmüş o adamın uzattığı elden, gerçek aşka uzanan yolculuğu… Sadece Esma'nın engin yüreğinin dilinden, hep beraber "Gitmesen Olmaz mı?" diyeceğimiz bir aşk!

"Yine daldı gözlerim gözlerinin rengine,
Gül açan gül yüzünün gamzesine vurgunum.
Bıraktım yüreğimi sevdanın ahengine,
Endamın elif gibi, hemzesine vurgunum."

Bedia Ceylan Güzelce – 1473

1473 Kitap Kapağı 1473
Bedia Ceylan Güzelce
April Yayıncılık
152

Tanrım, biraz eğilirsen sana sarılabilirim.

İnsanın yarası neredeyse, kalbi de orada atar. Dünyanın kalbi ise savaş meydanlarında... 1473 yılında Otlukbeli sekiz saatliğine dünyanın kalbi oldu. Attı, attı ve durdu.

Artık Türk'ün Türk'le, Müslüman'ın Müslüman'la savaşacağı kesinleşmiş, kimilerine göre bu kıyamet alameti sayılmıştı. Hepsi Türk, hepsi Müslüman olan kahraman askerlerin arasında binlerce hayvan ve onların da arasında iki kirpi vardı.

Bütün canlılar gibi, onların da ikinci cinsiyeti aşktı.

Yuvalarının üstünde birbirini öldürmek için sıraya girmiş zafer düşkünlerini taklit ederek yere düşerken, dualar ettiler. Bu şekilde ölmeyecekleri bir dünyaya yeniden gelebilmek için. Ve hayvanlar her duanın sonunda "amin" yerine "olsun" dedi.

Olsun.

Bedia Ceylan Güzelce'nin ilk romanı 1473.

Leyla İpekçi – Maya

Maya Kitap Kapağı Maya
Leyla İpekçi
Timaş Yayınları
144

Leylâ İpekçi'nin ilk romanı Maya, 1998'de Milliyet Sanat Dergisi'nin İlk Kitap İlk Baskı adlı yarışmasında ödül alarak basılmış ve çok kısa sürede altı baskı yapmıştı. Yazarın 2000'li yıllarda 'Başkası Olduğun Yer', 'Ateş ve Bahçe' gibi romanlarıyla çıkacağı dil yolculuğunun ipuçlarını taşıyan bu roman, sevgisiz ve şiddet içinde büyüyen bir çocuğun yedi sekiz yaşlarından 20'li yaşlarına dek öyküsünü anlatıyor. Yazar, okuru Maya'nın dünyasında gezdirirken bir yandan da hepimizin ilk anılarına, kapanmayan yaralarına, yarım kalmış vedalarına dokunuyor. Kısacası insanın mayasına... Türkçe edebiyatta çok sık rastlanmayan bir üslupla, tek başına büyümek zorunda kalan kız çocuğunun ağzından yazılan bu roman: Çocuksu, naif ve hamasi bir dile yaslanmadan, saf edebiyatın toprağında yeşeriyor...

"Tamamen iyileştikten sonra, ay ışığında bir görünüp bir kaybolan koridorları yeniden cilalamaya başlayacağım. Baş aşağı kaymak için değil, bir kez daha hızla geçip gitmek için..."

Serhat Poyraz – Şehristan Rivayetleri

Şehristan Rivayetleri Kitap Kapağı Şehristan Rivayetleri
Serhat Poyraz
Kırmızı Kedi Yayınevi
168

"Derler ki, ölümün bakışlarına müsadif olan ve hâlâ hayatlarını sürdürebilecek kadar talihli âdemoğulları, dünyevi olmayan o soğuk bakışların sahibi varlığın, fani ya da ruhani gözlerinde çoğu zaman merhametten iz bulunmadığına şahit olmuşlardır. Merhamet, ancak ihsan sahiplerine bahşedilmiş bir lütuftur. Bu haşiyede kendimle cebelleştiğim asıl sual şudur; her kim ki bir canı yaratıcısına döndürecek kadar gaddarlaşmıştır ve cezaya tabi olmamıştır, işte o âdemoğlunun, hayatın bir sonraki menzilinde dinmeyen bir azap ile cezalandırılacağını kim bilebilir?"

Şaşaalı geçmişi, heybetli yapıları, masalsı güzelliğinin yanında gizli loncaları, düzenbazları, sokaklarda kol gezen ölümü ve zulmü barındıran bir diyar Şehristan. Bizans döneminden beri nice imparatorlar, nice padişahlar görüp geçirmiş, adaletin kılıcı olmaya ant içmiş gizli bir cellâtlar loncasına kabul edilmesiyle hayatı değişen Yavuz Ali'nin, Pencüyek'in, Kara Agop'un, Ali Cengiz'in ve nicelerinin şehri.

Serhat Poyraz bu ilk romanıyla edebiyattaki örneklerinin açtığı yoldan ilerliyor. Okuru usta bir anlatıcının kelimeleriyle çevrelerken, ölümün soğuk teması karşısında insan ruhunda açılan uçurumlara dokunuyor; okuru gerçekle kurmacanın birbirine karıştığı sınırlarda gezdiriyor. Sırlarla bezeli ortak geçmişlerinin ışığında, birbirlerinin kaderini ellerinde tutan bir ustayla çırağın giriştiği kanlı mücadele yeni hesaplaşmaların kapısını aralıyor.

Tarihin karanlık sayfalarına tuhaf ve bir o kadar ilginç bir pencere açan Şehristan Rivayetleri okurunu Kostantiniye'nin tekinsiz sokaklarında, metnin sesinin peşinden koşmaya çağırıyor.

Samipaşazade Sezai – Sergüzeşt

Sergüzeşt Kitap Kapağı Sergüzeşt
Samipaşazade Sezai
Bilge Kültür Sanat
128

Sergüzeşt romanında Türk okuyucunun ilgi duyduğu esaret konusu ele alınır. Dilber Kafkasya'dan Türkiye'ye getirilmiş genç bir kızdır. Halayık olarak çalıştığı konaklarda çeşitli zorluklarla karşılaşır. Samipaşazâde Sezai Dilber'in Kafkasya'da başlayıp Mısır'a kadar uzanan hüzün dolu sergüzeştini anlatır. Sevgilisi Celâl Beyin Dilber'e kavuşmak için önüne gelene onu sorması, her ağlayan insanı sevgilisi sanması, Mısır'da kapatıldığı yerden kendisini içten içe seven harem ağası Cevher tarafından kurtarılması insanı etkileyici bir biçimde kaleme alınmıştır. Türk okuyucusunun ilgisi sebebiyle birçok yayınevi tarafından basılan eser Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğrencilere okutulması tavsiye edilen 100 Temel Eser arasına da girmiştir. Bu neşirde eserle ilgili özgün çalışmalara yer verilmiş ve 100 Temel Eser projesine ışık tutacak türden çalışmalara zemin hazırlanmıştır.

Svetlana Aleksiyeviç – İkinci El Zaman

İkinci El Zaman - Kızıl İnsanın Sonu Kitap Kapağı İkinci El Zaman - Kızıl İnsanın Sonu
Svetlana Aleksiyeviç
Kafka Yayınevi
528

İsveç Akademisi, Svetlana Aleksiyeviç’e Nobel Ödülü verdiğinde yazarın “yeni bir edebi tür” yarattığını belirtmiş, eserlerini de “duyguların ve ruhun bir tarihi” sözcükleriyle betimlemişti. Aleksiyeviç uzun bireysel monologları farklı seslerin duyulduğu bir kolaja dönüştüren özgün dokümanter tarzıyla, kendilerine nadiren konuşma fırsatı verilen, yaşantıları da çoğu zaman ülkenin resmi tarihine karışarak yitip giden sokaktaki insanların hikâyelerini kayıt altına alıyor.

Sovyetler Birliği’nin dağılışı ve yeni bir Rusya’nın ortaya çıkışı üzerine senfonik bir sözlü tarih çalışması olan İkinci El Zaman’da Aleksiyeviç, komünizmin çöküşünün kroniğini çıkartıyor. Rusya’nın sıradan insanları geçirdikleri son otuz yılı anlatarak bizlere Sovyetler Birliği’nin çöküş döneminde ve çöküşün ardından ortaya çıkan yeni Rusya’da yaşamanın nasıl bir tecrübe olduğunu gösteriyorlar. 1991-2012 dönemini kapsayan söyleşiler aracılığıyla, Aleksiyeviç bizleri propagandanın ve uydurma medya anlatımlarının ötesine taşıyor. Bunu yaparak da hem Rusya’nın hem de baskıya, teröre, açlığa, katliamlara dair, fakat aynı zamanda ülkelerinden duydukları gurura, gelecek umutlarına ve herkesin bir ütopya yaratmak için omuz omuza çalışıp mücadele verdiği inancına dair anılarını hâlâ taşıyan Rusların panoramik bir portresini çiziyor. Sonuç olarak da, bir zamanlar dünyanın üçte birini egemenliği altına alacak kadar güçlü bir fikrin ardından o topraklarda yaşamanın ayrıntılı bir dökümü çıkıyor karşımıza.