Yaşar Kemal – Üç Anadolu Efsanesi

Üç Anadolu Efsanesi: Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik Kitap Kapağı Üç Anadolu Efsanesi: Köroğlu, Karacaoğlan, Alageyik
Yaşar Kemal
Yapı Kredi Yayınları
222

"Kilometrelerce yürüyüp, dağ bayır koşup ne kurtarırsa kardır kuralınca, öne ağıtları, sonra da türküleri, koşmaları, destanları, Çukurova'nın tüm uyaklı uyaksız söz çeşitlerini, tekerlemelerini, küfürlerini avlıyordu. Folklor derlemesi filan değildi, bu iş hayat memat işiydi, özbeöz malını kurtarıyordu Çukurova'nın, sorumlusuydu kurda kuşa karşı, şaka değil."
-Abidin Dino, Milliyet Sanat-
"Yaşar Kemal, Anadolu aşık-hikayelerinin geleneğine göbek bağıyla bağlanmış bir yazar. Onu ta çocukluğundan başlayarak Anadolu sözlü geleneğinin destansı türleri büyülemiş."
-Pertev Naili Boratav

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Ben Deli Miyim?

Ben Deli Miyim? Kitap Kapağı Ben Deli Miyim?
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Everest Yayınları
378

Şadan ve Kalender Nuri... İstanbullu iki genç... Hüseyin Rahmi, İstanbul'u ve İstanbul yaşantısını bu iki genç üzerinden anlatıyor. Ama bu gençler "deli"... Maceraları da, konuşmaları da, hareketleri de öyle-, çünkü toplumsal kuralları, genel ahlakı, yozlaşmış sosyal ilişkileri "delicesine" sorguluyorlar. "Sorgulama" derinleştikçe gençlerin hareketli, yadırgatıcı serüveni tuhaf bir cinayetle sonlanıyor.
Hüseyin Rahmi bu romanın tefrikası sırasında "adaba muhalif neşriyat" yaptığı iddiasıyla mahkemeye çıkarılıyor. Devrin gazetelerinde yayımlanan mahkeme ile ilgili haberler de fotoğrafları ve karikatürleriyle beraber bu baskıda yer alıyor. Hüseyin Rahmi'nin savunmasında söyledikleri çarpıcı: "Bugün kirli bir top gibi mahkeme parkelerine fırlatılmak istenilen bu isim, bu ana kadar memleketin hiçbir mülevves meselesine karışmamıştır. Ve hemen kırk yıldır kafasına doldurduğu felsefeyi etrafına saçan bir mürebbi, birden bire adaba mugayir bir tavır alarak halka edepsizlik telkinine nasıl kalkışır!"

Aleister Crowley – Ay Çocuk

Ay Çocuk Kitap Kapağı Ay Çocuk
Aleister Crowley
Altıkırkbeş Basın Yayın
365

Şüphesiz asrın en ilginç ve aykırı kişilerinden biridir. Aleister Crowley. Kimi onu büyük bir üstat, majisyen ve mistik olarak kabul ederken, büyük bir çoğunluk tarafından da kara büyücü ve İsa karşıtı olarak nitelenmiştir.

İyi de şair, dağcı, maceracı, satranç ustası, ressam, majisyen, mistik, zındık, gizli örgüt başkanı, din kurucusu vs. olarak gözüken bu karmaşık kişi tam olarak kimdir?
Bu soruyu hava karardıktan hemen sonra bulduğunuz en yaşlı ağaca bakarak sorabilirsiniz ve büyük bir ihtimalle yanıtı alırsınız. Ama özellikle bu günlerde yeterince yaşlı bir ağaç bulmanın zorluklarını göz önünde bulundursak kitabın iç sayfalarında bir yolculuğa çıkmak daha kolay bir çözüm olabilir.
Yine de siz bilirsiniz...

Eğer ikinci seçeneği kullarınsanız; şu anda arka kapağına bakmakta olduğunuz romanda bazı Türk karakterlerle karşılaşmanız, Hıristiyanlığı sert bir şekilde suçlayan bir kitap olmasına rağmen, Müslümanlığı öven satırlarla karşılaşmanız ve yazarın hayatta tek kalan oğluna Atatürk adını koymuş olması sizi sakın şaşırtmasın.

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Billur Kalp

Billur Kalp Kitap Kapağı Billur Kalp
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Everest Yayınları
356

İç içe iki romandan oluşan Billur Kalp cumhuriyetin ilanını takip eden dönemde, İstanbul'da geçiyor. Uzun ve sarsıntılı yıllar, Türkiye toplumunu altüst etmiş; toplumsal ilişkiler yeniden ve başka şekillerde kurulmaya başlamıştır. Erkek nüfusu azalmış ve kadınlar sosyal hayata, bu defa çalışan/işçi konumuyla dahil olmuştur.

Kadınların çalışma hayatına girmeleri, erkeklerin kadınları "tuzağa düşürme" girişimlerinin hızlanmasına neden olmuştur. Billur Kalp in ilk bölümü, çalışmak zorunda kalan, ancak "kötü erkekler"in tuzağına düşen Mürvet'in intiharıyla sonlanır.

İkinci bölümde ise bu kez karşımıza Sema çıkar. Sema da ekonomik nedenlerle evde yaptığı el işlerini satmaya çalışır, ilk bölümde gördüğümüz kötü erkekler, Sema'ya da tuzak kurar. Ancak Sema, bu tuzağa düşmediği gibi aksine evinde işletme açmaya, anasız-babasız kız çocuklarını çalıştırmaya kadar varan bir gayret gösterir. Kadının çalışma hayatında başarılı olabileceğini, erkek egemen dünyada gedikler açabileceğini ispat eden Sema, bu yanıyla "feminist" kabul edilebilecek bir roman karakteridir.

Hüseyin Rahmi'nin büyük bir İstanbul gözlemcisi ve yazarı olduğunu bir kez daha gösteren bu roman, İstanbul'un gündelik hayatına dair pek çok "sosyolojik" malzeme de içeriyor.

Louis L’Amour – Boş Ülke

Boş Ülke Kitap Kapağı Boş Ülke
Louis L'Amour
ASEM Yayınları
211

Felton başını kaldırıp Coburn' a baktı. "Neyapacağım?" diye sordu, «kanımca, sadece göğsünde yıldız, oraya yürümek yeterli değil, Coburn konuşmadan önce bir süre düşündü. "Hayır," dedi, "yeterli değil. Herkes yapamaz bu işi belki de yapan ilk sen olursun. Bana sorarsan, elime bir av tüfeği alırım. Oraya gider ve onlara kanunun ne dediğini söylerim; ilk itiraz edenin de ağzına dipçiği yapıştırırım. Elini silahına atarsa da... onu vururum, hepsi bu kadar."

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Kadınlar Vaizi

Kadınlar Vaizi Kitap Kapağı Kadınlar Vaizi
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Palet Yayınları
86

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kitaplarını yeniden yayına hazırlamak, bir tarafıyla ciddi denilebilecek bir riski barındırsa da yayınevi olarak bunu göze almanın ilk örnekleri ile yola çıkmış bulunuyoruz. Bunu diğerleri takip edecektir. Sözün burasında, galiba, niçin böyle bir yayına gerek duyulduğunu merak edenlere, şu gerçeği hatırlatmakta yarar var: 1928 öncesi Türk edebiyatının örneklerini yeni harflere aktarma işinde başlangıçta iştahsız sonradan da çalakalem bir tutumun sergilendiği artık saklanamayacak bir gerçektir. Sadece edebî eserler değil pek çok eser, bu iştahsızlık ve çalakalem tutumdan dolayı bırakınız layık oldukları değeri görmeyi, adeta dumura uğra(tıl)mıştır. Edebiyat sahası, dumura uğramışlar listesi hazırlansa belki ilk sırayı alacak pek çok örnekle doludur. Çalıkuşu’nun çalı’sı gitmiş geriye kuş’u kalmıştır denebilir. O güzelim Türkçesinin yeri doldurulamayan Refik Halit’in eserlerinin başına gelenleri saymak, tabiri caizse bir edebiyat savcısının vicdanına kalmış niteliktedir. Sadeleştirme adı altında bırakınız kelime avcılığını, cümle hafriyatçılığına gidilmesini bilemiyoruz neyle izah etmek mümkündür.

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?

Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı? Kitap Kapağı Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı?
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Özgür Yayınları
240

Hüseyin Rahmi Gürpınar, İffet romanında olduğu gibi, Dünyanın Mihveri Kadın mı, Para mı? adlı romanında da aşk, namus ve açlık ilişkisini irdeliyor. Romanın kahramanı Edip Münir, yaşamını "bir ekmekçi, bir bakkal, bir kasap dükkânında yüzlerce kişi doyuracak nimet varken, beri yanda açlıktan ölmek enayiliktir," felsefesi üzerine kurmuş genç bir adamdır; ona göre, "akıllılar, akılsızların zararına yaşarlar." Yazar bu romanında, karamsar bir bakış açısıyla yaşamı, ahlâkı ve toplumu yargılamaktadır; ister katılın, ister katılmayın...

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Kadın Erkekleşince

Kadın Erkekleşince Kitap Kapağı Kadın Erkekleşince
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Atlas Kitabevi

Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kadın Erkekleşince adlı oyunu 1933 yılında yazmıştır.
Bu oyunda temeli evlilik sözleşmesine dayanan bir evliliğin nasıl sonuç verdiğine şahit oluruz.
Kadının ekonomik özgürlüğüyle beraber nasıl erkekleştiğini, erkeğin de ne ölçülerde kadınlaştığını gösteren;
bunun sonucu olarak ta ailedeki geçimsizliğin artmasını konu edinen oyun, kadın-erkek eşitliğinin sınırlarının nereye kadar olması gerektiğini anlatması
sebebiyle önemlidir. Oyunda verilmek istenen ise, kadının yeri gelince erkeklere ait işleri yapabileceği fakat cinsinin sınırını şaşıracak kadar
ileriye varmaması gerektiği düşüncesidir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Kaderin Cilvesi

Kaderin Cilvesi Kitap Kapağı Kaderin Cilvesi
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Özgür Yayınları
240

Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kaderin Cilvesi romanında "açlık" ve "namus" arasındaki ters ilişkiyi irdeler. Kıt kanaat geçinen, ama dünyaya bilgece bakmayı başararak namusunu her şeyden önde tutan Salah Efendi'nin yaşamı, bir gün kapısını "muhabbet tellalı" Şemi Efendi'nin çalmasıyla alt üst olur. Bundan sonrası, her şeyden önce kendi kendisine ihanetle başlayan sürekli bir çöküştür. Yazar, öteki romanlarında olduğu gibi, karamsar toplum eleştirisini yaparken, okurunu adım adım, "açlık"la "namus"un bir arada olamayacağı sonucuna götürür. Canlı kişilikleri ve akıcı anlatımıyla, Gürpınar'ın en güzel romanlarından biridir Kaderin Cilvesi...

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Kokotlar Mektebi

Kokotlar Mektebi Kitap Kapağı Kokotlar Mektebi
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Everest Yayınları
333

Osmanlı'nın son dönemlerinde hız kazanan Batılılaşma süreci Türk edebiyatının da en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Dağılmakta olan dinamikleriyle toplumun değişim ihtiyacından beslenen Batılılaşma çabası üst üste gelince tüm ahlak ve aile değerlerinin de zaman zaman trajikomik boyutlara varacak biçimde farklılaşması kaçınılmaz olacaktır. Bireyin de artık farklı bir biçimde ele alınıp sorgulanmaya başlandığı bu dönemin en önde gelen edebi yatçılarından, biri hiç kuşkusuz ki Hüseyin Rahmi Gürpınar'dır. Türk toplumunun o dönemini bugün bize hâlâ renkli bir tablo gibi sunan yapıtlarıyla Gürpınar sadece bir edebiyat okurunu değil, bu toplumun sosyal gelişimine kafa yoran herkesi aydınlatmaya devam eden bir yazar.

Kokotlar Mektebi, bu usta yazarın en önemli yapıtlarından biri olarak dönemin değişen yargıları üzerine yapılan en güçlü hicivlerinden biri.

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Gulyabani

Gulyabani Kitap Kapağı Gulyabani
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Özgür Yayınları
160

Gulyabani; yazarın cin, peri ve gulyabani gibi boş inançların nasıl kötüye kullanılarak saf ve namuslu insanların kandırıldığını vurgulayan, boş inançları mahkûm ederek bilimsel düşünceyi savunan romanıdır.
Romanı, genç kuşakların da beğenerek okuyacağına inanıyoruz.

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Hakka Sığındık

Hakka Sığındık Kitap Kapağı Hakka Sığındık
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Özgür Yayınları
152

Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Hakk'a Sığındık romanı, ana kahramanının polis olduğu doğalcı toplumsal polisiye romanlarındandır; yazarın yoksulların kendi sırtlarından zengin olanlara duyduğu kinden, boş inançların dolandırıcılıklara yol açmasına dek hemen bütün Gürpınar temalarını bir arada içeren bu roman; yürek burkan betimlemeleri, heyecanlı ve merak uyandırıcı anlatımı, canlı, gerçekçi kahramanlarıyla dikkati çekmektedir. Gürpınar'ın bütün roman ve öykülerinde olduğu gibi...

Hüseyin Rahmi Gürpınar – Namuslu Kokotlar

Namuslu Kokotlar Kitap Kapağı Namuslu Kokotlar
Hüseyin Rahmi Gürpınar
Özgür Yayınları
336

Yazar, aşkta ve evlilikte eşlerin birbirlerine denk olması konusuna, Namuslu Kokotlar romanında bir kez daha dönüyor; onlarca yıl öncesinden yüzümüze bir kez daha gerçekçi roman aynasını tutuyor. Roman kahramanlarının acıklı güldürülerine ağlamamız mı gülmemiz mi gerektiğini kestiremiyoruz. Ancak gerçek olan bir şey varsa, o da yazarın bütün yapıtları gibi, Namuslu Kokotlar'ı da, gerek anlatımı, gerekse karakterleri bakımından, klasiklerimiz arasındaki yerini çoktan almış olduğudur.

Rainer Maria Rilke – Tanrı’dan Öyküler

Tanrı'dan Öyküler Kitap Kapağı Tanrı'dan Öyküler
Rainer Maria Rilke
Cem Yayınevi
117

Rainer Maria Rilke (1875-1926), Prag doğumlu, Avrupa'nın birçok şehrinde yaşamış gerçek bir Avrupalı. Yarım yüzyıllık yaşamını sanata adamış, şairliğinin yanı sıra sanat üstüne denemeleri ve öyküleriyle de geniş yankı uyandırmıştır.

"Dostum Ellen Key! Bir ara bu kitabı sizin ellerinize bırakmıştım, siz de hiçbir şeyi sevmediğiniz kadar sevmiştiniz onu. Dolayısıyla, kitabın benim değil, sizin olduğunu düşünmeye alıştım. Bu yüzden, yalnız kitabınız değil, bu yeni baskıda çıkan bütün kitapların başına isminizi koymamı ve şöyle yazmamı hoş görün lütfen: Tanrı'dan Masallar Ellen Key'indir."

Rıfat Ilgaz – Karadeniz’in Kıyıcığında

Karadeniz'in Kıyıcığında Kitap Kapağı Karadeniz'in Kıyıcığında
Rıfat Ilgaz
Cem Yayınevi
382

Karadenizin Kıyıcığında, Rıfat Ilgaz’ın öğretmenlik yaptığı Akçakoca kasabasını ve uzun süre bir arada yaşadığı Batı Karadeniz insanını anlatır. Geçimini fındık yetiştirerek sürdüren Kasaba halkı, bir yandan hırçın doğayla, diğer yandan yoksullukla başa çıkmaya çalışmaktadır. Sevgiler, dostluklar bu sıkıntıların gölgesinde yaşanır.

 

Her türlü haksızlığa ve zorluğa rağmen insandan yana umutlarını kaybetmeyen, çalışkan bölge insanının dayanışması da bu topraklara özgüdür. Rıfat Ilgaz, Güllü ile Recep’in engellerle boğuşan aşkı etrafında Karadeniz insanının onurlu var olma öyküsünü akıllara kazır.

 

Karadenizin Kıyıcığında, Rıfat Ilgaz’ın Yıldız Karayel romanıyla birlikte batıdan doğuya
bir Karadeniz panoraması oluşturmaktadır.