Feyyaz Bodur – Fotoğrafın Tarihi

Fotoğrafın Tarihi Kitap Kapağı Fotoğrafın Tarihi
Feyyaz Bodur
Tablet Kitabevi
129

Bugüne kadar ulaşabildiğimiz kaynaklardan fotoğraf tarihi içende yer alması gereken kişiler için Aristo'ya kadar geri gidebiliyoruz. İşte Aristo'dan bu yana fotoğrafın olmazsa olmazı ışık ve ışığın etkisi üzerinde deneyler yapmış yetenekli kişilerin günümüze ulaşmış bilgilerinin derlenmesi ve yeniden değerlendirilmesi ile bu kitap hazırlandı. Fotoğraf ve tarihi üzerine binlerce kitap ve makale yazıldı ve bir o kadar da sözlü ve görsel sunumlarda bulunuldu. Çekilen fotoğraf karelerinin sayısını bilmek ise çokluğundan olanaksızdır.

Veli Sevin – Arkeolojik Kazı Sistemi El Kitabı

Arkeolojik Kazı Sistemi El Kitabı Kitap Kapağı Arkeolojik Kazı Sistemi El Kitabı
Veli Sevin
Arkeoloji ve Sanat Yayınları
136

"Türünün Türkiye'deki ilk örneğini oluşturan bu boyuttaki bir kitapta arkeolojiyi her yönüyle anlatmak tabii ki olanaklı değildir. Zaten böyle bir amaç da söz konusu değildir." diyen Veli Sevin, amacının, giderek daha karmaşık bir yapılanmaya doğru yol alan ve insanlığın gelişimini öğrenmemize ışık tutan kazı teknikleri konusunda genel bir bilgi sunmak olduğunu açıklıyor. "Dolayısıyla bu kitaptan yola çıkılarak kazma yöntemlerini tümüyle öğrenebilmek ve hatta kazı yapabilmek de olası değildir. Günümüzün genel olarak benimsenen görüşüne göre arazi arkeolojisi ayrı bir beceri işidir, bu yüzden de masa başı arkeolojisinden oldukça farklıdır. Kitabın sonuna, arkeolojiyi sevenler için geniş bir bibliyografya eklenmiş olmakla birlikte, aslında bu becerinin ancak uzun yıllar farklı kazı alanlarında, farklı bilim kurullarıyla çalışılarak edinilebileceğini de unutmamak gerekir."

Flavio Conti – Rönesans Sanatını Tanıyalım

Rönesans Sanatını Tanıyalım Kitap Kapağı Rönesans Sanatını Tanıyalım
Flavio Conti
İnkılap ve Aka Yayınları
64

Hacmi küçük ama içeriği büyük bu mütevazi eserde Rönesans sanatı ile ilgili ilginç bilgiler yeralmakta.

Dan Franck – Bohemler

Bohemler Kitap Kapağı Bohemler
Dan Franck
Sel Yayıncılık
432

1911 yılında Mona Lisa’nın Louvre’dan çalınması büyük bir skandala neden olmuş, Louvre’dan Mona Lisa’yı değil ama bazı nesneleri yürüttüğünü açıklayan Géry-Piéret adındaki Belçikalıdan bazı heykelcikler satın alan Pablo Picasso’yu bir telaştır almıştı! Heykelcikler, Picasso ve Apollinaire dostluğunun sınandığı uzun bir macera sonucu Seine nehrine atılmaktan kurtulup, Louvre’a geri döndü... Ama yüzyıl başında Paris, modern sanatın bu tartışmasız başkenti, daha nice ilginç olaya gebeydi!
Picasso’dan Matisse’e, Modigliani’den Man Ray’e, Apollinaire’den Hemingway’e, Braque’tan Breton’a, Max Jacob’tan Cocteau’ya, Cendrars’tan Desnos’a, Diego Rivera’dan Utrillo’ya, Tristan Tzara’dan Kiki’ye nice ressam, model, şair ve yazara evsahipliği yapan Paris, Montmartre’ı, Montparnasse’ı, sokakları, müzeleri, barları ve birbirinden ilginç karakteriyle Bohemler’in başrolünde: Modern sanatın tarihinin yazıldığı yıllarda Paris’te yaşanan bireysel mücadeleler ve genel olarak avangard sanatın mücadelesi; geleceğin ünlü sanatçıları arasındaki dostluklar, aşklar, kıskançlıklar ve kavgalar ve yüzyıl başında, Paris’i bugünün efsanevi kenti yapan her şey... Picasso’yla heyecanlanacak, Utrillo’yla içecek, Modigliani’yle hüzünlenecek ve daha nice ilginç karakterin gerçek yaşamından kesitlere tanıklık edeceksiniz...

Bohemler, modern sanatın doğum sürecini merak edenler, ama bir tarih kesitini edebiyat tadında okumak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak!

F. T. Marinetti – Futurist Manifestolar Kitabı

Futurist Manifestolar Kitabı Kitap Kapağı Futurist Manifestolar Kitabı
F. T. Marinetti
Altıkırkbeş Basın Yayın
261

Tomasso Marinetti'nin 1909 yılında Figaro gazetesinde durumu şöyle özetleyecekti:
Şiirde temel öğeler cesaret, cüret ve isyandır,
Edebiyat durgunluktan ve uyuşukluktan sıyrılmalıdır. Edebiyatta işlenecek konular saldırgan hareketler, kavga ve dövüştür.
Dünya yeni bir güzellikle zenginleşmiştir. Yeni güzellik sürattir, hızdır, Motoru güçle sarsılan, homurdanan bir yarış arabası Victoire de Samotrace'dan daha güzeldir.
Ancak kavga güzeldir. Saldırgan niteliksiz bir şaheser olamaz. Şiir tanınmayan ve bilinmeyen güçlere karşı saldırgan olmalıdır.
Yüzyılların en yüksek noktasında bulunuluyor. Olanaksızların kapısını açmak dururken geride kalınmamalıdır. Zaman ve mekan artık ölmüştür. Sınırsız ebedi sürat elde edildiğine göre, mutlakta (absolu) yaşanıyor demektir.
Dünyanın tek sağlık ilacı savaştır, militarizm, feminizm, fırsat kollayıcılık, çıkarcılık lanetlenmelidir, denmektedir.
Bu kırıp geçiren, yıkıcı şiddetteki bildirgemizi İtalya’dan bütün dünyaya ilan ediyoruz ve Fütürizm’i kuruyoruz; çünkü ülkemizi, profesörlerin, arkeologların, çenesi düşük edebiyatçıların ve antikacıların kangreninden kurtarmak istiyoruz.
F.T.Marinetti

Aydın Büke – Chopin

Chopin: Tuşlara Adanmış Bir Yaşam Kitap Kapağı Chopin: Tuşlara Adanmış Bir Yaşam
Aydın Büke
Can Yayınları
272

Yaşam dizimizin yeni kitabı, Polonyalı ünlü besteci Fryderyk Chopin'in yaşamına, yapıtlarına adanmış bir çalışma. Daha önce hazırladığı Bach, Mozart biyografileriyle de okur karşısına çıkan Aydın Büke'nin bu kitabı, yalnızca klasik müzik dinleyicilerini değil, sanat tarihi, edebiyat, Avrupa tarihi konularına ilgi gösterenleri de saracak. Ünlü bestecinin Avrupa tarihinden etkilenişi, yazar George Sand'la olan fırtınalı ilişkisi, çağdaşı bestecilere bakışı ayrıntılarıyla anlatılıyor Chopin / Tuşlara Adanmış Bir Yaşam'da.
2010, Chopin'in doğumunun 200. yılı olarak tüm dünyada kutlanıyor. Bu nedenle ülkemizde gerçekleştirilecek etkinlikleri izleyecekler için de bu biyografi Chopin'i daha yakından tanıma olanağı yaratıyor. Bunun yanında kitap, Türkiye'de Chopin üzerine yapılmış bu türde ve bu çapta ilk özgün çalışma olma özelliğini taşıyor

Aydın Büke – Mozart

Mozart: Bir Yaşam Öyküsü Kitap Kapağı Mozart: Bir Yaşam Öyküsü
Aydın Büke
Can Yayınları
338

"Duygularımı şiirle aktaramam, şair değilim; kendimi gölgeler ve ışıkla ifade edemem, ressam değilim; düşüncelerimi hareketlerle de açıklayamam, dansçı değilim. Ama bunların hepsini seslerle yapabilirim. Ben bir müzikçiyim. Yarın Cannabich'lerin evinde, sizin doğum ve isim gününüzü kutlamak için piyano çalacağım. Sevgili Babacığım, size, müzikte yeni hiçbir şeyin bestelenemeyeceği yılları görecek kadar uzun bir yaşam dilerim..."

Tam adı, Johannes Chrysostomus Wolfgangus Theophilus'tu. Sonraki yıllarda "Theophilus" adı, önce Almanca karşılığı "Gottlieb"e (Tanrı'nın sevdiği), ardından da sözcüğün Fransızcası "Amadé"ye dönüşecek, müzik tarihi onu XIX. yüzyıldan itibaren "Wolfgang Amadeus Mozart" olarak anacaktı.

Tanrı'nın mucizesiydi aslında... Her ne kadar besteci bir babanın çocuğu, öğrencisi ve ideali olsa da çocuk yaşlarında parlayan dehasının karşısında imparatorlar, imparatoriçeler eğilecek, çağdaşı meslektaşları bestelerine duydukları hayranlığı dile getirmekten yüksünmeyecekti. Daha 6 yaşında ilk defa gördüğü notaları yanlışsız çalabiliyordu. 35 yıllık yaşamında olağanüstü besteler üretti, soluk almadan çalıştı. Çevresinde bulunanlara günde onlarca defa, kendisini sevip sevmediklerini sorar, şaka için bile olsa cevap olumsuz olursa derin bir korkuya kapılır ve hemen gözleri dolardı. Hep çocuk kaldı. Yaşamını mektuplara sığdıracak kadar çok yazdı. Çok başarılı oldu, hep ânı yaşadı, çok kazandı, çok kaybetti, borçlu olarak öldü. Yaşamı yarım kaldı, yaş 35, yolun sonuydu, ortası değil...

Slavoj Zizek – Tarkovski

Tarkovski: İçsel Uzamdan Gelen Şey Kitap Kapağı Tarkovski: İçsel Uzamdan Gelen Şey
Slavoj Zizek
Encore Kitap
120

Zizek için Tarkovski'yi ilginç kılan onun filmlerindeki özgün biçimdir. Tarkovski maddi unsurları zamanın kendisi olarak kullanır ama aniden en içsel alana ilişkin olan zamanın melankolikliğini, belirsizliğini bize hissettirir. Zizek'e göre Tarkovski'de gerçekliğin tam da maddi dokusunun dağılmasıyla ruhani bir derinliğe ulaşılır. Tarkovski, kendimizi maddi gerçekliğin üstüne yükselterek ulaştığımız standart ruhani motiflerin ötesine, daha derin, daha önemli deneyimlere sürükler bizi. Tarkovskici mıntıkada özel hiçbir şey yoktur, her şey aynı ve bildiğimiz gibidir. İşte tam da bu sebepten inançlarımızı, korkularımızı, iç dünyamıza ait şeyleri buraya yansıtabiliriz. Lacancı psikanalizin araçlarıyla Tarkovski'nin materialist bir yorumunun da mümkün olabileceği tartışılıyor bu metinde.

Susan Sontag – Fotoğraf Üzerine

Fotoğraf Üzerine Kitap Kapağı Fotoğraf Üzerine
Susan Sontag
Agora Kitaplığı
226

'Herhangi bir insanın vahşetin en amansız boyutlarını gösteren fotoğraflarla ilk defa karşılaşması, bir tür ifşadır, prototipik açıdan da modern ifşadır. Benim kendi payıma bu ifşayı yaşadığım an, Temmuz 1945'te Santa Monica'daki bir kitapçıda tesadüfen gördüğüm Bergen-Belsen ve Dachau fotoğraflarıydı. O güne değin -fotoğraflarda ya da gerçek hayatta- görmüş olduğum hiçbir şey, içimi bu denli keskince, derinden ve anında deşmemişti. Gerçekten de, tam olarak ne hakkında olduklarını kavramam yılları alsa bile, hayatımı o fotoğrafları gördüğümden önceki dönemim (o zaman henüz on iki yaşındaydım) ile sonraki dönemim olarak ikiye ayırdığımı söylersem abartıya kaçmış olmam. Onları görmem neye yaramıştı? Kaldı ki, fotoğraftan başka bir şey değildi onlar -o güne değin hemen hiç haberim olmamış ve etkilemek için de hiçbir şey yapamayacağım bir olayın, hemen hiç tasavvur edemeyeceğim ve dindirmek için de elimden en ufak bir şey gelmeyecek olan bir ıstırabın fotoğrafları. Fakat o fotoğraflara baktığımda içimde bir şey kırılmıştı. Bir sınıra dayanmıştım ve bu salt dehşetin sınırı değildi; tesellisi mümkün olmayan bir kedere düşmüş, yaralanmıştım, ama duygularımın bir kısmının katılaşmaya başladığını da hissetmiyor değildim; içimde bir şey ölürken, bir şey de hâlâ feryat edip duruyordu.'

John Berger – Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı

Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı Kitap Kapağı Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı
John Berger
Metis Yayıncılık
240

Yirminci yüzyılın en varlıklı ve ünlü sanatçısı olarak ölen Picasso, yorulmak bilmeyen yaratıcılığı ve şaşırtıcılığıyla henüz hayattayken bile bir efsane olmuştu. Böylece kitaplar, kartlar, röprodüksiyonlardan oluşan büyük bir endüstri doğdu Picasso adıyla anılan. Günümüzde resim sanatının, ressamın, daha doğrusu ancak yaratarak var kalabilen kişinin içinde bulunduğu çıkmazdır John Berger'ın ilgisini çeken: Bir İspanyol, bir sürgün, yalnız ve yalıtılmış bir insan olarak Picasso. Picasso'nun Başarısı ve Başarısızlığı'nda Berger, resimleri üzerinden farklı bir bakış açısıyla okuyor Picasso'yu. Okurun Görme Biçimleri ve O Ana Adanmış adlı kitaplarından da aşina olduğu görme zevkini ve eleştirelliğini bu kitabıyla da sürdürüyor.

John Berger – Görme Biçimleri

Görme Biçimleri Kitap Kapağı Görme Biçimleri
John Berger
Metis Yayıncılık
168

Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir.
Ne var ki başka bir anlamda da görme sözcüklerden önce gelmiştir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek bulunuruz. Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştiremez. Her akşam güneşin batışını görürüz.
Dünyanın güneşe arkasını dönmekte olduğunu biliriz. Ne var ki bu bilgi, bu açıklama gördüklerimize uymaz hiçbir zaman. Gerçeküstücü ressam Magritte "Düşlerin Anahtarı" adlı resminde sözcüklerle nesneler arasında her zaman var olan bu uçurumu yorumlamıştır.

Wassily Kandinsky – Sanatta Ruhsallık Üzerine

Sanatta Ruhsallık Üzerine Kitap Kapağı Sanatta Ruhsallık Üzerine
Wassily Kandinsky
Tekhne Yayınları
88

Kandinsky’nin Almanca olarak; on yılı kapsayan bir sürede, adeta bir günlük tutar rahatlığında kaleme aldığı “Über das Geistige in der Kunst”, yani “Sanatta Tinsellik Üzerine” isimli kitap, dilimize birkaç defa, farklı isimlerle çevrildi. Bu çeviri metinler bizi mutlu etmediği için, kitabımızda yer alan yorumsal okuma çalışmasına öncellikle kendimiz, sonrasında da okurlarımız için yönelmeyi bir içsel ihtiyaç olarak duyduk. 20. yüzyıla Worringer’in “Abstraktion und Einfühlung”, yani “Soyutlama ve Duyumsama”sı ile birlikte önemli bir güç katan Kandinsky’nin söz konusu kuramsal çalışması, sanatın bir içsel ihtiyaca bağlı olduğunu ve bu noktada da tinsel olanın büyük bir değeri bulunduğuna işaret etmekte. Worringer’in çok değerli metninden sonra, Kandinsky’nin de bu değerli metnine el atıp, bir okuma çalışması yaptığımız için, Moritz Geiger’den söyleyecek olursak, büyük bir “mutluluk” duyuyoruz.

Andre Breton – Sürrealist Manifestolar

Sürrealist Manifestolar Kitap Kapağı Sürrealist Manifestolar
Andre Breton
Altıkırkbeş Basın Yayın
152

Daha önce Birinci Sürrealist Manifesto isimli Bréton metnini yayımlayan 645 Yayın nihayet Andre Bréton'un 1. 2. 3. manifestolarını tek bir kitapta okurlarına sunuyor.

Uğursuz ekmeği kuşlara dağıtana lanet olsun.
İçinde çok fazla kuzey barındıran biriyim ben.

Kaan Çaydamlı – Dada Manifestoları

Dada Manifestoları Kitap Kapağı Dada Manifestoları
Kaan Çaydamlı
Altıkırkbeş Basın Yayın
160

Sanat "acilen" Ameliyat Edilmelidir!

Hugo Ball, 5 Şubat 1916'da Zürih'te "Cabaret Voltaire" adını verdiği sanatçılar lokalini açtı. Bu, Dada'nın kamuya açık en önemli kurumunun doğuşu anlamına geliyordu. Berlin'den Zürih'e gelmiş olan dadacı Richard Huelsenbeck şu yorumu yapmıştı: " Dada, yüreklilik, küçümseme, üstünlük, devrimci karşı koyuş; egemen mantığın, toplumdaki hiyerarşinin yok edilmesi, tarihin yadsınması, köktenci bir özgürlük, anarşi, burjuvanın yok edilmesi anlamına gelir." Bu sanatçılar topluluğu burjuva ile savaş ve düşünce yoksulluğunu özdeşleştiriyordu.

Paul Klee – Modern Sanat Üzerine

Modern Sanat Üzerine Kitap Kapağı Modern Sanat Üzerine
Paul Klee
Altıkırkbeş Basın Yayın
64

Şu andaki biçimi bakımından bu dünya,
Mümkün olan tek dünya değildir...