Yasin Durak – Emeğin Tevekkülü

Emeğin Tevekkülü: Konya'da İşçi-İşveren İlişkileri ve Dindarlık Kitap Kapağı Emeğin Tevekkülü: Konya'da İşçi-İşveren İlişkileri ve Dindarlık
Yasin Durak
İletişim Yayınları
144

"Hepsi Allah'tandır… işvereni zenginlikle sınıyor işte. Onun sınavı o, benim sınavım bu, fakirlik…"
"Valla ben sendikalara hiç bulaşmadım. On sene öncesinde filan vardı ortalıkta… Eskiden başka bir firmada çalışırken bazı sendika isimleri duyduydum o zamanlar. İşte sağı solu rahat bırakmıyorlardı, elemanları sıkıştırıyorlardı, işte 'gelin sendikamıza üye olun, şöyle olun, böyle olun, patron işçi' filan diye söylüyorlardı, biz pek sıcak bakmayız böyle şeylere."

Dindarlık, işçilerin ve patronların üretim sürecine bakışlarını ve karşılıklı konumlanmalarını nasıl etkiliyor? Dinsel sosyalleşme, emek sürecinde tahakküm ilişkilerine ve politik hegemonyaya elverişli bir zemin oluşturuyor mu? Yasin Durak'ın Konya Organize Sanayi Sitesi'ndeki işçi-işveren ilişkileri örneğinde yaptığı araştırma, bu temel sorular etrafında bir tartışma örüyor. Dindar muhafazakârlık ekseninde sağlanan "ütopik uzlaşmayı" ve enformel ilişki ağları sistemini gözler önüne seriyor.
Bunun yanı sıra Durak, kültürel hegemonyanın meşruiyet çerçevesi içinde kalmakla beraber, işçilerin rıza ve tevekkül yerine açık veya gizli direniş mekanizmaları geliştirdiği anlara da dikkat çekiyor. Sınıf mücadelesinin "saklı" bir sahnesine dair ipuçları veriyor bize.

Canlı gözlemlerle Türkiye'de işçi sınıfı kültürünün puslu kalmış bir kesitini sunan, çarpıcı bir çalışma.

Yalçın Küçük – Türkiye Üzerine Tezler 1

Türkiye Üzerine Tezler 1 Kitap Kapağı Türkiye Üzerine Tezler 1
Yalçın Küçük
Salyangoz Yayınları
300

Kemalizmin sınıfsal niteliği, devletçilik deneyimi, kemalist iktidarın Batıyla ve Sovyetler Birliği’yle ilişkileri, Batı ve Sovyet tarih yazımının kemalizme ilişkin tezlerindeki ortak noktaların eleştirisi, Cumhuriyet Türkiyesi’nin ekonomi politiği.

"Tezler", dünyada ve yurtta bir iç savaş döneminde doğdu. Bir daha bu kadar dürüst ve bu kadar yeni düşüncelerle yüklü bir ansiklopediyi yazamayacağımı kabul ediyorum.

Sevindiğim bir nokta ise, özellikle yeni, zengin ve "vakıf" üniversitelerin, lüks kütüphanelerine hâlâ sokulmamalarıdır. "Tezler", üniversitelerin kurduğu ve birden bire kısırlaştıkları bir zaman kesitine denk geliyor. Üniversiteler, benim kitaplarını, rakip olarak görüyorlar ve haklıdırlar. Ancak ben üniversiteleri kendi rakibim olarak görmüyorum; boşlukları rakip saymayacak kadar hâlâ sınırlardayım ve yazdıklarımın rakibi, henüz yazamadıklarımdır.

Yalçın Küçük – Türkiye Üzerine Tezler 2

Türkiye Üzerine Tezler 2 Kitap Kapağı Türkiye Üzerine Tezler 2
Yalçın Küçük
Tekin Yayınevi
718

Burada, modern Türkiye tarihini ters yüz ettim. Şimdiye kadar, önemli olarak, ne söylemişse tersini kanıtlamaya çalıştım. Başardığımı sanıyorum. Mustafa Kemal; Nutuk'da, 1920 Sonbaharında Gediz'de yenildik diyor. Yenilmediğimizi gösterdim. Üstelik Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi yayınlarına dayanarak, İlkokul yurttaşlık bilgilerinde bile 'İnönü Zaferi' anlatılıyor. İnönü'de zafer değil ciddi bir çarpışma olmadığını gösterdim. Yine Genelkurmay yayınlarına göre ve diğer kaynaklara dayanarak.
Burada, 'soğuk savaşın Türkiye'nin iç sorunu olduğunu' yazıyorum.Türkiye, nerede ise bütün dünyanın katıldığı İkinci Dünya Savaşı'nın dışında kalır. Faşizm ile demokrasi cepheleri arasında mekik dokuyor ve dokumasını, savaşa girmeden tamamlıyor. Ancak savaş bitince, resmî tarihin söylediğinin aksine, dünya topluluğunun yalnız ve itibarsız bir ülkesi oluveriyor. Bu yüzden Türkiye, İkinci Savaş biter bitmez yeni bir dünya savaşı özlüyor. Bunun kışkırtıcılığını yapıyor. İnanılmaz gibi görülüyor ama, bu kitapta inandırıcı dayanaklara kavuşturuluyor.

Yalçın Küçük – Türkiye Üzerine Tezler 3

Türkiye Üzerine Tezler 3 Kitap Kapağı Türkiye Üzerine Tezler 3
Yalçın Küçük
Salyangoz Yayınları
414

Toplum ve ordu ilişkileri, 27 Mayıs, 22 Şubat, 21 Mayıs, 9 Mart, 12 Mart ve benzeri ihtilalci asker eylemlerinin değerlendirilmesi, 12 Eylül öncesinde Türkiye’de İç Savaş’ın ve sol akımların analizi.

"Tezler", dünyada ve yurtta bir iç savaş döneminde doğdu. Bir daha bu kadar dürüst ve bu kadar yeni düşüncelerle yüklü bir ansiklopediyi yazamayacağımı kabul ediyorum.

Sevindiğim bir nokta ise, özellikle yeni, zengin ve "vakıf" üniversitelerin, lüks kütüphanelerine hâlâ sokulmamalarıdır. "Tezler", üniversitelerin kurduğu ve birden bire kısırlaştıkları bir zaman kesitine denk geliyor. Üniversiteler, benim kitaplarını, rakip olarak görüyorlar ve haklıdırlar. Ancak ben üniversiteleri kendi rakibim olarak görmüyorum; boşlukları rakip saymayacak kadar hâlâ sınırlardayım ve yazdıklarımın rakibi, henüz yazamadıklarımdır.

Yalçın Küçük – Tekeliyet 1

Tekeliyet 1 Kitap Kapağı Tekeliyet 1
Yalçın Küçük
İthaki Yayınları
524

Bu, "tekeliyet", bir söz değil, kavramdır. "Cumhuriyet" veya "devlet" yerine öneriyorum. "Türkiye Cumhuriyeti Devleti" yanlıştı, "Bab-ı Ali Kapısı" benzeri bir yanlışı ve dolayısıyla tekrarı yansıtıyor; çünkü, "cumhuriyet" sözcüğü "devlet" anlamındadır. Siyaset felsefesinde birbirinin yerine kullanıldığını biliyoruz ve şimdi, "cumhuriyet", tekeliyettir. Öyle kullanmalıyız, teorik kaynak ve analizi kitapta var.

Yalçın Küçük – Şebeke 1: Network

Şebeke 1: Network Kitap Kapağı Şebeke 1: Network
Yalçın Küçük
İthaki Yayınları
515

Kime veya kimlere daha çok teşekkür borçluyum, sayıları pek çok, ancak "en büyük" alacaklılarım kimler; buna kolay karar veremiyorum. Süleyman Bey Demirel'e mi, yoksa Turgut Bey Özal'a mı; birisi başbakan ve değeri müsteşar geldiler, ben ayrıldım. Halbuki planlamayı ve işimi ne çok seviyordum, orada az zamanda çok ve büyük işler yapmıştık; başbakanlıkta bir küçük daireyi, "uzun vadeli planlar" deniyordu, bir üniversiteye çevirmiştik, üniversiteler hep uykudaydılar, bu ülkede ilk "dış ticaret hadleri" veya ilk "üç ticaret hadleri" endekslerini biz çıkardık.

Yalçın Küçük – Kurtuluş Yazısı

Kurtuluş Yazısı Kitap Kapağı Kurtuluş Yazısı
Yalçın Küçük
Başak Yayınları
550

Yalçın Küçük'ün değeri ait olduğu çevreleri de eleştirebilmesinde gizli. Bir tür sol nostaljiden nefret ediyor. Kimi sol aydınların belli edebi sohbetlere sıkıştırılmasına ve bunun solculuk sayılmasına itiraz ediyor. Bunu yaparken de en önemlisi kendisini soldan koparmıyor tam tersine büyük bir bağlılıkla yapıyor bunu. Ayırt edici tarafı da bu bence. Aforoz edilmekten, yalnızlaşmaktan korkmadan bir aydın tavrı geliştirebiliyor. Militan bir tavırla, ilerlemeye engel tutum ve düşüncelere, nereden gelirse gelsin, savaş açarken, bunu bir bilim adamı inceliğinde ve klişelerden uzak bir yaratıcılıkta yapıyor. Cesaret ve yaratıcılık onda birbirinden kopmaz biçimde bağlı.

Bu kitap 80 sonlarında Toplumsal Kurtuluş dergisinde çıkmış yazılarından oluşuyor. Toplumsal Kurtuluş dergisinin, o yıllarda yeniden oluşan sol basındaki önemi inkar edilemez. Eylülizm diye formüle ettiği baskı ve yılgınlık ideolojisine karşı toplumu ve aydınları sarsma işlevi görüyor. Dili bu yüzden oldukça polemik yüklü. Tabi dönemin bazı olayları karşısındaki tavır gülümsetebiliyor. Gorbaçov'dan bir beklenti içerisinde olan yazılar okudum mesela acı bir gülümseyişle. Tabi anlayışla yaklaşmak lazım o dönem solda Gorbaçov'a bir yeni kurtarıcı payesi veren çok kişi ve kurum var. Çünkü reel sosyalizmin bir krizde olduğu ya da kendisini bir krizde olduğuna inandırdığı apaçık ortadaydı.

Yalçın Küçük – İtirafçıların İtirafları

İtirafçıların İtirafları Kitap Kapağı İtirafçıların İtirafları
Yalçın Küçük
Tekin Yayınevi
228

Böyle bir kitabı çalıştığım için sevinçliyim. Bu kitap, Türkiye’de itirafçılık olgusunun önemsizleştiğini gösteriyor. İnsanımıza, kendisini kusması için uygulanan zorun sınısız olarak artırılmasına karşın, itirafçı, örgütüne ve toplumuna önemli zarar veremiyor. Ayrıca, her kentte birkaç büyük acı fabrikası kurulmasına karşın, bu fabrikalardan geçirilen insancıklarımızın sayısı yüzbinlere yaklaşırken ve ayrıca bütün hoparlörler ve bütün ekranlar acı fabrikalarında çarmıha gerilen insancıklarımızın beynini bombardıman ederken, elde edilen itirafçı sayısı, ihmal edilecek kadar küçük bir düzeyde kalıyor; buna sonsuz seviniyorum. ( Önsözden )

Yalçın Küçük – El Kitabı 1: İnsan

El Kitabı 1: İnsan Kitap Kapağı El Kitabı 1: İnsan
Yalçın Küçük
Akış Yayıncılık
400

1. Bölüm

  • İnsan Teorisi Üzerine
  • Devrimci Yazım Portreler
  • Romana Sevinçli Yol
  • Keşanlı Çalıntı mı?

2. Bölüm

  • Ahlaklı Adam: Tevfik Fikret
  • Ahmet Arif - Enver Gökçe
  • Rekapitülasyon: Sabahattin Ali
  • Nazım Hikmet - Orhan Kemal - Kemat Tahir Üçgeni'nde Mektuplarıyla Orhan Kemal
  • Orhan Veli
  • Nazım Dersi
  • Zavallı Nazım

3. Bölüm

  • Ve Çeliğe Su
  • Keşif Kolu
  • Beşikçiyiz
  • İkinci Ortaçağ'da Bir Yeni Aydınlanma İçin
  • Transformasyon

4. Bölüm

  • Öğrenmek Sevinçtir
  • Akıllı İnsan Taklidi
  • Edilgenliğe Karşı Devrimci

Yalçın Küçük – Bakış

Bakış Kitap Kapağı Bakış
Yalçın Küçük
Akış Yayıncılık
224
“Ülkemizde karanlık bütünleşmiştir. Topyekün bir gericilik ile karşı karşıyayız. Topyekün gericilik, bize, bütün doğrularımıza sahip çıkarak, aydınlığa doğru toptan atılmaktan başka bir yol bırakmamaktadır. Önümüzde sadece her basamağı toptan toplumcu bir merdiven bulunmaktadır. Kurtuluş'a buradan açılmak, artık bir seçim değil, zorunluluktur.”

Yalçın Küçük – Caligula Saralı Cumhur

Caligula Saralı Cumhur Kitap Kapağı Caligula Saralı Cumhur
Yalçın Küçük
Salyangoz Yayınları
336

Yalçın Küçük yeni kitabında Türkiye'yi anlamak için Roma'ya, Roma'yı anlamak için Türkiye'ye bakıyor. Hareket noktası Cumhuriyet rejiminin çöküşü ve plütokratların Cumhuriyet'i yıkarak despotizmi getirmeleri.

Kendi ifadesiyle 'büyük zenginleri böyle bir rejim için Caligula ararken' yakalıyor ve hem Roma'daki hem de Türkiye'deki Caligula'ları deşifre ediyor.

Birinci kitap Roma'daki Caligula'yla ilgili. Cumhuriyet'i yıkmak isteyen büyük zenginler nasıl bir yönetici ve nasıl bir toplum istiyorlar, sorusunun cevabını Caligula kitabında buluyoruz.

Büyük zenginlere köle, halka karşı küstah, hiçbir devlet tecrübesinden geçmemiş, bilgisiz, görgüsüz, aklen ve bedenen hasta bir yönetici Caligula'da cisimleşiyor, Caligula'ya milli ve ahlaki hiçbir değere sahip olmayan ve ahlaki sapkınlığın önündeki bütün engelleri kaldıran, ama aynı zamanda aşırı dinsel bir ekip ve olup bitenlere kayıtsız bir halk eşlik ediyor. Böyle bir ortamda tek siyasal mekanizma ise komplo ve entrikadır. Roma kurumları teker teker bitirilirken bu kurumların yerini büyük zenginlerin ve Roma Sarayı'nın içindeki dar grupların komploları alıyor.

İkinci kitap ise Türkiye'yle ilgili ve Ecevit hükümetini yıkan büyük komployla başlıyor. Komplonun ardındaki plütokratlar ve siyonist-neocon ekip deşifre ediliyor ve bu ekiple AKP arasındaki ilişkiler ele alınıyor. İzleyen bölümlerde ise Türkiye'de şimdiye dek yazılmış en kapsamlı ve keyifli Tayyip Erdoğan portresi var.

Tayyip Erdoğan'ın hastalığı, sık sık yaptığı gafların ardında yatan tıbbi sebepler, Erdoğan'ın kişiliğini belirleyen önemli dönemlerden biri olan çocukluğu ve aile yaşamı, tüm ayrıntılarıyla bu kitapta. Yalçın Küçük, bununla da sınırlı kalmıyor, Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı önündeki hukuki engelleri belgeleriyle ortaya koyuyor.

Yalçın Küçük – Aydın Üzerine Tezler 5

Aydın Üzerine Tezler 5: 1830-1980 Kitap Kapağı Aydın Üzerine Tezler 5: 1830-1980
Yalçın Küçük
Tekin Yayınevi
767

1960 yılları, bir görülmemiş yükselişi yaşıyor: Aydın, on yılı dönünce, yeni bir düzene kavuşacağını sanıyor. Bu nedenle, on yılın sonlarına doğru, yürüyen tarih katarına asalaklar, fırsatçılar ve karyeristler de atlıyor. köşede, yeni bir on yılın başında, baskı ve ölüm görünüyor. Hep düzeltilebilir yanlışlıkları düşünmeye alışık ve şaka ile çözümlemeyi karıştıran aydın, bunu, bir yanlışlık olarak görüyor; ama kulağı kesik olanlar dönüşe ve ricatın yıldızı olmaya, dünden, hazırlanıyor. On yıl, yükseliş ile ricatın yıldızlarını birlikte barındırıyor. 1980 yılına dönüldüğünde seçmeli darbe aydının üzerine geliyor. Bu önsözü yazdığım zaman noktasında Türkiye, tarihinin en aydınsız dönemini yaşıyor.On yıllara sıkışan bu yüksek tansiyon, Türkiye aydınında süreksizlik yaratıyor. Bir on yılda yükselen, akasından gelen on yılda alçalıyor: alçalmayı, ebedileştiriyor. Bunun edebiyatını yapmaya çalışıyor.

Yalçın Küçük – Aydın Üzerine Tezler 4

Aydın Üzerine Tezler 4: 1830-1980 Kitap Kapağı Aydın Üzerine Tezler 4: 1830-1980
Yalçın Küçük
Tekin Yayınevi
755

Öyle sanıyorum, Türkiye'nin zayıf düştüğü bir dönemde, toplumun göğsüne yerleşen bir dönemde, toplumun göğsüne yerleşen bir mikrobun daha da yayılmasını, Türk toplumunun tümünü zaptetmesini önlemek için müdahale etmek gereğini duydu. Aydın Yazısı'nın hazırlanması işini üstlenenler arasında ve önde yerini aldı.

Yalçın Küçük – Aydın Üzerine Tezler 2

Aydın Üzerine Tezler 2: 1830-1980 Kitap Kapağı Aydın Üzerine Tezler 2: 1830-1980
Yalçın Küçük
Mızrak Yayınları
464

Geniş halk kitlelerinin edilgenleştirildiği, aydınların toptan kırımdan geçirildiği, aydınlanma doktrininin yerini post-modernizm ile dinsel gericiliğin aldığı bir dönemde Aydın Üzerine Tezler büyük bir boşluğu doldurmayı amaçlıyor. Türk aydınını, eyleminin ürünü olarak ele alan Tezler, aydını aklıyla ve inatla mücadele eden kimse olarak tarif ediyor. Bu ciltte YalçınKüçük, Mithat Paşanın Taidte boğdurulmasınıaydın tarihimiz bakımından bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor; o zamana kadar iktidarda olan Türk aydınının tarihten itibaren muhalefeti de üzerine aldığını belirtiyor.

Yalçın Küçük – Aydın Üzerine Tezler 3

Aydın Üzerine Tezler 3: 1830-1980 Kitap Kapağı Aydın Üzerine Tezler 3: 1830-1980
Yalçın Küçük
Tekin Yayınevi

Bilim bir bakıştır; maddeyi değiştiriyor. Deprem etkisi yapıyor, alt üste geliyor, öndekiler kenara çekiliyor, arkadakiler öne çıkıyor; bilimsel bakış ile madde üzerine bilgi yenileniyor. Bu, maddenin değişmesini anlatıyor.

Tezler'i yazmayı henüz tamamlayamadım. Ancak tamamlanan bu kitapla birlikte, artık, Türk aydınının kendisi ve toplumu üzerine bilgisini değiştirdiğimi düşünüyorum. Bundan böyle Türk aydınının bilgisi, Tezler öncesinden farklıdır; farklı olacaktır.