Oray Eğin – İmha Planı

İmha Planı: Medya Nasıl Çökertilir? Nasıl Çökertildi! Kitap Kapağı İmha Planı: Medya Nasıl Çökertilir? Nasıl Çökertildi!
Oray Eğin
Destek Yayınları
368

'Bak' dedi Genel Yayın Yönetmeni, 'Hükümet isterse en sağlam kuruluşları, en sağlam bankaları bile bir günde batırır.'
Tam da böyle oldu.
Propagandanın başarıyla ulaşması için önce medyanın dönüştürülmesi gerekiyordu.
Bir aşamadan sonra hiç kimse direnemedi, değişimden herkes nasibini aldı. Künyeler yenilendi, köşeler boşaltıldı, insanlar işsiz bırakıldı, muhalif gazeteciler hapse atıldı. İnsanlar susturuldu, korkutuldu. İtiraz etmeye kalkan herkes bir şekilde cezalandırıldı, sindirildi.
Ve sonunda Türk medyası çökertildi.

Aydın Doğan hangi tavizleri verdi?
Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde hükümet gazetelerden ne rica etti?
TMSF'nin parasıyla ıstakoz kırmızı şarap alemleri yapanlar kim?
Milyarlarca dolarlık vergi cezası süreci nasıl gelişti?
Hükümet yazar atamalarına, manşet değişikliklerine nasıl bulaştı?
Yandaş medya nasıl yaratıldı?
Hürriyet gazetesindeki kritik değişim nasıl gerçekleşti?
Tasfiye listeleri nasıl belirleniyor, kimlerin üzeri çiziliyor?
Sabah'a el konulmadan bir gece önce Ankara'da hangi pazarlık yapıldı?
Hangi yandaş gazeteci otopark işletmecisi oldu?
Liberallerle hükümetin arası nasıl açıldı?
Meslektaşlarını ihbar eden, tutuklanacak gazetesi listesi çıkaran yazarlar kim?
Amerika'dan gelen gazetecilerin özel yetkileri ne?

Son 10 yılda yaşanan en sarsıcı değişimi Oray Eğin anlatıyor. Pek çoğu ilk kez ortaya çıkan bilgilerlerle tarihe düşülen bir not 'İmha Planı.' Demokrasinin olmazsa olmazı, özgür basının adım adım Türkiye'de yok edilmesinin özeti.

Uğur Koşar – Rabb’in İçin Sabret

Rabb'in İçin Sabret Kitap Kapağı Rabb'in İçin Sabret
Uğur Koşar
Destek Yayınları
200

Sabır dostların makamıdır… Allah sıkıntı verdiyse mümine bilsin ki derecesi yükselsin diye Ve artık sadece Allah için sabretmek düşer geriye… Kalbini çevirdiğin zaman asırlar öncesine İçini sımsıkı saracak bir ayet düşecek gönlüne:

"Rabb'in için Sabret"…

Uğur Koşar – Yüzleşme

Yüzleşme Kitap Kapağı Yüzleşme
Uğur Koşar
Destek Yayınları
128

Her şey Bilge Varlık ile karşılaştıktan sonra değişmeye başlamıştı... Beni yorgun kılanın hayattan öte taktığım maskeler ve zihnim olduğunu öğrendim... Ve hala toplumun büyük çoğunluğu yüzleşmekten çekindiği için maskeleri ile yaşamı kendine zehir etmekte, cesur olan küçük azınlık ise kendi özüne dönerek dünyada kendi cennetine kucaklamakta, İşte tam şu anda kendini bahsedilen çoğunluğa mı, yoksa cesur olan azınlığa mı ait hissedeceğine karar vermek üzeresin. Biliyorum ki sen yaşamın en güzel yerinde soluk almayı hak ediyorsun!

Ertürk Akşun – Ateş, Güneş ve Ada

Ateş, Güneş ve Ada Kitap Kapağı Ateş, Güneş ve Ada
Ertürk Akşun
Destek Yayınları
318

"Kafanızdaki bütün soruların cevabı bu kitapta sanki. O kadar güzel bir anlatımı var ki daha ilk sayfasını açtığınızda gerisi geliyor ve inanın bağımlılık yapıyor. Hazzı, aşkı, küçük heyecanları, okul hayatını, ergenliğin vermiş olduğu kafa karışıklığını ustaca anlatan nadir kitaplardan. Ateş, Güneş ve Ada okuyabileceğiniz en üst seviyedeki kitaplardan..." Ayşenur Kütükbaş "Güneş bir kez batar, bir kez de doğar. Bunu değerlendirmek sana, senin seçimlerine bağlıdır. Doğuşu da seçebilirsin batışı da...Ya da en akıllıcası her ikisinden de zevk almayı seçersin...Böyle bir bölüm vardı. Ben bu kitabı okuduğum zamandan beri bunu kendime ilke edindim, her ikisinden de zevk almaya çalışıyorum, ikisini de ayrı ayrı seviyorum...Çok okuyan birisi değilim, haftada bir kitap, hatta bazen bu süre daha da uzuyor, o da kitabın akıcılığına bağlı...Ben Ateş, Güneş ve Ada'yı ilk okuduğumda üç günde bitirdim, ki bu kitabı üçüncü defa okuyorum...Ben ki hayatımda hiçbir kitabı ikinci defa elime almış insan değilim, ders kitaplarım da dahil bunlara...Ama Ateş, Güneş ve Ada bana kendisini üçüncü defadır okutuyor, bakalım daha ne kadar okutacak? Bazı kitaplar yazanın değil, okuyanın oluyor. Bu kitap benim kim ne dersin artık..."
-Perihan Gök-

"Bazı kelimeler insanın içine akar ve hep orada kalırlar. Hani derler ya başucu kitabı, işte tam bu oldu benim için Ateş, Güneş ve Ada. Kelimeler içime aktı ve iz bıraktı. Sanıyorum bu iz ömür boyu silinmeyecek...Bir insan bu kadar mı açık eder erkekleri, kendisini...Nasıl bir cesarettir bu? Kim bilir kaç kişi küsmüştür bu kitapla birlikte...Artık vücudumdaki birkaç dövme izinden başka, kalbimde de bir izle dolaşacağım, Ateş'in iziyle..."
-Gülcan Türkyılmaz-

"Ateş, her şeyi dener ve sınar...Onu ancak tek bir şekilde öğrenebilirsin; yanarak..." Unutmayın, bazen hayat yanmayı göze alabilmektir. Ertürk Akşun hayat yangınında nasıl yol almamız gerektiğini gösteriyor.
-İlknur Muştu-

Özgür Bacaksız – Deli Çocuğun Güncesi

Deli Çocuğun Güncesi Kitap Kapağı Deli Çocuğun Güncesi
Özgür Bacaksız
Destek Yayınları
128

"Bazen insanlar kadar paragraflar da anlamsızlaşır. Hiçbir sözcük seni anlamaz, anlatamaz, yazdıramaz. Çaresiz bırakırlar seni, suskunluğa terk edersin kendini. Sonra biraz daha acı çekersin, hüzün çuvalına eklersin bir şeyler, tekrar yazmaya kalkarsın ve sonra fazlasıyla yazarsın.'

"Büyümemde, delirmemde, yalnızlığımda emeği geçen herkesin gözlerinden öperim"

Aret Vartanyan – Gerçekten Yaşıyor Musun?

Gerçekten Yaşıyor Musun? Kitap Kapağı Gerçekten Yaşıyor Musun?
Aret Vartanyan
Destek Yayınları
248

Sana karşı dürüst olacağım.

Bugüne kadar herkes sana bir şeyler anlatmaya çalıştı. Ailen, öğretmenlerin, toplum, gazeteler, kitaplar... Sana nasıl yaşaman gerektiğini anlattılar, ne yapman gerektiğini ve kim olduğunu. Sen fazla bir şey istemedin aslında... Mutlu, başarılı olmak, sevmek, sevilmek, hayallerini yaşamak, kendini değerli hissetmek... Yaşadıklarınla, zamanla, ruhun, zihnin karıştı. Artık sana anlatılanlara da ruhun doydu.

Ben de çok sıkıldım. Mutluluk için, başarı için, kendim olmak için bana sürekli vaatlerde bulunan kitaplardan, seminerlerden, kurallardan, öğretilerden...

Yıllarca yol aldım, oradan oraya sürüklendim... Sonunda cümleleri topladım. Ve elinde tuttuğun sayfalara taşıdım.

İnsanlara karıştım, gözlerine baktım, yüreklerinde yer buldum. Sorum aynıydı, "Gerçekten yaşıyor musun? Yoksa sadece nefes mi alıyorsun?"

Her cümlesi damıtılarak yazılmış, deneyimle ve gerçek hayatla boyanmış gerçeğimi paylaşıyorum. Klişelerden, basmakalıp sözcüklerden uzak yüreğimi ve dünyamı ardına kadar sana açıyorum. Günahlarınla, sevaplarınla, eksilerin artılarınla, karanlık noktalarınla, yaralarınla sen, sensin... Tüm kapılarını açacak, seni gerçekten yaşamaya götürecek bir tane gerçek var. Elinde tuttuğun sayfalar, onu sana göstermeye geldi.

Kitapları ve Yaşam Atölyesi ile yüz binlerce insana ulaşan Aret Vartanyan, Gerçekten Yaşıyor musun?'da kendimiz olabildiğimiz, hayallerimizi yaşadığımız ve son nefeste "İyi ki yaşadım!" diyeceğimiz bir yaşamın sırlarını paylaşıyor.

Kahraman Tazeoğlu – Bukre

Bukre Kitap Kapağı Bukre
Kahraman Tazeoğlu
Destek Yayınları
304

Güzellik, bakmayı bilen gözdedir sevgilim. Artık kendime layık olanı seçebiliyorum sayende. Bir insanın gözlerine bakıp, kalbini görebiliyorum her seferinde. Eskisi gibi değilim. Neden mi senden çok daha öndeyim? Herkesin dünyası kendi gördüğü kadardır sevgilim. Sen önüne bakarken, ben uzakları ezberledim. Sen olup bitenlerle ilgilenirken, ben olmayanın izindeydim.

Çivi çiviyi sökermiş, yalnızlığı kanatan hüzünlü şarkılar, yalnızlığa iyi gelirmiş. İşte ben bu şekilde hayata karşı direndim. Keşke bana akıl vereceğine, aklımı alacak kadar beni sevseydin. Ben, bir çocukluk edip büyüdüm işte! Sen büyümüşsün ama doğmamışsın bile.

Ben, senin doğrundum sevgili. Ötekiler gelip geçerdi. Sen doğru olanı değil, geçerli olanı seçtin. Terk etmek kazanan olmaya yeter zannettin.

Bana, bir veba busesi bırakıp gittin; bak şimdi yerini başkaları aldı. Bu aşkın vebası sende, busesi bende kaldı. Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum… Ama alışacaksın biliyorum.

Akilah Azra Kohen – Pi

Pi: Bu Hikaye Burada Bitecek ve Sen Başlayacaksın... Kitap Kapağı Pi: Bu Hikaye Burada Bitecek ve Sen Başlayacaksın...
Akilah Azra Kohen
Destek Yayınları
704

Şimdi itiraf zamanı!

İtiraf ediyorum: Sana tuzaklar kurdum.
Adlarını Fi ve Çi koydum.

Can Manay'ın Duru'ya duyduğu açlıkla çıkardım seni yola,
Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını Deniz'le anlatmaya çalıştım sana…
Beni takip etmen için yolumuzu onların hikâyeleriyle süsledim.
Anlamları da hemen hemen her satıra gizledim. Çünkü Pi'deydi asıl anlatmak istediklerim.
Çaresizdim. Vazgeçemezdim.
Sana bu manzarayı mutlaka göstermeliydim.
Seninle nihayet burada buluşmak için çok emek verdim.

Şimdi yine gel benimle, birlikte yürümeye devam edelim.

Savaşların savaşılarak kazanılamayacağını, asıl zaferin ancak doğrudan ayrılmayınca kazanıldığını
Özge anlatsın sana,
Yaptığımız her şeyin evrende dönüp dolaşıp bize nasıl geri geldiğini
Can'dan dinle,
Analiz edebildiğimiz kadar güçlü, sadeliğimiz kadar güzel, gerçekliğimizdeki samimiyet kadar eşsiz olduğumuzu
Bilge'de gör,
Kendi değerini başkalarının gözünden biçenlerin acısını
Duru'yla anla,
Ve Deniz'in düşüncelerinde tanış geleceğin insanıyla… Gel benimle. Yolumuz uzun değil,
Nihayet sana gidiyoruz, bana… BİZ'e.

Sorgulanmamış, analiz edilmemiş bir yaşam hiç yaşanmamıştır.

Akilah Azra Kohen – Çi

Çi Kitap Kapağı Çi
Akilah Azra Kohen
Destek Yayınları
320

Hayat, insanın kendi potansiyeline ulaşabilmesi için dikkatle, incelikle, muhteşem bir zekâyla dizayn edilmiştir. Yapman gerekeni yapamıyorsan, olamıyorsan, doğamıyorsan hayat çok acıtır, anlaman için hırpalar, yorar. Seni sen yapabilmek için ne gerekirse yapmaya hazırdır.

Asla rahat bırakılmazsın.
Öylesine, anlamsız varolmazsın.
Mutluluğa saklanamazsın.
Öyleyse acına sahip çıkmalısın!
Çünkü acı, bilginin bedene inmesidir.
Bilgiyi bedene indirmeli, olman gereken şeye dönüşmelisin.

Bu kitap 'kendine gelmek' için burada olduğunun farkına varabilenlere yazıldı. Fi ile çıkılan yolculuğun tek durağıdır Çi. Sadece farkındalığa giden, değiştiren, mutlaka geliştiren bir yoldur bu ama sunduğu seks, macera, intikam, ihtiras sizi aldatmasın, zordur.

Hayatı değil sistemi yaşadığımızı fark edenler, harakete geçmek için işaret bekleyenler, umursamayanlara karşı umursayanlar, hissedemeyenlere karşı hissedenler adına ve kendi tekamülünde kaybolmuşlar için yazılmış, dengeye adanmıştır. Hayat harekete geçen herkesi varması gereken yere götürür.

Ahmet Batman – Sabah Uykum

Sabah Uykum Kitap Kapağı Sabah Uykum
Ahmet Batman
Destek Yayınları
224

Belki bir kitabın aynı sayfasında ağlamışızdır. İşte bu haberimiz olmadığı halde dünyanın en güzel karşılaşması olabilir.

Ben anlam veremiyorum yani neden bittiğine değil madem bitecekti neden bu kadar hevesli başladık? Ben ikimizdeki bu hevese anlam veremiyorum. Ne oldu bize bilmiyorum ama iyi şeyler olmadığını çok iyi biliyorum. Ya çok yanlış zamanda karşılaştık ya da hiç karşılaşmaması gereken iki insandık. Biz neydik bilmiyorum. Sevgili desem değil, aşık desem değil bildiğin rastlantıydık işte ondan öte gidemedik.

Ahmet Batman – Soğuk Kahve

Soğuk Kahve Kitap Kapağı Soğuk Kahve
Ahmet Batman
Destek Yayınları
224

Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve.

İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak.
Kahraman Tazeoğlu

Batman kendi deyimiyle numune bir adam. En azından yazdıkları öyle. Kolay kolay kimseden duyamayacağınız, cesaret isteyen şeyleri açıkyüreklilikle söylüyor okura. Özellikle kadın erkek ilişkilerinin üzerindeki pembe tozu üfleyip altında yatan siyahları ve beyazları soğukkanlılıkla gösteriyor. Ne her erkek bir Romeo, ne de her kadın bir Juliet.
Ertürk Akşun

Topuklu ayakkabı mı yoksa ben mi?

Bir kadını zorlayan bir soru olabilir.

'Çikolata mı ben mi?' sorusu kadar olmasa da zorlar.

Sizler topuklu ayakkabısı ayaklarını vuran kadınlarsınız.

Topuklarınızın altında kâğıt mendiller var.

Bazılarınızın gözyaşlarını silen mendiller işte, yabancı değiller.

O mendiller hep canınızın yandığı yerlerde...

Çok adisiniz pembe rujlar, çekici kılıyorsunuz dudakları.

Merdan Yanardağ – Kadro Hareketi

Kadro Hareketi: Dünyada ve Türkiye'de Ulusçu Sol ve Üçüncü Yol Arayışının İdeolojik Kaynakları Kitap Kapağı Kadro Hareketi: Dünyada ve Türkiye'de Ulusçu Sol ve Üçüncü Yol Arayışının İdeolojik Kaynakları
Merdan Yanardağ
Destek Yayınları
224

Elinizdeki kitap, siyasal düşünce tarihimizde özgün bir yeri olan Kadroculuk hakkında yapılan ilk ve en kapsamlı çalışma olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Önceki baskıları (1988 ve 2008) hayli ilgi çeken ve tartışmalara yol açan bu kitap, çok sayıda çalışmanın da kaynakçasında yer alan bir referans eser niteliğindedir.

Kadro dergilerinde geliştirilen görüşler, kalkınmacı bir "üçüncü yol" arayışının ideolojisidir. Marksizmin yoğunlaşmış bir milliyetçi yorumu diye de değerlendirilebilecek Kadroculuk, 1960`lı yılların dünyasında yaygınlık kazanan "üçüncü dünya sosyalizmi" gibi akımların da öncüsü olmuştur. Şevket Süreyya Aydemir ve arkadaşları, ulusal kurtuluşçuluğun ideolojisini yapmak ve Türk Devrimi`ne kuramsal bir temel (inkılâbın ideolojisi) hazırlamak istemişlerdir.

Kadro Hareketi`nin en belirgin özelliği, yerli ve özgün bir akım olmasıdır. 1932-35 yılları arasında yayımlanan Kadro Dergisi, Yön Hareketi`ne de kaynaklık etmiştir. Yöncü'lüğün Marksist bir türevi olarak nitelendirilebilecek Milli Demokratik Devrim (MDD) Hareketi ise Kadrocular`dan miras kalan "Sol Kemalizmi" sosyalist hareketle buluşturmuştur.

Sovyet Devrimi sırasında Rusya`da yaşayan Müslüman-Türk halklarına önderlik eden Sultan Galiyev ile Kadro Hareketi arasında bugüne kadar hiç incelenmemiş olan ilginç paralellik, bu çalışmanın önemli konularından biridir.

Dolayısıyla bu kitap, sadece ana teması olan Kadrocuları değil, dünyadaki "üçüncü yol" arayışlarını ve "ulusal sol/sosyalizm" teorilerini de etkileyen bir entelektüel hareketi mercek altına almaktadır.

Kitap, Kadro Dergisi dolayımıyla Türkiye sosyalist hareketinin oluşum dönemini ve tarihsel TKP`yi yaratan dinamikleri; Sovyet Devrimi'nin önde gelen isimlerinden Türkçü/Doğucu sosyalist lider ve fikir adamı Sultan Galiyev ve Galiyevizmi; 1960`lı yıllara damgasını vuran Yön Dergisi'ni ve Yön Hareketi'ni inceleyen özgün çalışmalardan biridir.

Merdan Yanardağ – Yeni Muhafazakarlık Neo-Conlar

Yeni Muhafazakarlık Neo-Conlar Kitap Kapağı Yeni Muhafazakarlık Neo-Conlar
Merdan Yanardağ
Destek Yayınları
192

Dünyada ve Türkiye'de Postmodern Gericiliğin Ortak Kökleri...

George W. Bush'un, bazı siyaset bilimciler tarafından "darbe" olarak da nitelendirilen bir seçimle (20 Ocak 2001) ABD başkanlığına getirilmesi, aynı zamanda yeni muhafazakârların da Hıristiyan köktencilerle ittifak halinde ilk kez ve doğrudan iktidara ulaşmalarını sağlıyordu. Ancak, yeni muhafazakârların Amerikan elitinin üzerindeki etkinliği Bush yönetimiyle sınırlı tutulamayacak bir çapa ve tarihsel derinliğe sahipti. Kökleri 1960'lı yıllara kadar gidiyordu.

Türkiye'de de Recep Tayyip Erdoğan "darbe" olarak nitelendirilen bir seçimle başbakan oldu. Böylece ılımlı İslam denilen bir siyasal İslamcı hareket Türkiye'de ilk kez doğrudan iktidara ulaşıyordu. Tıpkı ABD'de olduğu gibi onların da kökleri 1960'lı yıllara kadar gidiyordu. İşte bu bağlantılar nedeniyle AKP'nin ortaya attığı "muhafazakâr demokrasi" kavramı Avrupa muhafazakârlığından çok, Amerikan yeni muhafazakârlığına daha yakın.

Merdan Yanardağ elinizdeki çalışmada, ABD ve Türkiye'nin iç-dış politikasının yeniden yapılanmasında önemli rol oynayan yeni muhafazakârlık konusunu felsefi, siyasal, tarihsel ve örgütsel düzeylerde ele alıyor.

Caner Taslaman – Küreselleşme Sürecinde Türkiye’de İslam

Küreselleşme Sürecinde Türkiye'de İslam Kitap Kapağı Küreselleşme Sürecinde Türkiye'de İslam
Caner Taslaman
Destek Yayınları
312

"Caner Taslaman'ın bu çalışmasının -baştan aşağı okumuş biri olarak- kitaplaştırılmış olmasını sevinçle karşıladım. Bence bu kitabın en önemli katkısı İslam'ı sadece bir iman konusu olarak ele almayıp, konuyu geniş bir interaktif iletişim çerçevesi içinde okuyucuya sunmasıdır. Bu konu, nadiren bu kadar geniş bir çerçeve içinde irdelenmiştir. Kitapta, felsefeden sosyal bilimlerin siyaset, sosyoloji ve iletişim gibi dallarına kadar geniş bir alanda çok başarıyla mekik dokunmaktadır."
-Şerif Mardin, Sabancı Üniversitesi-

"Anlamak, sosyal bilimlerin olmazsa olmaz kavramlarından biri, belki de başta gelenidir. Bu çalışmanın bence en değerli yanı da, dışarıdan yöntemsel bir bakış ile içeriden anlama kaygısını birleştirmesi."
-Fatmagül Berktay, İstanbul Üniversitesi-

"Bu kitabı okurken Caner Taslaman'ın hem felsefi dehasına hem de sosyolojik analizinin gücüne tanıklık edecek ve Türkiye'deki İslam ile ilgili yapılan birçok çalışmayı yavan bulacaksınız. Bu kitapta siyaset, sosyoloji, felsefe, psikoloji ve teoloji gibi alanlara büyük bir hâkimiyetle giriliyor ve herkesin önemine dikkat çektiği fakat çok az kişinin hakkıyla becerebildiği multidisipliner bir çalışma harika bir şekilde ortaya konuyor."
-Emre Dorman, Acıbadem Üniversitesi-

Caner Taslaman, Boğaziçi Üniversitesi'nde sosyoloji alanında lisans eğitimini tamamladı. Sonra Marmara Üniversitesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü'nde "Big Bang Teorisi'nin felsefe ve teolojiyle ilişkisi" üzerine yazdığı teziyle yüksek lisans çalışmasını; aynı bölümde "Evrim Teorisi'nin felsefe ve teolojiyle ilişkisi" üzerine yazdığı teziyle doktora çalışmasını tamamladı. İkinci doktorasını İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde "Küreselleşme Süreci'nde Türkiye'de İslam" isimli teziyle yaptı. Doçentlik tezinin konusu ise "Kuantum Teorisi'nin felsefe ve teolojiyle ilişkisi" oldu. Önce Tokyo Üniversitesi'nde, ardından Oxford Üniversitesi'nde post-doktora çalışmalarını yaptı. Ayrıca Harvard Üniversitesi ve Cambridge Üniversitesi'nde misafir akademisyen olarak bulundu. Şu anda Yıldız Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde profesör öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Modern bilim-felsefe-din ilişkisi en temel ilgi alanıdır ve din felsefesi, din sosyolojisi, bilim felsefesi, fizik felsefesi ve biyoloji felsefesi çalışma alanlarıdır.

Önay Yılmaz – Ölüm Deltası

Ölüm Deltası: Delta Neyi Gizliyordu da Sırrına Yaklaşanlar Ölüyordu? Kitap Kapağı Ölüm Deltası: Delta Neyi Gizliyordu da Sırrına Yaklaşanlar Ölüyordu?
Önay Yılmaz
Destek Yayınları
324

Kızılırmak Deltası'nda da iki hafta içinde üç kişi esrarengiz bir şekilde ölür. Cinayet masası baş komiseri Çetin Akın, bu kaza sonucu ölümlere şüpheyle yaklaşır. Ve ölümlerin nedenlerini araştırmaya başlar. Ölümlerden, gazeteci arkadaşı Ahmet Kerim'i de haberdar ederek, ondan yardım ister.
O sırada dünyanın başına gelecekler ve küresel ısınma konularında gazetesine seri yazılar hazırlamakla meşgul olan Ahmet Kerim, baş komisere yardımcı olmak için Samsun'a gider...

Bu ölümler bir kaza mı, yoksa bir cinayet midir?
Soruşturma derinleştikçe deltada başka kuşkulu ölümler de meydana gelir. Gazeteci ve baş komiser, çeşitli engellemelere rağmen, tüm zorlukları göğüsleyerek, yılmadan, kuşların ve kuş bilimcilerin dünyasına girerler; esrarengiz ölümlerin ve deltanın gizemini çözmeye çalışırlar...

"Poseidon'un Laneti" adlı romanın kahramanları gazeteci Ahmet Kerim ile baş komiser Çetin Akın, bakalım bu kez de başaracak mı? Deltanın sırrını ve kuşkulu ölümleri aydınlatabilecekler mi?