Henry Hobhouse – Değişim Tohumları

Değişim Tohumları Kitap Kapağı Değişim Tohumları
Henry Hobhouse
Doğan Kitap
340

Henry Hobhouse, altı tohumun (şeker,çay, pamuk,patates,kinin ve koka ) dünyadaki olayların akışını nasıl değiştirebildiğini nükteli ve ilgi çekici anlatımıyla okuyucuya sunuyor. Kıvrak bir zekanın ürünü.

Zafer Toprak – Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji

Darwin'den Dersim'e Cumhuriyet ve Antropoloji Kitap Kapağı Darwin'den Dersim'e Cumhuriyet ve Antropoloji
Zafer Toprak
Doğan Kitap
616

Darwinden Dersime: İki dünya savaşı arası karanlık çağın tarihsel gerçeklerini, dönemin özgünlüğünü göz ardı etmeksizin, Cumhuriyet kadrolarının ve Atatürkün düşünce dünyasına ışık tutmayı amaçlayan bir çalışma.

Darwinden Dersime: Cumhuriyet ve Antropoloji, Atatürkün yaşamının son yirmi yılına odaklanan, entelektüel Atatürkü, 30lu yıllarda gerçekleştirdiği bilimsel ve kültürel devrimi yorumlamaya yönelik bir çalışma. İki dünya savaşı arası karanlık çağın tarihsel gerçeklerini, dönemin özgünlüğünü göz ardı etmeksizin, Cumhuriyet kadrolarının ve Atatürkün düşünce dünyasına ışık tutmayı amaçlıyor.

Türkiyedeki çağdaş bilim ve eğitim antropolojiyle başlıyor; kısa sürede dil, tarih, coğrafya, jeoloji, biyoloji başta olmak üzere tüm bilim dallarını kapsıyor. Cumhuriyet ve Antropoloji, geçmişle bağını koparan Cumhuriyetin alternatif bilimsel Aydınlanmasını ve ulus-devletin laik yeni insanını yerli ve yabancı özgün kaynaklara başvurarak disiplinlerarası bir anlayışla okura sunuyor.

Afet Hanımın tebliği birçok açıdan dikkat çekiciydi. Öncelikle vurgulanması gereken husus, bu tebliğin kolektif bir çalışmanın ürünü olmasıydı. Başta Atatürk olmak üzere birçok Türk Tarih Tetkik Cemiyeti üyesi tebliğin hazırlanışına katkıda bulunmuş olmalıydı. Nitekim daha sonraki yayınlarında Afet İnan bu tebliğine yer vermedi. Bunun bir nedeni tebliğin kolektif niteliği ise, diğeri içeriğiydi. Oysa içerik 1932 yılının heyecanını yansıtıyordu. Kongrenin ilk bilimsel tebliğinin o tarihlerde bir kadına verdirilmesi de ayrı bir önem taşıyordu. Evrimciliği, Darwinizmi gündeme getiren bir tebliğdi ve Osmanlı tarihçiliğinde Âdem-Havva ya da Nuh peygamberde köklerini arayan yaratılış efsanelerine meydan okuyordu. Böylece tebliğ tarihin ötelerine taşarak, jeolojiyi de kapsayan çok geniş bir zaman dizinini gündeme getiriyordu.

Saygı Öztürk – Ölüm Kuyuları

Ölüm Kuyuları: İddia'dan Gerçeğe Şemdinli Olayları Kitap Kapağı Ölüm Kuyuları: İddia'dan Gerçeğe Şemdinli Olayları
Saygı Öztürk
Doğan Kitap
240

Asker-polis ilişkisi Şemdinli olaylarıyla nasıl bozuldu?

Bu olaylar hangi söz üzerine patlak verdi?

Telefonda "Onu hemen öldürün" denilen asker nasıl kurtuldu?

Halkı kışkırtmak için dağıtılan bildirilerde neler yazıyordu?

Hangi sürpriz isim "dinleme"ye takıldı, neler konuşuldu?

Bomba Bilgi Merkezi'nin raporunda neler yazılıydı?

AKP milletvekili, astsubayın sakalına niçin taktı?

İstihbaratçıların kayıp ajandaları, devlete nasıl döndü?

Güneydoğuda asker aleyhine niçin tanık arandı?

Gazeteci, Şemdinli'de niçin kadın kılığına girdi?

Genelkurmay, cumhuriyet savcısı hakkında ne yapılmasını istedi?

JİTEM ve itirafçılar için istihbarat subayı neler söylüyor?

"Ölüm Kuyuları" ve "Ölüm Tarlaları"ndan gerçekte ne çıktı?

Şemdinli'de Olay Var kitabından genişletilmiş 5.baskı

John Freely – Anadolu’da Yunanlılar

Troya Savaşı'ndan İstiklal Harbi'ne Anadolu'da Yunanlılar Kitap Kapağı Troya Savaşı'ndan İstiklal Harbi'ne Anadolu'da Yunanlılar
John Freely
Doğan Kitap
306

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu’da yaşayan en büyük halklardan biri Yunanlardır ve bu topraklarda yüzyıllarca bir arada var olan Türklerin ve Yunanların tarihi iç içe geçmiştir.

John Freely, Anadolu’daki Yunanların hikâyesini en başından, Troya Savaşı’ndan başlayarak anlatıyor. Ve 3000 yıllık bu tarihin İstiklal Harbi ve hemen ardından 1923’teki Nüfus Mübadelesi’yle son bulmasına dek bu topraklarda yeşeren medeniyetin, kudretli hükümdarların, tekrar tekrar kurulan kentlerin izlerini ustalıkla sürüyor.

Zafer Toprak – Türkiye’de Popülizm 1908 – 1923

Türkiye’de Popülizm 1908 – 1923 Kitap Kapağı Türkiye’de Popülizm 1908 – 1923
Zafer Toprak
Doğan Kitap

Türkiye'de popülizmin entelektüel evrimi...

Halkçılık Osmanlı düşün dünyasına II. Meşrutiyet yıllarında girdi. Yusuf Akçura, Ahmed Ağaoğlu gibi Müslüman aydınlar, Rus fikir ortamını Osmanlı topraklarına taşıdılar. Rus Narodnik hareketinden etkilenen bu düşünürler "Halka Doğru" gitmeyi, halkı bilinçlendirmeyi ve onların geleneksel değerlerine sahip çıkmayı amaçladılar.

Ancak Cihan Harbi ile birlikte, halkçılık farklı bir ideolojik yörüngeye girdi. Ziya Gökalp'ın öncülüğünde solidarizmle harmanlanarak devletin resmi ideolojisine dönüştü. Halk Fırkası da işte bu popülist düşüncenin ürünü oldu. Ulus-devlet inşa sürecinde Rousseau'nun halkın egemenliği anlayışına dayanan türdeş, dayanışmacı, eşitlikçi bir dünya görüşü izlendi. Ancak 1946 sonrası Cumhuriyet Türkiyesi entelektüel eksenli bir popülist evreyi sonlandırdı; demokrasi çatısı altında, günlük siyasette, tabana yönelik söylemi ön plana çıkaran ve kitlelere seslenen popülist bir çizgiyi benimsedi.

Prof. Zafer Toprak, Türkiye'de Popülizm 1908-1923'te Türkiye'de popülizmin entelektüel evriminin izini sürerken bu yılların düşünce ve toplumsal tarihine ilişkin önemli dönüşümleri ustalıkla ele alıyor.

Bassam Tibi – Boğaz’ın İki Yakası: Avrupa ile İslamcılık Arasında Türkiye

Boğaz'ın İki Yakası: Avrupa ile İslamcılık Arasında Türkiye Kitap Kapağı Boğaz'ın İki Yakası: Avrupa ile İslamcılık Arasında Türkiye
Bassam Tibi
Doğan Kitap
325

Bessam Tibi, Boğaz'ın İki Yakası'nda Türkiye'nin her zaman gündemde olan laiklik sorununun nedenlerine eğiliyor. Türk halkının en büyük yanılgısını, "halk İslamı" yerine, "İslamcılığa" yönelmesinde gören yazar, Türkiye'nin Kemalizm ile İslamcılık arasında kalmasının nedenlerini ararken Osmanlı İmparatorluğu'na kadar gidiyor. Neredeyse ülkemizde tüm siyasi dalgalanmalara değinen ve Türkiye'nin Avrupa'nın parçası olduğunu söyleyen Bessam Tibi'nin, Avrupa'da, özellikle de Almanya'da gelişen köktendinciliğe karşı önerdiği "Avrupa İslamı" projesi de dikkat çekici.

Brooke Davis – Yalnızca Millie

Yalnızca Millie Kitap Kapağı Yalnızca Millie
Brooke Davis
Doğan Kitap
256

Bütün dünyanın aşık olduğu hikaye… Kaybettiğini arayan üç kayıp…

Millie Bird yedi yaşındayken etrafındaki her şeyin ölmekte olduğunu fark eder. Ölü Şeyler Defteri'ne yirmi yedi isim kaydederken yirmi sekizinci Ölü Şey'in babası olacağından ve annesinin kendisini bir mağazada terk edip gideceğinden habersizdir…

Agatha Pantha sarmaşıkların arkasına gizlenmiş penceresinin önünde oturup gelene geçene bağırır, kızgınlığını hiç tanımadığı insanlara haykırır. Kocası öldüğünden beri evden dışarı çıkmayan seksen iki yaşındaki Agatha'nın kaderi, karşı kaldırımdaki küçük kızı fark ettiği gün değişir…

Daktilograf Karl oğlu onu bakımevine bıraktığında, seksen yedi yaşında ve eşini kaybetmiş bir adamdır. Anlık bir uyanışla, hayatta yapmak isteyip de yapamadığı tüm çılgınlıkların peşine düşmeye karar verir. Bakımevinden kaçar ve yolu Millie ile kesişir... Millie, Agatha ve Karl kurallara karşı gelip yaşamanın neye benzediğini keşfediyor…

Nilüfer Devecigil – Işığın Yolu

Işığın Yolu: Bir Bağlanma Hikayesi Kitap Kapağı Işığın Yolu: Bir Bağlanma Hikayesi
Nilüfer Devecigil
Doğan Kitap
236

İlişkilerde incinir, ilişkilerde iyileşiriz…

Ayşenur’un yolculuğu Michael ile tanıştığında başladı. Karakteri sandığı, değişmez bildiği pek çok özelliğinin aslında mizacına yapışmış zehirli sarmaşık dalları olduğunu Michael ile ilişkisinde anlayacaktı. Ve o zehirli sarmaşıkları kişiliğinden, bakış açısından, hayatından sökmenin yolunu öğrenecekti. Geçmişi değiştirerek değil, geçmişten kaçarak da değil, geçmişten anlam çıkararak. Bu ilişkide doğdu kızları Işık. Yolculuğun yeni bir dönemecine girmişlerdi. Geçmiş bir kez daha şimdi oluyordu ve Ayşenur bu kez kızıyla ilişkisinde kendini tanıyordu. Bütün zorlanmaların altından kendisi ve kendi annesiyle ilişkisi çıkıyordu. Çok şey öğrendi bu yolculukta Ayşenur. Nörobilim, felsefe, şiir, mindfulness, tasavvuf içeren limanlara savruldu. Hepsi kendi hikâyesini anlamlandırdı. Mevlânâ’nın sözünde aydınlandı: “Yaralarımız, ışığın içeri girdiği yerdir.” Işığın Yolu, Psikolog Nilüfer Devecigil’den anne baba olmaya, bağlanmaya, geçmişin yaralarını sağaltmaya dair çarpıcı bir hikâye…

Gilles Kepel – Fitne: İslam’ın Merkezinde Savaş

Fitne: İslam'ın Merkezinde Savaş Kitap Kapağı Fitne: İslam'ın Merkezinde Savaş
Gilles Kepel
Doğan Kitap
272

Dünya’nın en önemli ve itibarlı İslam-Ortadoğu uzmanı Gilles Kepel’den dört dörtlük bir araştırma.Günümüzde Ortadoğu’da olup biteni doğru anlamak isteyenler için.Konuyla ilgili yazılmış yüzlerce kitap arasından,tarihsel hatırlatmalar,objektif bakış,olayları yargılamadan sergileme gibi özellikleriyle ayrıştırabileceğimiz önemli bir kaynak kitap.

Gilles Kepel – Cihat: İslamcılığın Yükselişi ve Gerilemesi

Cihat: İslamcılığın Yükselişi ve Gerilemesi Kitap Kapağı Cihat: İslamcılığın Yükselişi ve Gerilemesi
Gilles Kepel
Doğan Kitap
543

XX. yüzyılın son çeyreğine, hiç beklenmedik çarpıcı bir olgu olarak, İslamcı hareketlerin uç verip yükselmesi, sonra da gerilemesi damgasını vurdu. Dinin özel yaşam sınırları içine çekilmiş olması modern dünya için bir kazanç gibi görünürken, 1970'li yıllarda, yalnızca Kuran'la amel etmek isteyen, Allah yolunda cihat emreden ve İslam devletini kurmak için savaşan birtakım siyasi gruplar ortaya çıktı. 1979'da İran İslam Devrimi'yle doruğa ulaşan ilk dalgadan sonra, sosyalist özlemlerin gerilemesinden de cesaret alan İslamcılık, muhafazakar Suuidi Arabistan ile İran arasında amansız bir üstünlük yarışının yaşanmakta olduğu bütün İslam dünyasında yaygınlaştı. Ertesi yıl Afganistan'da Sovyetler Birliği'ne karşı başlatılan cihat tam bir İslam davasına dönüştü, yaygınlaştı ve her yerde çatışmalar doğurdu: özellikle Mısır ve Cezayir'de radikal dinci gruplar gittikçe tırmanan şiddet hareketlerine giriştiler; bu da onları halktan uzaklaştırdı. Batı ülkelerini de içine alan bazı çarpıcı yükselişlere rağmen, 1990'ların ikinci yarısından itibaren, Türkiye'den Endonezya'ya, Mısır'dan Cezayir'e ve Avrupa şehirlerinin varoluşlarına kadar her yerde açık bir gerileme başladı. Bugün her şey, postislamcılığın vaktinin dolduğunu ve Müslüman toplumların Batı dünyası henüz bilinmeyen birtakım bütünleşme modelleri üreterek modernliğe adım atacaklarını gösteriyor.
Gilles Kepel Cihat'ta, İslamcı hareketi değişik boyutlarda (tarih, kültür, toplum) inceleyerek, İslamcılığın yirmi beş yıllık bilançosunu çıkarıyor; belgelere dayanan bu açık ve özgün sentez, XX. Yüzyıl sonlarındaki başlıca siyasi ve dini olgulardan birini anlamak açısından eşsiz bir çalışma.

M. Barış Muslu – Beynine Format At

Beynine Format At: Sağlık, Mutluluk, Başarı ve Tüm Hedeflerine Ulaşmak İçin Beynine Format At! Kitap Kapağı Beynine Format At: Sağlık, Mutluluk, Başarı ve Tüm Hedeflerine Ulaşmak İçin Beynine Format At!
M. Barış Muslu
Doğan Kitap
252

Sağlık, mutluluk, başarı ve tüm hedeflerine ulaşmak için beynine format at!

Evet, size gül bahçesi vaat ediyorum!

Bütün korkularınızdan arınacak, fobilerinizden, sigara bağımlılığından, kilolarınızdan kurtulacak; kronik ağrılarınıza, hayatınızı zorlaştıran yanlış inançlarınıza son vereceksiniz.

Hem de gayet bilimsel, etkin ve sistematik bir yöntemle. Çoğu durumda dakikalar içinde!

Tek şartım var! Siz de iyi bir öğrenci olacak, kendi üzerinizde çalışmak için zaman ayıracaksınız.

"Pozitif düşün, hayallerin gerçek olsun" diyen, etkisi "ara gazı" vermekten öteye gitmeyen kişisel gelişim kitaplarından siz de sıkılmadınız mı zaten?

Öyleyse tam yerine geldiniz demektir!Biz şimdi birlikte bambaşka bir şey yapacağız.Gerçek bir temizlik operasyonuyla "ilkel" programlarından bir türlü vazgeçmek istemeyen beynimize format atacağız!

NeuroFormat yöntemiyle hayatımızı baştan aşağı değiştireceğiz.

Ne duruyoruz?

Hadi, başlayalım artık...

Özlem Kumrular – İslam Korkusu

İslam Korkusu: Kökenleri ve Türklerin Rolü Kitap Kapağı İslam Korkusu: Kökenleri ve Türklerin Rolü
Özlem Kumrular
Doğan Kitap
528

Özlem Kumrular, dönemin Hıristiyan hacıları, elçileri, diplomatları, yazarları, şairleri, esirleri ve hükümdarlarının ağzından İslam korkusunun gerçekçi bir portresini çiziyor.

Engizisyon gizli Müslümanları deşifre etmek için hangi
yöntemleri kullanıyordu?
Müslümanlar, Hıristiyanları din değiştirmeye özendirmek için onlara neler
teklif ediyorlardı?
Müslüman korsanların eline düşen Hıristiyanların sonu ne oluyordu?
İslam topraklarında dolaşan Hıristiyanlar ne gibi kötü sürprizlerle karşılaşıyorlardı?
Hıristiyanların Mekke'de olduğunu ve boşlukta asılı olduğunu sandıkları
Hz. Muhammed'in tabutu üzerine ne gibi efsaneler türetilmişti?
Bir Hıristiyan Müslüman olduğu zaman ona nasıl bir tören yapılıyordu?

Avrupa Müslümanlardan neden korkuyor? Bu korku neden ve nasıl başladı? Korkunun zaman içinde bugünkü noktaya gelmesinin arka planındaki etkenler neler? Tarih boyunca ilmek ilmek örülen bir propaganda zinciri içinde çığ gibi büyüyerek bugün dünyayı saran bu korku Ortaçağ'da ve Yeniçağ'da nasıl şekillendi?

İslam Korkusu tüm bu sorulara başta İspanyolca, İtalyanca ve İngilizce olmak üzere Almanca, Katalanca, Fransızca, Portekizce ve Yunanca kaynaklarla cevap veriyor. Türk Korkusu'nun yazarı Özlem Kumrular, dönemin Hıristiyan hacıları, elçileri, diplomatları, yazarları, şairleri, esirleri ve hükümdarlarının ağzından İslam korkusunun gerçekçi bir portresini çiziyor.

Y. Hakan Erdem – Tarih – Lenk

Tarih - Lenk: Kusursuz Yazarlar, Kağıttan Metinler Kitap Kapağı Tarih - Lenk: Kusursuz Yazarlar, Kağıttan Metinler
Y. Hakan Erdem
Doğan Kitap
1222

"Artık, tarih namına bildiklerinizin doğruluğundan kuşkulanmanın zamanı geldi...
II. Abdülhamid’in, Osmanlı’da telgrafın ne zaman kullanılmaya başladığını veya 93 Harbi’nde kendi ülkesinin kimlerle savaştığını dahi bilmediğini biliyor muydunuz?
Gazi Osman Paşa’nın Plevne önlerinde Ruslarca şehit edildiğini duymuş muydunuz? Peki ya İttihatçıların en ünlü sivil önderi Talât Paşa’nın aslında albay olduğunu?
Siz, Allah bilir Sırpsındığı Savaşı’nın bir Osmanlı zaferi olduğunu sanıyorsunuzdur hâlâ…Yoksa II. Varna Savaşı’ndan da mı haberiniz yok?
Tarih ve tarihî coğrafya bilgisi tam da, diller konusundaki bilgisi mi eksiktir Tarih-Lenk’in?
Ne münasebet! Babillilerin Farsça konuştuğunu; “basma” ve “yazma” sözcüklerinin İbraniceden geldiğini bile biliyor.
Öldükten sonra namaz kılan paşa kimdir? 3,5 tonluk bir çantayı hangi insan taşır?
Tarih-Lenk biliyor! Bunları ve daha neleri…Üstelik bu bilgilerin birçoğunun üretildiği ortamı “akademik etik” terazisinde tartıyor da öyle biliyor…Elinizdeki kitaba da adını veren Tarih-Lenk zalimdir. Bir o kadar da tuhaftır. Yine de onun bildiklerini kimseler bilmez…
Sabancı Üniversitesi akdemisyeni Y. Hakan Erdem'in araştırması..."

Yılmaz Özdil – Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda

Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda Kitap Kapağı Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda
Yılmaz Özdil
Doğan Kitap
352

Son 10 yılda yaşadığımız her şey

"Beş gazetenin arşivinden 460 bin sayfa taradım. Sırf arşiv taraması 1.5 senemi aldı. İsim Şehir Hayvan ve İsim Şehir Bitki gibi köşe yazılarımdan derleme değil... Sıfırdan yazıldı. 3 Kasım 2002'de başlıyor. Bugüne kadar geliyor. Çıraklık, kalfalık, ustalık diye üç bölümden oluşuyor."
Yılmaz Özdil, Hürriyet, 30 Temmuz 2013

Bir tablo hayal edin.
Sanat eseri.
Miras. Size ait.
Tuvali, Türkiye coğrafyası.
Boyası, şehit kanı, alın teri.
Her sabah uyanıyorsunuz.
Gururla seyrediyorsunuz.
Ama, birileri her sabah sizden önce uyanıp o tablonun başına geçiyor
ve orasına burasına minik minik fırça darbeleri atıyor.
Her sabah bir minik fırça darbesi.
Usta işi.
Küçük küçük değişiyor tablo.
Aniden değil.
Milim milim.
Alıştıra alıştıra.
Yedire yedire.
Aradan yıllar geçiyor.
Tablo, o tablo olmaktan çıkmış!
Komple değişmiş.
Dedim ya, kanıksamışsınız.
Bakıyorsunuz bakıyorsunuz...
Tablo, hâlâ aynı tablo zannediyorsunuz.
Peki ne yapılabilir?
Fark, nasıl fark edilebilir?
Orijinal'in aslında ne kadar değiştiği...
Ne hale getirildiği...
İlk bakışta nasıl anlaşılabilir?
Tek çare var. Kıyas.
Tablonun ilk haliyle...
Son halini yan yana koymalı.

Amélie Nothomb – Dişi Şeytan

Dişi Şeytan Kitap Kapağı Dişi Şeytan
Amélie Nothomb
Doğan Kitap
100

"On altı yaşındaydım. Hiçbir şeyim yoktu, ne maddi servetim vardı, ne ruhsal rahatlığım. Dostum yoktu, sevgilim yoktu, hiçbir şey yaşamamıştım. Bir fikrim yoktu, bir ruhum olduğundan bile emin değildim. Bedenim, sahip olduğum tek şeydi."

"Dişi Şeytan'da, bir nebze sadizmle, biraz mazoşizmle, bir damla ahlaksızlıkla, azıcık mizahla ve bir miktar da acımasızlıkla yoğrulmuş Nothomb dünyasını buluyoruz."
L'Express

"Amelie Nothomb'un tüm dünyada bu kadar çok okuyucu bulmasının nedeni herhalde bu ölçülü yazı tekniği, net, yetkin anlatımı ve diplomat babasından aldığı aristokrat kültürü."
Boston Review