Ali Akyıldız – Anka’nın Sonbaharı

Anka'nın Sonbaharı Kitap Kapağı Anka'nın Sonbaharı
Ali Akyıldız
İletişim Yayınları
240

Elinizdeki kitap Osmanlı Devleti'nin, son yüzyılında Avrupa karşısında gösterdiği direnişi, verdiği iktisadi var olma kavgassını ve bu süreçte uluslararası sermayenin oynadığı rolü, birinci elden kaynaklara dayanarak anlatıyor...

Fikret Şenses – Küreselleşmenin Öteki Yüzü Yoksulluk

Küreselleşmenin Öteki Yüzü Yoksulluk: Kavramlar, Nedenler, Politikalar ve Temel Eğilimler Kitap Kapağı Küreselleşmenin Öteki Yüzü Yoksulluk: Kavramlar, Nedenler, Politikalar ve Temel Eğilimler
Fikret Şenses
İletişim Yayınları
360

İnsanlık, muazzam bir zenginlikle korkunç bir yolsulluğun olağanüstü kutuplaştığı bir zamanı yaşıyor. Çarpıcı açlık ve düşkünlük manzaralarına, sadece yoksulluğun gitgide derinleştiği ve kitleselleştiği "azgelişmiş" ülkelerde değil, gelişmiş ülkelerde de rastlanıyor. Buna karşılık yoksulluk konusu, neoliberal küreselleşme söyleminin baskısı altında, hayli uzun bir süre kayıtsızlıkla karşılandı. Ancak son yıllarda uluslararası mali kuruluşların, hatta sermayenin ilgi alanına girmiş bulunuyor. Yoksulluğun tanımlanmasıyla, ölçeklerinin ve somut biçimlerinin/yapılarının belirlenmesiyle, nedenlerinin saptanmasıyla ve onunla mücadele yollarının tarif edilmesiyle ilgili tartışmalar, akadamik ve politik açıdan önemli bir mücadele düzlemini oluşturuyor. Fikret Şenses`in titiz incelemesi, yoksulluğun tanımlarına, kavramlarına, ölçeklerine açıklık getiriyor. Bunu, geçerli tarifleri ve ölçekleri sorgulayarak yapıyor.

Turgut Akpınar – Türklerin Din ve Hukuk Tarihi Üzerine Makaleler

Türklerin Din ve Hukuk Tarihi Üzerine Makaleler Kitap Kapağı Türklerin Din ve Hukuk Tarihi Üzerine Makaleler
Turgut Akpınar
İletişim Yayınları
270

Türkler’in Din ve Hukuk Tarihi, çeşitli yerli ve yabancı dergilerde yayımlanan makalelerle, ulusal ve uluslararası Türkoloji kongrelerinde sunulan tebliğleri biraraya getiren önemli bir derleme. Eski Türkler’in dini inançlarından İslâmiyet’e, İslamiyet yerine önerilen “milli din”den tarikatlara kadar geniş bir ilgi alanına uzanan makaleler, halk dini, İslâmî ortodoksluk ve heterodoksluk kavramlarına da ışık tutuyor. Kitabın en ilgi çekici bölümü ise, İslâmiyet öncesi ve sonrasında ortaya çıkan ilginç Türk âdetlerini inceleyen makaleler.

Maria Mies – Son Sömürge: Kadınlar

Son Sömürge: Kadınlar Kitap Kapağı Son Sömürge: Kadınlar
Maria Mies & Veronika Bennholdt & Claudia Von Werlhof
İletişim Yayınları
277

Kapitalizm, yalnızca emeğin sömürülmesi üzerine bina edilmemiştir; emeğin niteliğini değiştirmiş, onu kendisine tâbi kılmış, bu tâbiyet ilişkisini hoyrat bir biçimde sürekli yeniden biçimlendirmiştir de. Sadece kadın emeğinin değil, doğanın da erkek bir akıl tarafından dönüştürülmesiyle belirlenmiş bir biçimleniştir bu. Kuşkusuz kadın emeğinin sömürüsü, kapitalist ilişki ağı içerisinde, salt emek sömürüsünden fazlasını ihtiva eder. Oysa, cinsiyet politikalarıyla içli dışlı olan, patriyarkanın bencil yüzünü bağrına basan ekonomi politik için ortada yadsınacak bir durum yoktur elbette. Bu nedenle, metropollerden Üçüncü Dünya’ya, biçim ve içerik değiştirerek, kadınların direnç mekanizmalarını keşfedip bunlara karşı tedbirlerini de alarak yayılan kapitalist mübadele ilişkileri içinde, kadın emeği yeniden ele alınmak zorundadır. Son Sömürge: Kadınlar, hem kapitalist zihniyet dünyasının beklenti ve düzenlemeleriyle hem de bu iktisadi sistemin erkek akıl tarafından nasıl doğallaştırıldığı ile ilgili zengin bir tartışma sunuyor. Alanındaki önemli kaynaklar arasında sayılan bu kitap, dünyanın metropollerinden Üçüncü Dünya’ya uzanan aktarımları, benzer cinsiyet politikalarının hangi iktisadi rasyonellerle bütünleştiğini gözler önüne seriyor. Ancak burada, yalnızca mağdurların hikâyesi üzerine kurulmuş bir ağıt değil, kadınların kadınlar aleyhindeki politikalara karşı nasıl direndiklerinin, nasıl yeni mücadele araçları keşfettiklerinin öyküsü de var. Son Sömürge: Kadınlar, kapitalizmin proletaryayı nasıl yeni bir kimliğe dönüştürdüğünün de çarpıcı bir betimlemesini sunuyor; Üçüncü Dünya kadınlarının yalnızca dünya ekonomisine entegre edilmiş pasif mağdurlardan ibaret olmadığını, aynı zamanda direnişin gayet yaratıcı biçimlerini nasıl geliştirdiğini de gösteriyor.

Füsun Üstel – Makbul Vatandaşın Peşinde

Makbul Vatandaşın Peşinde Kitap Kapağı Makbul Vatandaşın Peşinde
Füsun Üstel
İletişim Yayınları
373

II. Meşrutiyet'ten Bugüne Vatandaşlık Eğitimi

Türkiye'de devletin istediği vatandaş tipi nasıldı? Bunun için, okullarda nasıl bir "vatandaşlık terbiyesi" verildi? Füsun Üstel,2. Meşrutiyet'ten günümüze uzanan süreçte bu sorunların cevabını arıyor. Vatandaşlığı tanımlamak ve vatandaşlarını "yaratmak", ulus inşasının temel süreçlerinden biri.

Emrah Serbes – Hikayem Paramparça

Hikayem Paramparça Kitap Kapağı Hikayem Paramparça
Emrah Serbes
İletişim Yayınları
176

"Annemin öldüğünü anlatma, onun etkisi altında olduğum için kendisini sevdiğimi düşünmesin."
"Tamam Galip."
"Karanlıkta uyuyamadığım için gece lambasını açık bıraktığımı anlatma, beni ottan boktan korkan biri zannetmesin."
"Tamam Galip."
"İlk defa âşık olduğumu anlatma, beni bu konularda tecrübesiz biri zannetmesin."
"Tamam Galip."
"Geçen sene el frenini çekmeyi unutup Kartal'ı boklu dereye yuvarladığımızı anlatma. Malının kıymetini bilmeyen biri olduğumu düşünmesin."
"Tamam Galip."
"Babamın orospu çocuğu olduğunu anlatma. Onu bizzat ben anlatmak istiyorum."
"Tamam Galip."

Gecenin ilk müşterisi olan, sabahçı kahvelerinde, çorbacılarda ayılan genç adamlar. Bazen en anlamsız yüzü yaşamanın ve bazen yel değirmenini arayan içli bir hatıra. Henüz ölmemişler ve ölümle tanışmamışlara yazılmış hikâyeler... Namluya sürülmüş küfür... Büyümemiş bir çocuk... Pati yapan arabalar, yutkuna yutkuna dinlenen şarkılar ve hayattan meseleler. Kutlanan yenilgiler, "hayat kerpiçten bir gökdelen sevgili kardeşim, yanlış bir parantezde yaşıyoruz. Bırak konuşalım, iki çift laf edelim, yüz yüze bakıyoruz..."

Emrah Serbes, hayatı kendine katık eden, sokaktan çağlayan bir sesle yeraltının dumanını anlatıyor bize. Bitmez bir ergen öfkesiyle kuyuya düşmüş çocuklara sesleniyor.

Emrah Serbes'ten parça parça anlar, parça parça anılar, paramparça hikayler...

Cynthia Enloe – Manevralar

Manevralar: Kadın Yaşamının Militarize Edilmesine Yönelik Uluslararası Politikalar Kitap Kapağı Manevralar: Kadın Yaşamının Militarize Edilmesine Yönelik Uluslararası Politikalar
Cynthia Enloe
İletişim Yayınları
527

Kadın hayatının militarizasyonu sadece savaşlarla sınırlı değil. Gündelik askerî pratikler de kadınların hayatlarına çeşitli şekillerde girip, var oluyorlar. Askerlik yapan kadınlar, askerî harekâtlarda zarar gören kadınlar; tecavüze uğrayan, işkence gören, hemşirelik yapan, aşçılık yapan yine onlar... Cynthia Enloe, kadınların hayatlarının nasıl militarize edildiğine dair bu çalışmasında uluslararası örnekleri değerlendirip, aynı tahakküm pratiklerinin nasıl var olduğunu gösteriyor. Popüler kültürün kadın ikonalarıyla kotarılmaya çalışılan moral konserlerinden kadın askerlere, işgal süreçlerinde fuhuşa ya da çalışmaya zorlanan "teselli" kadınlarından cephedeki kadınlara olabildiğince çok soruyu ele alıyor. Manevralar, yalnızca militarizmin kadınlar üzerinde yarattığı tahribatı ele almıyor; aynı zamanda uluslararası politikaların ordularla ilişkisini, kimlik yaratıcı süreçleri ve bu süreçlerin kimin işine geldiğini de tartışıyor. Feminizmi kuru kuruya bir teorik tartışma nesnesi olarak kabul etmeyen, hayatın içinde süreklileşen çetrefil bir konunun asal zemini haline getiren bu eserin önemli tartışmalara yol açacağını düşünüyoruz.

İÇİNDEKİLER

Türkçe Baskıya Önsöz,
Meraklı Feminist Cynthia Enloe
Önsöz

  1. Bir Kutu Çorba Konservesi Nasıl Militarize Edilir?
  2. Çamaşırcı Kadın, Asker ve Devlet
  3. Fahişe, Albay ve Milliyetçi
  4. Asker Tecavüz Ederse...
  5. Kadın "Orduya Gelin Giderse", Kocası Kim Olur?
  6. Askerî Hemşirelik
  7. Saygınlığın Kusurlu Denetimi
  8. Mevkilerin Doldurulması
  9. Anne, Asker, Feminist ve Moda Tasarımcısı Olarak
  10. adınların Militarizasyonu

Sonuç: Kararlar, Kararlar, Kararlar
Kaynakça

Michel Perrin – Şamanizm

Şamanizm Kitap Kapağı Şamanizm
Michel Perrin
İletişim Yayınları
144

Michel Perrin'in bu çalışması şamanizme ilişkin geniş ve güncel bilgileri sergileme savındadır. Şamanizm bir din midir, yoksa herkesin yapabileceği bir tür büyü mü? Modern etnologlardan bazıları şamanizmi kurumların bütününü ilgilendiren toplumsal bir olgu olarak algılarlar. Onlara göre şamanizm, dinsel, simgesel, ekonomik, siyasal ve estetik bir gerçekliktir. Bu bağlamda şaman da bir yönetici, hastalıkları tedavi eden bir uzman, zeki bir psikolog, yetkin bir sanatçı ve bir "teknisyen"dir.

Tanrıların ve doğanın kopmaz bir bütün oluşturduğu, gece ile gündüze kapıları her zaman açık olan şamanist evren, duyu ve simgelerle yüklüdür ve bugün bile bizi hâlâ çekmekte ve büyülemektedir. Bu kitap, günümüz bilimlerinden yoksun insanların, olayların akışını açıklamak, doğayla yüz ağartıcı bir ilişki oluşturmak, acıları ve kaygıları gidermek için nasıl tutarlı bir entellektüel ve dinsel sistem oluşturduklarını keşfetmemizi ve anlamamızı sağlıyor.

Gilles Kepel – Tanrının İntikamı

Tanrının İntikamı: Din Dünyayı Yeniden Fethediyor Kitap Kapağı Tanrının İntikamı: Din Dünyayı Yeniden Fethediyor
Gilles Kepel
İletişim Yayınları
252

Çağdaş İslami hareketler üzerine yetkin bir uzman olan Fransız araştırmacı Kepel, kısa sürede pek çok dile çevrilen kitabında, 1970’lerden itibaren büyük tek tanrılı dinlerin canlanmasını yorumluyor. Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi toplumlarında “aşağıdan yukarıya yeniden dinselleşme”nin özgül dinamiklerini ele alıyor; yeni dinsel radikalizmin, modernlik karşısındaki gerilimini tartışıyor.

Ruth Benedict – Kültür Örüntüleri

Kültür Örüntüleri Kitap Kapağı Kültür Örüntüleri
Ruth Benedict
İletişim Yayınları
304

Ünlü antropolog Ruth Benedict'in, özellikle kültürel çalışmalar konusunda temel başvuru kaynaklarından biri olarak görülen kitabı Kültür Örüntüleri, insan hayatının şekillenmesinde kültürün rolüne dair çarpıcı bir bakış sunuyor. Üç Kızılderili toplumunun karşılaştırıldığı bu çalışma, toplumların davranışlarındaki çeşitlilikleri yargılamadan ortaya koyuyor. Dolayısıyla Batı toplumunun "en iyi, en gelişmiş" kültür olduğu yönündeki görüşü reddederek, her kültürün kendisini nasıl ele alıyorsa öyle kavranması gerektiğini öne sürüyor. 1930'lu yıllarda yazılmış olmasına rağmen, Kültür Örüntüleri'nin günümüzde hâlâ temel bir eser olmasını sağlayan da kültürel çeşitliliğe yaptığı bu vurgu. Özellikle antropoloji ve etnoloji alanlarında çığır açmış bir isim olan Benedict'in birey ve kültür ilişkisini incelemesi bakımından büyük önem taşıyan araştırması, insan olmanın anlamları üzerine derin bir kavrayış sağlıyor.

"Bugün çağdaş dünyada kültür kavramıyla ilgili sözcüklerin bunca rahat kullanılmasında... elinizdeki kitabın büyük bir payı var."
Margaret Mead

"Benzersiz ve çok önemli… Kültür Örüntüleri, daha özgür ve daha hoşgörülü bir yaşam için yol gösterici bir tabela niteliğinde."
New York Times

"Benedict'in Kültür Örüntüleri, çeşitliliğin değerini bize öğretmede temel bir metin…"
Amerikan Antropoloji Derneği

Peter Weiss – Direnmenin Estetiği

Direnmenin Estetiği Kitap Kapağı Direnmenin Estetiği
Peter Weiss
İletişim Yayınları
847

Almanya'da politik tiyatronun bir altbaşlığı olarak alınabilecek "belgesel tiyatro"nun öncülerinden ve teorisyenlerinden biri olan Peter Weiss, Direnmenin Estetiği'nde, 1937-1944 yılları arasındaki anti-faşist direnişi ve bu direnişin içinde yer alan gerçek kişilerin öykülerini/yaşantılarını merkez alarak, isimsiz bir Ben Anlatıcı'nın (sınıf bilincine sahip aydın bir işçinin) bakış açısıyla, tarihi, Antik Yunan'dan bu yana sanat ve siyaset düzlemlerinde yeniden kuruyor. Direnmenin Estetiği gerçekliğin verilerinden yararlandığı için belgesel ve tarihsel, yazarının yaşamına göndermeleri olduğu için otobiyografik, metne giren parçaları kendine özgü bir biçimde yorumladığı ve birleştirdiği için kurmaca, metinde belirsiz bir imkân olarak yansıyan bir kurtuluş fikri bıraktığı için ütopik, yandaşı olduğu dünya görüşü karşısında eleştirel olduğu için yeniden kurucu, kullandığı farklı anlatım biçimleriyle hem belgesel-gerçekçi hem gerçeküstücü, Batı kültürünün siyasi tarihi ve sanat tarihiyle metinler üzerinden tartıştığı için metinlerarası ve kültür birikimini yeniden yorumladığı için ufuk açıcı özellikler taşıyan çok katmanlı bir derya metin.

William Beckford – Vathek

Vathek Kitap Kapağı Vathek
William Beckford
İletişim Yayınları
118

Korku edebiyatının en başarılı ilk örneklerinden birine hayat veren William Beckford, Vathek'le aynı zamanda roman sanatının da en hakiki Cehennem'ini yaratmıştır.

Abbasi soyunun dokuzuncu halifesi Vathek, yıldızların sırrını çözmek için Babil kulesinin bir benzerini inşa ettirir. Bu kulede Vathek, bilinmeyen bir ülkeden gelecek bir adam aracılığıyla bir dizi mucizenin gerçekleşeceğini öğrenir. Bu arada gizemli kılıçlarla hükümdarlığın başkentine gelen bir yabancı da, şehre merak salar. Kılıçların üzerindeki harflerin esrarını çözmek isteyen Vathek, bu yabancının istek ve emirlerinin esiri olur. Yabancı Vathek'e, inancını değiştirmesi karşılığında Yeraltı Ateşi Sarayı'nın hazinelerini vaat eder.

Bu vaat karşısında her türlü emre uymaya hazır olan açgözlü halifenin bilmediği bir şey vardır: Yeraltı Ateşi Sarayı korkunç bir Cehennem'dir. Beckford'un kendi döneminin hayal gücünü aşan bu önemli eserini Murat Belge'nin önsözü ve Seçil Kıvrak'ın Vathek'in Fransızca ve İngilizce metinlerini karşılaştırarak oluşturduğu özenli çevirisiyle sunuyoruz.

"Saintsbury ile Andrew Lang, "Yeraltı Ateşi'nin Sarayı" buluşunun, Beckford'un en büyük başarısı olduğunu söyler ya da ima ederler. Ben de, bunun edebiyattaki ilk hakiki kötücül Cehennem olduğunu savunuyorum. Şöyle bir paradoksu göze alacağım: En ünlü edebi Cehennem, İlahi Komedya'daki dolente regno, kötücül bir yer değil, kötü şeylerin olduğu bir yerdir. Ayrım açıktır."
Jorge Luis Borges

Gün Zileli – Ev (1946-1954)

Ev (1946-1954) Kitap Kapağı Ev (1946-1954)
Gün Zileli
İletişim Yayınları
136

“Filistinli Ebu Suut el Haravi, ‘evinden kaçmaya zorlandığın için utanma’ diyor. Türkçede tam öyle değil ama birçok dilde ‘ev’, yaşanan yurdu da temsil ediyor. Gittikçe azalan aile fertlerinin birlikte yaşadığı aile ocağını terk edeli yaklaşık otuz beş yıl oluyor. Neredeyse on beş yıl geçecek, ‘yurt’ anlamındaki ‘ev’den kaçmak zorunda kalışımın üzerinden. Utanmıyorum. Kader de utanmasın. Utanması gereken başkaları var.”
Gün Zileli
Türkiye sol hareketinin önemli isimlerinden biri olan Gün Zileli politik geçmişini, daha önce yayımladığımız Yarılma, Havariler ve Sapak’ta bütün açıklığıyla anlatmıştı. Elinizdeki kitap bir açıdan o üçlemenin öncesi, diğer bir açıdan ise tamamlayıcısı. Zileli bu kitabında kendi ‘özel’ine dönüyor, çocukluğunu ve evini hikâye ediyor. ’40’ların sonu ve ’50’lerin başında yaşanan toplumsal dönüşümün orta sınıf Cumhuriyet aydını bir ailedeki yansımaları, o hayatlarda ve insanlarda yarattığı değişim... Anılarında karşımıza çıkan tiplerin evveliyatları... Hem anıların ayrılmaz bir parçası hem de başlı başına edebiyat tadında bir dönem anlatısı...

E. M. Forster – Hindistan’a Bir Geçit

Hindistan'a Bir Geçit Kitap Kapağı Hindistan'a Bir Geçit
E. M. Forster
İletişim Yayınları
368

Edward Morgan Forster, 1924`te yayımlanan Hindistan`a Bir Geçit`te, Britanya İmparatorluğu`nun yönetimindeki Hindistan'ı, iki farklı kültüre ait insanların yakınlaşma çabalarını engelleyen önyargıları ve yanlış anlamaları anlatır. Doğu-Batı sorunsalını inceler. Genç bir Müslüman olan doktor Aziz, işgalci İngilizler`le yakınlaşmak, onları anlamak ister,ama gördüğü muamele karşısında hayal kırıklığına uğrar. Oğlu yargıç Ronny`yi ziyarete gelen bayan Moore, Aziz`e sempati duyar. Yargıç, evlenmeyi düşündüğü genç bir kadını, Adele Quested`i yanında getirmiştir. `Gerçek Hindistan`ı` tanımak isteyen Adele, burnu havada İngiliz yöneticlerinden farklı davranmak, tabuları yıkmak niyetindedir. Doktor Aziz`in planladığı marabar Mağaraları`na yapılan bir gezide beklenmedik olaylar meydana gelir ve iki ırk arasındaki düşmanlık had safhaya ulaşır. Forster`in en sevilen romanlarından biri olan Hindistan`a Bir Geçit, onun bu egzotik ülkede geçirdiği günlerin izlenimleri olarak da okunabilir.

Aleksandr Soljenitsin – İvan Denisoviç’in Bir Günü

İvan Denisoviç'in Bir Günü Kitap Kapağı İvan Denisoviç'in Bir Günü
Aleksandr Soljenitsin
İletişim Yayınları
157

Yayımlandığında dünyada hem edebi hem de siyasi yankı uyandıran İvan Denisoviç'in Bir Günü, Stalinist baskıyı edebiyata taşıyan ilk roman.

Aleksandr İsayeviç Soljenitsin İvan Denisoviç'in Bir Günü'nde, toplama kamplarındaki acımasız yaşama ve çalışma koşulları karşısında onurunu ve haysiyetini korumaya çalışan insanları anlatıyor. Kirli, soğuk ve adaletsiz bir ortamda hayata tutunan mahkûmların, insanlık dışı düzene nasıl direnç gösterdiklerini resmediyor. Romanın kahramanı İvan Denisoviç, İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların elinden kaçtıktan sonra, ajan olma şüphesiyle Sovyet hükümeti tarafından gözaltına alınır ve sürgüne gönderilir. Buzlar altındaki Sibirya sürgününde, açlık ve dayak tehdidi altında on yıl geçirecektir. Soljenitsin'in kendi anılarından yola çıkarak yazdığı roman, 1962 yılında yayımlandığında Sovyetler Birliği'nde büyük yankı uyandırmış, kısa sürede toplatılmış ve yasaklanmıştı. Stalinist dönemin yazarlar üzerindeki siyasi baskısını anlamak için okunması gereken bir roman.

"Doktor Jivago'ya kadar hiçbir ilk roman modern Rus edebiyatında, nadide bir eser olan İvan Denisoviç'in Bir Günü kadar heyecan uyandırmamış ve fırtınalar koparmamıştı."
-Davıd Stewart Hull-