Alberto Fabio Ambrosio – Dervişler

Dervişler Kitap Kapağı Dervişler
Alberto Fabio Ambrosio
Kabalcı Yayınevi
234

Fr. Dr. Alberto Fabio Ambrosio, İstanbul'da yaşayan, Domeniken tarikatına bağlı bir Katolik din adamıdır ve Osmanlı Sufilik Tarihi uzmanıdır. "DOSTI" isimli bir Domeniken Eğitim Enstitüsü'nün aktif üyesidir. Aynı zamanda Papalığa ait olan Gregoriana Üniversitesi'ne bağlı Emilia Romagna İlahiyat Fakültesi'nin öğretim elemanları arasında yer almaktadır. Paris'te bulunan Sosyal Bilimler Yüksek Çalışmalar Okulu'nun Osmanlı Tarihi Araştırmalar Kurulu'nun (CETOBAC - EHESS - Parigi) ve İstanbul'da bulunan Anadolu Çalışmaları Fransız Enstitüsü'nün (IFEA) üyesidir. En önemli yayınları: Alberto Fabio Ambrosio, La Vie d'Un Derviche Tourneur, Doctrine et rituels du soufisme au XVIIe siècle, Parigi: CNRS Editions 2010, (Alberto Fabio Ambrosio fr. Bir Mevlevinin Hayatı, 17. yüzyıl sufiliğinin öğreti ve ayinleri, Paris CNRS Yayınları 2010); Ambrosio, A. F., Pierunek, E. et Zarcone, Th., Les derviches tourneurs. Doctrine, histoire et pratiques, Parigi: Les Editions du Cerf, 2006 (Ambrosio, A. F., Pierunek, E. et Zarcone fr. Mevlevilerin Hayatları, Öğreti, Tarih ve Uygulamaları. Paris, Cerf Yayınları, 2006).

Dervişler kimlerdir? Neden ibadetleri UNESCO tarafından dünya mirası olarak ilan edilmiştir? Neden Avrupa ve Kuzey Amerika'da Mevlevi cemaati bu kadar derin ilgi uyandırmıştır? Bu cemaatin esinlendiği, İslam'ın en tanınan mistik şairi olan Mevlana Celaleddin Rumi'nin hayatı, yapıtları ve fikirleri, bu kitapta tarih, antropoloji ve "seyr-i sülûk" açısından ele alınıyor. Dervişlerin eğitimlerine de değinen bu kitap ile okuyucu, cemaatin engin kültürü ile karşılaşacak ve "Sema" denilen ünlü ibadet hakkında bilgi sahibi olacak.

Leon Troçki – Edebiyat ve Devrim

Edebiyat ve Devrim Kitap Kapağı Edebiyat ve Devrim
Leon Troçki
Kabalcı Yayınevi
224

Edebiyat ve Devrim'in yazılışı, Sovyetler Birliği'nde patlayan içsavaşın hemen sonrasına rastlar. Devrimle birlikte yanıt bekleyen bir çok soru vardı. Sovyetler'in Lenin'den sonra en büyük devrimcisi ve düşünürü olan Troçki, o dönemin en önemli sanat ve edebiyat sorularına işte bu kitapta yanıt veriyor: —Sanat yalnız sınıflı bir toplumun ürünü müdür? —Devrim süreci içinde edebiyatın yeri nedir? —Sınıfsız toplumda sanatın yeri neresidir? —Yeni bir kültür nasıl yaratılır? "İnsanlar yalnız politika ile yaşamazlar," diyor Troçki, “sanatın ve edebiyatın da insanların güncel yaşamına girmesi gerekir.”

Emel Esin – Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu

Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu Kitap Kapağı Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu
Emel Esin
Kabalcı Yayınevi
403

Emel Esin’in Toplu Eserleri dizisinin bu cildi de ilk defa bir kitapta toplanan makalelerden oluşuyor. Türk Kültürü ve Sanat Tarihi alanında müstesna bir yere sahip olan Dr. Emel Esin’in çalışmaları, yazılmalarının üzerinden kırk yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın öneminden hala bir şey yitirmiş değildir. Türklerde Maddi Kültürün Oluşumu’nun ilk makaleleri, Türklerin göçebe tarzı yaşamdan yerleşik hayata geçişlerinin maddi kültürlerindeki izlerini araştırıyor. Bu çerçevede çadır mimarisiyle tapınak ve hükümdar meskeninin mimarisi arasındaki ilişkileri inceliyor. Surlu yerleşimlerin düzenini ve ardındaki simgeselliği, şehrin, sarayın ve tapınağın mimarisiyle kozmosun mimarisi arasındaki bağlantıları ortaya koyuyor.

Ev ve mezar; ölüler ve savaşçılar, kahramanlar ve tanrılar, mezartaşları ve dikilitaşlar, göksel hayvanlar ve kağan damgaları gibi temaların ele alındığı bu yazılar, hiç kuşkusuz eski Türk toplumunun az bilinen kültürel dokusuna nüfuz etmenizi sağlayacak güçte....

Georges Vigarello – Temiz ve Kirli

Temiz ve Kirli Kitap Kapağı Temiz ve Kirli
Georges Vigarello
Kabalcı Yayınevi
357

Georges Vigarello, ortaçağdan günümüze dek uzanan süreçte, insanoğlunun "temizlenme" ve "vücut bakımı" kültürünün doğuşunu, geçirdiği evre ve değişimleri Kültür Tarihi merceğinden geçirerek inceliyor. İkibin yıllık bir zaman dilimi içinde değişen temizlik ve temizlenme alışkanlığımıza ilişkin, suya sabuna dokunan "titiz" bir çalışma.

Frank Herbert – Dune Rahibeler Meclisi

Dune Rahibeler Meclisi Kitap Kapağı Dune Rahibeler Meclisi
Dune Serisi
Frank Herbert
Kabalcı Yayınevi
656

"Bayağı ve sıradan olanı alıp onu yeni bir biçimde aydınlatan kişi ürkütücüdür. Fikirlerimizin değiştirilmesini istemeyiz hiç. Bu istekler tarafından tehdit ediliriz. 'Önemli şeyleri zaten biliyorum!' deriz hep. Sonra, Değiştirici gelir ve eski düşüncelerimizi çöpe atar.."
Zensufi Üstadı
Frank Herbert'in on iki milyondan fazla satan muhteşem DUNE serisi, insanoğlunun hayal gücünün büyük başarıları arasındadir. Bir mesih efsanesi olan DUNE, liderleri niçin sorgusuz sualsiz izlediğimizi anlatır.

John Locke – Hoşgörü Üstüne Bir Mektup

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup Kitap Kapağı Hoşgörü Üstüne Bir Mektup
John Locke
Kabalcı Yayınevi
96

Hoşgörü, insan toplumlarının kalıcı bir barış ve huzur ortamında yaşayabilmelerinin vazgeçilmez şartıdır. Bu sadece bugün böyle değildir. Dün de böyleydi, yarın da böyle kalacaktır. Hoşgörünün iki temel alanı vardır. Birincisi, toplumsal hoşgörüdür. Toplumsal hoşgörünün sosyolojik bir olgu olarak yerleşmesi zaman alır. Hoşgörünün ikinci boyutu siyasal alanla, daha doğrusu devletin toplumsal hayattaki yeriyle ilgilidir.

Sigmund Freud – Totem ve Tabu

Totem ve Tabu: Büyü, Gelenek, Korku ve Yasak Kitap Kapağı Totem ve Tabu: Büyü, Gelenek, Korku ve Yasak
Sigmund Freud
Kabalcı Yayınevi
241

Bu kitap, uzman olmayan bir okuyucu kitlesine hitap eden ancak yine de psikanalizle az çok yakınlığı olan okuyucularca tam olarak anlaşılıp değerlendirilebilecek bir kitaptır. Bir yanda etnologlar, dilbilimciler, halkbilimciler, vb. ile öbür yanda psikanalistler arasında bir bağ kurmak amacını gütmektedir; ama ne onların ne de bunların eksiklerini tamamlama iddiasında değildir. Yani öncekilere, yeni psikoloji tekniğini yeterince öğretemeyeceği gibi, sonrakilere de işlenmelerini bekleyen materyallere yeterince hâkim olma imkânını sunmaz. Bunun için, sadece her iki tarafın da dikkatlerini uyandırmakla yetinmek zorundadır. Ve eğer bu girişimim, bütün bu bilginleri, verimli sonuçlar sağlaması muhakkak olan bir işbirliği amacıyla bir araya getirebilecek olursa, kendimi mutlu sayarım.
-Sigmund Freud-

Maurice Blanchot – Ölüm Hükmü

Ölüm Hükmü Kitap Kapağı Ölüm Hükmü
Maurice Blanchot
Kabalcı Yayınevi
110

II. Dünya Savaşı sonrası Fransa'sının en güçlü edebiyatçı ve felsefecilerinden birisinin hayranlık uyandırıcı kitabı; bilinçlilik, ölüm ve olası anlatı dünyasının erotik üçgeninin romanı.

Maurice Blanchot, kesinlikle çağımızın en önemli yazarlarından birisidir; hem yazılarında hem öykülerinde yazma sorunun en uç noktasına kadar götürür. Ölüm Hükmü... onun başyapıtıdır.
Edmond Jabes

Maurice Blanchot'nun düzyazısı Henry James'inki gibi öyle kırılgan anlamlar taşıyor ki insana aktarılırken kırılabilirlermiş gibi geliyor.
John Updike

Maurice Blanchot'nun modern Fransız edebiyatının en özgün ve en büyüklerinden birisi olduğundan kuşkulanılamaz.
Susan Sontag

Gilles Deleuze – Kant Üzerine Dört Ders

Kant Üzerine Dört Ders Kitap Kapağı Kant Üzerine Dört Ders
Gilles Deleuze
Kabalcı Yayınevi
136

Bu kitap Gilles Deleuze'ün Kant üzerine derslerinin deşifresinden hareketle vücut bulmuş olsa bile bir öğretmenin öğrencilerine belli bir dersi anlatmasından çok daha öte bir kavrayışı ortaya çıkarır. 1978'te Vincennes'deki seminerlerinde Deleuze dinleyicilerini (ve şimdi okurlarını) bir düşünme sürecine katılmaya davet eder; bu Kant'ı anlatmaktan çok, Kant'ın ritmini yakalamaya dair bir süreçtir. Böylece, üzerine çöken sisin dağılması suretiyle Kant'ın şaşkınlık verici mimarisini görmek mümkün olacaktır.

Samuel Beckett – Godot’yu Beklerken

Godot'yu Beklerken Kitap Kapağı Godot'yu Beklerken
Samuel Beckett
Kabalcı Yayınevi
124

Godot'yu Beklerken 1948 yılında Fransızca olarak yazıldı ve 1953'te Paris'de sahneye kondu. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı. Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti.
Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya çalışırlar. Her gün yinelenen bu ritüelde bellek işlevinin yerine getiremeyince de gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlarlar.
Kimilerine göre tüm zamanların en iyisi olan bu oyun, 21. yüzyılda da kafamızda soru işaretleri bırakmaya devam ediyor.

Orhan Şaik Gökyay – Dede Korkut Hikayeleri

Dede Korkut Hikayeleri Kitap Kapağı Dede Korkut Hikayeleri
Orhan Şaik Gökyay
Kabalcı Yayınevi
361

Hazret-i Resul aleyhi's-selâm zamanına yakın Bayat boyundan Korkut Ata derler, bir er çıktı, Oğuzun o kişi tamam bilicisiydi, Oğuzun içine tamam velayeti zâhir olmuştu, ne derse olurdu. Gayipten türlü haber söylerdi, Hak Taâla onun gönlüne ilham ederdi...

XIV-XVI yy. Arasında yazıya geçirildiği tahmin edilen Dede Korkut Hikâyeleri, Oğuzları konu alan 12 ayrı hikâyeden oluşmaktadır. Her bir bir boyun çıkışını beyan eden bu hikâyelerin Oğuz'un 24 boyuna atfen aslında 24 tane olduğu kuvvetle muhtemeldir, ancak elimize ulaşanlar yalnızca bu kadardır. Orta Asya'dan Anadolu'ya uzanan geniş coğrafyada folklorik bir öğe ve halkın ortak kültüründe yer etmiş efsaneler olarak bir düzeyde hâlâ canlıdırlar. İster bu hikâyeler ve kahramanları gerçek olsun ister mitolojik olsun bir kültürel miras oluştururlar.

Dede Korkut Hikâyeleri Türk dilinin ve edebiyatının, Türklerin örf ve âdetlerinin, Türk ahlâk ve törelerinin, inançlarının, kahramanlıklarının, kısacası Türk hayatının olduğu gibi verildiği bir eserdir. Tek bir kişinin kaleminden çıkmamıştır, bu bir halkın ortak hikâyesidir. Bu halkın uzun göçü boyunca belleklerde taşınıp gelmiş, şamanizmden islamiyete uzanan inanç değişimleri, büyük kahramanlar, tarihteki dönüm noktaları, içinde yaşanan coğrafyanın özellikleri, düşmanların nitelikleri ve bizzat halkın yaşayyışındaki değişimler bu hikâyelerin içinde yer bulmuştur.

Douglas Adams – Kutsal Dedektiflik Bürosu

Kutsal Dedektiflik Bürosu Kitap Kapağı Kutsal Dedektiflik Bürosu
Dirk Gently Serisi
Douglas Adams
Kabalcı Yayınevi
280

"Douglas Adams'tan Dirk Gently'nin Dedektiflik Bürosu, düşünen insanın üzerinde evrenden kaçmaca oynayabileceği bir kaykay."
Philadelphia Inquirer

"Eski bir harika dedektifler geleneği vardır ve Dirk Gently kesinlikle bu gelenekten değil. Ancak onun kayıp kediyi bulma çabası bir hayaleti, bir zaman yolcusunu ve insanlığın yıkıcı bir sırrını ortaya çıkarır.
Dedektif Gently'nin insan ırkını yok olmaktan kurtarma bedeli: 'ücretsiz'!
Çok satan Douglas Adams, son hayalet/korku/dedektif/zaman yolculuğu/romantik komedi destanında mizahının gücünü sonuna kadar artırır ve biz okurlar da bir kez daha ilham veren deliliğin sınırlarında düşecek gibi oluruz."
United Press International

"Komik ve laubali bir parça delilikten hoşlanan herkes, Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin yazarı Douglas Adams'ın bu yeni kitabına bayılacak."
San Diego Union

Theodor W. Adorno & Max Horkheimer – Aydınlanmanın Diyalektiği

Aydınlanmanın Diyalektiği Kitap Kapağı Aydınlanmanın Diyalektiği
Theodor W. Adorno & Max Horkheimer
Kabalcı Yayınevi
390

Aydınlanma'nın Diyalektiği Frankfurt Okulunun en etkili olmuş yayınıdır. II. Dünya Savaşı sırasında yazılmış ve bir süre gizlice çoğaltıldıktan sonra 1947'de Hollanda'da kitap olarak basılmıştır. Yazarlar Önsözde niyetlerini şöyle açıklarlar: "Aslında amacımız, insanlığın gerçekten insani bir duruma ulaşmak yerine neden yeni bir tür barbarlığa battığını anlamaktan fazlası değildi." Ama kitap bütün bunların da ötesine geçer. Batı tarihinin doğuşunu ve öznelliğin, mitlerde temsil edildiği üzere, doğaya karşı mücadelede kendisini tanımlamasını, günümüzün en tehdit edici deneyimleriyle bağlantılandırır. Pratik hayattan koparılmış bilim, biçimselleştirilmiş bir ahlak, eğlence kültürünün güdümleyici doğası ve paranoit davranış yapısı, saldırgan bir antisem itizmin Aydınlanmanın sınırlarını belirlediğini iddia eder. Yazarlara göre bu öz-yıkımsal eğilim en baştan beri aydınlanmada içkin olarak vardı; yani Nasyonal Sosyalist dehşet modern tarihten bir sapma olmayıp, Batı uygarlığının en temel özelliklerinin ifadesiydi. Adorno-Horkheimer'e göre Batı aklının bu öz-yıkımı, toplum ile doğaya egemen olmanın tarihsel diyalektiğinden kaynaklanmaktadır. Bu ayrımı ideoloji haline getiren Aydınlanmanın izini söylencesel kökenlerine kadar sürerler. "Mit zaten Aydınlanmadır ve: Ay-dınlanma mitolojiye geri dönmektedir." Bu paradoks Aydınlanmanın Diyalektiği'nin temel tezidir.

Samuel Noah Kramer – Sümerler

Sümerler Kitap Kapağı Sümerler
Samuel Noah Kramer
Kabalcı Yayınevi
460

Sümerler önce Sümer sonra da Babil olarak bilinen topraklarda Samilerden önce yaşamış pragmatik ve yetenekli bir halktı. Bu topraklarda İÖ 5000-2000 arasında ilk kez insanlık tarihinin en gelişmiş uygarlığını kurmuşlardır. Bu kitap onlar hakkında bildiklerimizi derli toplu bir biçimde sunmaktadır.

Profesör Kramer büyük bir coşkuyla Sümer uygarlığı tarihinin ana hatlarını çizip şehirlerini, dinlerini, edebiyatlarını, bilimsel başarılarını ve sosyal yapılarını betimlemekte; son olarak da Sümerlerden antik ve modern dünyaya kalan mirası sorgulamakta.

"Sümer uygarlığı konusunda tartışmasız bir otorite olan Profesör Kramer büyük bir özen ve hakimiyetle yazıyor."
-Library Journal-

"Çok az akademisyen böyle bir kitabı yazabilirdi ve Kramer de kesinlikle onlardan birisi... Bu kitabın en değerli yönlerinden biri ilk defa burada genel okuyucuya sunulan metinler ve fragmanlar. Uzman olmayan okurlar için rahat okunan bir giriş kitabı; uzmanlar içinse genel bir sentez sunmakta."
-American Journal of Archaeology-

Bronislaw Malinowski – Bilimsel Bir Kültür Teorisi

Bilimsel Bir Kültür Teorisi Kitap Kapağı Bilimsel Bir Kültür Teorisi
Bronislaw Malinowski
Kabalcı Yayınevi
184

"İnsan evliliğinin ve ailesinin, politik bir sistemin, ekonomik bir girişimin ya da hukuksal bir davranışın özü, kültürel gerçeği nedir? Böyle gerçeklikler bilimsel bir genellemeye varılabilecek biçimde tümevarım yoluyla nasıl ele alınabilir? Kayıt çalışmasında yol gösterici olarak, ya da karşılaştırmalı incelemelerde koordinat sistemi olarak hizmet edebilecek, bütün kültürlere uygulanabilir evrensel bir şema var mıdır, tarihsel, evrimsel bir şema, ya da genel uygunluk yasasına dayanan bir şema?"

Malinowski'nin bu teorik sorulara cevabı, işlev analizi ve kurum analizidir. Bu kitaptaki ilk iki makalesi, "İşlev Teorisi" ve "Bilimsel Bir Kültür Teorisi", ayrıntılarıyla bu iki analiz tipini anlatıyor ve tam bilimsel bir antropolojik çalışmanın hangi temellere oturması gerektiğini irdeliyor. Üçüncü makalede ise Malinowski'nin ünlü bilgin Sir James George Frazer'in yapıtı üzerine eleştirel bir değerlendirmesini bulacaksınız. Burada Malinowski kendi çağının II. Dünya Savaşı sonrasında acil sorunlarına antropolojinin yapabileceği katkıları da dile getiriyor. Onun bu görüşleri bugün için de anlam taşıyor mu? Buna okuyucu karar verecek.