Haluk Hepkon – Jön Türkler ve Komplo Teorileri

Jön Türkler ve Komplo Teorileri Kitap Kapağı Jön Türkler ve Komplo Teorileri
Haluk Hepkon
Kırmızı Kedi Yayınevi
224

90'lı yıllarla birlikte komplo teorilerinin ülkemizdeki ağırlığı giderek arttı. Herkes komplo teorilerinden bahsetmeye başladı. Kimi şikâyet etti; kimiyse dünyayı açıklamak için onlara başvurdu. Hakkında bu kadar konuşulan kavramın kendisiyse çok az tartışıldı. Komplo teorilerinin neden ve nasıl ortaya çıktığı, hangi yollarla yayıldığı soruları ortada kaldı.

Jön Türkler ve Komplo Teorileri işte bu sorulara yanıtlar arıyor. Ama bu arama işini alışılmadık bir yöntemle yapıyor. Söz konusu iddiaları tarihsel bir çerçevede ele alırken, bunların Avrupa'da ve Ortadoğu'da ortaya çıkış ve yayılma süreçlerini karşılaştırmalı bir biçimde inceliyor. Farklılıklarını ve benzerliklerini değerlendiriyor. İkinci Meşrutiyet sonrasında ortaya atılan Sabetayizm ve mason komplosu iddialarının günümüz siyaset hayatını nasıl etkilediğini anlamamızı sağlıyor.

Komplo teorilerinin ülkemizde ortaya çıkışında ve yayılışında İngiltere'nin rolü nedir?

Jön Türk Devrimi bir "Yahudi-mason komplosu" muydu?
Türk milliyetçiliğinin "Yahudi icadı" olduğu iddiası nasıl ve ne zaman ortaya atıldı?
31 Mart Ayaklanması'nı Sabetayistler mi bastırdı?
Jön Türklerin ve Troçki'nin ortak düşmanı kimdi?
"Ermeni Soykırımı'nı Yahudiler yaptı" iddiaları nereden çıktı?
Komplo teorilerinin İsrail'in kuruluşundaki rolü nedir?

David Southwell – Organize Suç Tarihi

Organize Suç Tarihi Kitap Kapağı Organize Suç Tarihi
David Southwell
Kırmızı Kedi Yayınevi
320

Eskiden Yakuza, Triad, Cosa Nostra, Camorra, Organizatsiya gibi isimlere sadece filmlerde ve romanlarda rastlanırdı. Oysa bu organize suç örgütleri artık hayatımızın birer parçası haline geldi. Bazı uluslararası suç örgütlerinin gücünün devletlerle yarıştığı biliniyor. Üstelik dünyanın bütün ülkelerine yayılmış olan suç örgütleri hızlı bir biçimde küreselleşiyor. Çin mafyası Triad ile Napoli kökenli Camorra ortak operasyonlara imza atıyor. Türk mafyası Avrupa’da uyuşturucu pazarlamak için Arnavut mafyasıyla birlikte Kolombiyalı uyuşturucu kartelleriyle işbirliği yapıyor. Günümüzde yeraltı ekonomisinin günümüzde yaklaşık 1 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Serhat Poyraz – Şehristan Rivayetleri

Şehristan Rivayetleri Kitap Kapağı Şehristan Rivayetleri
Serhat Poyraz
Kırmızı Kedi Yayınevi
168

"Derler ki, ölümün bakışlarına müsadif olan ve hâlâ hayatlarını sürdürebilecek kadar talihli âdemoğulları, dünyevi olmayan o soğuk bakışların sahibi varlığın, fani ya da ruhani gözlerinde çoğu zaman merhametten iz bulunmadığına şahit olmuşlardır. Merhamet, ancak ihsan sahiplerine bahşedilmiş bir lütuftur. Bu haşiyede kendimle cebelleştiğim asıl sual şudur; her kim ki bir canı yaratıcısına döndürecek kadar gaddarlaşmıştır ve cezaya tabi olmamıştır, işte o âdemoğlunun, hayatın bir sonraki menzilinde dinmeyen bir azap ile cezalandırılacağını kim bilebilir?"

Şaşaalı geçmişi, heybetli yapıları, masalsı güzelliğinin yanında gizli loncaları, düzenbazları, sokaklarda kol gezen ölümü ve zulmü barındıran bir diyar Şehristan. Bizans döneminden beri nice imparatorlar, nice padişahlar görüp geçirmiş, adaletin kılıcı olmaya ant içmiş gizli bir cellâtlar loncasına kabul edilmesiyle hayatı değişen Yavuz Ali'nin, Pencüyek'in, Kara Agop'un, Ali Cengiz'in ve nicelerinin şehri.

Serhat Poyraz bu ilk romanıyla edebiyattaki örneklerinin açtığı yoldan ilerliyor. Okuru usta bir anlatıcının kelimeleriyle çevrelerken, ölümün soğuk teması karşısında insan ruhunda açılan uçurumlara dokunuyor; okuru gerçekle kurmacanın birbirine karıştığı sınırlarda gezdiriyor. Sırlarla bezeli ortak geçmişlerinin ışığında, birbirlerinin kaderini ellerinde tutan bir ustayla çırağın giriştiği kanlı mücadele yeni hesaplaşmaların kapısını aralıyor.

Tarihin karanlık sayfalarına tuhaf ve bir o kadar ilginç bir pencere açan Şehristan Rivayetleri okurunu Kostantiniye'nin tekinsiz sokaklarında, metnin sesinin peşinden koşmaya çağırıyor.

Doğan Avcıoğlu – Osmanlı’nın Düzeni

Osmanlı'nın Düzeni Kitap Kapağı Osmanlı'nın Düzeni
Doğan Avcıoğlu
Kırmızı Kedi Yayınevi
288

Türkler'in Tarihi 6. Kitap

Avcıoğlu'nun elyazmasıyla bıraktığı 13 defter ve 100 sayfadan fazla kâğıtta bulunan araştırma notlarının, ölümünden sonra incelenip düzenlenerek hazırlanmasından oluşmuş bir çalışmadır. Yani, Batıda kullanılan isimle "postmortem" bir kitaptır.

Kuruluşundan çöküşüne Osmanlı hakkında ele alınanlardan bazıları:
Tımar sistemi Osmanlı'ya kimden miras kaldı, Bizans'tan mı?
Hıristiyan Sipahiler kimdir, Müslüman Sipahilerden ne farkı vardır?
Reaya (köylü) toprak sahibi olabilir mi, vergi memurları kimlerin mülküne giremez?
Osmanlı'nın üretim biçimi Asya Tipi Üretim Tarzı kalıbına uyar mı?
Osmanlı'nın Kayı boyundan geldiği bir fantezi midir?
Orhan Bey'in divanındaki resmi dil nedir?
Yeniçeri ocağı neden ve ne zaman kuruldu?
Osmanlı, ateşli silahları ilk kez ne zaman kullandı?
İstanbul'un Fethi'nden sonra kimler hangi semtlere yerleştirildi?
Cem Sultan ile Bayazıt arasındaki çatışmanın nedeni neydi?
Yavuz Sultan Selim Şii katliamı için kamuoyunu nasıl hazırladı?
Ebussuud Efendi kahvenin yasaklanması için nasıl fetva verdi?
Rüşveti devlet siyaseti haline getiren sadrazam kimdi?
Şer'i hukuk devlete ne zaman egemen oldu?
Türkiye bağımsızlığını ne zaman yitirdi?

Şükrü Erbaş – Bağbozumu Şarkıları

Bağbozumu Şarkıları Kitap Kapağı Bağbozumu Şarkıları
Şükrü Erbaş
Kırmızı Kedi Yayınevi
68

Bağbozumu Şarkıları

Tanrılar arasında insan yalnızlığı mı
İnsanlar arasında insan yalnızlığı mı?
Korkusu küçük düşürüyor hayatımızı.
Ne diyordu ince şeylerin annesi
“Ötekini oku, derinde dipte duranı.”

Kilisenin bahçesinde mumdan bir harita
Bütün göç yollarının iki ucuna tutunmuş
“Geride kalmanın cezasıyım –diyor-
Biliyor musun, hoyratlık değil de
İncelik yakıyor canımı...”

Bu kalabalıkta bu tenhalık--
Sevgilim, bütün sözlerimi
Mazlumların rüyasından seçtim ben.
Budur, düşünmeden bildiğim
Budur, ayaklarına serdiğim has bahçe...

Erol Manisalı – Eksen Kayması

Eksen Kayması Kitap Kapağı Eksen Kayması
Erol Manisalı
Kırmızı Kedi Yayınevi
152

Türkiye neden "eksen kayması" tartışmasına sahne oldu?
Peki, AKP'nin mi yoksa Türkiye'nin ekseni kayıyor?
Yoksa dünyanın mı ekseni kayıyor?
Sorun, Batı'nın Türkiye çelişkisi mi?
ABD, Rusya ve Çin faktörleri süreci nasıl etkileyecek?
Ankara'nın İsrail politikası ne anlama geliyor?
Türkiye'nin Ortadoğu'daki açılımları nasıl okunmalı?
Araplar için Türkiye örnek olabilir mi?
Hükümetin Ortadoğu Açılımı, AB süreciyle çelişiyor mu?
ABD'nin dünyada en başarılı olduğu ülke, yoksa Türkiye mi?
Elinizde tuttuğunuz kitap, işte Türkiye'nin gidişatını etkileyen bu can alıcı soruların yanıtlarını içeriyor. Prof. Dr. Erol Manisalı, yarım yüzyıla varan uluslararası ilişkiler birikimine dayanarak incelediği bu soruları, devletlerarası ilişkilerin bütün boyutlarıyla; iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel yönleri kapsayacak şekilde değerlendiriyor.
Kitap aynı zamanda, Türkiye-ABD ilişkileri, Türkiye-AB ilişkileri, Türkiye-İsrail ilişkileri, Türkiye-Ortadoğu ilişkileri ve Türkiye-Avrasya ilişkileri şeklindeki en temel beş ilişkiyi tüm ayrıntılarıyla masaya yatırıyor. Tezleriyle Türk dış politikasını derinden etkileyen en önemli isimlerden biri olan Prof. Dr. Manisalı, bu kitaptaki tezleriyle, yeni döneme yine damga vuracak!

Erol Manisalı – Denktaş’ın Öbür Yüzü

Denktaş'ın Öbür Yüzü: Rauf Denktaş'la Siyaset Dışı Anılar Kitap Kapağı Denktaş'ın Öbür Yüzü: Rauf Denktaş'la Siyaset Dışı Anılar
Erol Manisalı
Kırmızı Kedi Yayınevi
88

Bu kitap 1975 yılında başlayan samimi bir dostluğun hikâyesini anlatıyor. Değerli bilimadamı Erol Manisalı Kıbrıs'taki mücadelesiyle yakın tarihimizin en önemli isimlerinden birisi olan Rauf Denktaş'la ilgili siyaset dışı anılarını aktarıyor. Manisalı'nın Denktaş ile tanışıklığı çok eskiye dayanıyor. Uzun ve çileli bir yol arkadaşlığı bu. Manisalı, Rauf Denktaş'ı uluslararası arenada KKTC'nin haklı tezlerini canla başla savunduğu yıllarda da, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde kenara itilmeye çalışıldığı dönemde de yakından izliyor. Bu yakınlığı sayesinde bilinenden çok farklı bir Rauf Denktaş resmi çiziyor. Yaşamını KKTC uğruna mücadeleye adamış, siyaset denizinin dalgalarıyla sertleşmiş bir liderin mütevazı, muzip ve derin iç dünyasına dair benzersiz izlenimlerini ve anılarını okuyucuyla paylaşıyor.

İnci Aral – Safran Sarı

Safran Sarı Kitap Kapağı Safran Sarı
İnci Aral
Kırmızı Kedi Yayınevi
336

Her şeyin anlam, boyut ve nitelik değiştirdiği bir dünyada insanın hep aynı kalması olanaksızdı. Kendisi de değişmişti bu yüzden. Bütün eski kaygılarını ve aptallıklarını bırakıp bilincini, yanılsamalar toplamından ibaret bir karşı saldırı hamlesine dönüştürmeliydi artık.

İnci Aral’dan, Türkiye’nin bu zamanlarına dair, kolay unutulmayacak bir roman:

Genç yaşta yükselmiş bir yatırım uzmanı; eski eser kaçakçısı bir kadın; üniversite mezunu bir telekız.

İnci Aral, “Geleceksizlik” üzerine kurduğu romanında bu üç kişinin kesişen yollarını anlatıyor. 2000’li yılların başlarında, yaşanmakta olan toplumsal, ekonomik ve kültürel çalkantılardan etkilenen bu insanlar, savruluşlarını ve belirsizleşmiş geleceği sorguluyorlar. Bir yanda bol para, her türlü zevk, renkli hayatlar, öte yanda kirlenen, çürüyen değerler, tatminsizlik, sömürü düzeni ve yozlaşan cinsellik. Safran Sarı; para, güç ve başarı peşinde koşarken kimliklerinden, aşktan ve umutlarından uzaklaşan, sayıları gitgide artan otuzlu yaşlarında bir kesimin önce sevgiyi, sonra geleceği olan inancını, en sonunda ruhunu kaybedişinin serüveni...

İnci Aral – Yazma Büyüsü

Yazma Büyüsü Kitap Kapağı Yazma Büyüsü
İnci Aral
Kırmızı Kedi Yayınevi
168

"Sevgili Okur,

Senin herkese açık bir mektubun alıcısı olabileceğinden kuşku duyuyorum. Çünkü aramızda her zaman çok daha özel bir ilişki oldu. Yakınlığımız basılı kâğıtlardan ibaret değil. Ben gözlerinin gezindiği sayfalarda yaşayan biriyim ve sana sözcükler aracılığıyla sesleniyorum. Bu yüzden sevgine olduğu kadar yargılamana da açığım.

Kim olduğunu hem biliyorum hem de bilmiyorum. Hem bilmek hem de bilmemek istiyorum. Sesimin sana nasıl, ne kadar uzanabildiğini elbette merak ediyorum. Çünkü ben seni sarsmak, eğlendirmek, unutmuş olduklarını hatırlatmak ve aşındırdığın soruları yeniden canlandırmak için yazıyorum.

Ben yalnızca yaşama ayak uydurma güçsüzlüğüm taşıyamayacağım kadar ağırlaştığında kaleme sarılıyorum. O zaman gerçeği kurmacanın ve yanılsamanın araçlarıyla kendimce yeniden tanımlamaya uğraşıyorum. Bunu yapmaya çalışırken kapıldığım umutsuzluğu sana anlatamam. Yazma tutkumun vazgeçilmezliği belki de bunu yenmeye yöneliktir, özü budur."

İnci Aral – Şarkını Söylediğin Zaman

Şarkını Söylediğin Zaman Kitap Kapağı Şarkını Söylediğin Zaman
İnci Aral
Kırmızı Kedi Yayınevi
232

“Bende anlayamadığın nedir biliyor musun?”

“Neymiş?”

“Nazım’ın dediği gibi: ‘Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum. Kendi şarkımı.’ Ama yapamam biliyorum, çünkü o şarkı içimde kuruyup kaldı. Beni öldüren bu işte.”

“Şarkılar bitmez, yeni şarkılar filizlenip doğar her zaman...”

Bu roman, Deniz ile Cihan’ın hüzünlü şarkısını anlatıyor.

70’li yılların sonunda Ankara’da, üniversitede tanışan Deniz ile Cihan’ı ortak tutkuları olan müzik bir araya getirir. Deniz, Ankaralı bir ailenin isyankâr kızı, Cihan taşradan gelmiş bir genç adamdır. 12 Eylül 80 öncesinin en karanlık günlerinde yolları kesişen bu iki genç arasındaki ilişki birini tutkulu bir aşka götürürken, diğeri devrimci düşlerinin rüzgârına kapılır. Yaşanmamış bir aşkın izdüşümü, aradan otuz yıl geçtikten sonra farklı bir boyutta, ama aynı tutkuyla iki insana yansır: Biri artık orta yaşını sürmekte olan Cihan, diğeriyse ona hem yabancı hem de son derece tanıdık olan bir genç kadındır.

İnci Aral, arka planında değişen bir ülke, insanlar, gençlik ve siyaset olan, bambaşka bir aşkın izini sürüyor. Umudun, arzunun, hüznün, şarkılarla canlanan iklimini bir kez daha, derinlik ve ustalıkla anlatıyor.

İnci Aral, Şarkını Söylediğin Zaman’la Türk romanını zirveye taşıyor. Okuyanın aklından yıllarca çıkmayacak bir ezgi dinletiyor.

Aslı Tohumcu – Abis

Abis Kitap Kapağı Abis
Aslı Tohumcu
Kırmızı Kedi Yayınevi
108

Aslı Tohumcu Abis'te sustalı bir bıçağın korkunç anlamlar barındıran sesiyle seriyor "gerçek"i önümüze...
Satır aralarında naif bir sesle "dünya yaşanması gereken bir yer değil mi?" diye soruyor...

Tohumcu bu ilk kitabında, hayatın göründüğü gibi olmadığını, insan ruhunun karanlık noktalarını ve şiddetin kan kırmızısını anlatıyor... Abis, dünyayı bir kâbusa döndürenlere edebiyatla bir karşı çıkış, sert bir isyanın da kitabı.

Mine G. Kırıkkanat – Bir Hıristiyan Masalı

Bir Hıristiyan Masalı: Tarihin En Büyük Sahtekarlığı Kitap Kapağı Bir Hıristiyan Masalı: Tarihin En Büyük Sahtekarlığı
Mine G. Kırıkkanat
Kırmızı Kedi Yayınevi
188

Papalık makamı ve devletinin kurucu yasası, Vatikan'ın gizli arşivlerinde "Donatio Constantini" başlığıyla yer alan Büyük Konstantin'in vasiyet belgesi, dünya tarihinin en büyük sahtekârlığı, Avrupa'yı Asya'dan ayıran siyasal oluşumun temel yalanıdır.

Böyle bir vasiyet yoktur. Papalık devleti bir tezgahtır ve Papa'ların ne ruhani, ne de siyasal meşruiyeti vardır. Büyük Konstantin'e atfedilen sahte vasiyet, Hıristiyan dünyaya önderlik ve devletler üstü yetki makamını, Konstantinopolis'ten Roma'ya kaydırmaya yaramıştır.

Bir Hıristiyan Masalı, 1684 yıl önce dünyanın merkezi İstanbul'a karşı kurulan çokuluslu komplonun, polisiye tadında tarihidir. İstanbul, 1123 yıl süreyle Roma İmparatorluğu'nun başkentiydi. Sadece 561 yıldır bizim mülkümüz. Geçmişini doğru okuyamazsak, geleceğini çaldırabileceğimiz bir mücevher.

Çünkü komplo baki…

Komplocular, pusuda.

Tuna Kiremitçi – Gönül Meselesi

Gönül Meselesi Kitap Kapağı Gönül Meselesi
Tuna Kiremitçi
Kırmızı Kedi Yayınevi
204

"Hayat işte bunlardan ibaretti. Küçük bir kızın hasreti, bir kadının uyanışı, onun annesini gömdüğü gece ölümün gözlerine bakıp orada hayatı görmesi. Bunlar dışında hiçbir sır, hiçbir kehanet yoktu. İnsanın kendini bir nehrin akışına cesaretle teslim etmesi vardı.

Genç kızlığının odasındaki karyolaya uzandı. O kadar bilinçliydi ki, usulca yaklaşan uykunun ayak seslerini bile duyabiliyordu. Ama uykuya izin vermeden telefonu aldı eline, Ertuğrul'a yollanacak mesajı yazdı: "Şehirden ayrılma, konuşmamız gerekiyor."

Bir yıkımın, bir kaybın ardından Eskişehir'deki baba evine sığınmıştır Arda. Eşi Ali'yi İstanbul'da bırakmış, onunla, hatta hayatla bağını koparmıştır. Bir yıl sonra İstanbul'a, yanında kendisine emanet edilen bir çocukla dönmeye karar verdiğinde nelerle karşılaşacağından habersizdir. Ali farklı bir boyuta geçmiş, hayatında yeni bir sayfa açmıştır. Arda'yı şaşırtan, bu değişimden çok, Ali'nin hayatına giren 'öteki'nin kimliği olur. Arda mu?cadele mi edecek yoksa kendi yalnızlığını geçmişten çıkıp gelen bir başka erkekte dindirmeyi mi seçecektir?

Tuna Kiremitçi – Git Kendini Çok Sevdirmeden

Git Kendini Çok Sevdirmeden Kitap Kapağı Git Kendini Çok Sevdirmeden
Tuna Kiremitçi
Kırmızı Kedi Yayınevi
200

Ağabeyiyle birlikte Eskişehir'den İstanbul'a gelen Arda, hayatında hep yer edecek bir erkekle karşılaşır ve ağabeyinin bu arkadaşına on yedi yaşının saflığıyla âşık olur. Ancak bir su?re sonra Arda ile Ertuğrul farklı du?nyalarda yol alırlar. Kırk yaşında, yeniden Eskişehir'e, annesinin evine döner Arda, tek oğlunu trafik kazasında kaybetmiştir, hayatın yoluna çıkardığı bu?yu?k acıyla baş etmeye ve hayata tutunmaya çalışırken, tam yirmi u?ç yıl sonra Ertuğrul ile yolları yeniden kesişir. Ertuğrul da hayatın karanlık yu?zu?nu? tanıyanlardandır. İki farklı zaman diliminde hem Arda ile Ertuğrul'un hikâyesine hem de annesiz kalan bir çocukla çocuksuz kalan bir annenin buluşmasına odaklanan Git Kendini Çok Sevdirmeden, Tuna Kiremitçi'yi u?ne kavuşturan ilk romanı. On bir yıl önce yayımlandığında yu?z bini aşkın okura ulaşmış ve bir ku?lt roman olmuştu.

"Tuna Kiremitçi sağlam bir dramatik yapı kurmuş ve farklı iki zamanı çok iyi kurgulamış. Arda'nın bakış açısından aktarılan hikâyede okuyucuyu sarıp sarmalayan hu?zu?nlu? bir atmosfer var."
Ömer Tu?rkeş, 2003

"Git Kendini Çok Sevdirmeden'in benim için en ilgi çekici yanı, bir gençlik romanı oluşu… Tuna Kiremitçi'nin romanı, bir gençlik romanı olarak sanırım başka romanların da yolunu açacaktır."
Semih Gu?mu?ş, 2003

"Bana öyle geliyor ki, Git Kendini Çok Sevdirmeden ile Gönu?l Meselesi iç içe okunmalı. Geçen on yılın döku?mu?nu? daha 'iç'ten kavrayabilmek için."
Selim İleri, 2012

"Tuna Kiremitçi 'Git Kendini Çok Sevdirmeden' demeyi bilen ve hepimize öğreten erkektir."
Ertuğrul Özkök, 2013

Oscar Wilde – Lord Arthur Savile’in Suçu

Lord Arthur Savile'in Suçu Kitap Kapağı Lord Arthur Savile'in Suçu
Oscar Wilde
Kırmızı Kedi Yayınevi
132

Alfonso Reyes'in İspanyolcaya çevirdiği Ciddi Olmanın Önemi Üzerine adlı eseri gibi 'Lord Arthur Savile'in Suçu' da İyi ve Kötü'nün ötesinde bir yapıt. Bir cinayetin öyküsünü anlatır; ama cinayet, uçarılığından dolayı Binbir Gece Masalları'nda kasten yaratılan fantastik ortamdan daha az gerçek olmayan bir dünyada işlenir. Bu benzerliği vurgulamak için Stevenson ve Chesterton'ınkilerle kıyaslanabilecek düşsel bir Londra'da geçen öyküye, İslam dinine özgü kader anlayışının hâkim olduğunu eklemek gerek. Dünyevi komedyalarında olduğu gibi bu öyküde de Wilde karşımıza aptal kahramanlar çıkarır, ancak bu kahramanların aptallığı iğneleyicidir, çünkü bunlar aslında yazarın gülümseyen maskeleridir.

Hüzünlü bir yazgısı ve neşeli bir ruhu olan bu büyük İrlandalı bizim çağdaşımız ve gelecek kuşakların da çağdaşı olacak. Derin ve yenilmez mutluluğu, onu belleklerimizde Danimarka prensi gibi trajik bir züppe olarak yaşamaktan kurtarıyor."
-Jorge Luis Borges-