Jacques Attali – Yahudiler, Dünya ve Para – Yahudi Halkının Ekonomik Tarihi

Yahudiler, Dünya ve Para - Yahudi Halkının Ekonomik Tarihi Kitap Kapağı Yahudiler, Dünya ve Para - Yahudi Halkının Ekonomik Tarihi
Jacques Attali
Kırmızı Kedi Yayınevi
508

Yahudilerin dünyayla ve parayla ilişkisinin tarihi, tartışmalara ve büyük acılara zemin oluşturmuş bir alan. Kimileri için uygarlığın, kimileri içinse dünyadaki kötülüklerin kaynağı. İbrahim Peygamber'den beri dünyanın her tarafında kendi yaşayışlarını başkalarının düzenlerine uydurarak var olan bu insanlar tarih boyunca büyük zorluklarla karşılaştılar. Aydınlanma Çağı ve Sanayi Devrimi'yle talihleri değişecekken modern dünyanın en sistemli katliamlarına ve soykırıma maruz kaldılar.Jacques Attali, Yahudiler, Dünya ve Para'da Yahudiye ve Samarya'daki krallıklarının dağılmasından binlerce yıl sonra bile hala günah keçisi ilan edilen Yahudileri ve onların kültürlerinin ekonomiye bakışını inceliyor.

Jonathan Schneer – Balfour Deklarasyonu

Balfour Deklarasyonu: Arap - İsrail Çatışmasının Kökenleri Kitap Kapağı Balfour Deklarasyonu: Arap - İsrail Çatışmasının Kökenleri
Jonathan Schneer
Kırmızı Kedi Yayınevi
440

2 Kasım 1917 tarihinde İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour'un Baron Walter Rothschild'e gönderdiği ünlü mektupta şu ifadelere yer veriliyordu: "Majestelerinin Hükümeti Yahudi halkı için Filistin'de ulusal bir vatan oluşturulmasını olumlu görmekte olup, bu amacın gerçekleşmesi için elindeki tüm imkânları kullanacaktır..." Tarihe Balfour Deklarasyonu olarak geçen bu metin, hazırlayanlarının bile öngöremediği bir dizi olayı tetikledi, yeni bir Ortadoğu'ya ve bitmek bilmeyen sorunlara giden yolu açtı.

Birinci Dünya Savaşı'nın en karanlık günlerinde hazırlanan Balfour Deklarasyonu'nun gerisinde İngiliz emperyalizminin bölgedeki çıkarları, Avrupa başkentleri arasında mekik dokuyan diplomatlar, ajanlar, askerler, Araplar ile Siyonistler arasındaki çekişmeler ve pazarlıklar yatmaktadır. Ünlü tarihçi Jonathan Schneer, tartışma yaratan eseri Balfour Deklarasyonu'nda, bu karanlık günlerin bilinmeyen öyküsünü anlatıyor.

Claus Priesner – Simyadan Kimyaya

Simyadan Kimyaya Kitap Kapağı Simyadan Kimyaya
Claus Priesner
Kırmızı Kedi Yayınevi
140

Felsefe taşı simya geleneğinde aydınlanmayı ve bilgiyi temsil eder. Felsefe taşını bulmak içinse dünyanın derinliklerine doğru zorlu bir yolculuğu göze almak gerekmektedir. Kimya tarihi profesörü Claus Priesner de Simyadan Kimyaya isimli kitabıyla okuyucuyu böyle bir yolculuğa çıkarıyor. Kültür ve düşünce tarihine yapılan bu yolculuk esnasında Priesner simyanın doğal bilimlere, tıbba ve felsefeye yaptığı etkileri inceliyor. Bir yanlış teorinin modern bir bilim dalının yolunu nasıl açtığını gösteriyor. Eski Mısır'dan Aydınlanma'ya, Yeni Platonculuktan Gülhaçlara, Isaac Newton'dan Carl Gustav Jung'a heyecan verici bir yolculuğa hazır olun.

Barış Pehlivan & Barış Terkoğlu – Sızıntı: Wikileaks’te Ünlü Türkler

Sızıntı: Wikileaks'te Ünlü Türkler Kitap Kapağı Sızıntı: Wikileaks'te Ünlü Türkler
Barış Pehlivan & Barış Terkoğlu
Kırmızı Kedi Yayınevi
360

Yakın tarihimizin gizlenen gerçekleriyle yüzleşmeye hazır mısınız?

• Türk polisi FBI’dan Fethullah Gülen için ne istedi?

• ABD Gülen cemaati hakkında ne düşünüyor?

• Türk polisi FBI’a verdiği Ergenekon brifinginde neler anlattı?

• ABD’li diplomatlara Yaşar Büyükanıt’la ilgili hangi fotoğraflar gösterildi?

• İsviçre’deki gizli hesaplar meselesi hakkında neler konuşuldu?

• PKK’ya af ABD tarafından nasıl planlandı?

• Erdoğan-Gül çekişmesi kriptolara nasıl yansıdı?

• Bülent Arınç TSK’yı ABD Büyükelçisi’ne nasıl ve neden şikâyet etti?

• ABD AKP’li bakanları nasıl fişledi?

• ABD’nin nükleer silahları Türkiye’de mi?

• Hangi Ergenekon gözaltıları Amerikalılara önceden haber verildi?

Bu soruların ve daha fazlasının yanıtı Wikileaks belgeleri ışığında ortaya çıkıyor.

Doğan Avcıoğlu – Türkiye’nin Düzeni

Türkiye'nin Düzeni: Dün, Bugün, Yarın Kitap Kapağı Türkiye'nin Düzeni: Dün, Bugün, Yarın
Doğan Avcıoğlu
Kırmızı Kedi Yayınevi
800

Doğan Avcıoğlu, Türkiye'nin Düzeni'nde "Türkiye neden kalkınamadı ve nasıl kalkınır... Bu düzen nedir ve nasıl değişir?" sorularına yanıtlar veriyor. Dört ana başlık altında, üzerinde yaşadığımız toprakların ekonomi-politiğini ortaya koyan bu dev eserin ilk basımı 1968 yılında yapılmıştı. Yunus Nadi Ödülü'ne değer görülen Türkiye'nin Düzeni, benzersiz ve henüz aşılmamış bir çalışma. Uğur Mumcu'nun deyimiyle, yaşamı boyunca "Tek kişilik üniversite" gibi çalışan bir bilim insanı var karşımızda. Elinizdeki kitap, bunun kanıtı. Avcıoğlu, Osmanlı'nın tahlilini yaptıktan sonra ekonomik ve sosyal elverişliliğe karşın kapitalizmin Anadolu'da neden gelişemediğini ayrıntılarıyla inceliyor. Emperyalizmin boyunduruğuna giren bir ülkedeki reform ve devrim girişimlerini, Kurtuluş Savaşı'nı, devletçilik uygulamalarını, işbirlikçi kapitalizm ve irticayı, 450 yıllık serüvenin içinde anlatıyor.

"Kemalizmin 'Bağımsızlık' ve 'Çağdaş Uygarlık' diye özetleyebileceğimiz iki büyük ülküsünü gerçekleştirme yolunda en büyük engeli bugünkü düzen teşkil etmektedir. Türkiyemizin 20-25 yıl içinde kalkınıp çağdaş uygarlığa ulaşmasının temel şartı, yürürlükteki düzenin değiştirilmesidir."
-Doğan Avcıoğlu-

Pierre Vidal-Naquet – Kayıp Kıta Atlantis

Kayıp Kıta Atlantis Kitap Kapağı Kayıp Kıta Atlantis
Pierre Vidal-Naquet
Kırmızı Kedi Yayınevi
165

Yaklaşık 2500 senedir insanlar Atlantis'in peşinde. Platon'dan beri sayısız insan bu "Kayıp Kıta"yı bulmak üzere olduğunu söylüyor. Onu Kuzey Denizi'nde arayanlar da var Atlantik Okyanusu'nda da. Ama sonuç hiç değişmiyor ve Atlantis bilinmezliğini koruyor. Yine de bu kayıp kıta, Antik Çağ'a ait hiçbir efsanenin ulaşamadığı bir popülerliğe sahip. Ünlü tarihçi Pierre Vidal-Naquet elinizdeki kitapta Atlantis üzerindeki esrar perdesini aralıyor. Platon'dan günümüze kadar Atlantis efsanesinin izini kovalayan Vidal-Naquet bu kapsamlı çalışmasında antik çağlardan Hıristiyanlığın doğuşuna, Aydınlanma'dan ezoterik akımlara, Jules Verne'den George Perec'e kadar Atlantis'in ilginç ve eğlenceli öyküsünü inceliyor. Fransızların, İskandinavyalıların, İtalyanların ve en sonunda da Nazilerin Atlantis'i nerelerde ve hangi gerekçelerle aradıklarını anlatıyor. Okuyucuyu filozoflardan, iyi niyetli ama saf araştırmacılardan ve şarlatanlardan oluşan büyük bir galeride dolaştırıyor.

Haluk Hepkon – Jön Türkler ve Komplo Teorileri

Jön Türkler ve Komplo Teorileri Kitap Kapağı Jön Türkler ve Komplo Teorileri
Haluk Hepkon
Kırmızı Kedi Yayınevi
224

90'lı yıllarla birlikte komplo teorilerinin ülkemizdeki ağırlığı giderek arttı. Herkes komplo teorilerinden bahsetmeye başladı. Kimi şikâyet etti; kimiyse dünyayı açıklamak için onlara başvurdu. Hakkında bu kadar konuşulan kavramın kendisiyse çok az tartışıldı. Komplo teorilerinin neden ve nasıl ortaya çıktığı, hangi yollarla yayıldığı soruları ortada kaldı.

Jön Türkler ve Komplo Teorileri işte bu sorulara yanıtlar arıyor. Ama bu arama işini alışılmadık bir yöntemle yapıyor. Söz konusu iddiaları tarihsel bir çerçevede ele alırken, bunların Avrupa'da ve Ortadoğu'da ortaya çıkış ve yayılma süreçlerini karşılaştırmalı bir biçimde inceliyor. Farklılıklarını ve benzerliklerini değerlendiriyor. İkinci Meşrutiyet sonrasında ortaya atılan Sabetayizm ve mason komplosu iddialarının günümüz siyaset hayatını nasıl etkilediğini anlamamızı sağlıyor.

Komplo teorilerinin ülkemizde ortaya çıkışında ve yayılışında İngiltere'nin rolü nedir?

Jön Türk Devrimi bir "Yahudi-mason komplosu" muydu?
Türk milliyetçiliğinin "Yahudi icadı" olduğu iddiası nasıl ve ne zaman ortaya atıldı?
31 Mart Ayaklanması'nı Sabetayistler mi bastırdı?
Jön Türklerin ve Troçki'nin ortak düşmanı kimdi?
"Ermeni Soykırımı'nı Yahudiler yaptı" iddiaları nereden çıktı?
Komplo teorilerinin İsrail'in kuruluşundaki rolü nedir?

David Southwell – Organize Suç Tarihi

Organize Suç Tarihi Kitap Kapağı Organize Suç Tarihi
David Southwell
Kırmızı Kedi Yayınevi
320

Eskiden Yakuza, Triad, Cosa Nostra, Camorra, Organizatsiya gibi isimlere sadece filmlerde ve romanlarda rastlanırdı. Oysa bu organize suç örgütleri artık hayatımızın birer parçası haline geldi. Bazı uluslararası suç örgütlerinin gücünün devletlerle yarıştığı biliniyor. Üstelik dünyanın bütün ülkelerine yayılmış olan suç örgütleri hızlı bir biçimde küreselleşiyor. Çin mafyası Triad ile Napoli kökenli Camorra ortak operasyonlara imza atıyor. Türk mafyası Avrupa’da uyuşturucu pazarlamak için Arnavut mafyasıyla birlikte Kolombiyalı uyuşturucu kartelleriyle işbirliği yapıyor. Günümüzde yeraltı ekonomisinin günümüzde yaklaşık 1 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.

Serhat Poyraz – Şehristan Rivayetleri

Şehristan Rivayetleri Kitap Kapağı Şehristan Rivayetleri
Serhat Poyraz
Kırmızı Kedi Yayınevi
168

"Derler ki, ölümün bakışlarına müsadif olan ve hâlâ hayatlarını sürdürebilecek kadar talihli âdemoğulları, dünyevi olmayan o soğuk bakışların sahibi varlığın, fani ya da ruhani gözlerinde çoğu zaman merhametten iz bulunmadığına şahit olmuşlardır. Merhamet, ancak ihsan sahiplerine bahşedilmiş bir lütuftur. Bu haşiyede kendimle cebelleştiğim asıl sual şudur; her kim ki bir canı yaratıcısına döndürecek kadar gaddarlaşmıştır ve cezaya tabi olmamıştır, işte o âdemoğlunun, hayatın bir sonraki menzilinde dinmeyen bir azap ile cezalandırılacağını kim bilebilir?"

Şaşaalı geçmişi, heybetli yapıları, masalsı güzelliğinin yanında gizli loncaları, düzenbazları, sokaklarda kol gezen ölümü ve zulmü barındıran bir diyar Şehristan. Bizans döneminden beri nice imparatorlar, nice padişahlar görüp geçirmiş, adaletin kılıcı olmaya ant içmiş gizli bir cellâtlar loncasına kabul edilmesiyle hayatı değişen Yavuz Ali'nin, Pencüyek'in, Kara Agop'un, Ali Cengiz'in ve nicelerinin şehri.

Serhat Poyraz bu ilk romanıyla edebiyattaki örneklerinin açtığı yoldan ilerliyor. Okuru usta bir anlatıcının kelimeleriyle çevrelerken, ölümün soğuk teması karşısında insan ruhunda açılan uçurumlara dokunuyor; okuru gerçekle kurmacanın birbirine karıştığı sınırlarda gezdiriyor. Sırlarla bezeli ortak geçmişlerinin ışığında, birbirlerinin kaderini ellerinde tutan bir ustayla çırağın giriştiği kanlı mücadele yeni hesaplaşmaların kapısını aralıyor.

Tarihin karanlık sayfalarına tuhaf ve bir o kadar ilginç bir pencere açan Şehristan Rivayetleri okurunu Kostantiniye'nin tekinsiz sokaklarında, metnin sesinin peşinden koşmaya çağırıyor.

Doğan Avcıoğlu – Osmanlı’nın Düzeni

Osmanlı'nın Düzeni Kitap Kapağı Osmanlı'nın Düzeni
Doğan Avcıoğlu
Kırmızı Kedi Yayınevi
288

Türkler'in Tarihi 6. Kitap

Avcıoğlu'nun elyazmasıyla bıraktığı 13 defter ve 100 sayfadan fazla kâğıtta bulunan araştırma notlarının, ölümünden sonra incelenip düzenlenerek hazırlanmasından oluşmuş bir çalışmadır. Yani, Batıda kullanılan isimle "postmortem" bir kitaptır.

Kuruluşundan çöküşüne Osmanlı hakkında ele alınanlardan bazıları:
Tımar sistemi Osmanlı'ya kimden miras kaldı, Bizans'tan mı?
Hıristiyan Sipahiler kimdir, Müslüman Sipahilerden ne farkı vardır?
Reaya (köylü) toprak sahibi olabilir mi, vergi memurları kimlerin mülküne giremez?
Osmanlı'nın üretim biçimi Asya Tipi Üretim Tarzı kalıbına uyar mı?
Osmanlı'nın Kayı boyundan geldiği bir fantezi midir?
Orhan Bey'in divanındaki resmi dil nedir?
Yeniçeri ocağı neden ve ne zaman kuruldu?
Osmanlı, ateşli silahları ilk kez ne zaman kullandı?
İstanbul'un Fethi'nden sonra kimler hangi semtlere yerleştirildi?
Cem Sultan ile Bayazıt arasındaki çatışmanın nedeni neydi?
Yavuz Sultan Selim Şii katliamı için kamuoyunu nasıl hazırladı?
Ebussuud Efendi kahvenin yasaklanması için nasıl fetva verdi?
Rüşveti devlet siyaseti haline getiren sadrazam kimdi?
Şer'i hukuk devlete ne zaman egemen oldu?
Türkiye bağımsızlığını ne zaman yitirdi?

Şükrü Erbaş – Bağbozumu Şarkıları

Bağbozumu Şarkıları Kitap Kapağı Bağbozumu Şarkıları
Şükrü Erbaş
Kırmızı Kedi Yayınevi
68

Bağbozumu Şarkıları

Tanrılar arasında insan yalnızlığı mı
İnsanlar arasında insan yalnızlığı mı?
Korkusu küçük düşürüyor hayatımızı.
Ne diyordu ince şeylerin annesi
“Ötekini oku, derinde dipte duranı.”

Kilisenin bahçesinde mumdan bir harita
Bütün göç yollarının iki ucuna tutunmuş
“Geride kalmanın cezasıyım –diyor-
Biliyor musun, hoyratlık değil de
İncelik yakıyor canımı...”

Bu kalabalıkta bu tenhalık--
Sevgilim, bütün sözlerimi
Mazlumların rüyasından seçtim ben.
Budur, düşünmeden bildiğim
Budur, ayaklarına serdiğim has bahçe...

Erol Manisalı – Eksen Kayması

Eksen Kayması Kitap Kapağı Eksen Kayması
Erol Manisalı
Kırmızı Kedi Yayınevi
152

Türkiye neden "eksen kayması" tartışmasına sahne oldu?
Peki, AKP'nin mi yoksa Türkiye'nin ekseni kayıyor?
Yoksa dünyanın mı ekseni kayıyor?
Sorun, Batı'nın Türkiye çelişkisi mi?
ABD, Rusya ve Çin faktörleri süreci nasıl etkileyecek?
Ankara'nın İsrail politikası ne anlama geliyor?
Türkiye'nin Ortadoğu'daki açılımları nasıl okunmalı?
Araplar için Türkiye örnek olabilir mi?
Hükümetin Ortadoğu Açılımı, AB süreciyle çelişiyor mu?
ABD'nin dünyada en başarılı olduğu ülke, yoksa Türkiye mi?
Elinizde tuttuğunuz kitap, işte Türkiye'nin gidişatını etkileyen bu can alıcı soruların yanıtlarını içeriyor. Prof. Dr. Erol Manisalı, yarım yüzyıla varan uluslararası ilişkiler birikimine dayanarak incelediği bu soruları, devletlerarası ilişkilerin bütün boyutlarıyla; iktisadi, siyasi, askeri ve kültürel yönleri kapsayacak şekilde değerlendiriyor.
Kitap aynı zamanda, Türkiye-ABD ilişkileri, Türkiye-AB ilişkileri, Türkiye-İsrail ilişkileri, Türkiye-Ortadoğu ilişkileri ve Türkiye-Avrasya ilişkileri şeklindeki en temel beş ilişkiyi tüm ayrıntılarıyla masaya yatırıyor. Tezleriyle Türk dış politikasını derinden etkileyen en önemli isimlerden biri olan Prof. Dr. Manisalı, bu kitaptaki tezleriyle, yeni döneme yine damga vuracak!

Erol Manisalı – Denktaş’ın Öbür Yüzü

Denktaş'ın Öbür Yüzü: Rauf Denktaş'la Siyaset Dışı Anılar Kitap Kapağı Denktaş'ın Öbür Yüzü: Rauf Denktaş'la Siyaset Dışı Anılar
Erol Manisalı
Kırmızı Kedi Yayınevi
88

Bu kitap 1975 yılında başlayan samimi bir dostluğun hikâyesini anlatıyor. Değerli bilimadamı Erol Manisalı Kıbrıs'taki mücadelesiyle yakın tarihimizin en önemli isimlerinden birisi olan Rauf Denktaş'la ilgili siyaset dışı anılarını aktarıyor. Manisalı'nın Denktaş ile tanışıklığı çok eskiye dayanıyor. Uzun ve çileli bir yol arkadaşlığı bu. Manisalı, Rauf Denktaş'ı uluslararası arenada KKTC'nin haklı tezlerini canla başla savunduğu yıllarda da, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde kenara itilmeye çalışıldığı dönemde de yakından izliyor. Bu yakınlığı sayesinde bilinenden çok farklı bir Rauf Denktaş resmi çiziyor. Yaşamını KKTC uğruna mücadeleye adamış, siyaset denizinin dalgalarıyla sertleşmiş bir liderin mütevazı, muzip ve derin iç dünyasına dair benzersiz izlenimlerini ve anılarını okuyucuyla paylaşıyor.

İnci Aral – Safran Sarı

Safran Sarı Kitap Kapağı Safran Sarı
İnci Aral
Kırmızı Kedi Yayınevi
336

Her şeyin anlam, boyut ve nitelik değiştirdiği bir dünyada insanın hep aynı kalması olanaksızdı. Kendisi de değişmişti bu yüzden. Bütün eski kaygılarını ve aptallıklarını bırakıp bilincini, yanılsamalar toplamından ibaret bir karşı saldırı hamlesine dönüştürmeliydi artık.

İnci Aral’dan, Türkiye’nin bu zamanlarına dair, kolay unutulmayacak bir roman:

Genç yaşta yükselmiş bir yatırım uzmanı; eski eser kaçakçısı bir kadın; üniversite mezunu bir telekız.

İnci Aral, “Geleceksizlik” üzerine kurduğu romanında bu üç kişinin kesişen yollarını anlatıyor. 2000’li yılların başlarında, yaşanmakta olan toplumsal, ekonomik ve kültürel çalkantılardan etkilenen bu insanlar, savruluşlarını ve belirsizleşmiş geleceği sorguluyorlar. Bir yanda bol para, her türlü zevk, renkli hayatlar, öte yanda kirlenen, çürüyen değerler, tatminsizlik, sömürü düzeni ve yozlaşan cinsellik. Safran Sarı; para, güç ve başarı peşinde koşarken kimliklerinden, aşktan ve umutlarından uzaklaşan, sayıları gitgide artan otuzlu yaşlarında bir kesimin önce sevgiyi, sonra geleceği olan inancını, en sonunda ruhunu kaybedişinin serüveni...

İnci Aral – Yazma Büyüsü

Yazma Büyüsü Kitap Kapağı Yazma Büyüsü
İnci Aral
Kırmızı Kedi Yayınevi
168

"Sevgili Okur,

Senin herkese açık bir mektubun alıcısı olabileceğinden kuşku duyuyorum. Çünkü aramızda her zaman çok daha özel bir ilişki oldu. Yakınlığımız basılı kâğıtlardan ibaret değil. Ben gözlerinin gezindiği sayfalarda yaşayan biriyim ve sana sözcükler aracılığıyla sesleniyorum. Bu yüzden sevgine olduğu kadar yargılamana da açığım.

Kim olduğunu hem biliyorum hem de bilmiyorum. Hem bilmek hem de bilmemek istiyorum. Sesimin sana nasıl, ne kadar uzanabildiğini elbette merak ediyorum. Çünkü ben seni sarsmak, eğlendirmek, unutmuş olduklarını hatırlatmak ve aşındırdığın soruları yeniden canlandırmak için yazıyorum.

Ben yalnızca yaşama ayak uydurma güçsüzlüğüm taşıyamayacağım kadar ağırlaştığında kaleme sarılıyorum. O zaman gerçeği kurmacanın ve yanılsamanın araçlarıyla kendimce yeniden tanımlamaya uğraşıyorum. Bunu yapmaya çalışırken kapıldığım umutsuzluğu sana anlatamam. Yazma tutkumun vazgeçilmezliği belki de bunu yenmeye yöneliktir, özü budur."