Alfredo Saad-Filho – Marx’ın Değeri

Marx'ın Değeri: Çağdaş Kapitalizm için Ekonomi Politik Kitap Kapağı Marx'ın Değeri: Çağdaş Kapitalizm için Ekonomi Politik
Alfredo Saad-Filho
Yordam Kitap
232

"Kapitalizmin belalısı" Karl Marx'ın temel yapıtları ve özellikle de Kapital'i, çağdaş kapitalizmi anlamaya ve açıklamaya yeterli mi?

Neoklasik iktisatçılar ve ister "neo" olsun, ister "post", liberaller bir kenara ayrıldığında; Marksizmin komşuluğunda yer alan yeni Hegelciler, Sraffacılar, postkeynesçiler, yeni Ricardo'cular, Yeni Yorumcular vb. geliştirdikleri eleştirilerle, onun kapitalizmi açıklama gücüne yeni bir şeyler katabildiler mi?

Yoksa, Marksizmin asıl kaynaklarını ve yöntemini, Kapital'in temel kavram ve yaklaşımlarını öne çıkararak; çağdaş kapitalizmin görüngülerini, emeğin, değerin ve paranın bugünkü hallerini açıklamak mümkün mü?

Filho'nun kitabı, bu tür sorulara yanıt arıyor. Marksizme ekonomi politik alanında gelen tüm kayda değer eleştirileri karşılıyor. Çağdaş kapitalizmi anlamaya dönük yeni ufuklar açıyor. Yazar, Kapital'in temel kavramlarını çağdaş kapitalizme yansıtırken, "Marx'ın Değeri"ni de ortaya koyuyor.

Günümüz kapitalizmini anlamak, Marksizmin açıklama gücünü yeniden kavramak için...

Alfredo Saad-Filho – Kapitalizme Reddiye

Kapitalizme Reddiye: Marksist Bir Giriş Kitap Kapağı Kapitalizme Reddiye: Marksist Bir Giriş
Alfredo Saad-Filho
Yordam Kitap
320

Bilimsel sosyalizmin Komünist Manifesto ile insanlığın önüne açık bir programla çıktığı 1848 yılından bugüne neler değişti dünyamızda?

Colin Leys & Leo Panitch – Küresel Parlama Noktaları

Küresel Parlama Noktaları: Emperyalizme ve Neoliberalizme Karşı Tepkiler Kitap Kapağı Küresel Parlama Noktaları: Emperyalizme ve Neoliberalizme Karşı Tepkiler
Colin Leys & Leo Panitch
Yordam Kitap
368

Başta Aijaz Ahmad ve Gilbert Achcar olmak üzere dünyanın önde gelen yazarları, İslam dünyasında, Latin Amerika'da ve kapitalist kuzeyde yaşanan çatışmaları ve mücadeleleri ele alıyor, Solun önündeki zorlukları ve olanakları sorguluyor. Ortadoğu'yu konu alan altı makale, İslami emperyalizm karşıtlığının ikili doğasını, Batının İslami hareketlerin bu kadar ön plana çıkmasında oynadığı hayati rolü ve siyasi bir öğreti olarak İslamcılığın çeşitli biçimlerini ele alıyor, Irak, Pakistan ve Türkiye örneklerinden hareketle din ile siyaset arasındaki ilişkiye dair somut bir anlayış ortaya koyuyor. Ortadoğu'da kanayan iki yara, Filistin ve Irak'ta kitapta ele alınan konular arasında.

Neoliberalizme karşı direniş, kendisini en açık şekilde Latin Amerika'nın "pembe dalga"sında ortaya koyuyor. Kitaptaki yedi makalede, Venezüella, Bolivya, Meksika ve Arjantin örneklerine vurgu yapılarak, bölge genelinde 21. yüzyıl sosyalizminin olabilirliği değerlendirilirken, Brezilya Topraksızlar Hareketi lideri João-Pedro Stédile ile yapılan röportajda ise bu ülkedeki sınıf mücadelelerine dair benzersiz bir bakış açısı sunuluyor. Doğu Avrupa, Fransa ve ABD'deki neoliberalizm ve emperyalizm karşıtı direnişler üç makalede ele alınıyor. Seçki, tanınmış üç iktisatçının neoliberalizmi çözümleyip, solun neoliberalizme karşı tepkisini eleştirel bir bakışla inceledikleri tartışma bölümü ile sona eriyor.

Cem Eroğul – Demokrat Parti Tarihi Ve İdeolojisi

Demokrat Parti Tarihi Ve İdeolojisi Kitap Kapağı Demokrat Parti Tarihi Ve İdeolojisi
Cem Eroğul
Yordam Kitap
304

Kimine göre, Demokrat Parti, Atatürk devrimlerini yok etmeyi amaç edinen ve bugün bu ereğine iyice yaklaşmış görünen, gerici bir siyasal akımın ilk büyük dalgasıdır. DP demek, karşıdevrim demektir. Kimine göre ise, Demokrat Parti, baskıcı yönetimler karşısında yüzyıllardır boyun eğmiş "kitlelerin isyanı"dır ve en büyük özelliği demokrasinin kurucusu olmasıdır.

Ancak, birbirinin tam karşıtı olan bu iki savın yine de anlaştıkları bir nokta vardır: Bugünkü düzenin oluşmasında DP'nin payını azımsamak olanaksızdır. Öyleyse, bugünü çözümlemek isteyenlerin, geçen yüzyılın ortalarına uzanıp o günlerin siyasal havasını solumaları gerekiyor.Elinizdeki kitap, işte böyle bir yolculuğa çıkmak isteyenlere yoldaş olma dileğiyle yazılmıştır.

Ellen M. Wood – Sınıftan Kaçış

Sınıftan Kaçış: Yeni 'Hakiki' Sosyalizm Kitap Kapağı Sınıftan Kaçış: Yeni 'Hakiki' Sosyalizm
Ellen M. Wood
Yordam Kitap
272

Ellen Meiksins Wood, Isaac Deutscher Ödülü'nü kazanan bu klasik çalışmasında postmarksizmin etkili eğilimlerinin Marksist bir eleştirisini yapıyor. Postmarksistlerin, politikayı sınıf karakterinden soyma girişimlerine meydan okuyan Wood, sınıf, ideoloji ve politika arasındaki karmaşık ilişkilerden kendi özenli kavramsal çerçevesini kuruyor. Sosyalizm ile demokrasi arasındaki bağlantıların keşfine çıkarken liberal demokrasi ve sosyalist demokrasi arasındaki ilişkileri yeniden yorumluyor.

Ellen Meiksins Wood, kitaba yazdığı yeni önsözde, tezlerini Sovyet sonrası dünya açısından değerlendiriyor. Postmarksizm ile son zamanların akademik eğilimi olan postmodernizm arasındaki bağlantıların izini süren Wood, kapitalizmin bu sinik savunucularının karşısına sınıf siyasetinin yeniden ve ısrarla çıkarılması gerektiğini vurguluyor.

Beverly Silver – Emeğin Gücü

Emeğin Gücü Kitap Kapağı Emeğin Gücü
Beverly Silver
Yordam Kitap
288

Kapsamlı bir araştırmanın ürünü olan bu kitap, işçi eylemlerinin son 130 yılda dünya genelinde sergilediği eğilimleri dünya kapitalizminin ekonomik ve siyasi dinamikleri ile bağlantılı olarak inceliyor. Dünyada işçi eylemleri üzerine yeni bir veritabanını temel alan kitap, işçi eylemlerinin temel mekanlarının, üretimin coğrafi mekanlarında yaşanan kaymalarla birlikte ülkeden ülkeye nasıl yer değiştirdiğini gözler önüne seriyor. Kitap ayrıca, tarihsel veriler ışığında işçi hareketlerinin günümüzde içinde bulunduğu krizin gerçekte yeni ve özgün olan yanlarını belirlemeye çalışıyor. 21. yüzyıl işçi hareketlerinin gelecekte ortaya çıkması muhtemel yeni biçimleri ile ilgili değerlendirmelerle son buluyor. Yazar bu kitabıyla Amerikan Sosyoloji Derneği Seçkin Akademik Yayın Ödülü'nü (2005) kazanmıştır.

"Dünya işçi hareketlerinin geçmişi, bugünü ve geleceğiyle ilgilenen herkes bu kitabı muhakkak okumalı lan Robinson, Critical Solidarity

"Beverly Silver'ın oldukça zengin ve çok güçlü savlarla dolu kitabı, küreselleşme literatüründe eksikliği uzun süredir hissedilen tarihsel ve sınıfsal bir analiz ortaya koyuyor. Bravo!"
Leo Panitch, York Üniversitesi

Bertell Ollman – Yabancılaşma

Yabancılaşma: Marx'ın Kapitalist Toplumdaki İnsan Anlayışı Kitap Kapağı Yabancılaşma: Marx'ın Kapitalist Toplumdaki İnsan Anlayışı
Bertell Ollman
Yordam Kitap
432

Yetkin Marksist felsefeci Bertell Ollman, Diyalektiğin Dansı, Marksizme Sıra Dışı Bir Giriş ve Diyalektik Soruşturmalar'dan sonra, Yabancılaşma adlı klasik çalışmasıyla Türkiyeli okurlarla bir kez daha buluşuyor. Yabancılaşma, Marx'ın yabancılaşma kuramı üzerine yazılmış en sistemli ve özgün çalışmalardan biridir. Ollman bu kuramı, kuramı oluşturan unsurları tek tek inceleyerek yeniden inşa eder. Bu inşa sırasında insanın; ürünü, üretici etkinliği, hemcinsleri ve türüyle arasında Marx'ın kurduğu ilişkiler yeniden yorumlanır. Bu nedenle kitap sadece kapitalist toplumda yaşayan insanlara dair farklı bir bakış açısı sunmakla kalmaz; aynı zamanda Marx'ın insan anlayışı ve bu anlayışın temel bileşenlerinin detaylı bir analizini de içerir. Dahası Ollman, Marx'ı okurken karşımıza çıkan en büyük zorluklardan biri olan dil meselesiyle de ilgilenir. Bu kapsamlı incelemeyle, hem kapitalist toplumun hem de Marksizmin öteki bileşenlerinin başka bir gözle değerlendirilebileceği yeni bir konumlanma noktasına ulaşılır. Ollman, Marx'ın diyalektik yönteminin mantıksal temellerini oluşturan İçsel İlişkiler felsefesine özel bir önem atfeder. Kitabın bir bölümünü bu felsefenin ana hatlarını açıklamaya ayırır. Ardından, siyasi yabancılaşmayı Marx'ın devlet kuramı çerçevesinde ele alarak, İçsel İlişkiler felsefesinin Marx'ın birbiriyle çeliştiği söylenen düşüncelerin birleştirilmesinde nasıl kullanılabileceğini gösterir. Bu felsefeye yöneltilen eleştirileri de kitabın sonunda yanıtlar. Bu nedenle Yabancılaşma, kapitalist toplumda insanın yabancılaşmasının ötesine geçer; İçsel İlişkiler felsefesinin güçlü bir savunusuna dönüşür.

Fikret Başkaya – Paradigmanın İflası

Paradigmanın İflası Kitap Kapağı Paradigmanın İflası
Fikret Başkaya
Yordam Kitap
368

Türkiye’de resmî ideolojiye getirilmiş en keskin ve kapsamlı eleştirilerden biri... Öncü bir çalışma... Ve 27 yılın ardından, yaptığı onca basım, açtığı onca tartışma ve gördüğü onca “hukuki muamele” ile artık bir klasik…

Fikret Başkaya’nın 1991 yılında ilk baskısını yaptıktan sonra siyaset bilimi ve yakın tarih alanında klasik bir yapıt haline gelen bu çalışması, “resmî ideoloji” cephesinde öyle bir endişe yarattı ki, Başkaya’nın yargılanması, 20 ay hapis ve para cezasına çarptırılması bir yana, gözaltı aramalarında, ev baskınlarında –demokrasinin geldiği “ileri” aşamanın da bir işareti olarak– “sakıncalı bir belge”, hatta “suç unsuru” olarak gösterilebildi! Bir anlamda “resmî ideoloji”yle hesaplaşma, bir kitabın sayfalarıyla sınırlı kalmadı, sokağa taştı!

Paradigmanın İflası, aydınların resmî ideoloji karşısındaki konumunu ve “devlet aydını”nın çelişkilerini; milli mücadelenin niteliğini, anti-emperyalist bir karakter taşıyıp taşımadığını ve kitle katılımının boyutlarını; milli mücadelenin ulusallığı sorununu ve Kürt meselesini; Sovyet Rusya ve Komintern’le milli mücadelenin ilişkilerini; tarihte bireyin rolü bağlamında Mustafa Kemal’i ve Kemalist rejimin Bonapartizmle bağlantısını; Cumhuriyet dönemi iktisat politikalarını, sermaye birikimi ile Bonapartist rejim arasındaki bağı; sınıfsız, imtiyazsız bir kitle iddiasının ardındaki gerçeği ve yeni sömürgecilik kavramını kapsamlı bir şekilde tartışan bölümlerden oluşuyor.

Son bölümde de tüm bu tartışmaların odağında yer alan “paradigma”nın iflas edip etmediğini ele alıyor.

China Mieville – Demir Konsey

Demir Konsey Kitap Kapağı Demir Konsey
China Mieville
Yordam Kitap
544

Britanya bilim kurgu ve fantastik edebiyatının genç ve başarılı ismi China Miéville'in, Perdido Sokağı İstasyonu ve Yara'nın ardından, Yeni Crobuzon üçlemesinin son kitabı olarak kurguladığı Demir Konsey; mevcut baskı rejimine karşı ayaklanan çeteler, örgütler ve direnişçilerin sahnede olduğu, mekân ve zamanın parçalandığı bir savaş ve isyan zamanına odaklanıyor. Roman, 2005 yılında Arthur C. Clarke ödülünü kazandı, Locus ödüllerinde ise En İyi Fantastik Roman seçildi.

Tesh şehrinin Yeni Crobuzon'la devam etmekte olan mücadelesinde umutsuzluk ve şiddet yaşama egemen olurken etrafta bir fısıltı dolaşmaktadır: Artık Demir Konsey zamanı. Demir Konsey; Yeni Crobuzon yurttaşlarının; Parlamento ve milislerin işçilere, sanatçılara, askerlere, büyücülere, fahişelere kök söktüren tiranlığına son vermek için umutla direnmelerinin imgesi

Fantastik edebiyat alanının en saygın ödülü olarak kabul edilen Arthur C. Clarke ödülünü üç kez kazanan tek yazar olan China Miéville, Demir Konsey'de çok katmanlı, anlatımsal ve politik sınırları zorlayan, lirik bir romanla çıkıyor okuyucuların karşısına.

Baskı ve zorbalığa karşı isyanla körüklenen ebedi tren Demir Konsey bilinmeyen bir geleceğe doğru ilerlerken, devrim hep yaklaşmakta, hep gelmek üzeredir.

China Mieville – Kraken

Kraken: Bir Canavarın Anatomisi Kitap Kapağı Kraken: Bir Canavarın Anatomisi
China Mieville
Yordam Kitap
512

Londra Doğal Tarih Müzesi'ndeki Darwin Merkezi'nde, uzman olarak çalışan Billy Harrow, merkezin en değerli, nadide türü olan Architeuthis dux'u -bilinen adıyla Dev Mürekkep Balığı'nı- tanıtma amaçlı bir müze turu yapmaktadır. Ancak Billy'nin turu, Dev Mürekkep Balığı'nın aniden, akıllara durgunluk vererek sırra kadem basmasıyla, beklenmedik biçimde yön değiştirir. Çok geçmeden bu olay, varlığı bugüne kadar görmezden gelinmiş gizemli ve etkili güçlerin ölümüne mücadelesini gün yüzüne çıkartır.

İnsanlığın varoluşundan bile eskilere dayanan, Dev Mürekkep Balığı'na tapanların tarikatı: Tanrı Kraken Kilisesi; Zavallı kurbanlarının derisine mürekkep olarak nüfuz eden acımasız bir yeraltı dünyası lideri: Dövme; Londra'nın, büyücülükle mücadele eden başarılı birimi: KTSB; Yardımcı ruhlar sendikasının, Eski Mısır'dan kopup gelmiş bir ruh olan lideri: Wati; Ölümünden sonra da var olmaya devam eden, Londra'nın en büyük büyücüsü Grisamentum; Ezelden beri var olan bir adam ve bir çocuğun bir araya gelerek oluşturduğu dehşet verici ve karizmatik, şeytani ikili: Goss ve Subby...

Fantastik edebiyat alanının en saygın ödülü olarak kabul edilen Arthur C. Clarke ödülünü üç kez kazanan tek yazar olan China Miéville, Kraken'de garip, karanlık, ürkütücü bir kent öyküsü anlatıyor. Kraken'deki Londra, suçluların, polislerin, tarikat üyelerinin, büyücülerin ve kâhinlerin, yaklaşan sonun gölgesinde mücadele ettiği, efsane ve büyülerin gizemli sularında yüzen tekinsiz bir metropol olarak karşımıza çıkıyor.

Paul N. Siegel – Dünya Dinleri ve İktidar

Dünya Dinleri ve İktidar Kitap Kapağı Dünya Dinleri ve İktidar
Paul N. Siegel
Yordam Kitap
352

Bu kitapta, Musevilik, Hristiyanlık, İslam, Budizm ve Hinduizm gibi yaygın dünya dinleri ele alınıyor, bu dinlerin doğuşu ve gelişimi etraflı olarak inceleniyor. Bir yandan, belli başlı tüm dinsel geleneklerin ortaya çıktığı tarihsel ve toplumsal koşullar, dönemin egemenlik ilişkileri çerçevesinde ele alınırken; öte yandan, dinsel düşünce ve inanç sistemleri ile modern ideolojiler -en başta da Marksizm- arasındaki özgül ilişkiler mercek altına alınıyor. Marksizmin din eleştirisi konusunda burjuva Aydınlanması ile ayrıştığı noktalar; Sovyetler Birliği'nden Küba'ya ve Çin'e, reel sosyalizm deneyiminin dinsel ideoloji ve kurumlarla ilişkisi ve daha pek çok konu, karşılaştırmalı ve eleştirel bir gözle ele alınıyor.

Dünya Dinleri ve İktidar, hem dünya dinlerinin tarihi, hem de dinin günümüz toplumundaki yeri hakkında ezilenlerin bakış açısından yazılmış bir kitap arayanlar için eşsiz bir kaynak.

Ted Grant & Alan Woods – Aklın İsyanı

Aklın İsyanı: Marksist Felsefe ve Modern Bilim Kitap Kapağı Aklın İsyanı: Marksist Felsefe ve Modern Bilim
Ted Grant & Alan Woods
Yordam Kitap
480

Aklın İsyanı, 20. yüzyılda bilim alanında yaşanan önemli gelişmeleri ve bilimsel keşifleri ele alarak diyalektik materyalizm teorisini bir ileri aşamaya taşıyan önemli bir yapıt olarak kabul edilir. Yaşam nasıl ortaya çıktı, matematik gerçeği yansıtır mı, akıl bir makine mi, dinozorlar neden yok oldu?.. Bunlar geçtiğimiz yüzyılın olduğu kadar şimdinin de/bu yüzyılın da “büyük” soruları… Yazarlar, Marx ve Engels’in doğaya, topluma ve bilime hükmeden kanunların birliğini savunan diyalektik materyalizmini modern bilimin ışığında ele alıyor.

Kitabın tek teorik katkısı bu değil. Woods ve Grant, bir taraftan Marksist felsefe ile bilimin yeni teorileri arasındaki ilişkiyi ortaya koyup diyalektik materyalizmi doğa bilimleri üzerinden anlatırken, diğer taraftan modern bilimin nerelerde “raydan çıktığını” gösteren bir çerçeve de sunuyor okura. “Kesinsizlik ve İdealizm” tartışmalarından “Bencil Gen”e, “Büyük Patlama”dan “Marksizm ve Darvincilik” ilişkisine, “Kuantum mekaniği”nden “Jeolojinin diyalektiği”ne kadar birçok konuyu, bilim dünyasındaki güncel gelişmeler ve Marksist yöntem bağlamında yeniden değerlendiriyorlar.

Aklın İsyanı, sadece, kapitalizmin krizini bilim üzerinden okuyan bir kitap değil; aynı zamanda bilimin krizine de ışık tutan ve bilim tarihi yazınında önemli yeri olan bir kitap.

“Doğada, son tahlilde, diyalektik hüküm sürer.”

Engels

Taner Timur – Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi

Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi Kitap Kapağı Felsefe, Toplum Bilimleri ve Tarihçi
Taner Timur
Yordam Kitap
494

On yıllara yayılan tarih ve felsefe okumalarına dayanan ve üç yıllık yoğun çalışmanın ürünü olan bu kitap, Taner Timur çalışmalarının yeni bir doruğunu oluşturuyor. Çalışma, tarih-yazıcılığı ile felsefe ve toplum bilimlerinin, tarih boyunca yer yer birbirleriyle buluşan, fakat çoğu zaman da birbirinden kopuk ve bağımsız bir gelişme çizgisi izleyen öykülerini anlatıyor.

Felsefe ve bilimin beşiği olan Eski Yunan, tarihçiliğin de beşiği olmuştu; fakat Aristo, genelle değil, özelle uğraşan tarih-yazıcılığını bilim saymıyordu. Bu görüş, din adamları ve ilahiyatçıların kontrolü altında tüm Ortaçağ boyunca da geçerli oldu.

Rönesans'ın, kutsal tarih anlayışında açtığı gedikler, 17. yüzyıl rasyonalist filozoflarının darbeleri ile genişledi ve izleyen yüzyıla da Kant'ın "Aydınlanma" dediği "aklın zaferi" damgasını vurdu. Böylece, modernizm, Weber'in "büyülerin bozulması" olarak adlandırdığı süreç sonucunda doğdu.

19. yüzyıl, Hegel'in "yöntem"inde Aydınlanma'yı diyalektik bir devinime dönüştürdü; fakat yine Hegel'in "sistem"inde tarih, "Mutlak Espri" şeklinde sona eriyordu. Marx ve Engels, Hegel'in diyalektik yöntemini benimsediler ve kapitalizmin sağladığı bütünlüğü toplum bilimlerindeki gelişmelere dayanarak tarihî maddecilik adını verdikleri kuramsal çerçevede açıkladılar. Böylece metafizik sentezin yerini sosyoekonomik analize dayanan bilimsel eleştiri alıyor ve kapitalist küreselleşmenin gizlemeye çalıştığı uzlaşmaz çelişki ortaya konulmuş oluyordu.

Krizler, devrimci atılımlar ve karşı-devrimler içinde geçen 19. yüzyılı, iki kanlı dünya savaşına sahne olan 20. yüzyıl izledi. Kapitalizm dünyayı bütünleştirir, eşitsizlikler içinde "küresel bir köy" haline getirirken kapitalist işbölümü de bilimde iş bölümünü artırıyor, "uzmanlaşma"yı geliştiriyordu. Böylece gitgide daha çok "uzmanlaşan" bilim dalları sadece "bütün"ü değil, birbirlerini de anlayamaz hale geldiler. Mikro-tarih, mikro-iktisat, mikro-sosyoloji vb, tüm bilimler yerleşik çıkarlarla uzlaşıyor ve "bilimsel tarafsızlık" kisvesi altında küresel kapitalizmi bir kader gibi sunma yarışına giriyordu.

Günümüzde bilim ve tarih-yazıcılığı küreselleşme ile gettolaşma arasındaki çelişkileri ve gerginlikleri yaşıyor. Bu kitapta Aristo'dan Heidegger ve çağdaş tarihçilere kadar bu gelişmenin öyküsü anlatılıyor.

Taner Timur – Marksizm, İnsan ve Toplum

Marksizm, İnsan ve Toplum Kitap Kapağı Marksizm, İnsan ve Toplum
Taner Timur
Yordam Kitap
256

Kişiliğimizi hangi öğeler belirliyor? İçinde bulunduğumuz toplumsal yapılar mı? Bireysel öznelliklerimiz mi? Yoksa her iki unsurun ortak etkisi mi? Kapitalizm nasıl bir insan tipine dayanıyor? Ve bu insan tipini yaratmak için bilim ve felsefeyi nasıl seferber ediyor? Psikoloji, antropoloji, psikanaliz ve nörobiyolojinin bu sürece katkıları nelerdir? Bu sorular son elli yılın felsefe ve insan bilimleri tartışmalarının en çekici başlıklarını oluşturuyor.

Bu sorulara belki de en ilginç yanıtlar insan faktörünü kapitalizm bağlamında eleştiren Marksist düşünürlerden geldi. Ve bu kitap da insan ve toplum sorunsalına çok önemli katkılarda bulunan bazı düşünürleri tanıtıyor, onların ileri sürdükleri tezleri tartışıyor. E. Balibar ve Marksist felsefe, L. Althusser ve psikanaliz, L. Sève'in Marx'a dayandırdığı kişilik kuramı ve P. Bourdieu'nün insanla toplumu, "habitus"le toplumsal "alan"ı birleştirme çabaları düşünürlerin temel eserlerine dayanılarak irdeleniyor. Ayrıca, Batı'da büyük tartışmalar yaratmış eserler ışığında, son dönemin yükselen disiplini nörobiyolojinin insan sorununa tek başına yanıt verip veremeyeceği sorgulanıyor.

İnsanın "öz"ü var mı, yok mu? Varsa bu "öz" nedir? İnsan toplumun bir yan ürünü mü? Yoksa önemli bir parçası mı? Ya da insan nöron bağlantıları dışında bir gerçeği olmayan bir sinir yumağı mı? Gerçekten insan nedir?

Terry Eagleton – Tanrı’nın Ölümü ve Kültür

Tanrı'nın Ölümü ve Kültür Kitap Kapağı Tanrı'nın Ölümü ve Kültür
Terry Eagleton
Yordam Kitap
272

Terry Eagleton bu kitabında, özellikle 11 Eylül saldırısından bu yana gündemi işgal eden köktendinciliğin yükselişinden hareketle şu soruyu soruyor: Tanrı yeniden mi dirildi? Yoksa aslında hiç ölmemiş miydi?

Kitap, Aydınlanma düşüncesinin "Tanrı katli"ni hedeflediği iddiasını sorgulayarak başlar. Sekülerleşme sonucu Tanrı'nın ağır bir darbe aldığını teslim etse de, tümüyle yok olmaktan ziyade farklı kılıklara büründüğünü savunur. Seküler bir çağda ne Tanrı eski haliyle var olabilir ne de din, doğru; ama bıraktıkları boşluk, vekaleten bile olsa, mutlaka başkalarınca doldurulmalıdır. Çünkü Tanrı, kimi zaman iktidara saplanmış bir diken rolü üstlendiyse de, ağırlıkla siyasi egemenliği meşrulaştırmanın en güçlü yollarından biri olagelmiştir. Eagleton, Akıl'dan sanata pek çok şeyin, Tanrı'ya vekalet eden aşkınlık formları sunmaya soyunduğunu söyler. Bu vekillerin en maharetlisinin ise, kavramın geniş anlamıyla kültür olduğu kanaatindedir.

"Dillere düşmüş duygulanım yoksunluğuyla" postmodern toplum, Tanrı'ya ve vekili kültüre uyulan ihtiyacı hükümsüz kılıyor ve bu haliyle "ateist bir toplum" öngörüyor gibidir. Oysa öte yanda köktendincilik yükselir. Dolayısıyla, evet, Tanrı yine ölmemiştir; ama bunu kendi kahramanca direnişinden ziyade, "insanların Tanrı'nın cenaze töreninde kendilerini yeniden yaratma olanağını görmeyi başaramamış olması"na borçludur.

Günümüzün en üretken Marksist düşünürlerinden biri olan Terry Eagleton, her zamanki keyifli ve akıcı üslubuyla bakışını bu kez dinin kültür düşüncesi ile ilişkisine çeviriyor. Eski sorulara yeni yanıtlar veriyor, kolaycı yanıtlara zor sorular soruyor.